ÇOCUKLAR BÜYÜDÜ

30 AGUSTOS 1997 - BiGA

Yaramazlik yaptigimiz gunleri hatirlatiyor bana o koca adam. Tabii ben de koca kadin. Cocukluk penceresinden boyle gorunuyoruzdur simdi. Ben ayni pencereden geriye bakiyorum.

Bak iste! Yine kandiriliyoruz. Mahallenin cocuklarinin ele basi orada. Arka bahcede uzay gemisi yapiyorlarmis. Dogru mu acaba? Niye yalan soylesinler? Onlar bizden buyuk ve cok caliskanlar. O ne! Cimento, demir gibi malzemeler getiriyorlar arka bahceye. Rampa insaati baslamis. Baska bir sebebi olabilir mi ki? Ama kizlarla konustugumuz herseyi de hemen ogreniyorlar.

Uzaylilardan yardim aldiklari dogru galiba. Kus dili de biliyoruz diyorlar ya.. Belki de uzaylilar kus seklinde geziyordur. Su kargalar olabilir mi?

Koca adamin cocuk hali, ne konusuyor annemle. Ha evet hatirladim. Beni sikayet ediyor. "Muzeyyen hanim teyze, kiziniz cok guluyor. Otuz iki disi birden gorunuyor. Kizlara hic yakismaz." Annem; "Bak Aydan, biraz davranislarina dikkat et!" Utaniyorum mahallenin bilgin ve bilgic abisi tarafindan elestirilmis olmama.

Bugun de evlerinin camlarini silmis. Hem caliskan, hem de her seyi biliyor, hem annesine yardimci hem de erkek. Annem yine ornek gosteriyor onu bana. "Sen sadece gez, hic yardim ettigin yok!"

Yine tomruklarin uzerine oturmusuz. Biçkiya gelen farkli uzunluktaki kalin tomruklar ust uste konmus. Tehlikeli oldugunu herkes soyluyor ama kimse bizi engellemiyor. Her turlu atlamayi yapip, altlarinda saklaniyoruz. En gizli planlar icin malzeme biriktirdigimiz yer orasi.

Her sohbet, yeni bir sahnenin hafizamdaki yerini pekistiriyor.

Yillar sonra beni cocukluguma goturen arkadasimla ayni is kolunda calisiyoruz. Günde birkac kez karsilasiyoruz. Ne oluyor da eski mahalleme bu kadar cok gidip-geliyor dusuncelerim?

 

Benim gibi dogup buyudugu kasabalarda yasayan insanlar yaslandiklarini her an hissetmezler. Arkadaslarinla beraber buyur, evlenir, coluk-cocuga karisir, ayni sorunlari paylasirsin genelde. Yuzler de beraber kirisir, saçlar da beraber aklasir. Ama birsey seni gecmise bu kadar cok tasirsa, eski ortak yaramazliklarin ne kadar uzakta kaldigini hatirlamak içini de burkar.

Ortak yaramazliklar diyorum cunku simdi ortak bir yasam anlayisini paylasmiyoruz. Her sohbetimiz birbirimizin hayatina, gelecek ile ilgili dusuncelerine yapilmis sondajlar. Bu kadar beraber buyuyup, nasil bu kadar ayri yerlere dustuk? Iste bana carpici gelen bu. Onu cocuklulugumla beraber tanimlamak istiyor beynim.

Ben onun hayallerini gercek sanirdim. Cunku hayat bana cok akilci ogretilmisti. Eger uzay gemisi diyorsa dogru olmaliydi. Eger dogru degilse onun adi bende hayal degil, yalandi. Simdi dusunuyorum da en buyuk hayalim, ertesi gun oynayacagim basket macinda en cok sayiyi yapabilmekti. "Tatli Cadi" olmayi hep istemisimdir, itiraf ediyorum. Ama hic Tatli Cadi oldugumu soylemedim.

O hayatin anlamini kendisini dine vererek cozumlemeye calisiyor. Allah'in takdirine birakiyor kendini. Ben ise insana dair herseyi anlamaya calisiyorum. Doganin bize sunduklarini görmemezlikten gelmeyi ihanet sayiyorum kendisine.

Onu hayalleri nereye tasidi? Benim akilciligim ise her renklilige acik simdi, beni sasirtsin, bana ogretsin diye. Hayal kurmayi da ogrendim.

Baska nerelerde ayrildi acaba yollarimiz? Kimler, hangi olaylar bizi ayri yollara çekti? Neden beraber yasadiklarimizi da ayri yorumladik?

Cok sonra ogrendim rampa diye acilan cukurlara sele zeytini basildigini. Ama bana bir uzay gemisi birakti anilarimda. Bence hala arka bahcede duruyor gemi.

Yine ogrendim ki kizlarla erkeklere karsi cephe olustursam da sirlarimizi soyleyenlerin uzaylilar degil bizim cinsten oldugunu.

O da ben de buyuduk. Hangimiz adam oldu acaba? Neyse diyoruz, iyi ki tomruklarin altinda kalmamisiz. Yine görüselim.

AYDAN

© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)


Arsive geri dön...