
|
Merhametten Sivas'a "Tebdil-i mekanda (yer degistirmede) ferahlik vardir." sozunu animsayarak ileride tekrar donmek uzere Tasavvuf konulu dizimize biraz ara verip, bir baska konuya gecelim. Esmaül Hüsna diyelim, takva diyelim, merhamet diyelim ve yazimiza girelim: Butunun parcasi olarak yeryuzune yasamak gorevi ile gelen insan "Yaratici Kudret'in temsilcisi " sifatiyla dunyada uzerine dusen gorevi en iyi sekilde yerine getirme gayreti icinde olmalidir. Yonetim gucu olarak bizden bir ust duzeyde olan kisiyi bulundugumuz yer disinda temsil etmek gorevine benzetebilecegimiz bu temsilcilik, nasil ki uzerimize dusenin en iyisini ve yapabilecegimizin en guzelini yapmak seklinde gerceklesiyorsa, insanin bu dunyadaki temsilcilik gorevi de ayni ozen ve titizligi gerektirir. Daha onceki yazilarimizda degindigimiz sevgi, ask, dostluk, terbiye, ahlak, sabir gibi degerler yaninda, soz isimli yazimiza konu ettigimiz misak geregince; insan dogasinda tasidigi bu degerleri korumak, gelistirmek ve yaymakla yukumludur. Esmaül Hüsna denilen Yaratici Kudret'in 99 isminin her birinin tasidigi ozellikler geregi, bunyesinde barindirdigi iyi ve guzel, adil ve dogru olan pek cok sifat insanda adeta depolanmistir. Oyle ya; sectiginiz temsilcinin sizi layikiyla temsil edebilmesi icin kendisine gerek ve yeter olan malzemeyi vermis olmaniz, gorevin tam anlamiyla yerine getirilebilmesi icin sarttir. Dunya ve icinde olup biten hersey, daha buyuk bir butunun, en kucuk birimdeki ornekleridir. Temsilci ornegi bunlardan biridir. Yurt disina kacan sutubozuk yetkili misali, ya da Bal tutan parmagini yalar ata sozunun ardina siginarak nalinci keseri gibi hep kendisine yontan cikarci temsilcilerin varligi, bu kisilerin gorev, yetki ve sorumluluklarini, arac ve gerecleri kotuye kullanmasi nasil ki tamamiyle temsilcinin karakter yapisina bagli ise; insanin ozunde sahip oldugu degerleri kullanmamasi ya da kotuye kullanmasi da tamamen kul olarak kendi sorumlulugu icindedir. Gerekeni yerine getirmeyen temsilcinin is, yetki ve sorumlulugu kotuye kullanmanin cezasi olarak sinirlamalara ya da yaptirimlara tabi tutulmasi gibi kul da Yaratici Kudret katinda, yeryuzundeki temsilciligi sirasinda yapmadigi ya da kotuye kullandigi seyler icin ceza gorecektir. Ancak hayranlik uyandiran bir ozellik olarak ne denli ceza yetkisine sahip olursa olsun, bagislayicilik ve merhamet unsurlari sonsuz olan Allah, adeta bir annenin hayirsiz cocuklarini bile sevmesi, onlarin uzerine titremesi, karsiliksiz seven ve hep veren olmasi gibi, kullarina her zaman defalarca sans tanima comertligine de sahiptir. Bu ozellikler yukarida sozunu ettigimiz Esmaül Hüsna'dan bazilari olan Rahim*, Vedud, Rauf*, Latif*, Gafur, Gani* icinde gizlidir. Nasil ki anne; cocugunu ister fakir olsun, ister zengin; ister serseri olsun, ister bilgin; mevki-makam, maddi deger ayirmaksizin yalnizca cocugu oldugu icin severse; Allah da kullarini, onlarin yeryuzunde yasadiklari orflere, normlara, maddi ve dunyevi deger yargilarina bakmaksizin sever, korur, bagislar, esirger. Annenin sevgisini kazanmak icin mevki, makam, zenginlik, fakirlik degil de sadece ve sadece iyi ozelliklere sahip olmanin yeterli olmasi gibi; kullarin Allah katinda sevilen olmasi yeryuzunde sergiledikleri ve yaydiklari Allah'in isimleri icinde gizli olan merhamet, sefkat, sevgi, bagislayicilik, comertlik gibi iyi haller sebebiyledir. Bu ise; Allah'in butun insanlik icin olusturdugu dinde sinif, renk, irk ve mevki ustunluklerinin hepsinin reddedilmesi ile mumkun olup Takva adini alir. Yani; takva Allah katindaki tek deger olcusudur. Kul bunu kendi gayreti, calismasi sonucu kazanir. Bakara Suresi 225. ayet takvaya su sekilde deginir: "Allah sizi, dil surcmesi sonucu lagv olarak yaptiginiz yeminlerinizden sorumlu tutmaz; ama o sizi kalplerinizin kazandigindan hesaba ceker. Allah Gafur'dur, cok affeder; Halim'dir, cok yumusak davranir." Büruc Suresi 14. ayet ise: "Gafur O'dur, Vedud O'dur." sozleriyle Esmaül Hüsna'dan ornekler verir. Gafurluguyla surekli bir bicimde gunahlari affeder, bagislayicidir. Vedud olmasiyla da sever, sevdirir. Tum sevgilerin en son ve en yuce gayesidir. Madem ki Allah ve insan arasindaki iliski bir butun-parca iliskisidir, o halde butune ait yukarida siraladigimiz ozellikler birim miktarda parcanin ta kendisinde de korunmustur. Kalplerinde kazandiklari ya da kaybettikleri icin insan surekli sinavdan gecer, yani takvasi sinanir. Bu sinavi basariyla veren kullarin kalpleri merhamet ve huzur ile dolar. Sinavdan gecemeyenlerin kalbi ise kasvete ev sahibidir. Kalplerin takva icin sinandigi yasamin kendisi bir sinavdir. Sinavda kopya ceken, hile yapan, kagit degistiren insanlar her zaman bulunacaktir. Ancak bu insanlarin kendi cikarlari ve midelerinin tatmini icin ortaya koyduklari baskalarinin hakkina kisinti getiriyorsa, sarkintilik ediyorsa, bu dupeduz bir zulumdur. Takva sahibi Allah dostlari bu gibi yarislarda perisan edilseler de, sonsuz mutluluk kendilerinin olacaktir. Çünkü:
"Gozunuzu acin! Allah'in velileri icin hicbir korku yoktur. Tasaya da dusmez onlar. Merhamet, iman konulu yazimizda oldugu gibi ic ice daireler seklindedir. Cekirdege, oze en yakin dairede mü'min kardeslere duyulan merhamet vardir. Ikinci dairede butun insanlara, ucuncu dairede hayvanlara ve dorduncu dairede bitkilere duyulan merhamet bulunur. Dahasi, Tasavvuf buyukleri herseyin bir can tasidigi esasina dayandiklari icin cansiz maddelere bile merhamet duyarlar. Bu noktada cansiza duyulan merhametin ardinda, cansiz da olsa onu Yaratan'a duyulan bir sukran ve sevgi borcu gizlidir. Bir agacin dibinde kendi basina oturan, yuzu yamuk yumuk, sirti kambur yapayalniz bir tas parcasina bile merhamet duyulabilir. Bu merhameti su sekilde dillendirebiliriz: "Hamdolsun seni Yaratan'a, sana sebep halk edene, sukurler olsun senin altinda barinabilen yuzlerce bortu bocege, ustunde yuvalanan yosunlara, yasama sansi verilmislere, onlara barinaklik yaptigin icin sana, olusuna, hakkina merhamet duyarim." Kur'an-i Kerim'de Allah'in dostu diye tanimlanan takva sahipleri (müttaki) gayretini kanitlamis insanlardir. Tasa bile merhamet duyabilen, bagislayan, adil olan, sefkat sunabilen, velhasil benligini kotu ve kotu adina ne varsa herseyden arindirabilmis insanlar elbetteki Allah'in comertliginden paylarini alirlar. Yaratici Kudret'in sahibi oldugu merhamet, sefkat, bagislayicilik ozelliklerinin parca birim olan insanda var oldugundan ve bunun sonucu olarak bu ozelliklerin yasatilip, yayilmasi gerektiginden soz ederken, temsilcinin gorevini kotuye kullanmasina verebilecegimiz en carpici ve utanc verici ornek:
Hz. Peygamber'in uyuz bir kopegin cesedine bile dokunulamayacagini soyleyerek vurguladigi vucudun dokunulmazlik hakkina ragmen, Bu kotu temsilciler, yuz karasi insanlar elbette insanin yaptigi, yuruttugu ve uyguladigi yasalarla cezalandirilacaklar ama bunun da otesinde yarin Allah huzurunda hesaba cekileceklerdir, bundan hic birimizin hic bir zaman kuskusu olmamalidir.Çünkü O'nun 99 isminden biri Hakk* , bir digeri ise Cami* 'dir. Allah'in isimlerinden birkacina ve takvaya degindigimiz bu yazimizin da sonuna geldik. Gelecek yazilarda elbetteki yine canin askiyla, dostun dostu ile soylesmeye devam edecegiz. Hakk: Gercegin kaynagi ve belirleyicisi, her yaptigi ve emri gercege uygun olan. Hakkin ve hukukun belirleyicisi. Cami: Toplayan, bir araya getiren. Mahser gunu tum insanlari, hesap vermek uzere huzuruna toplayan. Rahim: Rahmet ve merhameti sinirsiz olan Rauf: Acima, sefkat ve esirgemesi sinirsiz olan. Latif: Gozle gorulmeyen. Lütfu ve bagisi cok olan. Gani: Zengin olan. Zenginligi sinirsiz olan. Yaninda herkesin yoksul kaldigi kudret. Saglicakla! h a n d a n 4 Aralik, 1997
|