bulent.gif (5145 bytes)

21. Yuzyilda Turk Dunyasinin Izlemesini Istedigim Rota:

TOPYEKUN TURK VARLIGI ("TurkVar") : Bolum 4

                                              Hedefler, Araclar, Cozumler

Hedefler Nedir?

Turkiye, TurkVar'in lokomotifi ve vitrinidir.  Turkiye'nin hedefi ise su olmalidir: dunya devletleri siralamasinda, istatistikleri tutulan her uygarlik gostergesinde, ilk ona girmektir. Insan basina dusen gelir, ogretmen basina dusen ogrenci,  kisi basina saglik harcamasi, vatandas basina dusen yesil alan, v.b. gibi her turlu uygar kategoride, hedef birinciyi de gecmek ya da en azindan birinciye cok yaklasmak olmalidir.  Boylece her turlu egitim, her meslek, her pazar, her fikir, her endustri, her spor kendi hedefini kendisi kolayca saptamalidir. Hedefi anlatmak icin oyle kitaplar dolusu tanim gerekmemektedir.  "Hedef Ilk 10" demek yeterlidir.

Dunya devletleri siralamasinda egitim devrimlerini sessizce gerceklestirmis olanlar ilk bes sirayi zaten acik ara kapmislar:  Amerika Birlesik Devletleri (bundan sonra "ABD"), Japonya, Almanya, Ingiltere ve Fransa'nin ilk besteki bu siralamasi kisa ve orta vadede saglam gorunuyor.  Burada kendimizi asla aldatmiyoruz.  Ama besinci ile onuncu arasinda cok cetin bir yaris var, iste biz bu bolgede, eger cok calisirsak,  akilli calisirsak, kisa-orta vadede yer edinebiliriz. Eger Turkiye, her alanda  ilk 10 a yukselirse, yaratacagi momentum ile arkadan gelen TurkVar treni, bir cok alanda  orta-uzun vadede ilk besi de zorlayabilir.  Iste Turkvar'in hedefi de uzun vadede bu ilk 5 e girmektir.

Ozetlersek, Turkiye'nin hedefi, uygarlik yarisinda, kisa vadede ilk 10 a girmek, TurkVar'in hedefi ise uzun vadede ilk 5 e girmektir.  Artik surada hedef ne, burada hedef ne diye ayri ayri sormak herhalde gerekmez.  Bu hedefler TurkVar insanina bir cam bardak dolusu icecek su gibi saydam olmali ve nefes almak gibi dogal gelmelidir.  Bunlarin artik hala tartisarak gereksiz yere cok degerli zamanlar  harcanmamalidir.

 

Hedeflere Ulasmakta Kullanilacak Araclar:

Turkiye'nin ilk 10 ve TurkVar'in ilk 5 hedeflerine ulasmasi icin kullanacagi en onemli arac egitimdir.  Egitim, Turkiye'nin , bana gore, en birinci sorunudur.  Turkiye'nin diger butun sorunlari bir araya toplansa, yanyana getirilse, ustuste bindirilse yine de egitimden sonra ancak acik ara ikinci sorun olabilir.

Ikinci arac yuksek teknolojidir ("yuk-tek").  Artik istihdam saglansin diye zararina calisan, emek-yogun isletmeler donemi tarihin tozlu sayfalarina terkedilmelidir.  Yuk-tek konusuna ileride sikca donecegiz.

Ucuncu arac, arastirma-gelistirmedir ("ar-ge").  "Bastir parayi, al lisansi" donemleri de yavas yavas son bulmalidir.  Her alanda degil, ama cok iyi secilmis bazi alanlarda, Turkiye ar-geye cok genis yatirim yapilmasini ozendirmelidir.

Dorduncu arac "tek kagit - tek imza - tek beyan" sistemine gecip burokrasiyi sifira yakin noktaya cekmek, yaraticiligin ve girisimciligin onunu tamamen acmak, ve bunu yaparken devlete sadece "hakem"  ve "kolaylastirici" (facilitator) rolunu birakmaktir.  Devletin butun diger rollerini sivile devretmektir.  Ben buna yeniden yapilanma, ya da kisaca "yeni-yapi" diyorum.

Daha baska bir cok arac olacaktir ve bu dogaldir, ama yukaridaki dordu, yani egitim, yuk-tek, ar-ge,  ve yeni-yapi en onemlileridir.  Bu dortlu, uzerinde cilt cilt kitap yazilacak kadar derin ve kapsamli konulardir.  Yukarida kisaca degindigime bakip aldanmamak gerekir.

 

Cozumler Nelerdir?

Ikinci yazimda, Turkiye'nin sorunlarini kendi gordugum sekilde siralamis ve en tepesine de egitimi oturtmustum.  O halde cozumlere de egitim konusundan baslayacagim ve o siraya gore devam edecegim.  Bunu yaparken de elestirilere acik olacagim.  Su satirlarda yapilan bile bir cesit devrimdir cunku  ben ve okurlarim hep beraber bir kitap yaziyoruz.  Sizin elestirileriniz beni yonlendiriyor. Sorularinizdan bazi konulari tam islemedigimi anliyor ve o noktalara aciklik getiriyorum.  Yanliz bazi koklu inanclarim var ki onlardan odun veremem.  Guzellik yarisina da cikmadigim icin kimseye sirin gorunme diye bir sorunum yok.   O yuzden icimden geldigi, kafama yattigi gibi yaziyorum.  Sorumluluklar da tamamen bana aittir.

      - Egitim

Egitim deyince acaba ben ne anliyorum, sokaktaki adam ne anliyor?  Ya da seriatci, bolucu ne anliyor? Ya da batili, dogulu ne anliyor?  Suna inaniyorum ki 100 kisiye sorsak 50 degisik cevap almamiz mumkun.  O halde, egitimin once bir tanimini yapmak gerekir.  Ben egitimi soyle tanimliyorum:

"Egitim, bir insanin fikren ve ahlaken gelismesi ve topluma yararli olmasi icin icin kullanilan, ve dogumla baslayip olumle biten, cok yonlu, cok boyutlu, sistematik bir ogretiler toplulugudur."

Tanimi boyle yapinca, egitimin oyle hemen 8 yilda baslayip biten, yasamdan kopuk bir film gibi gormek yanlisligindan kurtulabiliriz.  Bu tanimda "ben egitimimi tamamladim, oyleyse herseyi bilirim"  gibi sacma fikirlere de yar yok cunku egitim besikten mezara kadardir.  Insan yasiyorsa ogreniyordur, oyleyse egitimi bitmemistir… Bitemez… Bu fikir kafalarda ve gonullerde yer ederse, ettirilirse, bircok sorun kendiliginden cozulur…  Ornegin okuma aliskanligimizi gelistirelim diye kimse yirtinmaz, cunku yasayan herkes egitimine devam edecegi icin okumasi normaldir… Beklenir… Su anda Turkiye'de oldugu gibi "kitap-gazete-dergi okumayan yetiskin" lerden ileride eser kalmaz…

Tanimi yaptiktan sonra programa geciyorum:  2001 senesinden baslayarak zorunlu egitim 13 yila cikarilir.  Cocuk 5 yasinda anaokuluna gider, ve taa 18 yasinda liseyi bitirene kadar sistemde egitilir.  Amerika'da ve daha bircok batili ulkede bu zaten boyledir.  2005 yilinda itibaren de egitim, 2-4 yaslarini da kapsayacak sekilde, 3 yil daha uzatilir. Toplam egitim, boylece 16 yila cikarilir (Fransa'da oldugu gibi).   Egitimin bu bolumu secmeli olabilir.  Ya ailesi cocugu yarim gun (ya da tam gun) icin okula getirir ya da okulla bir anlasma yapar ve kendisine verilen egitim programini cocuguna uygular.  Belirli asamalarda "yeterlilik" sinavlari olabilir.  Dikkat, burada  sinavlardan  anlatmak istedigim "en cok kim biliyor" gibi bir yarisma degil, "en az bilinmesi gerekenler" konusunda yeterliliktir…  Boylece, Amerika'da oldugu gibi, liseyi bitirip dogru durust gazete okuyamayan ogrenciler bulunmaz.

     - Iletisim Devrimi

Milli Egitim Bakanligina("MEB") bagli tum okullar 12 ay icinde internete gecerler.  Buralarda 3 er ogretmen internet egitiminden gecer ve ek maasla internet uzmani olarak  ek hizmet verir. 10 sandalyeden fazlasi olan her kahvehane 12 ay icinde internete gecer ya da ruhsati yenilenmez.  Her kahveci (veya sectigi bir kisi) internet'ten sorumlu olur.  Cirosu besyuzbin dolardan fazla her is yeri 12 ay icinde internete gecer veya ruhsati yenilenmez, mali cezalar gorur.    Tum koyler internet'e 24 ay icinde gecirilir.  Muhtarlar veya sececekleri bir kisi internet uzmani olarak egitlir ve koyde maas karsiligi hizmet verir. Boylece bir yandan yeni kusaklar okulda internet-bilir yetistirilirken , diger yandan halk da internet araciligi ile bati uygarliginin nimetlerinde yararlanir.

Yanliz tabii ESPyi yozlastirmadan basarabilmek gerekiyor… Orada da hukukun ustunlugu, yuksek teknoloji, basin ve sivil kuruluslar ayri ayri kullanilabilir.   Hersey halkin gozu onunde, yasalara uygun  olmaya zorlanir…

 

13 ve 16 Yillik Egitimler Icin Kaynaklar Nereden Bulunacak?

13-16 yillik egitim programi icin Turkiye, 2000-2025 yillari arasinda "bir kusaklik" bir egitim  seferberligi programi  ("ESP") ilan edecektir ve parlamentodan bu yonde bir yasa gecirilecektir. Uygulama partilerustu, anayasa korumasi altinda, ve saydam  olacaktir.  Cunku bu projede Cumhuriyet tarihinin en buyuk harcamalari yapilacaktir.  ESP'nin butcesi ve sekreteryasi, politik baskilardan arinmis ve korunmus olacak ve devamlilik, ilerlemeleri aninda olcme, seri yonetim gibi ilkelerle donatilacaktir.  Altyapi boyle olusturulunca, butcenin kaynaklari yillara yayilaraktan da bulunacaktir.  ESP butcesinin bircok ayagi olacaktir.

1.       Diyanetin lagvedilmesi:  Diyanet islerinin devlet bunyesinden cikarilmasi ve bu yolla tasarruf edilecek kaynaklarin ESP'ye aktarilmasi.  Bu is, kimseyi magdur etmeden soyle yapilacaktir.  Once yeni ise almalar derhal durdurulacaktir (moratoryum).  Ayni anda gonullu erken emeklilik veya baska islere yerlestirme elemanlarin secimine sunulacaktir.  Sonra mecburi emeklilik (furlough) kullanilacak ve kadrolarin eritilmesi saglanacaktir.  Buradan tasarruf edilecek maas, para, bina, tasit, vs gibi tum maddi kaynaklarin ESP ye aktarilmasi cok seri ve saydam olacaktir.

2.       Camilerin topluluklara satilmasi:  ESP'nin diger bir ayagi camilerin isteyen topluluklara satilmasi ve/veya masrafini ustlenen kar-amacsiz kuruluslara devredilmesi ile elde edilecek kaynaklardir.

3.       Kalan camilerin ESP'ye Devri:  Bu yollarla bir kac yil icinde eritilemeyen, alici bulamayan cami ve binalarin ESP'ye 'uygar egitimin amaclarina donuk olarak restore edilip kullanilmasi amaciyla devri gerceklestirilcektir.

Boylece, bir yandan ESP butcesine kaynak akarken, diger yandan da halktan toplanan vergilerle din sektorunun yasatilmasi ve seriatci akimlarin  beslenmesi cirkinligine son verilmis te olacaktir.  Ucuncu avantaj da Turkiye'nin gercek bir laik sisteme bu sekilde gecmis olacagidir.

4.       Ogretmen aciginin asilmasi:  Ilk planda kentli-gonulluler ve/veya askerligini yedek subay olarak yapanlarin kisa donemli hizmetlerini dusunmekteyim.  Boylece darbogazin asilmasi ve yeterli sayida ogretmenin yetismesi icin zaman kazanilmis olacaktir.

5.       "Proje Gelistiricileri": ESP'ye para ve eleman bulma gayretleri hic durmayacaktir.  Aksine, hizlanarak artacaktir. Mali kaynaklari gelistirme ile ilgili "proje ureten komisyonlar" kurulacak ve  sivil toplum iradesine verilecektir.  Devlet, kolaylastirma, denetleme, destekleme, ve yonlendirme konularinda yardimci olacak ve bu islveleri yaparken sivil gayretleri hep on planda tutma basarisini gosterecektir.

6.       Kullanma ucretleri:  vergi yerine kullanma ucretleri yolu ilke olarak benimsenecek ve kopru gecis, arac park ucretleri, v.b. ucretler ESP'ye devredilecektir.

7.       Eglence:  Icki, sigara, kumar, piyango, mac, konser gibi kaynaklardan gelen her turlu gelir ESP'ye devredilecektir. Bu gibi yollar "halki bunaltmayacak" sekilde uygulanacak ve bunu yaparken ESP'nin sahibinin devlet degil halk oldugu fikirlerinin genc kusaklara egitim yolu ile asilanacaktir.

8.       Devletin Tasinmazlari:  Devletin elinde bulunan kullanilmayan veya kapasitesinin altinda kullanilan her turlu bina, arac, gerec, ve malzemenin ESP'ye derhal devri.  ESP bunlari ya onarir kullanir, ya satar ve parasiyla programi destekler.

9.       Devletin Elemanlari:  Devletin memurlari icinde kapasitesinin altinda kullanilan her turlu eleman ESP havuzuna kaydirilir.  Bunlar tekrar bir egitmiden gecerek ESP'nin cesitli kademelerinde is gorur.

10.   Imam Hatip Okullarinin Kapatilmasi:  Buradan elde edilecek bina, arac, gerec, ve malzemenin ESP emrine verilmesi.  Turkiye imam ihtiyacindan cok fazlasini yetistirdi.  Bu hataydi.  Politikacilar "cabuk oy - cepte oy" dusuncesiyle imam-hatip furyasini pompaladilar.  Turkiye'ye haksizlik ettiler.  Simdi, Turkiye'nin elindeki imamlar Turkiye'ye en az elli sene yeter.  O zaman zarfinda da ESP egitim devrimini gerceklestirir.

11.   Diger kaynaklar  (bunlari daha ilerde yazacagim)

Bu kaynaklar ESP'ya akarken ogretemenlerin durumu iyilestirilir.  Maaslari en ust duzeye artirilir; yol, ev, kitap, ve malzeme yardimlari duzenli verilir.  Ogretmenlik meslegi desteklenir, ozendirilir.Ogrencilere gida ve malzeme yardimi yapilir, gerekli saglik asilari yapilir.  Yani egitim, ulkenin en buyuk endustrisi haline gelir.

Diyanet Isleri biterse ne olur?  Simdi bazilari diyaneti kaldiririsan seriat azar diye dusunecektir.  Diyanet seriati kontrol altinda tutmaya yarar diyenler olacaktir.  Yoksa hocalarin ve vaizlarin egitimi devletin dini kontrolu isi halk bilinclenmeden ortadan kalkarsa seriat alir basini gider diye dusunenler olacaktir.  Ben, Turkiye'nin geldigi yeri goruyorum ve bu telasa tam katilamiyorum.  Insanimiz, batida oldugu gibi, camisini, imamini yasatmak icin elini cebine atmak zorunda kalirsa, seriatin popularitesi biter diye dusunuyorum…  Mali destek gormeyen cami kapanmak zorunda kalir, ayni batida kapanan kiliseler gibi… Inanc isi tamamen inanc seviyesine iner… Gerceklesir, billurlasir…Oyle devlet parasiyla  dag tepe her yere cami dikmek, devlet maasli imam yollamak kolay… Ancak is cami-imam olayinin ucretini zorunlu olarak ustlenmeye gelince bakalim, ondan sonra ortaliklarda "trilyoner Erbakan" kalir mi ?  ben diyorum ki, din tuccarlari kaybolur…  Seriat potensiyeli azalir… Biz burada cok dinciler gorduk…  Bir gurup para topladi,  kilise satin aldi, Turkiye'den imam getirdi, ama isi 2-3 yildan fazla yurutemedi… Bu isler boyle… Ilk gunku heyecanlar cabuk geciyor; is paraya gelince inanc durumlari gerceklerle tanisiyor… O zaman eldeki paralar, mideyi doyurmaya kayiyor…

 

Kaynagi Bilinmez, Karanlik Dini Servet:  Bir de din icin yapilan bagis adi altinda butun dis finansman, orgutlenme, sistematik dini egitim, kamplar ve yayinlarin onune gecmek gerekir.  Bunun icin de hukukun ustunlugu kullanilabilir.  Servetinin kaynagini gosteremeyen dini lider, parti, kurulus, veya toplumlar bu serveti ESP'ye kaybeder.  Bu konularda cok ciddi ve kararli olmak gerekir.  Devlet maasiyla 148 kilo altin alabilme ucubeliklerine artik asla hosgoru ile bakilmamali ve hukukun sagladigi destke,  surat ve kararlilikla  "karanlik dini servetin" uzerine gidilmelidir.  Oralarda ne kadar Kaddafi, Suud, Molla parasi varsa son kurusuna kadar, ve hatta cezasi ile ESP'ye devredilmelidir.

Bu konulara 5. Bolumde devam edecegiz…

 SSS, Ergun Kirlikovali
(SSS: Saygi, sevgi, selam… Dostum Hayrani Oz'un guzel bir bulusudur)

26 Aralik 1999

ergun@turkiye.net

Önceki Yazilar

© COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net)