INTROSPECTIVE - Burak Rende

 

21. YUZYILDA DUNYA IS GUCU VE TURK KIMLIGI

Aralik 8 1997

21. yuzyila girerken dunyanin iktisadi yuzu buyuk bir degisim icinde. Ulusal ekonomiler hizla birbirine entegre olurken kuresellesmenin getirecegi dinamikler su gunku ulus-devlet sisteminin yeni karekterleini belirleyecek. Ulusal ekonomiler eriyor ama ulus-devlet'in eriyip erimeyecegi cok ayri bir soru. Kuresellesmenini dunyanin degisik yerlerinde degisik etkileri olacagi kesin. Boyle bir denge icerisinde bu degerleri belirleyecek, yani ulus-devlet'in dunya ekonomisine ne kadar kendisini entegre edebilecegi ve basarili olabilecegi ve bundan sonra da kendi ulusal kimligini ne kadar koruyabilecegi cok onemli bir etkene bagli: Dunya ekonomisine ayakuydurabilecek katilimci, etkili, dunyanin neresinde ve hangi zaman diliminde olursa olsun, ihtiyac ve talebe aninda cevap verebilecek hassas ve kendisini degisik uretim standardlarina ayak uydurabilecek mobil bir IS GUCU. Iste 21.yuzyila girerken bu is gucunun kendisi ulus-devletlerin karakterlerini belirleyecek.

Kuresellesmenin getirecegi en buyuk problemlerden bir taneside fakir ulkelerin, yani dunya uretiminde rol almayacak olan ulkelerin, ve gelismis ulkelerin arasindaki farkin cok daha fazla buyuyecegi. Bu sekilde bati ulkelerinin az gelismis bolgelerde daha fazla soz sahibi olacagi durumu soz konusu. Az gelismis ulkeredeki toplumlarin bu gelismelere nasil cevap verecegi de kesin degil. Butun bunlarin uzerine kendi kulturlerinde olan degerleri koruyup koruyamacaklari da cok belirsiz.

Ister hos karsilansin ister begenilmesin dunya liderlerinin hemen hemen hepsi kapitalizmin getirdigi kuresellesme onunde kendi ulkelerindeki onlemleri almaya hazirlaniyorlar. Onlem derken, kuresellesmenin sadece goturuleri icin onlem degil fakat getirileri icin de olan hesaplari da yapiyorlar. Kuresellesmenin geriye cevrilmesi veya durdurulmasi imkansiz.

Bu gercegi goz onunde bulundurarak ulkeler siyasi ortamlarini oyle bir sekilde ayarlamalilar ki ekonomileri ve ekonomilerinin icindeki degerleri dunyanin bu gelisimine ayak uydurabilmeli. Is gucu, ekonomideki en buyuk etkenlerden bir tanesi. Is gucunun uretimine bagli olarak ulkenin gelecege yatirimi da bir diger onemli faktor.

Is Gucu'nun kapasitesi cok onemli. Her seyden once mobil olmasi gerekiyor. Mobil olmasi derken, dunya standarlarinda verilen herhangi bir zaman dilimine gore Is Gucu'nun herhangi bir ihtiyac ve istege yeterli sayida ve kalitede cevap verebilmesinden bahsediyoruz. Bunun altinda yatan en onemli unsur ise de insan kapitalidir ki buda egitimde yatiyor.

Ozellikle gelismis ekonomilerin baslarini agritan en buyuk propblemlerden birisi de isssizlik sorunu. Avrupa Birligi ikinci dunya savasindan beri en agir isssizlik doneminden geciyor. Birlesik Devletlerin durumu aslinda cok daha iyi. Fakat bu duruma gelmek ve yuksek is oranini korumak zor. En cok korkulan enflasyon ve onun doguracagi sonuclar. 1998e girerken kimse ne olacagini bilmiyor. 1973 ten beri Amerika da 30 milyon is yaratildi ama gercek anlamda insanlarin gelirleri geriledi. Buna karsi Avrupa ulkelerinin kisi basina dusen rakamlari gercek anlamda ilerlemesine ragmen 1973-1994 arasi tek bir net is yaratilmadi. Butun bunlardan cikarilan onemli bir sonuc var: Onemli olan issizlik oldugunda daha fazla is yaratip issizlik sorununu cozmek degil. Asil yapilmasi gereken issizlige girmemek. Oyle bir is cevresi yaratilmali ki bazi sektorlerde kaybolan islerin sonucunda issiz kalanlar diger sektorlerde veya ayni sektorun degisik yerlerinde kendilerine is bulabilsinler. Is ortami degistikce, yapilacak islerin ve uretimin dogasi degistikce, is gucundekiler kendilerini bu degisikliklere gore ayarlayip islevlerini devam ettirebilmeliler. Bu da is gucunun ancak mobil bir is gucu olmasi ile olabilir.

Turkiye de ki Is Gucu'nun, 21 yuzyila girerken bu kaliteye kesinlikle sahip olmasi gerekiyor. Turk Is Gucu'nun onunde bu cok buyuk bir problem olacak. Cunku insan kapitalinin Turkiye'deki gelecegi belli degil. Buna getirilen en guzel son ornek ise 8 yillik egitim konusu idi. Ulkedeki bireyin lise egitiminden gectikten sonra kendisine verilecek bilimsel universite egitimi veya teknik okullarda tanitilacak teknolojik pratik egitimi anlayip ileriki yasamda, yani calisma hayatinda, kullanabilmesi gerekiyor. Tabii bazi kesimler din ile bunun cozulebilecegi inancindalar, fakat bu baska bir tartisma platformunun konusu.

Is Gucu'nun mobil olmasi buyuk olcude egitimde yatiyor. Bu bir gelecege yatirim meselesi. Bir ulkenin ekonomisinin saglikli olmasi, o ulkenin orta kesiminin ne kadar saglikli olduguna bagli. Orta kesim'in uretkenligi (ve ayni sekilde uretkenlik sureci icerisinde tuketim derecesi) cok onemli. Is gucunden bahsederken sadece fiziksel is gucunden bahsetmiyoruz. Ulkenin uretim yatirimlari ve uretim kaynaklarina sahip olmayan herkes, yani maddi durumlari ne kadar iyi veya kotu olsun, calisan (ve bu sayede ureten) kisilerden bahsediyoruz. Ilkokul ogretmeninden fabrika iscisine, isciden yabanci bir yatirimci icin calisan genel mudure kadar herkesten.

Hukumetler daha cok vergilendirme, is ve isci yurutmelikleri ve kanunlar ile halkalarinin karsilarina ciktiklari surece yatirimcilari kaciriyorlar. Ozellikle yabanci yatirimcilari. Bazi kisiler yabanci yatirimcilarin ulkede olmasini istemiyor. Korktuklari da yabancilarin sermayelerini Turkiyeden cekmeleri ve aniden baska bir ulkeye gitmeleri. Aslinda hukumetler yabanci sermayeye sempatik kaldikca yabanci sermaye ulkeye gelmek isteyecektir. Fakat mobil bir is gucu olmadan ne yabanci sermaye kalacak ne de yerli sermaye is verecek duruma gelecektir. Aslinda yabanci sermayenin Turkiyeden kacmasi olasiligi kadar Turk yatirimcilarinin da ulke sartlarini zor bulup yatirimlarini daha kolay olan ulkelerde yapma sansi da ayni derecede yuksek. Yani burada aslinda yatirimlarin yabanci veya yerli olup olmadigi degil soz konusu olan. Soz konusu olan sey yapilan yatirimlarin is gucu tarafindan degerlendirilip degerlendirilemeyecegi. Mobil bir is gucu degisen sartlarda kendisini adapte edebilecegi gibi ihtiyaci olunan insan kapitalini her sektorde karsilayabileceginden sermayenin baska bir bolgeye kacmasi endisesini tasimayacaktir. Sonuc olarak hukumetlerin yaninda is gucunun mobilitesi cok onemlidir. Bu mobilite, biraz oncede yukarida belirttigim gibi, insan kapitalinde yatiyor.

Ilkogretimden itibaren bireyin bazi teknik konularda dunya sartlarinda rekabet edebilecek sekilde altyapisinin hazirlanmasi gerekir. Hukumetlerin etkisi bu konuda cok buyuk. Cunku ozellikle Turkiye gibi bir ulkede egitim alani tamamen devletin elinde. Eger birey yabanci dilden sayisal bilime kadar rekabet edebilecek potansiyele sahip degilse is gucunun ancak alt tabakasinda yer alabilecektir. Cok yetenekli olmayan is gucu uretimde cok katkili olamayacagindan dunya standardlarinda rekabet edemiyecek. Burada onemli olan noktalardan biriside ulusal ekonominin yok olmasi degil. Ulusal ekonominin kuresellesmeye entegre olmasi ile birlikte ulkenin is gucunun dunya ekonomisinde rekabet edebilecek seviyede olabilmesi ve bu sekilde ulusal degerlerini koruyabilecek ekonomik ve siyasal potansiyele sahip olabilmesidir.

21 yuzyila girerken dunya ekonomisine, ve bu yuzden ulus-devletlerin hukumetlerine, cok etkili boyut kazandiran seylerden birisi de TEKNOLOJInin cok hizli gelismesi. Elde olan is gucu'nun gelisen teknolojiye ayak uydurabilecek kapasiteye sahip olmasi gerekiyor. Teknolojinin yarattigi en buyuk sorunlardan bir taneside, daha cok verimlilik getirdigi icin, issizlige yol acmasi. Yani teknoloji gelistikce yeni isler yaratmak durumundayiz ki aksi taktirde karsilasacagimiz en buyuk sorun issizlik olabilir. Tabii dunya kuresel ekonomisinin yapisi issizlige care bulacak bir dogaya sahip degil. Bu gorev hukumetlerin kendisine dusuyor. Hizla uluslarustu sirketlere ekonomilerinin sirtini baglayan hukumetlerin ise etkinligini yitirdigini goruyoruz. Hukumetler degisik sekilde duzenlemeler getirdikce cokuluslu sirketler kendilerini hemen baska ulkelere tasiyorlar. Biraz once cokuluslu sirketler yerine uluslarustu terimini kullanmamin sebebi de bu. Cunku artik eskiden Amerikan merkezli (ornek olarak X kurulusu) cok uluslu Amerikan sirketi simdi artik uluslarustu bir nitelik kazanmis durumda. Yatirimcilari ve yoneticilerinin bir kismi hala Amerikali olabilir ama sirket uretim kaynaklarini, finans kaynaklarini ve yatirimlarini bir iki onemli kararla dunyanin herhangi bir yerine cok kisa bir sure icerisinde tasiyabiliyor. Is cevresi Amerikada uygun degilse, sirketin yatirimcilarinin buyuk bir kisminin Amerika da olmasi veya Amerikali olmasi sirketin Amerika da kalmasina bir sebep degil. Sirketin kar amaclari nereyi gosteriyorsa kaynaklarinida hemen oraya hortumlamaktan hic cekinmiyor. Bu gelisme icerisinde ister istemez hukumetler daha az duzenleme getirme durumundalar yoksa ozel sektorde isverenlerini kaybetme tehlikesi ile karsi karsiyalar.

Globallesme cercevesi icerisinde hukumetlerin karsisinda yukselen ikinci problem ise IDEOLOJIler. Degisik yerlerde degisik sekillerde karsimiza cikiyor. Turkiye de de demokrasinin daha cok gelisip insanlara daha cok dusunce ve analiz ortami saglanmasina paralel olarak, insanlar cesitli kamplara bolunmus durumda. Artik eskisi gibi sagci solcu bolunmeleri degil bunlar. Islam'in siyasi boyutunun yukselmesi iyi bir ornek (Siyasi Islam yerine Islam'in siyasi boyutu diyorum cunku siyasi islam deyiminin yanlis kullanildigi inancindayim. Siyasi islam olamaz, cunku islam'in dogasi ve kendisini olusturan en buyuk degerler siyasidir ve islamin kendisine gore mukemmele ulasabilmesi icin siyaseti tamamen kontrol altina almasi gerekliligi vardir)

Devletin cumhuriyet tarihinden beri toplumlara belirli acilardan demokrasi ve laiklik tanimlarini empoze etmesi ve bunlara alternatif tanimamasi, islam'in Turk-Islam sentezi adi ile de degisik bir tanitma ve aciklamaya oturtulup buna da bir alternatif tanimamasinin sonuclari, 1983 ten sonra acilan ekonomik ve siyasi ortamda kendisini gostermeye basladi. Kendilerini musluman diye tanimlayan insanlarin bir kismi islam'in aslinda devlet tarifindan aciklamasini degilde, demokrasi sayesinde, kendilerine gore gercek anlamini anlamaya basladilar. Bu da islamin demokratik ve laik sistem ile uzlasamadigi noktasidir. Ozellikle islamin herhangi bir siyasi duzen icerisinde yer alamayacagi ve elde olan siyasi duzenin kontrolunun tamamen elinde olacagi gercegini (islama gore) goz onunde bulundurursak, siyasi islam diye bahsedilen kavramin Refah Partisi ile hortlamasinin tesaduf olmadigini goruruz. Cunku her ne kadar da mukemmel olmasa bile elde olan kismi demokrasi boyle bir dusunceye de kendi bunyesi icerisinde yer vermek zorunda idi. Bu da Turkiyede ki glecek hukumetlerin karsinda yukselecek olan, ve buyuk bir ihtimalle toplumun her kesimine tehlikeli veya tehlikesiz yonleri ile yansiyacak olan, IDEOLOJIK bir SORUN haline gelecek.

Bu gunku ulus-devletler refahlarini devam ettirebilmek icin verimliliklerini devam ettirebilmeleri gerekir. Eger butun bireyler siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda katilimda bulunabilise, sistem tarafindan esit sanslar verilip dunya standardlarinda rekabet edebilecek potansiyele sahip egitim verilirlerse verimliliklerini devam ettirebilirler.

Demokrasinin, bir cok ekonomiste ve siyasal bilimciye gore, buyuk bir oranda acik market ekonomisine ihtiyaci vardir. Bu her zaman mi boyle idi? Orasi ayri bir tartisma konusu. Fakat su gunku kuresel yapida demokrasinin olabilmesi icin, bireyin kendi istek ve ihtiyaclarinin pesinde digerlerine esit bir sekilde kosabilmesi ve icinde bulundugui siyasal sisteminde de buna izin verebilmesi gerekir. Herseyden once sistemin bu kosullari hazirlamasi ve bu kosullari korumasi gerekir ki ulus-devlet'in vatandaslari artik ulusal bir ekonomi icerisinde olmasa bile kuresel ekonomi icerisinde kendi cikarlari pesinde kosabilsiler. Eski Japonya'da ve Hitler Almanya'sinda gordugumuz gibi kapitalizmin demokrasiye demokrasinin kapitalizme ihtiyac duydugu kadar ihtiyac duymadigi acik. Fakat birey hak ve ihtiyaclari cok onemli. Iste bir ulkedeki Is Gucu'nun demokratik olmayan kosullarda degisik ideolojiler olusturup o sekilde ulkeyi kullanabilecegi potansiyeli ulkeyi ucuruma surukleyebilir. Ilk once bireylerin hak ve ozgurluklerinin yavas yavas kaybolmasi ve ekonomik ozgurlugun yok olmasi ve bu sayede donusumlu olarak sosyal ve siyasal haklarinda elden gitmesi ile baslayip devam edecek olan sistemlerde sosyla patlamalar olacak, olmazsa insanlar bastirilacak ve ekonomik esitlik ve bagimsizlikta elden gidecek. Ekonomik alanda katilimda bulunamayan bireyler ise sistem icerisinde ezilmeye devam edecekler. Bunun ucuncu dunya ulkelerinde ornekleri her an yasanmaktadir. Cok yakin zamana kadar muz cumhuriyetleri diye adlandirilan Latin Amerika ulkelerinde surekli devam etmekteydi. Peki butun bunlarin kimlik ile ne alakasi vardir. Su sekilde toparlayalim:
Kuresellesen dunya ekonomisinde cesitli bolgelere cesitli sayida degisik urunlerin girmesi, yatirimcilarin ve yatirimlarin girmesi o ulkenin daha fazla bir ulus olmayacagi ve ulusal karakterlerini yitirecegi anlamina gelmiyor. Ulkenin uretme gucu ve ulkenin yatirim gucu cok onemli. Uretebilen ulke- hangi kosullar altinda olursa olsun yani ulkedeki degisik yatirimcilar icin olabilir, yerli yatirimcilar icin olabilir, halk sektorunde veya ozel sektorde olabilir farketmez- zenginlesecektir. Uretebilen ulke kendi degerlerini daha iyi koruyabilecek durumda olacaktir. Uretebilen ulke gelisen dunyada ve ekonomi cevresinde teknolojik adimlara ayak uydurabilecek, degisik ortamlara gore kendi yapisini da degistirebilecek ve fonksiyonelliginide boylece surdurebilecektir. Uretebilen ulke demokrasiyi ve birey haklarini devam ettirebilecek ve ideoloji tartismasina dusmeyecektir.

Iste 21.yy a girerken Turkiye'nin cok onemli bir karari vermesi gerekiyor. Kendisini, begensede begenmesede, 21 yy sartlarina hazirlamak icin gerekli olan insan kapitalini yatirip Is Gucu'nun temellerini saglamlastirarak onu mobil bir hale getirip uretkenligini artiracak mi, yoksa birey haklarinin ve cikarlarinin kucumsendigi asiri sagci, dinci veya benzer ideolojilerin pesinde kosup maddi bakimdan iki ayri kampa ayrilacak ve aradaki farkin buyuyecek oldugu alt tabakda mi yer almayi sececek? Bu cok onemli bir donum noktasidir. Cunku eger ki gelisen dunyada uretken olarak yerimizi alabilirsek kimligimizde deger olarak bildigimiz olgulari daha iyi koruyup gelistirebilecegiz. Alt tabakada yer alirda egitimli ve kendisini adapte edebilecek bir halka sahip olamazsak devletin kademelerindeki bazi kisilerin ve gruplarin guclerinin surekli arttigi ve birey hak ve cikarlarini ayaklar altina alacagi bir siyasal cevrede insanlara empoze edecekleri yapay bir kimlige sahip olabiliriz. 21.yy'a girerken Turkiyenin en cok korkmasi ve ona gore onlem almasi gerektigi karar budur. Avrupa da Turkiye'nin boyle bir sinavi gecip gecemiyecegi konusunda cok endiselidir. Turkiye nin ulusal gelecegi de Avrupa gelecegide bu sinavin sonucunda belli olacaktir.

brende@turkiye.net

Eski Yazilar

© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)