KARSILIKSIZ ASK

   
   

 

Niyetli sacmalikti benimki!

Sevgi yalan diyor herkes, bense yaziyorum bilmediklerini. Lanetlenmistim bir defa, ben birilerini sevecektim, o birileri baskalarini. Sonsuz ayri yollara düsecektik, asla birlesmemecesine..

Öyle ya beni sevenlerden uzaklarda olacaktim hep. Yaralanirken yalnizligi ögrenecektim, aglarkende gülmeyi belki. Annem olmayacakti hiç bir adam, kocam olmayacakti hiç bir kadin. Bir yerlerde ölecektik karsiliksiz askin adina. Lanet, karma olup solacakti sanirim.

Ben sadece mavilere tutku duyacaktim. En olmayan renklere verecektim umutlarimi. Kalabalikla paylasacaktim gögüsümü, emzirecektim bencillikle.

Ne oldu da rüyalarima geldi biri. Sevgi böyle degil diyordu. Aç yüregini lanet kalkacak. Bulacagini söylüyordu ritimsiz çalgilarin çingenesini.beni bulacagini söylüyordu.

Denizlerde bogulurken dümen tutusturdu biri ellerime. Kontrollü isaretlerde kaybediyordum gördüklerimi. Biri benim  yolumu saptiriyordu. Yeniden doguyordum.

 

Ask öyle bir seymi? Sorgusuz hesapsiz her seyini vermek, umarsizca kalbini dökmek mi? acimiyormu sevdikleri, kanamiyormu tirnaklarin? Ask öyle bir seymi?

 

Ben günahkardim beni tanidiginda, dünyanin bütün günahlarini üzerime almistim. Sense bir melek gibi masum. Beni sevdin. Günahlarimla, imkansizligimla, cehaletimle beni sevdin sen. Hiç sevdigini söylemedin ama ben hep bildim. “sevmek bütün günahlari bagislar, dünyada ki en büyük güç sevgidir” dedikçe kendime çekiliyordum. Dediklerini anlamiyordum, sevgiyle vaftiz edilmek istiyordum. Bildiklerini bilmek, gördüklerini görmek, sevdiklerini sevmek istiyordum.

 

Geceleri bana sarildikça kendimi baska yataklardan topluyordum. Koca bir valizin içinde küçücük bir kalp tasiyordum. Geceleri beni sevince daha bir agirlasiyordu valizim. Gittigim her yere sahibine sadik bir köpek gibi pesimden gelisin, hiç yorulmayisin ve bütün bunlari ufacik bir alev ugruna yapisin beni ürkütüyordu. Ask öyle bir seymi?

 

Kavga etmek yerine sevgini koyuyordun, aldatmak yerine umutlarini yükseltiyordun, kötü sözlerime bagislayici askin adiyla karsilik veriyordun.güldügüm zaman mutluluktan agliyor, agladigim zaman hüznünü saklamak için gülümsüyordun. Benden hiç bir sey beklemiyordun. Seni sevmeyi bilmedigimi biliyordun. “sevmeye içinden, kendinden baslamalisin” diyordun. “önce seni sev, ben beklerim”.

 

Otuz iki yil geçti beni sevmekle.  Simdi ecelimle sevisiyorum. Bilmeni istedigim bir gerçek var sevgili;

 

Yillar önce birini sevmistim. Tipki senin gibi güldügünde mutlulugumdan aglardim. Gelme demesine aldirmadan gittigi her yere giderdim. “beni boguyorsun” derdi sevginle. “özgür olmak benimde hakkim” ona öylesine tutkuyla ve ümitsizce bagliydimki bir gün beni terkettiginde görebilecegim bütün yollari silmisti.ayni o masaldaki ki ekmek kirintilarini yiyen kuslar gibi bütün izleri kaybetmisti. Asla bikmadan ve inanarak onu beklemistim. Aylar sonra bir mektup geldi, “özgürlügüme kosarken mutlu olurum saniyordum. Seni onun için terketmistim. Her sevgi baska bir esaretmis. Simdi senin sevginden boguldugum gibi onu kendi sevgimle boguyorum. Sevgi yalan sevgili, tek gerçek askin iksirindeki o sonsuz lanet…” iste o günden sonra inançlarim o sevgiliyle gidiverdi. Ve hep sunu bildim, sevgi yalan, tek gerçek askin iksirindeki lanet…

 

08.08.2002                                                                   
Serap AZBAY
serapazbay@hotmail.com

 

Konuk Yazarlar