.


. . . .
. . .
ATATURK SON DURAK MI?

Turkiye'nin batililasma hareketinin Tanzimat Fermani'nin ilani ile basladigi kabul edilir genellikle. Aslinda Turklerin batililasma hareketinin baslangici Tanzimat Fermaninin ilanindan daha oncesine dayanir. Turklerin batilismaya basladiklari tarih, bati karsisinda yenilmeye basladiklarini farkettikleri tarihtir. Bu da, III.Selim'in Nizam-I Cedit ordusunu kurdugu zaman dilimine denk duser. Osmanli'da batililasma boylece askeri alanda baslar. Yenilgilerin sebebi olarak ordudaki yozlasma-bozulma gorulmus, bunu Fransiz askerini ornek alip onleme yoluna gidilmistir. Pesini II.Mahmut'un Asakir-I Mansure-I Muhammediye (Muhammed'in aslan askerleri) teskilati izlemisse de bati karsisinda dikis tutturulamamistir. Deniz ve kara birlikleri yenilenmis, bati anlayisinda denizcilik okullari,muhendislik okulari, tersaneler kurulmustur. Bati'dan Humbaraci Ahmet Pasa gibi komutanlar ihrac edilmis, yenilgilerin esas sebepleri cok daha derinlerde oldugu icin askeri batililasma fayda gostermemistir. Derken Osmanli askeri alandan ziyade devlet-yonetim alaninda bozulmalar veya gerilikler oldugunu farketmistir. Tanzimat Fermani, Osmanli'nin ve de Turk aydin-subay kesminin nesteri yonetim alanina vurup devleti batililastirmaya basladiklari donemdir. Tanzimat'tan birinci ve ikinci mesrutiyetlere kadar olan donemde, devletde padisahin yetkileri kisitlanmis, parlementer sistem iyi-kotu kurulmustur. Hristiyanlara esit haklar kagit uzerinde taninmis ve ulke Fransiz devlet sistemine yakinlasmistir. Ne yazik ki artik vakit cok gecti ve koca imparatorluk I.Dunya Savasinda cokuverdi. Tabii ki nester askeri alandaki batililasma hareketinde yapildigi gibi daha derine atilamamisti aslinda. Osmanli'nin zamani bol olsaydi bile, devletteki batililasmanin da yeterli olmayacagi gorulecekti.

Osmanli Imparatorlugu'ndan Turkiye Cumhuriyetine gecis donemi Osmanli'da devlet alaninda yenilikler yapilmasi taraftari olan Ittihat ve Terakki grubu tarafindan gerceklestirilmistir. M.Kemal ve arkadaslari Ittihat ve Terakki Partisi sempatizanlariydilar. Turkiye Cumhuriyeti'nin modernizasyon hareketleri Osmanli'nin batililasma cizgisinde yer alir. Bu cizgide Ataturk'un nesteri daha derinlere atilmistir bir onceki batililasma hareketlerine gore. Bu yazida sorulacak ve de okurdan cevaplamasi istenilen soru, Ataturk ile devam eden batililasma hareketinde Ataturkculugun son durak mi oldugu yoksa Turk batililasma hareketinde Ataturk reformlarinin sondan onceki duraklardan bir tanesi mi oldugudur. Diger bir deyisle Ataturkculuk Turkiye'nin batililasmasi icin yeterli midir yoksa daha genis-derin ver gercekci capta bir batililasma icin Ataturkculuk asilmali midir?

Bu sorunun cevabini verebilmek icin Ataturk reformlarina, Ataturkculuge, 1923-1999 zaman dilimine ve gunumuz Turkiye'sinin politik sorunlarina bakmak gerekmektedir.

Ataturk reformlarina baktigimizda apacik bir gercek olarak karsimiza cikan ilk bulgu, yeniliklerin tepeden inme yapildigidir. Bir gecede carsaf ve fes yasaklanmis sapka zorunlu hale sokulmustur. Bir ay icerisinde yeni bir alfabenin kullanimi zart kosulmus, agirlik ve uzunluk olculeri bati standartlarina bagimli hale getirilmistir. Yuzyillardir kullanilmakta olan Hicri takvim kisa bir surede degistirilmis yerine batinin Justinien takvimi kabul edilmistir. Kadinlar daha once ikinci sinif insanlarken yenilikler ile bir anda secme ve secilme haklarina sahip olmuslardir. Sevilsin sevilmesin tum yenilikler devlet ve/veya devlet ile icice gecmis ordu tarafindan daha cok Ataturk tarafindan Turkiye halkina empoze edilmistir. III.Selim'den baslayip, II.Mahmut, Mithat Pasa, Jon Turkler'e kadar uzanan cizgide Ataturk'un yeri neresidir peki? Cizginin basindan sonuna dogru gittikce nesterin giderek daha derine indigini soyleyebiliriz. Gerileme, askerdeki bozulus olarak algilanmis, derken devletteki bozulus-geri kalma olarak algilanmisti. Ataturk ile modernlesme nesterinin daha da derine, halk temeline indigini goruyoruz. Yenilenmesi gereken devlet sistemi degildi sadece, halkin ta kendisi modernlesmek zorundaydi Ataturk'e gore. Turkiye halki batililar gibi giyinmeliydi. Batili muzikleri dinlemeleri, operalara gitmeliydi. Kadinlar ile erkekler birlikte dansedebilmeli, kadnlarin medeni haklari olmaliydi. Dirhem ile degil gram ve kilo ile tartilmaliydi esyalar. Batili ile ayni takvim ve alfabe kullanmaliydi. Batililasma hareketi Ataturk ile daha derinlere hedefleniyordu Turkiye cumhuriyetinde.

Bu noktada uzerinde dusunulmesi gereken, tum bu yeniliklerin, halkin ne kadar icine isleyebildigi, yeniliklerin hangi siniflara indigi hangi siniflarin icine nufuz edemedigi konusudur. Gorecegiz ki Ataturkculuk bir sinif problemidir aslinda.

Ataturk reformlarina tekrar bakalim. Kadinlarin medeni haklari bircok Avrupa ulkesinden daha once verildi Turkiye'de. Bu gururlanilacak bir durum elbette ama gururumuza bir soru isareti koymak durumunda degil miyiz daha dune kadar koylerde kadinlarimizin bir mal gibi baslik parasi ile satildigi gercegi karsisinda? Kadinimiza medeni haklari verilmisti ama. Ataturk ve yakin cevresi balolarda kadinlarda dansederken, tarlada kadinlarimiz dokuz aylik hamile calisiyorlardi. Okuz parasina satiliyorlardi koynuna girmekten belki de tiksinecekleri bir erkege. Bunlar gecmiste kalmis degil ne yazik ki. Daha dune kadar baslik parasi ile evlenmek koylerimizde oldukca sik rastlanan bir trajediydi. Kentlerimizde bu biraz degisik bir hal aldi gorucu usulu ile insanlar evlenir oldu. Ana-babanin evet dedigine itiraz edemedi cogumuzun anasi. Bugun hala gorucu usulu evlilikler yaygindir. Evde kadinlarin yedikleri dayak da cabasi. Ataturk'un kadinlara verdigi medeni haklara ragmen.

Peki ya muzigimiz…Cumhuriyetin ilk yillarinda mebuslar ve askerler operalara giderlerdi. Balolar, klasik muzikler vesaire. Anadolu'daki halk ne operayi bilirdi ne tiyatroyu ne baloyu. Sazi ile eski Anadolu turkulerini calar dinlerdi. Bugun de ayni durum soz konusu degil mi? Ulkemizin farkli sosyal katmanlari farkli muzikler dinlemekte. Alt sosyoekonomik grup arabesk, turku dinlemekte iken ust sosyoekonomik grup klasik muzik, opera, bati muzigi dinlemekte. Buyuk sehirlerimizde operanin alasi dinlenebilirken, dogudaki sehirlerimizde opera salonu kurma hayali bile lukstur (Van tarihi ilk gitar resitalini gectigimiz gunlerde yasadi). Bir kismi Osmanli saray gelenegini surdurup Turk klasik muzigi ile mutlu olmakta. Kadinimizda karsimizda cikan gercek muzigimizde, begenilerimizde de karsimiza cikti. Ulkemizin ust siniflari batililasirken alt siniflari hala Ortadogulu.

Ulkemizin politik ve ekonomik sorunlarina baktigimizda Ataturkculugun bir sinif sorunu oldugu tekrar gozumuze carpiyor. Nedir en temel iki politik sorunumuz: Birincisi Kurt/PKK sorunu. ikincisi Islami koktencilik. Bugun Turkiye'nin Guneydogu sorununun ortaya cikmasinda Ataturkculugun payi var midir? Biliyoruz ki 1923'te tek milliyetten olusmus bir ulke yaratilmak istendi Osmanli'dan gelen aci deneyimler nedeniyle. Kurtlerin varliklari gormezlikten gelindi. "Ne mutlu Turkiyeliyim" diyene degil, Ne mutlu Turk'um diyene" beliti benimsendi. Tek milliyetli ulke ideali Kurt gercekligini inkar etti onlari dagli Turk yapti. Bir Ingiliz "Turkler tarihlerinde ilk defa Kurtleri Turk yapti" demistir cumhuriyetin ilk yillarinda. Boylelikle o donemin Fransa'si, Ingiltere'si, Almanya'si gibi sadece Fransizlardan, Ingilizlerden, Almanlardan olusan bir devlet yaratilmak istendi. Islami koktencilikte de benzer faktorler var. Tekkeler, zaviyeler kapatildi. Carsaf yasaklandi. Butun bunlar batililasma adina yapildi. Bati musluman degildi, nerede Islam varsa, hurafe varsa orada gerilik vardi ve dinin etkisi azaltilmaliydi. Bu da yasaklamalarla yapilinca Refah olgusu ile karsilasildi 1990'larda. Benzer bir hareket Iran'da Sah Riza tarafindan Ataturk ornek alinarak yapilmisti. Mollalarin sakallari bile kesildi ve sonucta bugun o mollalar iktidari ele gecirmis durumda. Sigmund Freud, dinin yasaklanmasinin seks'in bastirilmasina benzer bir sonuc dogurup onundeki seti yikacagini bir yuzyil once soylemis halbuki.

Kisacasi Turkiye'de batililasma hareketi Ataturkculuk ile halka dogru inerek dogru bir teshiste bulunmus fakat batililasma nesteri sadece ulkenin elit ve aristokrat tabakalarina indirilmistir. Anadolu'daki kadin, secme ve secilme hakki ve medeni hakki namina bir sey gorememistir (Laf acilmisken, Anadolu kadininin erisemedigi ruyalarini kullanip somuren Tansu Ciller gibi politikacilar da sistemin aci bir yan etkisi degil mi?). Ordu, burokrat, sanayici, tuccar gibi gruplar batililasmada epey yol almisken, isci, koylu, esnaf ve benzeri gruplar Ataturk reformlarini yakalayamamislar.

21.yy'a girerken bu gercegi gorebilen aydinlara ve idarecilere ihtiyac duymakta ulkemiz. Turkiye'nin rotasi bati medeniyeti olarak devam etmelidir. Bu rotada batililasma nesterini daha derinlere indirmeye gerek duymaktayiz. Kulturel degerlerimize dokunmadan, batinin pozitif degerlerini, bilimsel ilerlemelerini, humanist-demokratik degerlerini halkin ta icine sindire sindire yedirmeliyiz. Bu yolda bir burjuvazi batililasma hareketi olarak Ataturkculuk asilmali, halktan gelen bir halk hareketi olarak batililasma basarilmalidir. Bu da Ataturk'u ve Ataturkculugu tabu olmaktan cikarip ozgurce tartismakla ve elestirmekle basarilabilir evvela.

 

Ceyhun Sunsay

14 Mart 1999

© COPYRIGHT 1996-1999, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

. . . .