Kadiyanim Teyze
Kadriye hanim teyze derken bir çirpida böyle çikardi agzimizdan sözcükler. Ilkokul yillarimizdi. Mahallenin küçük meydanina bakan penceresinden, perdesini yarim aralayarak herkesi izlerdi. Kimin hangi maleye - ögleden sonra yapilan hanim ziyaretleri anlaminda - gidecegini, kocalarinin kaçta gelip-gittigini bilir, o gün pek görünmeyenlerin neler yaptigini kestirmeye çalisirdi pencere ve bahçelerindeki ipuçlarindan.
O evinin 80'lik babaannesiydi. Gelinini çekistirir, torunlarina kizar, politik görüslerini herkese kabul ettirmeye çalisirdi. Sokakta oynayan çocuklarin topuna, ipine, saçina karisirdi telasli sertlikleriyle.
Babam aksam eve geldiginde, günün mahalle sohbetleri içersinde mutlaka onun ismi bir-iki kez geçerdi. Bazen babam kizar, bazen de güler geçerdi. "Ya çocuklar" derdi, "Her zaman pencerenin önünde oturulmaz ki. Biz de yaslaniyoruz. Böyle olmamali. Gençleri rahat birakmaliyiz."
Öyle veya böyle hayatimizdaydi. Fakat birden sartlar degisti. Ve babam için mahalledeki en önemli kisi oluverdi.
Babam 55 yasindan sonra ilk arabasini almis ve agir isitmesine ragmen kulak cihazini sürekli kullanmasi kaydiyla ehliyetine hak kazanmisti. Bize korkulu anlar yasatarak arabasinin keyfini çikarmaya çalisiyordu. Yasi ve maddi birikimi açisindan yasaminin güzel bir ödülüydü arabasi. Arabasini çok temiz tutardi. Sigara tiryakisi dayima bile küllüklerine sigara söndürtmedi. Fakat önemli bir sorunu vardi. Arabasini rahat birakmayan çocuklar. Bir gün fark etmisti ki Kadiyanim Teyze pencerede ise araba güvende, o yok ise çocuklar hücümda.
O gün eve girdiginde, yüzünde kendisiyle dalga geçercesine gülümseyip, söyleniyordu. "Ne isi var Kadiyanim Teyze'nin!? Her zaman otursun pencerenin önünde. O olmayinca huzurum kaçiyor!"
Bundan sonra Kadiyanim Teyze'yi savunulmayacak konularda bile savunurdu espri olsun diye. Küçük çikarciligi ile dalga geçerdi. Kendini yüksek sesle elestirmis olurdu bir sekilde.
Böyle anilarla ögrendik, tavirlarin ve düsüncelerin sartlara göre degisebilecegini. Bu durumlarda yapilacak en iyi seyin, gereksiz savunmalar yerine, gerçek ile yüzlesmenin gerektigini... Ve herkesin de herseyin farkinda oldugunu gözardi etmemeyi. Bundan dogan mahcubiyetin de sizin insiyatifinizde desifre edilmesine izin vermek, herhalde altinda ezilmekten kolaydir. Çünkü en önemlisi farkina varmak.
Ocak 97/Biga