
Gözlerinin Ardi Evren, Evrende Bir Baska Evren: Iman
Handan'a Mektup Selam Olsun Sana Hey Can'imin Dost'u Dost!
Bu ve bundan sonra gelecek bir aylik yazi dizimizde her hafta bir baska yazida, bir baska zaman diliminde Can'in Ask'indan baska neyimiz var ki verecek?Bu yazi dizisi, bir "Dost Aile" nin yalnizligini, acisini paylasmak icin hazirlanmistir....
|
Kumlari ayaklariyla tarazlarken gozleri taneciklere takili. Hicbiri bir digerine benzemeyen buyukluk ve cesitte milyonlarca parcacik. Diz cokerek avucuna aldigi bir avuc kumda sonsuz bir evren donuyor. Gozleriyle gorebildigi kristallerin isik oyunu sadece. Peki ya goremedikleri? Goremiyor diye yok mu? Var... Elbette var. Hem zaten bilimsel filan bir aciklamasi da var. Ayrica salt o goremiyor diye yok olsaydi, RUH'un da yok olmasi gerekirdi. Oysa ki var... Bilimin yetersiz kaldigi ama var olan bir parca, RUH... Son kez tarazlayarak kumlari aksamin serinliginde ayriliyor kumsaldan. Sahil yolunda ilikca esen ruzgarla mest; yururken kollarini acarak iki yana, kus olup ucuyor. Atmacanin avinin etrafinda donusu gibi daireler ciziyor boslukta. Bir daire.... bir daire daha...hersey donuyor bak! Oysa ki bas donmesi hafifleyince yanilsamanin tam ortasinda buluyor kendisini. Aslinda hersey parca birimde donmuyor mu? donuyor elbet! Hani su bilimin de kanitladigi cinsten. Ic ice halkalar halinde, az once atmaca olup ucarken cizdigi halkalar gibi hem de! Tam ortasinda "Bir" var halkanin. Halkadan halkaya...birinden digerine....SIR'dan....SIR'a... Sir, sir.... diye dusunceleri ucusurken caddeyi geciyor hizli adimlarla. Merdivenleri ikiser ucer atliyor. Baska bir zaman ve mekanda beyaz onluguyle acele Fiziko Kimya Laboratuar'inin kapisindan girerken duydugu telasi animsiyor. Ayni duygu, ayni telas, nerede kayitli, nerede yazili bu! Oysa ki taaa icinde taniyor onu! yasiyor cunku! bilmenin otesinde yasiyor! duygular bilinmez! yasanir cunku! Hersey kendi yorungesinde pek de telassiz ve emin donmeye devam ederken Kimya'da bir de guzel temel prensibe oturttuklari bu donmeye "Var"lik eslik ediyor. Hani yine su gormedigi ama var olan cinsten... Hani en kucuk parcasi atom olan oz... Ufffff halkalar buyuyor...buyuyor! yok yok.. belki de kuculuyor, merkeze iniyoruz, derine, en derine, oze, baslangica, kuculuyor muyuz? buyuyoruz ..buyuyoruz... hey! Merkeze indikce buyuyen bir tek "var"lik....bir tek, en merkezde sonsuz buyuk "varlik"! Beyninde kosusan sorular cok ve karmasik iken bilmem kacinci deneye baslamisti.. "Kagit Kromatografisi ile Madde Tanisi" deneyine.. Kagida bir goz atmis, dumduz bir butunlukten baska bir sey gorememisti de, bir damla "baslatici" ile hersey gunyuzune cikivermisti bir anda! Tipki uzun bir yoldan sonra su yuzune kavusan derin su yaratiklari gibi rengarenk, islak, farkli buyuklukte ve hep nedense halka ile baslayan! Sanki renklerin buyusunde, aklinin otesinde eline aldigi kagidi evirmis, cevirmis, goremedigi "var"in bir baslatici ile birden bire karsisina cikisi ile birkez daha saskin ve az da hayran ayrilmisti laboratuardan... Film seridi gibi animsadigi bu saskinlik ve hayranlik anindan, bilime duydugu sukran ve bilim adami olma seciminde pek de isabetli olan karariyla gururlandigi gunu animsadiginda evin los ve sicak havasinda, sessizlikle kucaklasti. Paltosunu cikarip asmaya calisirken; dusuncelerinde kopan firtinalarin evde hukum suren sessizlige ne denli tezat teskil ettigi de ayri bir hayranlik konusuydu onun icin. Iki ayri dunya ic ice!
O, evren icinde basit bir nokta.......... Dusuncelerinin tutsaginda yaklasirken odaya iceride acik televizyonun "Kesifler Kanali" nda bir doga harikasina ilisiyor gozu. Afrika'nin bilmem hangi ulusal parkinda bir zurafanin dogum anini inceliyor bilim adamlari. Her ani saptanan bir dogumdan sonra, minik yavrunun daha bacaklarinin ustunde durmaya gucu yok. Pat! diye devriliyor bir yanina. Tekrar kalktiginda annesinin on bacaklarinin arasinda birseyler araniyor, tekrar dusuyor. Ikinci kez kalktiginda annenin arka bacaklarinin arasinda besin kaynagini, memeyi buluyor. Daha dogali yalnizca birkac dakika olmus! Bilim adamlari calismalarini tamamlamis ve zafer sarhoslugu ile mutlu ayrilirken parktan, onun akli hala zurafa yavrusunda! Yavruyu daha dogar dogmaz meme aramaya iten gucun, hatta ve hatta bacaklari uzerinde durmaya yetmeyen fiziki gucun otesindeki bu kutsal gucun nereden ve nasil kaynaklandigi sorulariyla bombardiman ediyor kendisini! "Ic gudu" ya da "Ic durtu" seklinde bilimin aciklamaya calistigi bu ogretilmemis ama orada "var" olan gucu oraya kim ya da ne koydu? nereden geldi o guc? Tipki icinin tum aletlerinin yerlestirilmesinden sonra, kasasi gecirilerek kullanima hazir olan bilgisayarin insan hizmetine girebilmesi icin en alt duzeye yerlestirdigimiz "baslatici" ilk yazilim gibi iste! O yazilim olmadan bos bir teneke kutudan baska nedir ki bilgisayar dedigimiz!......
Televizyonu kapatarak, mutfaga cay suyu koymaya ilerlerken gozu kitapligin alt raflarindaki 'Bilgisayar Mimarisi' kitabina ilistiginde aslinda suda tas kaydirmaca oyununda oldugu gibi bir dusunceden digerine atlamayi seviyor. Basi dusuncelerle donerken, mimari dersinde yaptigi cizimlerde her bir kutuyu sifir ve bir ile doldurdugunda bile onu sasirtan kucucuk
baska bir nokta ise sifir...0.....
Yukarida dusuncelerini paylastigimiz bu insanin, ondan once gelmis ve sonra gelecek olan digerlerinin calismalarini gelistirmek icin ortaya koyduklari sabir ve emek de bir "inanç" isi degil mi? Her ne olursa olsun insanlarin yatirim yaptiklari, islerinde harcadiklari emek ve sebat da bir iman. Bu iman da saygiya deger!
Burada konusacagimiz Iman ise, Islam terminolojisinde kullandigimiz, Alemlerin Rabbi olan Allah'a duyulan iman.
Islam Iman'i Allah'a, kitaplarina, meleklerine, peygamberlerine, ahiret gunune duyulan en ustun inan olarak tanimliyor. Ya da bir baska deyisle Iman; insanin kendi ozgur iradesiyle Allah'in varligina, birligine kesin olarak baglanmasidir.
Kumsaldaki sonsuz sayida ve bicimdeki kum taneleri arasinda aradigi, istedigi, bekledigi, ozledigi, arastirdigi, "neden" ve "nicin" lerle sorguladigi cevheri bulup kendi hur secimiyle eline almasidir Iman. Kavustugu cevherin uzerindeki tozu silip, eliyle ovusturup temizlemesi, daha sonra tekrar ve tekrar kullanmak icin hazirlamasi sirasinda yaptigi hersey ise imanin ozel anlami kapsami icine girer. Imanin insandaki yeri ise KALP'tir.
Kalp ise, biyolojide sozu edilen yurek degil; bilimin varligini kabul ettigi ancak kanitlayamadigi RUH'un evidir. Mevlana terminolojisindeki Can'in evidir bir baska deyisle....
Ozel anlamiyla iman, genel anlamdaki imanin davranis ve hareketlerle mukemmellestirilmesidir.
Kendi yorungelerinde donup duran atomlardan, kagit kromotografisinde rengarenk ucusan lekelerle karsimiza cikiveren surekli bir devinim sergileyen varlik ve olusu onaylayan Kur'an; gozu kapali, bilincsiz ve koru korune duyulan iman yerine her zaman "beyyine" dedigimiz acik delil olayini kutsayarak "neden" ve "nicin" seklinde sorgulamayi adeta insana emreder.
Yine Kur'an-i Kerim'de iman hep "amel" dedigimiz is, devinim, olus ile birlikte kullanilir. Varlik ve olusun tam ortasinda olan insan, gercekligi bizzat yasayarak, tadina vararak, ona katilarak algilayabilir. Yoksa salt bilgi ile, teori ile "Mutlak" varliga ulasilamaz. Çunku Mutlak Varlik salt bilinmek icin degil ayni zaman da yaklasilmak icindir.
Sorgulayarak, arastirarak ve beyyine ile ulasilan iman mutlaga varisin tek yoludur. "Baslatici" olana ulastigimiz halkalarin her birine Tasavvuf diline gore "Sir" dersek eger; bu sir ancak ve ancak icine girilerek, yasanarak cozulur.
Kur'an-i Kerim iman konusunda iki daire tespit ediyor: Genis daire, ozel daire.
Islam'a gore Muhammedi tavrin bir ifadesi olan namazin kendisi bile disiplinli, devamli ve sistemli bir devinimdir. Varlik ve olusa bizzat katilarak sahip olunan imanin dinamikligini ortaya koymak icin namazi ornek olarak kullanalim:
Imanin insana verdigi huzurun bedeli ise yine Tasavvuf'a gore "cile" cekmek dedigimiz yasamin engebeli, dikenli yollaridir. Bu cile sayesinde iman olgunluga erisir. Bu sekilde olgunlasmis imani Kur'an-i Kerim "ask" olarak tanimlar. Kur'an-i Kerim ayni zamanda Ankebut(52.)'de batil imandan soz eder. Batil iman ise, imanin yikici ve yanlis bir gorunumudur. Imansizliga duyulan iman ise inkardir. Yikici bir iman bicimi olup, mutlak anlamda o da bir imandir. Onemli olan insanin kendi hur iradesiyle iman duyabilmesidir ve bu secim her zaman ve daima bir inkari bunyesinde tasir. Yani bir baska deyisle; inkar eden bir kisi Yaratici Kudret'i inkar edecek, iman sahibi olan bir kisi ise bu Yaratici Kudret disinda sunulan ve bu kudret yerine koyulani inkar edecektir. Akilda kalici olmasi nedeniyle bir ornekle basitlestirirsek; "La ilahe illallah" cumlesi de inkar ile baslar. (La = yoktur, ilahe= ilah, illallah=Allah'tan baska).
Iman'in Allah'in varligina, birligine, meleklerine, kitaplarina, peygamberlerine, ahiret gunune inanmak oldugunu soyledigimiz ve genel daire diye niteledigimiz anlam tek basina yeterli degildir. Imanin; Muhammedi tavir ve tarz ile guzellestirilmesi gerekir. Ancak dikkat etmemiz gereken nokta Muhammedi tarzi yerine getiren muslumanlarin hepsinin de cennete gidecekleri gibi bir sartin olmamasidir.
Cok onemli bir diger nokta ise; Ehl-i Kitap'a uyan diger dinlerdeki insanlarin cennete gitmeyecekleri seklindeki dusuncenin yanlisligidir. Nitekim; Ali Imran Suresi 64. ayet, genis cercevedeki kaynasmayi ortaya koyarak, Muhammedi mu'minlerle Ehl-i Kitap'i birlige cagirirken soyle der:
"Ey Ehl-i Kitap! Gelin, bizimle sizin aranizda ayni olan kelimeye: Allah'tan baskasina ibadet etmemeye, O'na herhangi bir seyi ortak kosmamaya, Allah'i birakip da birbirimizi rabler edinmemeye gelin..."
Bu cagri, genel cercevede imana, Allah'a imanda birlesmeye yonelik en guclu ve evrensel cagirdir.
"varlik", "can", "cile" gibi
terimlerle Tasavvuf'a dokundugumuz Iman konulu yazimiza burada nokta
koyarken, gelecek hafta Tasavvuf'a bir parca daha yaklasmak umidiyle...
Saglicakla!
24 Ekim, Cuma, 1997
|