|
Ecel gelince can bedenden ayrilir.
Ten eski bir hirka gibi bir yana atilir.Topraktan gelen ten topraga,
ezeli nurdan gelmis olan ruh da kendi yerine giderler. Rubailer, 1210/ Mevlana |
|
(Ölümün yüzleri)
Ben iyi günlerin dostu degilim. Üzüntü ve kederlerde,
dayanma gücünde gizlenen kötü günlerin, kötü
günlerde aranan sabrin dostuyum. Bagislayin bu yazimda sevgiden
bahsetmiyorsam eger ve yine bagislayin ki bugün ben ölüm,
ayrilik ve sabir günündeysem eger.
Sizlere gülyüzlü yazilar kadar çoklarina soguk ve kati
gelen ölüm yazilari da yazmaliyim. Dogru olmaliyim. Ancak sefkat ve
merhamet duydugum bütün insanlara dogruyu tasirken acitmamali,
incitmemeliyim. Zor olan buysa eger, zoru basarmaliyim.
Ölümden söz ederken, herkes icin bütün zamanlarda var
olan bir gerçege dokunuyorum. Tenlerin ölümü, canlarin
degil diyorum.
Ölüm, yasamin son halkasi, tamamlayicisi. "Yasadim"
diyebilmenin, "Yasiyorum" ile baslayan bütün cümlelerin noktasi, cümlelerin sonu.
Aci habere hedef bendim bu kez. Oysa ki sabah uyanip, yasama sevinciyle
dogruldugumda hiç de hazirlikli degildim ölüme. Kim hazir
olmus ki ben olayim. "Dedemin kara kapli kitaplari", onun aramizdan
ayrilmasindan sonra sevgili, biricik dayima gecti. Dayim o kitaplardan
okuduklarini bizlere hikayeler seklinde anlatirdi. Anlatir; anlatir; anlatirDI.
Iste ölüm aramizda, sevgili, biricik dayimi almaya gelmis bu kez.
Dayim, bir "anlatir" sözcügünün sonuna ilistirdigim
iki harfle "geçmis" oldu artik. Artik bizlerin dünyasinda
degil. Yürekte açilan bir yaradan sonra, gözyaslari ince ince
sizarken; agladigim onu bu dünyada bir daha görememek, onu bundan
sonra o bedende hic görememek. Gurbete çikarken içimize
oturan ayrilik acisi gibiydi ölüm. Ancak ondan daha derin ve daha
köklü. Çünkü bu dünyada, bu bedende bulusmak
yok artik. Bu beden bu dünyada bir parça eksildi,
güdük kaldi.
Bagislayin bu yazimda iyi günlerden söz etmiyorsam ve yine
bagislayin ki çok kötü günlerde iyilikler bulmaya
çalisiyorsam eger. Kutsal Kitap' ta: (gerçek yüz)
Yasamin ve yasiyorum diye baslayan bütün cümlelerin sonudur
ölüm. Yasamin tanimlanmasinda, tanimi tamamlayan son noktadir.
Tenlerin ölümü, canlarin degil.
Insan "Ölümsüz Ben" dedigimiz "Ilahi Nefha" nin
ölümlü beden içinde -bir evrimi yasamak icin- bu alemdeki
görünümüdür. Insan; varligin amacini
gerçeklestirmenin yani varolma ödevinin uygulayicisi, bu ödevin
tasiyicisidir. Varlik ilahi bir emanettir:
"Biz emaneti, göklere, yere ve daglara sunduk; onu yüklenmekten
kaçindilar, ondan korktular; onu insan yüklendi."
(Ahzap:72)
Gerçek; madde degil, ruhtur. Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye göre:
Varligin özü ile yaratici kudretin özü birdir.
Insanin serefi ve yükümlülügü, zevki ve çilesi
bu yükümlülükten kaynaklanir.
Insanin bütün dünyasini dolduran sevgi, atilganlik, merak,
yaraticilik onun aslina duydugu özlemin ifade tarzi, aslina dönüs
yollarinin arayisidir. Insanin
bütününden kopup, noksanlar dünyasina inisi (tenezzül)
bir çikisi zorunlu hale getirir. Inis insan yasaminin bir yarisidir,
öyleyse diger yarisi da çikis olacaktir. Ya da baska bir deyisle
insan varlik devrini, dairesini tamamlamak zorundadir. Bu varlik devri
içinde; insan ayrildigi bütünün yabancisi degildir; bir
bedenlik ayri kalmistir sadece. Yani insan ile Allah özleri ayni olan ancak
ayri kalmis iki sevgilidirler. Insanin dünyadaki yasami sirasinda; maddi
varlik içindeyken bile insan Allah ile içiçedir.
"Andolsun insani biz yarattik ve nefsin ona ne fisildadigini biliriz,
çünkü biz ona sah damarindan daha yakiniz." (Kaf: 16)
"Dinle, bu ney nasil sikayet ediyor, ayriliklari nasil anlatiyor. Diyor ki:
Beni kamisliktan kestiklerinden beri feryadimla kadin da aglayip inlemistir,
erkek de. Ayriliktan parça parça olmus bir gönül
isterim ki ask ve özlem derdini anlatayim ona. Aslindan uzak kalan kisi
bulusma zamanini arar durur.
"Ben her toplulukta agladim, inledim. Iyi hallilerle de es oldum,
kötü hallilerle de. Herkes kendi zanninca dost oldu bana.
Içimdeki sirlarimi ise kimse aramadi. Benim sirrim, feryadimdan uzak
degil, fakat gözde, kulakta o isik yok. Beden candan, can da bedenden
gizli degil; fakat kimseye cani görmeye izin yok. Atestir neyin bu sesi,
yel degil. Kimde bu ates yok ise, yok olsun o kisi.
"Ask atesidir ki neye düstü, ask coskunlugudur ki saraba
düstü. Ney, bir dosttan ayrilana estir, dosttur, perdeleri perdemizi
yirtti gitti. Ney kanlarla dolu bir yolun sözünü etmede.
Mecnun'un ask hikayelerini anlatmada. Ney gibi bir zehri, ney gibi bir panzehiri
kim gördü? Ney gibi bir solukdasi, bir hasret çekeni kim
gördü?
"Bu aklin mahremi, akilsizdan baskasi degildir, dile de kulaktan baska
müsteri yoktur. Gamimizla günler geçti, aksamlar oldu,
günler yanislarla yoldas kesildi de yandi gittiler. Günler
geçip gitti ise, de ki: Geçin gidin, pervamiz yok. Sen kal ey
dost, temizlikte sana benzer yok. Baliktan baska herkes suya yandi, rizki
olmayanin da günü uzadikça uzadi. Ham; piskin, olgun kisinin
halini hiç mi hiç anlayamaz. Öyle ise sözü kisa
kesmek gerek vesselam."
(Mesnevi 1/14) |