Çocuk ve Hediye

 

Özel günlerde hediyeler veririz birbirimize. Nasil seçeriz onlari?Karsi tarafin hosuna giden birsey mi? Kendimizin begendigi mi? Gücümüzü gösterecek sekilde mi? Imali mi? Laf olsun, sira savsin diye mi? Belki de her türlüsünü yerine göre yapmisizdir. Iste bir hediyenin hikayesi...

Kadin komsularim arttikça, isyerlerindeki kiz çocuklari sayisi da fazlalasiyor. Babanin dükkanina git denilen erkek çocuklari kadar, annenin dükkanina git denilen kiz çocuklari da renk katiyor is yerlerine. Büyüyünce de eczaci olmak isteyenler çogunlukta.

Bitisigimdeki dükkan optikçi. Patronu, çocugu, çalisanlari hepsi bizim cinsten. Kizi Asli sekiz yasinda. Bir gün heyecanla yanima geldi. "Aydan Teyze benim üç gün sonra dogum günüm", dedi. "Oooo, hemen not almaliyim", dedim ve masa takviminde günü isaretledim. Iyi yetistirilmis bir çocugun tavriyla,- gerçekte hediye almanin çekiciligini gizlemeye çalisarak "bir öpücük yeter benim için" dedi notumun ne anlama geldigini çok iyi farkederek. "Evet olabilir" dedim. "Belki sana yeter. Ama bana yetmez. Çünkü ben, senin beni hatirlamani istiyorum. Sana hediye vererek hayatinda yer edinmek istiyorum" gibi laflar söyledim. "Peki o zaman", dedi ve gitti.

Üç gün sonra takvimdeki uyariyla karsilasip, kuyumcudan küçük altin bir burç aldim. Paketleyip, yan dükkana geçtim. Dogum gününü kutladim. Hediyesini verdim. Coskuyla karsilayip, boynuna takti.

Üzerinden birkaç hafta geçmisti. Onlarin dükkaninda kahvelerimizi içerken, kolyenin bos kutusunu tezgahin üzerinde gördüm. "Bu kolyenin kutusu degil mi?", diye sordum. "Sorma", dediler. "Neler oldugunu bilmiyorsun". Asli yokken anlatmaya basladilar. Annesi, kolyeyi kaybedebilirsin, dikkatli ol ikazlarini arttirdikça; o da daha özenli olayim derken birgün biraktigi yerde bulamamis. Çok aramis, çok üzülmüs ama sonuç degismemis tabii ki. Enteresen olan bundan sonra yaptiklari. Ertesi gün dükkana gelip, kolyenin bos kutusunu dolap içlerinde aramaya baslamis. "Bos kutuyu ne yapacaksin, onun ne önemi var?" diye sormuslar. "Aydan Teyzemin resmini alip, içine koyacagim, hep masamin üzerinde duracak", demis. "Benim onu hatirlamam gerekiyor, benim hayatimda bir yeri olmasi gerekiyor", diye açiklama yapmis. Pek anlam verememisler. Ben aramizdaki, dogum gününden önce geçen konusmayi anlatinca, bu telasain sebebi anlasildi.

Çocuklarla yapilan anlasilir ve samimi diyaloglarin, onlarin üzerindeki bu farkedemedigimiz etkisini görmek bakimindan çok sasirticiydi. Eminim ki yanlis kurulan diyaloglarin sonuçlarini da dikkatli bakislar hemen farkediyordur. Ne ekersek, onu biçiyoruz. Kendimizi daha iyi tanimak istiyorsak, çocuklarimizi biraz bizi yansitan aynalar gibi düsünebiliriz. Ne dersiniz?


Aydan

Ocak 97/Biga



Arsive geri dön...


© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)