Kösemde
oturuyorum. Onlarin siradan bulduklari her yasam dilimi icin onlara farkli gelebilecek,
degisik çikartsamalar yapiyorum.
Çanakkale'nin Biga kasabasinda eczaciyim ve anneyim. Etrafimdaki esnaf komsularim hepsi erkekti, simdi yariya yakini kadin. Bir de çaga göre degisen receteler var. Küçük bir kasabanin dedikodulariyla da birlesince ortaya her seferinde yeniden tanidigim hikayeler cikiyor...
OLUME SIGINANLARAnin kocasi o gece yine gec kalmisti Cok uzun zamandir tatsizliklar devam ediyordu aralarinda. Artik hersey birbirine karismis, icinden cikilmaz bir hal almisti. Simdi de onu beklemenin bir anlami yoktu. "Bari yatayim" diye dusundu. Yatak odasina gectiginde tuvalet masasinin aynasinda yuzune bakti. Her zaman ozenle yaptigi makyaji hala tazeligini koruyordu. Belki biraz rujunu yenilemesi gerekebilirdi. "Evet, evet, ruj sureyim" dedi. Rujunu surerken dusundu. Su an eve bir yabanci, herhangi bir nedenle gelse, geceyarisi bile iyi gorunecekti. Gulumsedi. Ama bu saatte gelen insan kotu haber getirirdi ancak. Kotu haber mi? Kotu haber ne olabilirdi ki? Bir anda aklina geldi. Niye kocasinin olum haberi olmasin? Hergun o kadar cok trafik kazasi oluyordu ki belki bu kez ona sans gulerdi! O zaman niye soyunuyordu ki? Hazir olmaliydi. Geceligini kenara cekip, tekrar bluzunu ve etegini giydi. Mutfaga gidip bir elma aldi, ısırdi. Uzun bir gece olabilirdi. Birden kendini iyi hissetmeye basladi. Salona gecti ve bir sigara yakti. Ayrintilari kafasindan gecirirken o kadar daldi ki zamani filan unuttu. Birden kapi caldi. Iste haber gelmisti! Kosarak acti. Kocasi duruyordu karsisinda.
Beraber yattilar. Yine de o gece daha rahat uyudu!
B, kocasi ile ulkesinden cok uzakta yasiyordu. Baskici bir ulkenin sinirlarinda, kendi meslegini yapamadan, dostsuz bir yasamdi onun ki. Sadece aksamlari kocasinin arkadaslariyla sohbetlerini dinlemekti tum yaptigi. Sonra cocuklari girdi yasamlarina. Hersey bir cikmaza dogru gidiyordu. Mutsuzdu. O, ne zamandir olum hayalini kurmaya basladigini hatirlamiyordu. Tum ayrintilar kafasinda zaman icinde olusmustu. Ne kadar kolay bir kurtulus olacakti. Her an bir is kazasi olabilirdi. Bir gun carsiya ciktiginda hic siyah bir elbisesinin olmadigini farketti. En kisa zamanda aldi. Her yaptigi hazirlik onu rahatlatiyordu. Memlekette onlari ne huzunlu bir karsilama bekleyecekti. Tek sorunu vardi. Cenazenin ucakla gonderilme islemleri cok karisik olabilirdi. Oraya gelince isler, cani sIkIliyordu. Keske Turkiyede olsalardi. Bu sorun da olmayacakti.
Turkiyeye esiyle beraber donduler! Hayalini uzun sure sevdi.
Yasami cok seviyorlardi. Cikisi bulana kadar bu yolu sectiler. Gerceklerden kactilar. Kendilerine degil, eslerine kiydilar.
Belki bu hayale cesaret edemeyen , cok daha fazla kadin kendisine kiyiyor. Her gun, sayisiz coklukta kadin kendisinin "oluyor" oldugunu dusunuyor. Doktor doktor dolasip bunun ispatini ariyor.. "Hadi bakin bana" diyor gercekte "Ben beceremiyorum bu oyunu, ama ne yapacagimi da bilmiyorum." Evet bir sekilde olum kol geziyor etraflarinda. "Sen ol" diyenlerle, "Ben oluyorum" diyenlerin cikmazlari ayni.
Evliligin rengi degistikce, ailenin, kocanin, cocugun ve toplumun baskisi agirlastikca, hayaller ile paranoyalar sariyor beyinleri.
Herkese gecmis olsun!..
07/06/98
Biga
AYDAN'a E-mail© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)