Üniversitede Bir Saat

Yeni yilin ilk haftasi içinde günesli bir Ocak günü Istanbul'dayim. Arkadasimin kizi "benimle derse gelir misin?" diye bir teklifte bulunuyor. Bir-iki saat sonra I.Ü. Latin Dili Edebiyati bölümünde, Roma Edebiyati dersindeyiz.

Sinifta 20-25 kisi var. Çaliskanlar, cool takilanlar, kendi aralarinda sohbet edenler, derse katilanlar, izleyenler ve ben.

Hoca derse girdiginde tavirlar ve konusmalar biraz hizini azaltsa bile devam ediyor. Geçen dersin özetinden trajedinin islendigini ögreniyorum. Ve bu tarza karsit olarak ya da onun içinden komedinin dogdugunu açikliyor. "Güleriz aglanacak halimize" sözünün geçisi anlatiliyor bir tür.

O döneme ait kisa bir eser okutmak istiyor. Tiyatroyla ilgisi oldugunu da ögrendigim bir grup ögrenci rolleri paylasiyor. Bir diger ögrenciden önsözü okumasini istiyor. Ögrenci nazlaniyor, çok uzun diyerek bir buçuk sayfalik yaziya. Hoca sakince sinifa dönüyor ve "üsenmek" sözcügünün Latincede olmadigini söylüyor. Fransizcada da bir fiilin birkaç sözcükle ifade edilebildigini ilave ediyor. Ingilizcede olup-olmadigini tartisiyorlar. Tartismayi önsözü okumaya çoktan baslamis olan ögrenci kesiyor.

Diger ögrenciler keyifle okuyorlar. Çok basarililar. Hem gülüyoruz, hem dinlemeye çalisiyoruz. Sikintili ögrencilerin çikardigi sesler, çalan cep telefonu sessiz bir ortam saglamiyor bir an için bile.

Ögrencilerin çogu kitabin yarisina kadar dayanabiliyor. Sonunu dinlemeye niyeti olan az. benim için ise hem ders, hem ögrenciler degisik. Hiçbirseyi kaçirmadan izlemeye çalisiyorum. Hoca da dahil. Sakin tavriyla "Bu kadar yeter herhalde", diyor. "Bir fikir edindik o döneme örnek olabilecek". Kimlerin ne kadar ilgili oldugunu yaklasik sayisal sonuçlarla söylüyor. Biz de dinledik diyen mahçup ve ciliz sesler çikiyor. Hoca devam ediyor. "O zaman da böyleydi", diyor. "Tiyatro gruplari ilgiyi çekmek için siirsel anlatimi tercih eder, kelime oyunlari ve abartili seslerle sunarlardi eserlerini. Hatta cambaz ve soytarilar ilgiyi arttirmaya çalisirdi. Sonuç yaklasik bu siniftaki kadar olurdu yüzdeye vurursak."

Kendi ögrencilik yillarimla bu kadar fark olabilir mi diye düsündüm. Yoksa edebiyat bölümünde olusumun da etkisi var miydi? Onlar o bölümü seçmis mi, yoksa kazanmis miydilar?

Ben ögrencilerle, hocanin arasinda bir yastaydim. Bir taraftan onlarin yasayacagi uzun yolu düsündüm, sonra benim ilerki yaslarimi.

Dersin tadini en çok çikaran, bana hocaymis gibi geldi. Bilen kisi keyfine de en iyi variyordu.

"Yaslandikça özgürlesirsiniz", diyordu bir yerde. Ne istedigini, ne kadar istedigini nasil elde edebilecegini bilebilmek. "Diger insanlari dogru tahayyul edebilmek" de bir baska tanimi özgürlügün. Hepsi kendini tanimak ve zamanla ilgili edinimler, yatirimlar.

Gençleri biz anlamak durumundayiz, sevgiyle ve bilgiyle.

Aydan

Ocak 97/Biga



Arsive geri dön...


© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)