|
|||
|
"MUSTESNA ADAMMIS..."
Wien, 5.6.1998
Birkac gunden beri okudugum iki tane kitap var. Bir tanesi, 1967 yilinda rahmetli gazeteci Abdi Ipekci tarafindan Ismet Inonu ile yapilan bir roportajin derlemesi: Inonu Ataturku Anlatiyor". Ismet Inonunun, Mustafa Kemali belki de en iyi tanimis insanin agzindan Ataturk hakkinda oldukca enteresan bilgiler aktarilmis kitaba. Ataturkun Milli Mucadele ile Millet Meclisini birarada yurutmesi, israrciligi, Inonu ile surekli fikir ayriliklarina dustukleri konular, tartismalari, hastaligi devresinde etrafindaki insanlarin Ataturke Inonuyu kotuleme politikalari ve bunlar gibi yuzlerce baslik...Okurken donup ikinci, ucuncu defalar okudugum bolumler oldu. Bulundugu yere yikilmis bir imparatorlugun kalintilari uzerinde yeniden canlanan, yeni bir ulusun oncusunu daha yakindan tanimak isteyen herkese onerebilecegim bir kitap. Pek cok kisminda oldukca hos anekdotlara rastladim. Bunlardan bir tanesini aktarmak isterim. Bu anekdotun bir bolumunu de yazima baslik yapmayi uygun buldum. Olay, Kazim Karabekir Pasa ile Ataturk arasindaki iliski hakkindadir. Abdi Ipekci, Inonuye soruyor: -Karabekir Pasa ile iliskileri nasildi? Onun hakkinda nasil dusunurdu? Inonu yanitliyor:
Okumakta oldugum ikinci kitap ise, Fransiz tip adami ve arastirmaci GEORGES DUHAMEL tarafindan 1956 yilinda kaleme alinan La Turquie Nouvelle Puissance dOccident" (Yeni Turkiye Bir Bati Devleti) baslikli eser. Savas yillarinin ardindan, kaybedilen yillarin acigini kapatmak icin muthis bir istek ve azimle cabalayan, calisan bir ulkenin, Turkiyenin portresinin bir yabanci tarafindan tuvale aktarilmasi sanki bu calisma. 1940 ve 1950li yillardaki sicakkanli, icten, canayakin, damarlarinda Akdeniz kani tasiyan Turk insani kimliginden bugun de hicbirsey kaybetmemis oldugumuzu, fakat Georges Duhamelin gozlemleyip kitabina yansittigi caliskanligin giderek silinmekte oldugunu farkettim eseri okurken. Duhamelin, kitabin hemen her bolumunde uzerinde durdugu nokta, Turkiyenin batililasmayi gereginden hizli halletmeye kalkisip da batililasmak" kavraminin ardinda yatan Avrupalilasmanin yerine Amerikalilasmaya dogru yonelmesinden duydugu kaygi. Eger bu hatayi yaparsaniz bu cennet ulkeye yazik olur." demis Monsieur Duhamel. Galiba biz bu hatayi yaptik bile. Temelinde kulturu, ozbenligi olmayan ve tarihsel kaynaklara bakildiginda aslinda Avrupa kokenli bir toplum olan Amerikayi gereginden fazla benimsedik sanirim. Amerika, koklerini aldigi ve beraberinde Yeni Dunya"ya goturmesi gereken Avrupa kulturunu cok kisa zamanda ogutup eritmisken, bizler hemen yanibasimizdaki Avrupayi gormezden geliyor ve mutasyona" ugramis Avrupaya, yani Amerikaya uzaniyoruz. Bunun nedenleri cesitli olabilir ama belki en belirgin olani, Avrupa Turk insanini acik bir sekilde siyasi yonden kendinden uzak tutma politikasi guderken Amerikanin uzeri ortulu bir sahtelikle Turkiyeyi bagrina bastigi" fikrini insanimiza ve siyasilerimize empoze edebilmis olmasidir. Eger bir mucize olmaz ise, aradigimiz, hem de gereksiz yere aradigimiz kulturu Amerikada bulmamiz pek olasi gozukmuyor, en azindan yakin gelecek icinde... Diger yandan Duhamel, Ataturk ile ilgili gozlem ve fikirlerini de anlatiyor eserinde. Bir yerde soyle diyor:
Iste kendimize itiraf etmekten bugune dek kacindigimiz ve bundan sonra da hep kacinacagimiz bir gercegi, bundan 40 sene once bir yabanci" ki aslinda neye ya da kime yabanci oldugu tartisilir- bize soylemis, belki soyle deseydi daha etkili olurdu ve persona non grata" yani istenmeyen adam" ilan edilirdi: Ey Turk halki, bir seyin degerini bilmeniz icin ille de gozunuze comak sokmak ya da sahip oldugunuz seyin elinizden cikmasini beklemeniz mi gerekiyor !!!" Bu sorunun cevabini sizlere birakiyorum... Esen kalin... M. Kivanc Onder
Kaynakca:
© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net) |