INTROSPECTIVE - Burak Rende
_____________________________

Hazar Denizi Petrolleri Uzerine

 

Turkiye'nin Dis Politika girisimleri nelerdir? Ozellikle son iki senedir hizlanan ve batili ulkelerin sirketlerinin olusturdugu bir konsortiyum tarafindan masraflari karsilanacak olan petrol boru hattinin yapimi icin Turkiye Disisleri biraz gec kaldi. Sayin Demirel'in diger liderler ile acikladigi ve petrol boru hattinin Turkiye'den gececegi garantisini vermesi medyayi yanlis yonlendirebilir. Zira, ozellikle son aylarda petrol sirketlerinin onde gelenleri borularin Turkiye'den gecmeyecegini aciklamislardir. Bu borularin Turkiye'den gecmeyecegi sozkonusu sirketler tarafindan aciklaninca medyada bati dusmanligi yapan kisi ve gruplarin ekmegine yag surulmus olacak. Fakat sorulmasi gereken soru sudur; Bati'nin bu projeyi gerceklestirmek amaci ile ortaya koydugu
girisimlere paralel olarak Turkiye hukumetleri neler yaptilar? Bir baska sekli ile, Turkiye'nin ne gibi girisimleri oldu? Nicin Turkiye'ye verilmeli ve Turkiye'den gececek boru hattini kim destekledi? Simdi bu sorulara bir cevap bulmaya calisalim.

Son iki yildir Clinton hukumeti petrol sirketleri uzerinde etkili olmaya calisti. Petrol boru hattinin ozellikle Turkiye'den gecmesinin sadece Birlesik Devletler cikarlarina degil fakat agir endustri sahibi diger bati ulkelerinin de cikarina olduguna dikkat ceken yetkililer Baku-Ceyhan hattinin politik olarak en istikrarli ve guvenli secim olduguna degindiler. Fakat uluslararasi politikanin cok fazla erisemedigi cok-uluslu sirketlerin kendi hesaplarina gore cok daha fazla paraya mal olacak bu secimin zor oldugunu gormek hic te zor degil. Bu sonuc basindan belli idi. Buna gore, ozellikle boru hattinin yapilmasini isteyen Turkiye'nin bir cok girisimde bulunmasi gerekiyordu. Turkiye'nin ne gibi girisimlerde bulunduguna gelmeden once, bu boru hattinin ne kadar onemli olduguna bir baska yonden dikkatte cagirmakta yarar var.

Turkiye Rusya'nin gudumunde olan bir ulke degil. Ozellikle Sovyetler Birligi cozuldugunden beri, Rusya bolgedeki bagimsizligini kazanmis ulkeleri kendi guc etki alanina almak istiyor. Gurcistan ve Azerbeycan bu ulkelerden iki ornek. Batili ulkeler Rusya'nin batiya daha cok sicak ve sempatik olmasini istiyorlar. Rusya orta Asya ve Kafkasya'da istedigi etki alanini yaratabilirse batiya karsi bir kutup olabilir. Bunu kimse istemez. ozellikle Birlesik Devletlerin bu konu uzerinde durmasi bu sebeptendir. Bolgedeki ulklerin o veya bu sekide Rusya ve Iran etki alanina girmesi bolgedeki istikrari yuksek derecede bozacaktir. Ayni sekilde, boru hattinin Ceyhan'a gelmesi Azerbeycan ve Gurcistan'i daha cok batiya baglarken Turkiye'ye de cok daha onemli bir kart verecektir. Cunku bu kart sadece boru hatti karti degil bolgenin uluslararasi ticaret konusunda bir anahtar hale gelmesi seklindedir. Bu kart iyi kullanilirda bu bolgedeki ulkelerin daha da demokratiklesmesi saglanirsa, ABD nin tum bekledigi gerceklesmis olacaktir.

Turkiye'de bunu gorerek hareket etmelidir. Cunku bu karti en iyi kullanabilecek olan dogal olarak Turkiyedir. Bu olay sadece ekonomik acidan Turkiye'ye yardimci olmanin disinda batiyi Turkiye'ye daha cok yakinlastiracaktir. Bati'nin Turkiye'ye yaklasmasida en cok Turkiyenin ve Turkiyelilerin isine yarar.

Hesaplarin bu sekilde yapildigi son iki senede ABD yonetiminin girisimleri cok oldu. Kendi ic kanunlari dolaysi ile petrol sirketlerine para yardiminda bulunamayan ABD yonetiminin siyasi istikrar ve guvenlik sebepleri disinda petrol sirketlerine Baku-Ceyhan zeminini hazirlamak icin daha baska sebep veremediler. Bu konuda da gozler Turkiye uzerine serildi. Konu buraya gelince cok degisik bir yon aliyor.

Ilk olarak ABD yonetimi petrol sirketlerinin yoneticileri ile gorusurken Baku-Ceyhan hattinin cok masrafli olacagini bildiklerinden Turk yonetimine basvurarak bu masraflarin paylasilmasi geregini dile getirdiler. Dogal olarak kar-zarar- ve masraf hesaplari yapan sirketlerin Baku-Ceyhan hatti icin gerekli olan 4 milyar dolari kendi ceplerinden odemelerini beklemek biraz saflik olur. Cesitli basvuru ve temaslar sonucunda hic bir sonuc alamayan petrol sirketlerinin onde gelenlerinden bir tanesi 11 Ekim 1998 deki New York Times haberine gore durumu soyle ozetliyor: " Karari alirken (borularin nereden gececegi karari) Turkiye'den bize vergi kesimi veya daha baska bazi insiyatif verecek bir paket bekledik, fakat Turk yonetimi su ana kadar ne boyle bir paket ile karsimiza cikti, ne de bu konuyu sonuclandirmak icin kolay bir taraf oldu. Ozellile Turk yonetiminin zor bir taraf olmasi ve masraflar ile ilgili sebepler yuzunden boru hattinin Karadeniz'de bitmesi kararini Turkler bir nevi kendi uzerlerine kendileri getirdiler..." diyor.

ABD Disisleri sekreterliginden Enerji ile ilgili kesiminden de bir yetkili petrol sirketlerinin ve ABD yetkililerinin Turkiye'de ki ic siyasi istikrarsizligi yuzunden kiminle ve hangi makam ile goruseceklerini sasirdiklarini belirtiyor. (Bkz. 11 Ekim NYTimes ve 22 Ekim NYTimes, 11 Ekim FN Times) Hangi makamlara basvurdular ise ya yeterince tepki gelmemesinden veya yetkililerin ilgisizliginden sikayet eden petrol sirketleri yetkilileri kendi hesaplarini bu durumda Gurcistan kiyisinda bitireceklerini belirttiler. Tabii daha tam kesin bir resmi aciklama yapilmadi. Bu aciklamanin 29 Ekim de yapilmasi beklenirken daha sonra ertelendi. 29 Ekim de ABD Enerji Sekreteri Richardson ve daha baska 3 ulkenin liderleri arasinda imzalanan protokole gore Baku-Ceyhan hattinin en uygun oldugu belirtilirken, tam Cumhuriyet Bayrami kutlamalari cercevesinde petrol sirketlerinin Baku-Ceyhan hattini secmemesi korkunc bir haber olurdu.

Ekim ayi baslarinda gorunurde boru hatlarinin Gurcistan'da bitecegi dedikodulari varken konu uzerine aciklama yapmasi sansi verilen Disisleri Bakani Ismail Cem kararin resmen aciklanmasini beklediklerini ve onun uzerine bir aciklama yapacagini soylemistir. Ozellikle Ismail Cem'in basarili bir Dis
Isleri bakani olarak bilinen bir unu varken, Cem'in bu gelismeler cercevesinde sessiz ve daha onemlisi 'pasif' kalip, kararin Turkiye aleyhine dogru bir yola gidisini izlemesi yukarida ABD yetkililerinin acikladigi ilgisizlik konusuna iyi bir ornek olup Ismail Cem acisindan sasirtici bir aciklamadir.

Ozellikle DYP-Refah koalisyon zamanina rastlayan ve ABD nin girisimlerinin yogun oldugu donem Turkiye icin ozellile Dis Isleri konusunda sanssiz bir donemdi diye dusunmek yanlis bir yorum olmaz herhalde. Dis Isleri'nin kimin elinde oldugu bilinmeyen ( Erbakan'nin altinda o zamanin Devlet Bakani Abdullah Gul'un mu, yoksa Dis Isleri Bakani olmasi gereken Ciller'in mi) bir donemde Turkiye'nin bu konuda bir planlama yapamadigi acikca ortada. Boyle bir planlamanin eksiksiligine bir de uluslararasi ticari iliskilerden kopuk olmak eklenince Baku-Ceyhan hattinin neden gerceklesmeyecegi ortaya cikiyor. Eger gerceklesirse Turkiye'nin son dakika girisimleri degil fakat Clinton yonetiminin baskisi cok etki etmis oldugundan gerceklesecektir. Bu yazinin yazildigi gunlerde Turk makamlari bir takim girisimlerde bulunmaya basladilar ama karar coktan verilmis ve cok gec olunmus olabilir. ABD yonetiminin bir kutup, bir diger kutupun da isadamlarindan olustugu bir terazide Turkiye'nin bolgesel guc olarak aktif girisimleri cok buyuk rol alabilir ve prestij getirebilirdi. Umarim cok gec kalinmis degildir.

Sevgilerimle
Burak Rende
BURAK RENDE

14 Kasim 1998

Önceki Yazilar

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)