logo.gif (2234 bytes)



BUGUN AZRAIL UGRADI YINE...

Wien, 7 Ekim 1998

Evet, bugun Azrail ugradi yeniden...Her zaman ugradigi sekilde, soguk peleriniyle, buzdan cehresiyle...Azrail, bize hep aksamlari kahve icmeye, yalandan da olsa sohbet etmeye ugrardi. Ben o zamanlar kucuktum, o da Azrail „Amca" idi benim icin. O senelerde herkes bir amca yakinligindaydi bana. Aradan seneler gectikce, „amca" tanimimin mesafeleri uzadi.

Gun olur, Azrail kapimiza dayanir, kahvesini icmeye gelirdi. Hep habersiz gelirdi. Cok kereler onu iceri sokmamak icin anlamadigim yalanlar soylerdi evdekiler...

„Biz de tam cikiyorduk..."

Yoook, dinlemez girerdi iceri. Her kapimizi calanin „Tanri misafiri" olduguna inanmis bir seklide acardik kapiyi ve buyur ederdik onu caresizce kucuk evimizin sobali „salonuna". O, istenmeyen misafirdi...

Ne zaman bizde kahvesini icip gidecek olsa hep soyle derdi:

„Hadi artik, alacagimi alayim ve gideyim..."

Bu laf, annemi ve babami telaslandirir, evde bir kosturmaca ruzgari kulaklari sagir eden bir islik sesi ile tüm odalari soyle bir dolanirdi. Sonra evimiz, benim etrafimda yavas yavas dönmeye baslar, sonra hizlanir, hizlanir; tum esyalar cizgi halinde gözümün önünden gecerdi. Sonra bir anda; bir cekicin bir civinin üzerine inmesi kadar ani bir sekilde donen ev dururdu. O andan sonra ev kalabalikti, aglayan insanlar doldururdu tum odalari. Bir kosede basina beyazli yesilli ortuler baglamis teyzeler kucaklarinda kalin bir kitap, ellerinde ipe dizili boncuklarla kendi kendilerine mirildanirlardi. Hepsi mirildanir ama hicbiri bir digerine cevap vermezdi. Bu oyunu anlayamazdim ama eglenirdim. Boyle gunlerde benim ortalikta dolasmam yasakti, tum olan biteni mutfak kapisinin araligindan izlerdim. Hemen arkamdaki ocakta ise yemekler piser, evi keskin bir helva kokusu kaplardi.

Sonradan ogrendim ki, Azrail Amca hergun binlerce defa kahve icermis...

 

* * * *

 

Az taniyisim kadar cok sevdigim bir insani da dun aldi Azrail. Hic yenilmeyecekmis gibi duran bir insan daha yenik dustu son savasinda. Haketmemisti oysa O bunu...tum diger yenik dusenler gibi.

Ama bana soz vermisti, bir gun bir sekilde mutlaka edebiyat yarismasinin metinlerini yollayacakti bana...Olmadi iste. Ben de ona soz vermistim, bir siir vardi yollayacagim ama ben de O‘na yollayamadim. Bazi seyleri yapmanin zamani gecti ama yine de....

Iyi yolculuklar Mehmet „Amca", topragin bol olsun...

„Aglarsam kizma...

ölmek bile

yakisiyor bazi adama..."

 

KUS HATIRALARI

(Ibrahim Sadri)

Benim cocuklugumda soframiza kuslar konar

Ruyalarimiza melekler ugrardi.

Kapimizdan yogurtcu

bahcemizden ishakkusu

kalbimizden yeni cikan sarkilar gecerdi.

 

Kisin bir sobamiz olurdu

sobanin yaninda kedimiz

kedinin onunde yun yumagi

bir Hayat Bilgisi fotografi gibiydik.

 

Yerli mali kullanan

Yurdunun uc tarafi denizlerle cevrili

Kuruüzüm, incir, findik

Tütün, cay narenciye, kavun-karpuz yetistiren

Kuruüzüm ve inciri satan

Karsiliginda

Camasir makinesi, radyo ve otomobil alan

Bir toplumun fertleri...

Biraz yoksul biraz mütevekkil

Biraz mahcub biraz kirilgan

Biraz naif ama hep umutlu...

 

Özlerdik.

Memleketteki halamizi

Ince dogranmis bir dilim pastirmayi

Yurttan sesler korosunu

Aksam komsuluklarini

Radyo tiyatrolarini

Sabah ezanini

Kalayciyi bozaciyi

Münir Nureddin sarkilarini

Orhan Boran yarismalarini

Kandil gecelerini

Duvarlarimizin sarmasiklarini

Bakkalimizin utana sikila veresiye hatirlatmalarini

Okulönü kozhelvalarini

Aksam oturmalarini

Ve hayati...

 

Ben

Corbalardan tarhanayi

Yemeklerden kurufasulyayi

Sigaralardan Harman’i

Belki bunun icin cok sevdim.

 

Top oynardik

Ip atlar kedi kovalar

Taslarla birbirimizin basini yarar

Mahalle savaslari cikarir

Gece olunca da tutar babalarimizin elinden

yazlik sinemalara gider

Sadri Alisik Vahi Oz

Belgin Doruk Cuneyt Arkin seyreder

Olimpos gazozlari icer

Guler eglenir bagirir cagirir

Donerken yildizlari sayardik

Biz, siki cocuklardik...

 

Hepimizin birer yildizi vardi

Onlara isim takardik

Onlar da bize isim takardi

Pus ve dumandan once bu sehrin

Geceleri gozkirpan ve isimler takilan yildizlari vardi.

 

Benim yildizima Mehlika adini vermistik

Biz kimseden yana degildik

 

Kimsenin de kendinden yana olmasini istedigi birileri

Olmazdi

Bir degirmendeydik

Ögütülen

Ögütülürken türküler söyleyen bugday basaklarina benziyorduk.

 

Yollar bozuk musluklar bozuk

Ziller bozuk paralar bozuk

Ama adamlar saglamdi

 

Bu sehrin yildizlari vardi.

Saclarina kurdelalar takan

Civitle yikanmaktan asinmis beyaz coraplarina

Leke bulasmasin diye su birikintilerinden sakinan

Gozleri onlerinde

Yürekleri ve beslenme cantalari ellerinde

Kücük cocuklari vardi bu sehrin

Bu sehrin yildizlari vardi.

 

Ben Fenerbahceyi amcam Vefayi tutardi

Konya tahil ambari, Mersin muz cenettiydi.

Taksim’den Fatih’e troleybus kalkar

Sishane’de mutlak raydan cikardi.

Vallahi hayat zor ve fakat cok matrakti.

 

Muamaer Karaca’nin adina br tiyatro binasi yoktu

Bizzat kendisi vardi.

 

Basimiz agrirdi komsumuz vardi

Gonlumuz daralirdi komsumuz vardi

Corbamizi, umutlarimizi,

Memleket kadar kalbimizi paylastigimiz komsularimiz vardi.

 

Geceleri bekcimiz gündüzleri sütcümüz

Bizim kadar zayif da olsa

Nohuta ve makarnaya alismis da olsa

Sarman adinda bir kedimiz

Ceplerimizde kirik misketlerimiz

Camur bulasigi ellerimiz

Ve gulumseyen bir yüzümüz

Göstermekten utanmayacagimiz bir icimiz

Biraraya gelerek cektirebilecegimiz

Bir aile fotografimiz vardi.

 

Bir sabah bütün iyi seylerin

Ayvansaray iskelesinden

Hayat ülkesine dogru demir alan

bir sirket-i hayriyye vapuru gibi

aramizdan ayrildigini gördük.

Sonra Ayvansaray’in sularinin cekildigini yazdi

Gazeteler...

Suheyla hanimin Raci beyin

Melahat Mehves ablanin

Niko’nun Ercument Efendi’nin cekildigini ise yazmadilar nedense.

Ama yok ama yoklar.

 

Ne Harman sigarasi kaldi geriye

Ne Olimpos gazozu

Ne Sadri Alisik...

 

Kalan bir tortuydu belki.

 

Belki kirik bir ruya denizi

Belki suya düsürdügümüz suretimizin

Cep aynamiza nüktedan bir yansimasiydi hersey.

Hersey Maltepe sigarasinin

Her arandiginda

Her bakalda bulunabilmesi ile

Büyüsünü kaybetmisti belki de...

 

Belki de biz bir rüya mi görmüstük?

 

Hadi hepsi yalandi

Hadi hepsi hayaldi

Hadi hepsini ben uydurmustum

Ama rüyalarimizin melekleri

Ve soframizin daim konuklari kuslar?

Ya onlar?

Onlari siz de gormediniz mi?

Sizin de sofralariniza konup

Ruyalariniza ugramadilar mi?

Onlar da mi yalandi?

 

Esen kalin...

M. Kivanc ONDER

kivanc@turkiye.net


Onceki Yazilarim

 

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)