Gecenin Gölgesi
Bütün otobüs uyuyordu...
Sisman bir ihtiyar dudaklarini sisirmis horluyor; bir kadin yanindaki adama yaslanmis, kucaklarinda bir çocuk; postallarinin bagi çözük bir er; blue jeaninin dizi yirtik bir delikanli, yanindaki kiz ve digerleri. Hepsi uyuyordu, muavin bile...
Araba farlari vurdukça yalazlanip isiyan fosforlu yol kiyisi taslari bir an parlayip sonra hizla kaybolmakta. Iki yanda çiplak dalli agaçlar ay isiginda korku filmlerinden firlamis gibi. Otobüs dik yokusta inliyor.
Iki kisi uyanik; biri, zorunlu olarak soför, öteki de arka koltukta oturan genç kadin. Durmadan sigara içiyorlar...
***
"Kizim , birak pesinden gitme. Hem daha emziriyorsun, birakilir mi hiç üç aylik bebek? Nasil bulacaksin onu? Bilmedigin bir sehir. Sonra ya gelmezse seninle geri, kovarsa seni, hiç mi gururun yok? Amann, ne yaparsan yap, zaten bizi ne zaman dinledin ki...Ama sonra kafani taslara vurma."
***
Otobüsün isiklari birden canlandi. Araba benzin pompalarinin önünde durdu. Uyandilar, esnediler, gerindiler, ceketlerini hirkalarini giydiler, asagiya indiler.
Kimi sanki hep bu vakitte yemek yermis, çok açmis gibi büyük istasyonun kafeteryasina kosup kebap ismarladi. Bir çogu da, borulari bakimsiz hastane bodrumu gibi islak, kilidi bozuk tuvaletlerde sersem sersem siraya girdi.
Genç kadin tek basina oturmus sigara içiyor, soför de az ötede. Çay söyledi, hem kendisine hem de kadina. Kadin "mersi" dedi yavasça, biraz evet anlaminda...
***
Karsi masada iki muavin:
-Ulan ne biçim herif seninki? Tek kelime etmiyor, varsa yoksa sigara, mendeburun teki.
-Öyle deme ya, talihsiz adam.
-Neden ki?
-Demir çelikte makam soförüymüs, oglu askerden dönünce rica minnet sokmus fabrikaya. Tam üç gün...Tam üç gün sonra çocuk kaynar metal kazanina düsmüs ölmüs.
-Yapma ya, eee?
-Uyuyamamis bir daha, gece soförü olmus. Ne yapsin, dertlenmeyip, sigara içmeyip...
-Kadere bak be...
-Yaa,neyse ben gidiyorum, simdi bir de firça yemeyelim. Tablalari, sulari filan ayarlamam lazim. Birazdan gazlariz.
***
Genç kadin çayini yudumladi, az ötede oturan soföre bakti. Adam dalgin dalgin sigarasini içiyordu.
Hemen bitisikteki masada da iki kadin:
-Sabaha karsi gitmis yavrucak. Bir ates, bir ates, hiç bir sey fayda etmemis. Havale gelmis senin anlayacagin.
-Zavalli kadin, kaç aylikmis bebek?
-Üç.
-Evlerden irak, Allah evlat acisi vermesin.
-Amin, amin...
***
O sirada hostes soförün yanina gitti, adam ikinci çayini, üçüncü sigarasini içerken saatine bakti, basini salladi. Kafeteryanin cizirtili mikrofonundan otobüsün kalkacagi anons edildi.
Herkes kimildandi. Kadinlar esyalarini toplayip ayaklandilar. Biri ikram olarak masalara konmus kesme sekerleri çantasina atti.
Soför otobüse dogru ilerlerken genç kadina bir an bakti, bir an...Sonra yürüdü gitti, kapiyi açip koltuguna yerlesti. Herkes otobüse bindi.
Tek basina oturan kadin sanki binmek istemiyormus gibi bir süre kararsiz kaldi, sonra geçip yerine oturdu. Soför gayet agirdan almisti, onu beklermis gibi. Motoru çalistirdi.
***
Otobüsün isiklari birkaç dakika içinde kisildi. Her sey sanki karanlikta eski sessizligine bürünmüstü. Yeniden uyudular, ikisi hariç.
Dikiz aynasinda karsilastilar. Genç kadin tedirgin, basini cama döndürdü, gözleri görmeden disari bakti. Soför çoktan uzayip giden yola dalmisti. Birer sigara daha yaktilar.
Solmaz Kamuran
© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)