14 Şubat 2008 Perşembe

Türban

Bu konuda yazmak son derece gereksiz. Tartışmak ise vakit kaybı.

Ne yazık ki Türkiye gibi bölgesinde çok büyük olabilecek bir ülke, bu tür yapay gündemlerle meşgul edilebiliyor. Dört tarafımız sorunlu, yanıbaşımızda savaş, içeride ekonomik ve sosyal sorunlar varken, tamamen kişisel bir tercih olan başortüsünü değişik bağlayarak dini bir sembol haline getirip üzerinden politika yapmak isteyen yobaz bir hükumet, çoğunlukla cahil ve ilkesiz olan büyük bir kısım halkı da arkasına alarak ülkemizi karanlıklara götürmektedir.

Olayların akışına bağlı olarak bölünen Türk halkı, tarikatların oyuncuları olan hükümetin, icranın ve hatta devletin başındakiler ve onların ortakları sayesinde çok tehlikeli sulara doğru yol almaktadır.

Hükumete alternatif olması gereken muhalefet ise aciz ve pasif bir hal almış, tamamen paralize olmuş, olayları şaşkınlıkla seyretmektedir.

Bu gidişatı demokratik yöntemlerle degiştirebilecek tek kuruluş olan Yüksek Yargı Organları ise bugüne kadar görevlerini yapmamışlardır. Oysa, AKP hükumeti mensupları, Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere birçok kimse anayasa nezdinde birçok suç işlemişlerdir.

Tek ümidimiz, görevleri içinde laik Cumhuriyeti korumak olan Türk Silahlı Kuvvetlerine sıra gelmeden son demokratik çare olan Yüksek Yargının cesaretini toplayarak harekete geçmesidir.