Degerli DKBT izleyenleri;

Bundan böyle Nilgün Sarar Tuncay ve Anil Süren DKBT icin adim adim aranizda dolasarak, en iyiyi ve en güzeli sizlere ulastiracaklar. Elinize, kaleminize saglik Sevgili Ekip! Tesekkürler..
Handan Öz / Editor

  CÜNEYT   KORYÜREK   ILE   SÖYLESI  
Hazirlayan: Nilgün Sarar Tuncay


E-mail: koryurek@superonline.com

" Dunya Sezar'a kalmadi. Sezar'a kalmadiysa, kimseye kalmiyacaktir. O zaman benden sonra gelecek kisinin benim tarafimdan yetistirilmesi kadar bana mutluluk veren bir sey olamaz."

Beni bir miknatis gibi ceken enerjiyle, bilgi ve ogrenme hirsiyla, insanlari anlama arzusuyla dolu olan bu dinamik insan, hayatta 3 seyinizi paylasin diyor..

"Bilginizi, sevginizi ve paranizi"

 

Merhaba Cuneyt Bey, bugun nasilsiniz ? Bugunun dunden farki var mi?

Var tabii, daha heyecanliyim, biraz daha tecrübeliyim. Ayakta kaldigimdan dolayi da cok memnunum.

Kitaplardan, gazetelerden goz gozu gormuyor odanizda. Hepsini okudunuz mu bu kitaplarin?

Kitaplarin hepsinin okunmasina imkan yok. Sebeb de yok zaten. Neyin nerede oldugunu bildikten sonra hangi konuda bilgilenmek, konusmak ve yazmak istiyorsam onu alir okurum.

Gunde en az iki ile uc saat okudugunuzu soylemistiniz.

Evet, en az. Bu benim icin hava, su, gida yada uyku gibi bir sey.. Olmadan olmaz. Alisinca insan, hastalik haline geliyor.

Daha cok ne okursunuz ?

Herkesin ne dusundugunu anlamak icin, gunluk olaylari anlatan kose yazarlarindan tutun da bas yazilara kadar yabanci ve Turk gazetelerini okurum. Cok kitap okurum. Kisacasi insani ilgilendiren herseyi okurum.

Ne tarz muzik dinlersiniz ?

Bach'dan Brubeck'e kadar..yani klasikden caza kadar ve Tarihi Turk Muzigi'nden hoslanirim.

Cuneyt Bey ben Istanbul'a asigim. Ama gidisatina cok uzuluyorum. Insaatlar, trafik, bir goc..

Istanbul dunyanin en guzel sehri. Yasanmayacak bir sehir olmasi icin de elimizden gelen herseyi yapiyoruz galiba. Olimpiyadlarin Istanbul'a gelmesi icin ben cok ugrastim. Bunun iki nedeni vardi. Bir, Turkiye'ye spor kavraminin gelmesi, bilmedigimiz sporlarin yapilmasi, sporun spor icin yapildiginin bilinmesi; iki, Istanbul'un adam olmasi. Cunki elli yil icinde yapamayacagimiz seyleri , biz yedi yil icinde yapardik. Ornegin Avrupa'nin en pis sehri olarak bilinen Barcelona yedi yilda kendini duzeltti ve 1992 'de piril piril bir sehir olarak ortaya cikti.

Istanbul bir gun Olimpiyad gorecek mi?

Nicin gormesin, bunu anlayamiyorum.

Hava kirliligi?

Su anda hava pis olabilir , ama Temmuz'da boyle bir sey yoktur.

Lider dogar mi, yoksa yetisir mi? Boyle bir kitabiniz da var?

Lider tabii yetisir. Nasil mukemmel bir insan yoksa, mukemmel lider diye de bir sey yoktur. Yanliz lider olabilmek icin bazi unsurlar vardir. Bu unsurlar bazi kisilerde vardir, bazilarinda yoktur. Bu unsurlarla dogan bir kisi, eger bunlarin uzerine birseyler ekleyebilirse ve bunlari yerinde ve zamaninda kullanabilirse lider olur. Boyle dogmasa dahi cok seyler eklemesi lazim. Yeter ki o seyleri gorsun, lider olmanin yollarini ve tatbik edip uygulamasini gorsun. Yalniz bir insan olarak , bir diktatör olarak degil. Sirf karizmasiyla, guler yuzuyle, fizigi ile insan lider olmaz. Insan etrafina yaydigi enerjisiyle , anlayis, bilgi ve sevgisiyle ve bir bakima felsefesiyle etrafina adam toplar.

Bizim ulkemizde nasil anlasiliyor bu liderlik?

Bizde geldigi gibi tekrar gitmenin gerektigini kimse anlamamakta ve giderken de kendilerinin yerini daha iyi doldurabilecek kisileri yetistirmekten kacinmakta. Cunki kendileri lider olmadiklari icin yetistirme imkani da yaratmiyorlar ve bilmiyorlar. Dunya Sezar'a kalmadi. Sezar'a kalmadiysa, kimseye kalmiyacaktir. O zaman benden sonra gelecek kisinin benim tarafimdan yetistirilmesi kadar bana mutluluk veren bir sey olamaz. Benden sonra yerime birisi gececekse ve eger akilliysam, onun yetistirilmesinde katkim olmali. Sonra liderin yaptigi sey sadece kendi hayatinda , kendi liderlik yillarinda olan seyler degil. Bizde herkes kendi egosuyla mesgul oldugu icin.." iste benim zamaninda su iyiydi, benim yerimi kimse dolduramadi " gibi tavirlardan cok hoslanirlar. Aslinda kendi yetistirdikleri genclerin kendi ayakkabilarina girdiklerini, daha iyi yerlere gittiklerini gordukleri zaman daha da cok gurur duymalari lazim.

Turkiye'de ne politikada ne is dunyasinda ben sizin anlatiklarinizi uygulayan bir ortam goremiyorum. Bu bencillik Turk'lere mahsus bir sey mi ?

Hayir, degil. Bu biraz dunyayi gormedigimizden dolayi maalesef... Aslanin olmadigi yerde farelerin dolastigindan dolayi. Buraya hakikaten buyuk insanlar lazim, Turkiye'yi bu karmasadan kurtaracak bir lider lazim. Herkesin gelecege dair bir uzuntusu var, bir sorunu var. Halbuki hepimiz gelecegi dusunebiliriz, ne olacak diye dusunebiliriz, ama kotu olacak diye dusunmememiz gerekir. Bir liderin gelip ilersinin, yarinlarin cok daha iyi olacagini soylemesi lazim.

 Gelecek mi boyle bir lider?

Turkiye'de liderler olmadigi icin, liderin yapmasi gereken seyi de kimse bilmiyor. Bir partinin basinda olmak, bir basbakan olmak, bir cumhurbaskani , bir belediye baskani olmak ,bir devlet baskani olmak liderlik degildir. Onlar pozisyon, birer makamdir. Liderlik baskadir, liderlik evde de olur, okulda da olur, is hayatinda da olur. Lider olmak icin bir milyon kisinin onune gecmeye gerek yok. Hayatin her aninda her yerinde her sahasinda ve her alaninda bir liderlik imkani vardir. Yeterki lider olacak kisilere biz bu imkani verelim, ogretelim. Liderlik demek emir veren emri yaptiran insan degildir. Lider, yoneten ve yonlendiren kisidir.

Acaba bu lider olacak kisiler yurt disina mi goc ediyorlar? Tahsil icin gidip, yerlesip kaliyorlar. Nicin bu boyle?

Insanlarin yaptiklari konusunda dogru veya yanlis diye bir sey soylemeye imkan yok. Herkes kendi istedigini yapar. Yanliz ben ve oglumu da ikna ederek yaptigimiz sey: Yurt disinda okuduk ve geldik. Cunki bizim gibi insanlara bu ulkenin ihtiyaci var. Bize disarida ihtiyac yok.Ama bizim gibi insanlarin, disarida bambaska bir kulturu, bambaska bir bilgiyi, bambaska bir anlayisi alip, gelip burada onu adapte etme imkani var. Ve burada insanin yaptigi seyi daha iyi gorme imkani var. Disarida bu yok. Orada bir sistem var ve o sistemin icerisine giriyorsunuz, bir vida oluyorsunuz, bir tornavida oluyorsunuz, halbuki burada makina oluyorsunuz, yakit oluyorsunuz, dumen oluyorsunuz, yonetici oluyorsunuz, bir sofor oluyorsunuz. Burda bir katkiniz var vede bu insani cok mutlu ediyor.Sizin imkaniniza sahip olamayan, sizin gordugunuzu goremeyen kisilere bir seyler verebildiginiz zaman mutlu oluyorsunuz.

 Bu da sizin felsefeniz oluyor degil mi Cuneyt Bey?

Evet, akilli insanin en kiymetli uc seyini paylasmasi gerekir. Bilgisi, parasi ve sevgisi. Bunu paylastiginiz zaman etrafiniza da birseyler saciyorsunuz. Servet deyince; insanin gecinecegi muayyen bir para var, onun disinda mutlaka ihtiyaci olan insanlara bir seyler vermek lazim. Sevgi verdiginiz zaman sevgi kaybolmuyor, bilgi verdiginiz zaman yine kaybolmuyor, fotokopi makinesi gibi, orijinalini koyun, bir dugmeye basin bin tane ciksin, orijinali yine sizde. Verin bilgiyi , nasil olsa birileri kullanir. Sevgiyle, bilgiyle, servetle birseyler yapin insanlara, ama karsiliginda birseyler beklemeyin, onlar nasil olsa baskalarina katkida bulunacaklardir.

Bizler vatanimizi seviyor muyuz? Birbirimizi seviyor muyuz?

Vatanimizi seviyoruz, ama bize bir bakima ne ailede ne okulda nasil hareket edecegimize dair bilgi verilmiyor. " Merhaba, nasilsin, lutfen, affedersin " demenin kiymetini , " bilmiyorum " demenin onemini ve olaylarin sebebini anlatan yok. Turkiye' nin ilerlemesi icin bilenlerin bilmeyenlere ogretmesi lazim, sevgi ve bilgilerini paylasmasi lazim, insanlarin birbirlerine guler yuzle bakmalari lazim , nefretle degil, dusmanca degil, " merhaba" ya da bir yanlislikta "ozur dilerim" demeyi ogrenmemiz lazim. Hele ozur dilemeyi biz sey gibi goruyoruz, sanki tirnaklarimizi sokuyorlar. Biraz iyimser olmaliyiz, biraz insanlari anlamaya calismaliyiz, kimse kimseye yumusak yaklasmasza, karsisindan beklerse olmaz bir sey. Bunun tabii ailede is yerinde,sokakta da olmasi lazim.

Buyuk sehirlerimize korkunc bir goc var ve Istanbul'un nufusu buyuk bir hizla artiyor.

Politikacilari ve burokratlari onlem almadiklari icin cok sucluyorum. 50 yildir Istanbul, Izmir ve Ankara gibi buyuk sehirler yagma edildi. Dejenerasyona ugradi. Disarida sehirler genisler, genisleme imkani yaratilip, oraya alt yapilar goturulur ve karsiliginda birseyler alinarak, birseyler yaptirilir. Ama burada insanlar geldiler, araziyi bos buldular, Istanbul'un en iyi yerlerine gece kondularini koydular Simdi o gecekonducu, zavalli dedigimiz insanlar multimilyarder, dogru konusalim. Ve burada en zenginiyle en fakiri burun buruna yasiyor.Yani bizde demokrasi yok demiyelim, var cunki.

Peki cozum? Istanbul batacak mi?

Hic olmazsa bundan sonra genisleme imkani versinler, hic akillanmayan su politikacilarimiz biraz akillansinlar. Etrafa biraz populist uydu kentler yapilmasi lazim, cok buyuk araziler acilmasi, alt yapisinin , yollarinin yapilip insanlara muayyen bir ucretle verilmesi lazim. Ve insanlar da gelsin, paralarini versin, banka kredileriyle alsin, yaptirsinlar.

Trafik sorunu peki ?

Iki tane davar gutmesini bilmeyen adama direksiyonu verirseniz, o adam cilgindir, kalabaligin icine atilmis veba mikrobu gibidir. Trafige cikmamalari gerekir. Aynaya bakmasini, sinyal vermesini bilmeyen insanlar, sadece iyi direksiyon kullandiklarini zannederek trafige cikiyor. Disarida da kazalar olur, ama bizdeki gibi bilgisizlikten degil. Bizde sanki herkes sahaya cikmis, ayaginda top , celme atar gibi araba kullaniyor. Futbol oynama arzumuzu zannederim ki kara yoluyla cikartiyoruz. Ikincisi de bir kanun koyuyorsunuz, kimse uygulamiyor. Olmaz. Oyle buyuk bir para cezasi vereceksiniz ki, kimse altindan kalkamayacak ve kaidelere uyacak. Hatta, ehliyetini dahi alacaksiniz.

Bir soru da politikadan sormak istiyorum. Dokunulmazligin kaldirilmasi yeterince oy almadi biliyorsunuz. Herhalde siz de memnun degilsiniz degil mi bu durumdan?

Hem de hic memnun degilim. Milletvekili Hindistan'daki gibi kutsal bir hayvan degildir ki. Milletvekilinin mecliste soyledigi sozlerden dolayi hic bir sekilde suclu bulunmamasi lazim. Ama ben kanunsuz isler yapacagim , ondan sonra benim dokunulmazligim kalkmayacak. Olacak sey degil.

Peki bir referanduma gidilirse umitli misiniz ? Halk bunun bilincinde mi sizce?

%80 gotururler bu isi. Milletvekilleri bizler gibi birer vatandas, bizden hic bir ustunlukleri yok.

Bizde partilere katilim cok az. Sizce?

Yok az degil, var. Partiye giriyorlar da sonra ne oldugunu goruyorlar. Turkiye'de maalesef milletvekilleri partinin sectigi adamlar oluyor. Turkiye'de parti demokrasisi yok. Bir parti baskani saltanati ve sultani var. Parti baskani ne isterse o oluyor. O zaman ne oluyor, ha padisah olmus ha kral ayni. Parti baskaninin karsisinda el pence divan duruyorsunuz , onu kizdirmiyacak seyler yapiyorsunuz, yoksa sizi listenin dorduncu sirasina atti mi , sansiniz %10 a duser.

Ataturk hayranisiniz biliyorum. Keske biraz erken gelseymisim dunyaya demissiniz. Cok mukemmel bir insanmis degil mi?

Ataturk bir uzayli diyecegim geliyor. 20.asrin birinci donemine kadar herkesin, " ya suda olsaydi, buda olsaydi " dedigi herseyi dusunmus ve tatbik etmis bir insan. Cok mukemmel bir adam, ilerisini dusunen bir adam. Dusunun ki o yoklukta 1924 de Millet Meclisinde itiraf ediliyor. " Turkiye'de okuma yazma orani %3 " dur diye. Bu bir cehalet demek. Biz oradan gelmisiz. Bu oranda birilerini cikarmis Ataturk, o kadar kisitli bir kadroda lider olabilmis Mustafa Kemal. Onun icin diyorum , ben biraz gec gelmisim dunyaya, o kadro icinde olmak isterdim.

Sporcu yanimla bir soru soruyorum simdi. Hep futbol, hep futbol. Uzuluyorum, halbuki voleybol var, atletizm var ? Oyle degil mi Cuneyt Bey ?

Turkiye de spor denilince zaten akla futbol geliyor. Ne kadar enteresan bakin, bir TV kanalinda spor saati denilmiyor, futbol saati deniliyor. Hersey futbol. Aslinda bu konuda vatandasin biraz itmesi lazim. Bizde bir spor yapma aliskanligi yok, yani spor yapmanin biz yasam icinde oldugunu daha kabul edemiyoruz. Bunu kabul ettigimiz takdirde, mahallelerde voleybol sahalari, tenis sahalari, basketbol sahalari gormemiz lazim. Bu spor kompleksi yerine mahalle aralarina girdigi zaman sporcu yetisir. Zaten sporu spor olarak yapmak, topun pesinde kosmak, topa vurmak, yuzmek degil. Bunlar bir aktivedir. Spor bir bakima bir kavramdir. Spor insanin yasamina bir yon verir. Spor insana daha pur daha rahat dusunmesini, kendini daha guvende hissetmesini, kendine ve karsisindakine hurmet etmesini ogretir. Mutevazi olmayi ogretir. Spor sahasinda yapilan , yaratilan , ortaya cikan dostluklar hayatin sonuna kadar surer. Bunu biliyorsunuz, siz de spor yaptiniz.

Biliyorum kadinlari destekliyorsunuz. Esit degiliz degil mi?

Desteklememesi icin insanin hiyar olmasi lazim. Bir esitsizlik var tabii, ama bu yalniz Turkiye'de degil. Zannediyor musunuz ki, Amerika'da, Avrupa'da var bu esitlik ? Bizim toplumda kadin erkek gecmisimizde esitti, dinin tesiri ile erkegi ustte tutan islam, kadinin ezilisine neden oldu. Dort kadin alacaksin dedigi zaman, zaten kadinin degerini 1/4' e indiriyorum.

Nasil dinlenirsiniz?

Dusunerek, okuyarak. Hic bir zaman aptal aptal etrafima bakarak dinlenemem. Okuyarak yeni seyler buluyorum, yeni seyler kesfediyorum. Insan hep yeni birseyler ogrenerek, yeni yerlere gidiyor. Bunlar sakli seyler degil, benim gibi cahilin bilmedigi seyler. Cahilligimi bildigimden dolayi cok mutluyum.

Anlamadim. Siz ve cahillik?

Yani su var, herkes cahil olur, ben daha az cahil olmak istiyorum.

Basarili insan kimdir sizce?

Basarili insanin mutlaka bir genel mudur, milyarder olmasi, evine yuzlerce usaklar tutmasi veya Rolls Royce araba kullanmasi gerekmez. Basarili insan bence mesut insandir. Kendi kendisiyle problemi olmayan insandir. Insanlara baktigi zaman yuzu gulebilen, yasamdan zevk duyan insandir. Basari bence insanin etrafa guler yuzle bakabilmesi, istedigini yiyebilmesi, istegi seyleri soyleyebilmesi, istedigiyle konusabilmesi, istedigi zaman kisilerle bulusup, istedigi zaman yalniz kalabilme hurriyetine kavusmasidir.Ve "ahh ne guzel bugun de yasiyorum ve bu firsati degerlendiriyorum" diyebilen insandir. Bundan daha buyuk basari olabilir mi?

Internet ile araniz nasil?

Onu oglum Mehmet yapiyor benim icin. Cok harika birsey aslinda, insanlari birbirlerine yaklastiriyor. Ama ben bir de onun basina gecersem, kalkmak bilmem. O yuzden hic baslamiyorum.

Peki bu soylesimizden sonra hayatinizda bir internet trafigi baslayabilir. O zaman ne yapacaksiniz?

Dedim ya, oglum benim namima yapacak. Ben cevap verecegim Mehmet yazacak, bakacak, yollayacak.

Hoscakalin Cuneyt bey. Cok tesekkur ederim bana ayirdiginiz zaman icin..

Rica ederim ben tesekkur ederim.



 

 

 





 

 

 



"Lider olmak icin bir milyon kisinin onune gecmeye gerek yok...........
.....
Liderlik demek emir veren emri yaptiran insan degildir. Lider, yoneten ve yonlendiren kisidir.
"


 

 

 



"Turkiye' nin ilerlemesi icin bilenlerin bilmeyenlere ogretmesi lazim, sevgi ve bilgilerini paylasmasi lazim, insanlarin birbirlerine guler yuzle bakmalari lazim , nefretle degil, dusmanca degil, " merhaba" ya da bir yanlislikta "ozur dilerim" demeyi ogrenmemiz lazim. "


 

 

 



"Sevgi verdiginiz zaman sevgi kaybolmuyor, bilgi verdiginiz zaman yine kaybolmuyor, fotokopi makinesi gibi, orijinalini koyun, bir dugmeye basin bin tane ciksin, orijinali yine sizde. "


 

 

 



"Zaten sporu spor olarak yapmak, topun pesinde kosmak, topa vurmak, yuzmek degil. Bunlar bir aktivedir. Spor bir bakima bir kavramdir. Spor insanin yasamina bir yon verir. Spor insana daha pur daha rahat dusunmesini, kendini daha guvende hissetmesini, kendine ve karsisindakine hurmet etmesini ogretir. Mutevazi olmayi ogretir. "


 

 

 




Bir tuy kadar hafiflemis , diplomasini almis bir genc kiz kadar sevincli ve mutlu , bir Meydan Louresse kadar yuklu evin yoluna koyuldum. Bir yandan Cuneyt Bey'e sormayi unuttuklarim kafamda 2 sayfayi gecerken, oteki yanim cevaplarini verme cesareti gosterir gibiydi. Evet, ne diyordu, az cahil oleyim..cahiller, az cahiller, cok cahiller. Anlamak zordu bu cumleyi, ama ben coooktan cozmustum artik. Evet aklima bir dusunurun cumlesi geldi. Ich weiss, dass ich nichts weiss..Hic birsey bildigimi biliyorum.

Harbiye'den Osmanbey' e dogru yurudugumu omzuma carpan iri bir erkek omzu hatirlatiyor. Canim yaniyor, elimden Cuneyt Bey'in Yuz Yil Gazetesi"nde Kale arkasi kosesinde yazdigi son yazinin fotokopisi ucup gidiyor. " Ozur dilerim hanimefendi, buyrun bu dustu " diyor ve uzatiyor bana. Gulumsuyorum ona dogru, aa diyorum nasil oldu..yoksa adam Cuneyt Bey'in yazisini eline alinca birden konustuklarimizin hepsini yuttu mu ?

Jewels of The Nil'de Nilgün'ün bu söylesi hakkindaki izlenimlerini bulabilirsiniz

© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)

DKBT GIRISI