Kösemde oturuyorum. Onlarin siradan
bulduklari her yasam dilimi icin onlara farkli gelebilecek, degisik çikartsamalar
yapiyorum.
Çanakkale'nin Biga kasabasinda eczaciyim ve anneyim. Etrafimdaki esnaf komsularim hepsi erkekti, simdi yariya yakini kadin. Bir de çaga göre degisen receteler var. Küçük bir kasabanin dedikodulariyla da birlesince ortaya her seferinde yeniden tanidigim hikayeler cikiyor...
NOT/BANKNOT
Aksamustu, okullarin dagilis saati, kizim heyecanla iceri girdi. - Bir puanla takdiri kaciriyorum. Hemen babama soyleyip not istetecegim muzik hocasindan.
Lise yillarimda hep boyleydi konusmalar donem sonlari. Karnen nasil? - Bes zayif var ama muzikle beden sayilmaz. Uc tane yani.
- Iki puanla tesekkuru kacirdim.
- Resimci bir not verse takdirlikti.
- Son yazilida hasta olmasaydim ucuncuydum.
- Basabas gidiyorduk ama bedenden yukseltmisler notunu.
Onun babasi hakim diye bence.
Ahh, hep hakettigimizin bir altinda kalmak zorundamiyiz? Bir uste gectigimizde de bir ustekinin altindayiz. Hep sikayet, hep haksizlik, hep sanssizlik. Ayni gunun gecesi yemek sonrasi sohbet. Konu yine notlar. Once ben soruyorum kizima;
- Niye fen bilgisi hocandan istemiyorsun?
- Muzikle ayni duzeyde ders degil.
- Muzik hocanizin da boyle dusunecegine emin misin?
- Ama o birkac kisiye fazla not verdi. Bana da hak degil mi? - Nasil takdir kullandigini bilemem.
- Aslinda ben neden uzuluyorum biliyormusun?
- Neden?
- Beni bu sekilde gececek olanlarin havasini yemekten.
Iki durumda icine sinmiyordu. Bizim icin takdir getirmesinin onemli olmadigini biliyordu ama cevreye karsi rahatlayacak, kendisine sorulabilecek tum sorulari ve yasitlari arasi karsilastirmalari bir kalemde kesecekti. Iki tercih yapabilecegini anlatmaya calistim. Ya kim ne yaparsa yapsin durust olmanin basitligini ve ic huzuru yasayacaksin. Ki bu seni devamli savunma yapmaktan -kendine bile- kurtaracak. Ya da daha iyi olabilecegini kendin, kendine ispat edeceksin. Bu da calismayi becerebilmekten geciyor. Kolayciligin gelecekte onune cikaracak engelleri, dilerim erken farkedersin.Anne-baba olarak cocugunuzun karsisinda tikandiginizi hissetmenize bence ilk once ogretmenler neden olur. Onlarin, gunluk bir olayi yorumuyla sizinki catistiginda tam da ustu biyik, alti sakal durumu olusur. Bu farki farkeden cocuk zaten hemen size yetistirir. Hadi bakalim simdi ne diyeceksin? dercesine.
Ilk once baska acilardan dusunmeye calismasini istersiniz cocugunuzun. Ogretmeni yipratmamak gerekir derken, ondan alacagi pozitif bilgilere karsi da ilgisinin bozulmamasidir niyetiniz. Daha da gercegi, dogrusunu ilerde bulmasi umuduyla kafasini karistirmis olursunuz.
Fakat, ogretmen TITAN (saadet zinciri-matematiksel kazanc) sistemine uye olup, heyecanla , gururla kosusturuyorsa, sizin dizlerinizin bagi cozulur.
Herkes giriyormus ama. Doktor, muhendis, esnaf , sanatci ve malesef eczaci. Uretmeden surekli gelecek paraya tav olan her meslek sahibi kisiye sempatinizi kaybeder, iliskinizi kesebilirsiniz. Onlar, sistemin periferdeki uyelerini somurdugunu ve tum ahlarini da bereberinde aldigini goz ardi edebilirler.
Ben calismaya ve uretmeye inacimizi yitirdigimiz bu ortamda cocuklarimiza ogretmenleriyle birlikte ne diyecegimizi merak ediyorum.
- Hocam, eger bir not verirseniz takdir alacagim.
- Al sana 100 DM yavrum.
- Niye para veriyorsunuz hocam?
- Bana hep geliyor. Velini sen de titana sok. Sana ogrettiklerimin tumunu de unut.
- Artik calismaya bilirmiyiz?
- Kesinlikle.Siz de not istememesi gerektigini tum ahlaki degerler adina anlatabilirsiniz cocugunuza. Eminim ogretmen de boyle bir veliyi, saskinlikla karisik gurur duyarak bagrina basar.
Evet, ama para oyunu bozuyor. Cunku yasamin tum hedefleri ona kitlendi.
Eksikliklerimizin tek kusuru sensin PARA!.. Yoksa biz mukemmeliz. Biz yasami da bir-iki bankNOT ile kaciracak degiliz.
AYDAN 24/01/98
BIGA
© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)