aygen.gif (7056 bytes)

 

Not: Bu rapor 05/03/1997 tarihinde DTP Genel Idare Kuruluna verilmek uzere hazirlanmistir. Guncel gelismeler ilave edilmistir.

 

a OLAYLAR

1. Islamiyetin Gelisim Sureci

7. yuzyilda ortaya cikan muslumanlik, en gorkemli donemini 8. yuzyilda Emeviler devrinde yasamistir. Emeviler, bilindigi gibi Ebu Sufyan (ki Hz. Muhammed'in en buyuk dusmaniydi) in oglu Muaviye ile baslar, ve 90 yil kadar devam eder. Bu donemde Bati Asya, Anadolu, Arabistan yarimadasi, tum Kuzey Afrika ve Avrupa'nin Iber yarimadasi bu imparatorlugun sinirlari icersindeydi. Daha sonra MS 750 de Abbasiler donemi baslamis, imparatorluk bolunmustur. Yalniz Enduluste bir bolum hukumranligini surdurmustur.

Islamiyetin yayilma ve gelisme hizi Abbasiler ile birlikte dusmustur, bu dusus sureci 1970 li yillara kadar devam etmistir. Ne yazik ki Islam Ulkeleri parcalanip birbirleriyle asirlar suren savaslara baslarlarken, Bati Dunyasi bilinen gelismeleri saglamis, bu gelismeler beraberinde, Hiristiyanligi dunyanin dort bir yanina goturmuslerdir.

Bu gun dunyada yaklasik 4 milyar Hiiristiyan, 1,5 milyar Musluman, 1,5 milyar kadar da diger dinlerin mensuplarinin bulundugu tahmin edilmektedir.

2. 1970 li yillarda baslayan Islam Atagi

1970 li yillardan sonra "Islam" ve "Muslumanlik" sozcuklerinin, tum dunya gundeminde yer almaya basladigini gormekteyiz. Ne olmustur da durgun akan sular, kopurup tasmaya baslamistir?

Acaba gercekten, dunya insanlari Islamiyetin asla suphe etmedigimiz faziletini mi ogrenmislerdir? Peki bu fazileti ogrenmek icin neden 1000 yil beklemek durumunda kalinmistir? Yoksa bagli olduklari dinleri irdelemeye ve hatta yargilamaya mi baslamislardir? Ya da insanlarin canlari mi sikilip yeni bir inancin pesinde kosmayi son care gormektedirler?

Gercek ve agirlikli neden bunlarin hicbiri degildir.

Gercek neden, 1970 li yillarin baslarinda yasayan petrol krizi ve o zamanki Yamani Baskanligindaki OPEK mensuplari petrol gelirlerinin 100'lerce misli artan girdileridir.

Ozellikle dunyanin 1 numarali petrol ureticisi durumundaki Suudi Arabistan, bu korkunc para akimindan, once sok yasamis, sonra hadsiz hesapsiz harcamalar baslatmistir. Juabi ve Yanbu gibi iki dev kent kurmakta dahil her tur harcamalar yapmalarina, dunyanin her yaninda ozellikle Ingiltere'de 10 binlerce donumluk toprak ve mulk edinmelerine, Isvicre, Ingiltere, Amerika daha sonra Bahama bankalarini paraya bogmalarina, kulce altinlar haline getirip deniz altindaki gizli kasalarda hatta Avustralya'da saklamalarina ragmen gene de bu paranin bir buyuk bolumu artmistir.

Suudi yetkililerinin baslarini cektigi bir Arap kadrosu bu parayi "Muslumanlik" kisvesi altinda, bazi ozel propagandalar icin kullanima sokmak amaciyla faaliyete gecmislerdir. Once fevkalade buyuk bir dikkatle, Islam ulkelerinden temsilciler aramislar, daha sonra onlari ajanlari olarak kullanmaya baslamislardir.

3. Gelismeler

Arap ajanlarinin calismalari sonunda, son ceyrek yuzyilda bazi ulkelerin yonetimlerinin nitelik degistirmeye basladigini goruyoruz. Bunlar;

Iran, Afganistan, Pakistan, Malezya, Sudan, Nijerya, gibi ulkelerdir.

Bilindigi gibi bu ulkeler "Seriat" sistemi adi altinda yonetilmektedir. Diger yandan bu atak, ozellikle Misir ve Cezayir'de onemli boyutlara ulastirilmistir. Tunus ve Fas boy hedeflerinden digerleridir. Ancak en onemli hedef kuskusuz Turkiye'dir. Bu nedenle Turkiye uzerinde cok ciddi calismalar yapilmis, hala da yapilmaktadir.

4. Finans

Sudan'in baskenti Hardum'da bu hareketlerin finansmaninin yurutuldugu bir merkez olusturulmustur. Hartum'un finansal baskent haline getirilmesine iliskin bilgiler Tunus'un Ankara B.Elciligince verilen bir konferanstan ogrenilmistir. Bu merkez, hedef ulkelere cesitli isim ve bicimlerde amaca yonelik para akitimini gerceklestirmektedir.

Para akitilmasi icin legal ve illegal her yol denenmektedir. Krediler, yardimlar, bazi Islam kuruluslarin finansmanlari, kacak olarak sokulan dolarlar, bir takim yardim paralarinin 4-5 e katlanip legal hale getirilmesi. Ornegin A.M.G.T. nin Turkiye icin topladigi paralarin 10-100 misline cikarilmasi ve bu isimle Turkiye'ye sokulmasi, Bosna yardimlari vb. gibi.

5. Peki amac nedir?

Amac "Neo Emevizm" dir demek yanlis olmayacaktir. Muslumanlik, ve insanlarin dini duygulari istismar edilerek Araplastirma organizasyonu yapilmistir, uygulanmaktadir. Dev Islam imparatorlugunu (Bu defa Islam Birligi adini alacaktir) olusturmaktir.

Dogaldir ki bu buyuk birlikten en cok yararlanacak olan ulke, Mekke ve Medine gibi kutsal sehirlerin kendilerinde olmasi, Hz. Muhammed soyundan olan kisilerce yonetilmeleri nedeni ile Suudi Arabistandir. Sorun, kavga, dinsel degil, ekonomik kokenlidir.

Ve yapilan Arap Milliyetciligidir, Arap orf ve adetlerinin kabul ettirilmesi ile diger Arap olmayan Milletlerin asimilasyonudur. Tum bu yollarla da dev ekonomik gucu Araplar lehine olusturmaktir.

 

 

 

a
 

 

a 6. Gelelim Turkiye'ye.

Turkiye'de ne dolaplarin donduruldugune? Arka arkaya siraliyacagimiz su olaylari dikkatlerinize sunmak ve hatirlatmak istiyorum.

  • Daha onceleri pek de ciddi boyutta olmayan Turk isadamlari ile Arap ulkeleri munasebetlerinde, 1970 den sonra hizli bir gelisme gozlenmektedir. Gidenler, gelenler, ihracatcilar, muteahhitler, petrolculer, bankacilar, bankerler, finans kurumlari sahip ve yoneticileri ve de siyasetciler, siyasetciler, siyasetciler. Turk is adamlari dunyasindan bazi ozel isimlerin tesbiti icin caba harcanan bir donemi 70 li yillarda yasamis bulunmaktayiz.
  • Siyasi haklarin kazanildigi 1987 yili sonrasinda ve 1991 secimlerinden sonra Sn. Erbakan'in Isvicre'ye yilda bir kac kez yaptigi ziyaretler, ancak daha sonra elde edilen bilgilerle anlamli hale gelmektedir.

    Sn. Erbakan Isvicre'ye neden gitmektedir? Orada ne yapmaktadir? Sevmedigini defalarca belirttigi bir bati ulkesine ne aramaktadir?

    Saglik sorunu mu vardir?

    Turistik geziler mi yapmaktadir?

    Bir takim bankalar ve bankacilarla mi gorusmektedir?

    Yoksa, hic bilmedigimiz bir hobisi mi vardir? Ski mi yapmaktadir?

    Belki birini veya hepsini yapmaktadir ancak, bilinen odur ki, Sn. Erbakan Isvicre'den kaybolmakta, bir kac gun gorunmemektedir.

    Bu kayboslularin nedeni daha sonraki bir seyahatten sonra gozlerimizde aciklik kazanacaktir.
  • 1996 yilini Haziran 28'inde Basbakan olan Sn. Erbakan, ilk dis seyahatini, hatirlarda oldugu uzere Malezya, Iran, Misir, Libya ve Nijerya'ya gerceklestirmistir. Bu seyahatin ustunde daha sonra da duracagiz ancak biz sozu Tripoli'deki Kaddafi - Erbakan musterek basin toplantisina getirmek istiyoruz. Bu toplantida Kaddafi kamu oyumuzca iyi bilinen, milletimize hakaretamiz sozleri soylerken bir de bosbogazlik etmis ve Sn. Erbakan'in "Islam Ordusu Komutanlarindan" bulundugunu, "Biraz sonra bu konuda da bir toplanti yapacaklarini" tum basin mensuplari huzurunda agzindan kacirmistir. Bu konudaki medyanin sorularini Sn. Erbakan her zamanki gibi gecistirmis, herhangi bir aciklama getirmemis, daha sonra da bu konu, gundemin agirlik kazanan diger maddeleri yaninda gume gidip kaybolmustur. Oysa Libya seyahatinin en onemli sonucu, ne Turk Muteahhitlerine odenecegi belirtilen borclar, ne de Kaddafi'nin abuk sabuk ve hakaretamiz konusmalaridir. Kanimizca, Sn. Erbakan'in baskomutanligini Kaddafinin yuruttugu bir gizli uluslararasi teror orgutunde gorev ustlenmesi baslibasina, ciddi bilgi durumundadir, bu nedenle de en onemli sonuctur.

    Daha sonra, 13/2/1997 tarihli Hurriyet gazetesindeki kosesinden, ciddiyetini bildigimiz Sedat ERGIN bu konuya aciklik getirmis ve Erbakan'in bu orgutte Gn. Sekreter Yardimcisi olarak gorev yaptigini aciklamistir.

    Takdir edersiniz ki hic bir toplantisina katilinmayan bir orgutte boylesine onemli bir gorevin yuklenilmesi olanaksizdir.

    Bu suretle Sn. Erbakan'in Isvicre'den nereye kayboldugu kesin bicimde ortaya cikmaktadir. Seyahatlerini gizlemek amaci ile Isvicre yolunu tercih etmistir bir, gizli orgutun Hartum, Bengazi, Tripoli toplantilarina boylece katilmistir iki.
|
 

 

a
  • Ilk dis seyahat tertiplenirken neden yukarda belirttigimiz ulkeler - Tum tepkilere ragmen - tercih edilmistir? Orta Asyadaki Musluman Turk Cumhuriyetleri bir kenara atilmistir da neden bu yola gidilmistir?

    Cevabi, orgut arkadaslarina, Sn. Erbakan'in gosteri yapma arzusu, orgutte boylece yerini guclendirme planlamasidir. Nitekim bu seyahatin kapsaminda Sudan da bas kosede yer almaktadir. Ancak Misir hukumetinin kesin tavir alisi karsisinda bu seyahat iptal edilmistir.

    Dogaldir ki bu seyahatte Sn. Erbakan sadece hava basmakla kalmamis, Kaddafi'nin belirttigi gibi orgut elemanlari ile gizli toplantilar da yapmistir. Bu toplantilarda nelerin konusuldugunu ne yazik ki Turk Milleti bilememektedir. Ancak bazi ozel anlasmalarin yapildigi asikardir. Bu anlasmalar icinde muhtemelen Turkiye'deki "Hamas", "Islami Cihat" ve "Hizbullah" orgutlerinin calismalarina kolaylik gosterilmesi de bulunmaktadir.
  • Simdi de Sn. Erbakan'in, ve Gn. Baskanligini yuruttugu Refah Partisinin Turkiye uygulamalarina bir goz atmaliyiz. Bu uygulamalardan, samimi musluman olan Refah partililerini ve secmenlerini sorumlu tutmak mumkun degildir, dogru da degildir. Onlar, yonetimin istikametinde, aldatilan ve dini inanclari kullanilan kisiler olarak faaliyetlerini surdurmektedirler.

    Sn. Erbakan, Ankara'daki ikametgahinda, gecenin ilerlemis saatlerinde Iran ve Suriye Elcilik mensuplari ile oldugu kadar, Islami teror orgut uyeleri ile de toplantilar yapmaktadir. Bu bilgileri Turk basinindan almaktayiz. Bu toplantilardan birinde, Cezayir hukumetinin kizginligina neden olan, Cezayir'deki Islam teroristlerini de kabul ettigini, gene basinimizdan ogrenmekteyiz. Benzer bicimde, ABD’de faaliyetleri terorist nitelikli bulunmasi nedeniyle gozetim altinda tutulan "Islam Cemaati" adli, siyahlardan olusan orgut lideri Louis Farrakhan'in Sn. Erbakan'a yaptigi resmi ziyaret Amerikan Disislerince kinanmis bir olay olarak hatirlardadir.
  • Kayseri Belediye Baskaninin hezeyanlarini, Sincan olaylarini munferit olarak, densizlik olarak degerlendirmek cok yanlis bir yaklasimdir. Nitekim Sn. Erbakan en mutemet adamini Sincan Belediye Baskanini ziyaret icin gondermistir ve Sn. Sevket KAZAN, Bu Hamas ve Islami Cihatciya Sn. Erbakan'in mesajini da iletmistir. Daha sonra da TBMM'indeki konusmasinda Sn. Kazan, Sincan Belediye Baskani ve yaptiklarini aklamaya gayret etmis, boylece Turk Yargi organlarina gondermelerde bulunmustur.
  • Iran Buyuk Elcisinin, Turk laik rejimi hakkinda konusmasi, gene Iran Erzurum Konsolosunun "Bir darbe hareketinde, Iran halki, Turk Musluman kardeslerinin yaninda yer alacaktir." demesi, Tarhan'dan habersiz ve ayri davranislar ve konusmalar olamaz. O zaman su soru akla gelmektedir?

    Sn. Erbakan, Iran yonetimindeki yetkililerle neler konustu? Ve nelerde anlasti? Ki bu yonetim boylesine kustahlasabilmekte, bu gune kadar gostermek durumunda kaldigi ozeni tumuyle bir kenara atabilmektedir. Bu kuskuyu guclendiren diger bir onemli kanit, Iran Buyuk Elcisinin, RP yetkililerince korunmaya calisilmasidir.

    Diger yandan once Almanya, ardindan AB ulkelerinin Iran'la munasebetlerini askiya almalari, Iran'in tum dunya ulkelerince terorist oldugunun tescilinden baska bir anlam tasimamaktadir. Bunun boyle oldugu RP yoneticileri tarafindan cok onceden de bilinirken, iliskileri yogunlastirma ugraslarina ne anlam verilmesi gerekliligini herkes kendine sormalidir.
  • Sozlerimizin dikkate deger bir kaniti da Sn. Cumhurbaskanimizin 26/Mart/1997 de yapilan Pakistan ve Bengaldes'i kapsiyan gezisinde ortaya cikmistir. RP'li Devlet Bakani Ziyaeddin Tokar, bu gezisinde aniden kaybolarak, Pakistan'daki, yonetimi silahla ele gecirmeyi amaclayan Cemaat-i Islami Partisinin lideri Kazi Huseyin Ahmed ile gizlice bir gorusme yapmistir. Bu gorusmede kuskusuz Sn. Erbakan bilgileri dahilinde, hatta talimati ile gerceklesmis bir eylemdir.
 

 

 

 

a
  • 1997 yili Nisan ayinda Sn. Erbakan'in 25 kisilik kadro ile yaptigi Hac seferinde, Suudiler esas niyetlerini saklama gayretlerini de bir kenara atmislar, bastirdiklari hac rehberinde acikca rejimimiz ve demokrasimiz aleyhinde agizlarina geleni soylemekten cekinmemislerdir.
  • Gene Sn. Erbakan'in 1993 yilindaki onemli bir vukuatini, 1997 yili Nisan ayinda, basinimizdan ogrenmekteyiz. Sn. Erbakan o tarihlerde bir Misir gazetesine verdigi beyanatta, acikca, RP'nin Turkiye'deki rejimi degistirip, seriat sistemini kurmak istedigini belirtmistir. Daha sonra, Misir'a giden bir RP'li beyanatin kayitli oldugu bantin silinmesini saglamis, bilgi sahibi olanlari da susturmustur.
  • Ulkemizde diger ilginc gelismeler.

    Kiyafet Kanununun bir kenara atilisi, her yerde tarikatlarin kol gezmesi, tarikat baskanlarinin Basbakanlik koskune davet edilmesi, alabildigine artan bir Ataturk dusmanligi. laisizmi Dinsizlik-Atesistlikle bir tutma gayretleri, bazi militanlarin TV lerde verdikleri rejim alehtari beyanatlar, bu militanlarin RP semsiyesi altinda, dokunulmazlikla techiz edilmesi.

    Dikkati cekmesi gereken iki hususu vurgulamakta yarar vardir.

    1. Tirajlari 2-20 bin arasinda degisen bir yigin dinci gazete turemistir.

    Reklam alamiyan, buna ragmen yasamini surduren dinci TV kanallari faaliyete gecmistir.

    100'lerce DINI yayin yapan Radyo kesintisiz calismaktadir.

    Bir kac bin adet bile satamiyan Ataturk aleyhtari kitaplar, dinci bilinen bolgeleri isgal etmistir.

    Turban takan her ogrenciye 10 milyon civarinda maas odenmektedir.

    RP ye gecen her emekli Subaya isyerleri acilmakta, kapital sorunlari parti tarafindan aniden giderilmektedir.

    Gene dikkatlerden kacmamasi gereken bir onemli olgu, "Islamci Is Dunyasi"nda 1980 li yillardan sonra gozlenen patlamadir. Sanki baska bir dunyadan gelen insanlarmiscasina, sanki daha once bu ulkede yasamiyorlarmiscasina, ani ve hizli parlamanin nedenleri uzerinde de dikkat ve onemle durulmalidir.

    2. Seriat ile yonetime geciste 2 simgenin basarisi sabit olmustur. Bu iki simge Iran'i, Afganistan'i ve Nijerya'yi degistirmistir. Bunlar, bayanlarda TURBAN baylarda SAKAL dir. Onun icin, bu simge vazgecilemez niteliktedir, bu konuda RP ugraslari kesitisiz surecektir.
  • Simdi sizlere bir de ilginc, ilginc oldugu kadar da fantastik bir olaylar dizisini sunmak istemekteyim.

    Hatirlarda oldugu uzere Sn. Erbakan'in zaman zaman bazi kehanetleri basinimizda yer almaktadir. Bunlardan en onemlisi, 21. yuzyilin islama ait olacagi ve islamin tum dunyayi hakimiyeti altina alacagina iliskin olanidir.

    Kehanetleri ile unlenmis Nostradamus 16. yuzyilda Fransa'da Dr. olarak gorev yapmis, Krallarin ozellikle Medicilerin iltifatlarina mazhar olmus, bir Yahudi donmesidir. Nostradamus'un kehanetlerinden bazilari gercekten sasilacak bicimde gerceklesmistir. Bunlardan, 2. Dunya Savasi, Alman Luft Waffeleri, Londa metrosunun siginak olarak kullanilmasi ve pek cok canin bu yolla kurtulmasi vb. gibi olanlari ornek gostermek mumkundur. Ancak gerceklesmeyen, ya da kehanetin tamamen tersi olarak gerceklesen olaylar da vardir.

    Nostradamus, SSCB'nin dagilacagini, parca parca bir cok ulke haline gelecegini belirterek, gerceklesen bir kehanet daha ortaya koymustur. Bu olaylardan sonra Islamin genisleyecegi, Misirdan baslayan atesin, tum Kuzey Afrikayi ve Anadoluyu da kavuracagini soylemis, ve Istanbul'un yangin yeri olacagini belirtmistir.

    Iste Sn. Erbakan'in kehanetleri ve soylemleri de bu goruslere dayanmaktadir kanisindayiz.

    Ozellikle "Istanbul'un 2. kez fethinden" bahsetmesi bir baska turlu yorumlama imkanina da sahip bulunmaktayiz.
a
 

 

a SONUCLAR:

Su guzel Anadolu sozunu hic unutmamak gerekiyor. "Badi badi yuruyor, vak vak diye bagiriyor, suda da yuzuyorsa, ve kafasi da mor renkteyse o gorulen ordektir." Acaba tavuskusu mudur diye dusunenlerin husrana ugramalari kacinilmaz sonuctur. Bu sozden hareketle su tesbitlere varilabilir.

  1. Turkiye'de bu gun izledigimiz gelismeler gayri Millidir. Arap kokenlidir.
  2. Gene bu gelismelerde esas faktor Muslumanlik gibi gosterilmekle birlikte, tamamen disindadir ve ekonomik asillidir.

    "Muslumanlik" ve "Islam" asil niyeti gizlemek amaci ile kullanilan kutsal sozcuklerdir. Ne yazik ki samimi Muslumanlarin din duygularina hitap ettigi icin de kolayca taraftar bulabilmektedir.
  3. Gelismelerin arkasinda "Petro Dolar" bulunmaktadir. Hareket, Suudi Arabistan tarafindan organize edilmektedir.

    Bu nedenle her ulkenin icinde ajanlar bulmuslardir. Bu ajanlar, Suudi Arabistanin milli goruntulu taseronlaridir.
  4. Refah partililer icin soylenen "Adamlar cok ciddi calisiyor" sozu, Refah'in %21 lik basarisinin asla gercek nedenini gostermemektedir. Bu calisma varsa, arkasindaki dev petro-dolar desteginden kaynaklanmadir. Nitekim bu destegin olmadigi yillarda MSP'nin erime trendine girdigi hepimizin hatirlarindadir.
  5. Arap Milliyetciligi ajanlarinin asla vazgecemiyecegi 2 onemli simgeyi hatirda tutmak gereklidir. Bunlar yukarida da belirttigimiz gibi kadinlarda "TURBAN", erkeklerde "SAKAL" dir.
  6. Turkiye bu Arabik Asimilasyon hareketi karsisinda tedbirli, bilincli ve diri durmak mecburiyetindedir.
  7. Ulkemizde bu ajanlarin aldigi yol, gorulenin hatta tahmin edilenin ustundedir.

    Yerel yonetimler, aynen Cezayir'deki gibi, bu hareketin organize edildigi ve yerli finansmanin saglandigi muesseselerdir. Milli kaynaklarimiz, inanilmaz bicimde bu harekete yonelik hortumlanmaktadir.

    Kadrolasma akil almaz boyutlara varmistir ve devam da etmektedir. Simdi tek hedef kadrolasmada "Turk Ordusu" haline gelinmistir. Bu nedenle Sn. Erbakan, transfer ettigi emekli Subaylara buyuk imkanlar saglamakta, ozel onem vermektedir.
  8. Suleyman Mercumek olayi alelade bir dolandiricilik vakasi hic bir zaman olmamistir. Eger o olaylarin derinlerine inmek mumkun olabilseydi, rejimimize karsi bir kalkismanin varligi ortaya cikacakti.
  9. Seriatla yonetilen dis ulkelerde, gizli anlasmalarin yapildigi aciklikla tahmin ve teshis edilmektedir.
  10. Silahlanma asamasina gecilmistir. Refah Gn. Bsk. Yard. Riza Ulucak'in soyledigi "Bizim silahli birliklerimiz olsa otekiler sokaga cikamaz" sozu, Suleyman Arif Emre'nin "Tukursek bogulurlar" cumlesi, esas niyetlerin ifadesinden baska bir anlam tasimamaktadir. Bu gun Turkiye'de 100,000 pompali tufegin bulunusu, 400,000 tufegin varligi av amaci ile izah edilemez. Esasen kisa namlulu pompali tufekle av yapilamaz. Ayrica pompali tufege mani olmak ugraslarina neden RP nin karsi ciktigini herkes birbirine sormalidir.
  11. Ne yazik ki bu gun, Turkiye yonetiminin en basindan bir Gizli Teror Orgutu uyesi oturmaktadir ve yardimcisi da bir yabanci ulke'nin vatandasidir. Aslinda ne yapacagi milletce gayet iyi bilinen Sn. Erbakan'i ancak bir yabanci ulke vatandasi destekleyebilir. Oyle de olmustur.
  12. Her organik yapinin ilk gorevi, ilk gayri iradi davranisi, hatta Allah tarafindan ilk kosullandirilmasi, nefsini mudafaa etmesidir.

    Demokrasi de mutlak surette nefisini korumak zorundadir ve koruma durumundaki her canli gibi yaptigi hareketlerden, hic bir sekilde sorumlu tutulamaz.

    Bu gun herseyin otesinde ulkenin en onemli bir tek sorununun bulundugu hic bir sekilde akillardan cikarilmamalidir. Bu sorun, tehdit altindaki rejimden baska bir sey degildir.
  13. Diger yandan, tum dunyanin gelecegine kan ve barut kokusu dolduracak bu gelismelerin onlenmesi isteniyorsa, Petrol ureten bu ulkelere para akitilmasindan bir an once vazgecmenin yollari bulunmali, gonderilen her kurusun kana donuseceginden kusku duyulmamalidir.

    Ozellikle, ABD sebebi oldugu bu gunki gelismelerin, dis politikasi ile enerji politikalarini yeniden tanzim ederek onunu almak mecburiyetindedir.

 

a

Konuk Yazarlar