DEPREMDEN SONRA .....

a 17 Agustos gecesi, 3:02 de, Istanbul büyük bir depremle sarsildi. Öyle büyük bir sarsintiydi ki, bir yerlerde büyük yikim oldugunu anladik. Sehrin elektrikleri kesildi. Hepimiz bahcelere sokaklara döküldük, cok sicak bir geceydi, sehir toptan karanliga gömülmüstü. Araclarimizin radyolarini actik, kisa süre sonra radyolar haber gecmeye basladilar. Istanbul Avcilar semtinde hasar vardi, ancak depremin merkezinin Adapazari-Izmit oldugu tahmin edilmekteydi. Safak sökerken ise bu kentlerde durumun katastropik oldugu ortaya cikmisti. 

Ondan sonraki günler hepimiz icin üzüntü ve aci doluydu. Gecelerimiz ise uykusuz ve endiseli coluk cocugumuzu teskin etmekle gecti. Depremde zarar görmeyenler önce anlamsiz bir sevinc duygusu yasadilar sag olduklari icin, sonra ölü ve kayiplarin büyüklügü karsisinda sucluluk duygusuna dönüstü bu duygu. Sonrasinda ise kendisini yardim calismasina odaklayarak bu duygudan kurtulmasini bildi cogu insanimiz. Önceleri sadece aci vardi. 24 saat gectigi halde hala enkazin altindaki yakinlarini cikarmaya kimse gelmedigi icin isyan eden, feryat figan insanlar vardi. Sivil savunma örgütü yoktu, Kizilay yoktu, devletin varligini hissettirecek hicbir eylem yoktu. Yardim mekanizmasi gecikmisti.

Carsamba günü ise millet sanki uyanmisti, topyekün bir yardim seferberligi olusmustu. Kimimiz yardim topluyor, kimimiz bunlari göndermek icin calisiyor, genclerimiz ise bunlari dagitmak üzere ve kurtarma calismalarini katilmak üzere agir kayiplarin oldugu bölgeye akin akin gidiyorlardi.

Bunlari yapamayanlar ise para yardiminda bulunuyorlardi. Doktorlar, mühendisler, bankacilar vb. egitimli is meslek sahibi gencler essiz bir refleksle kendilerini kurtarma calismasina attilar. Devletin atil, aciz kaldigi kaotik ortamda bosluk  sivil dernekler tarafindan dolduruldu. Öyleki AKUT isimli kurtarma dernegi gercek kahramanlik hikayeleri yazdi. Her yerde kurtarma calismalarinda yardim calismalarinda o grup vardi (ancak daha sonra devlet kanadindan gelen kiskanclik oklarina maruz kaldi.) Yardim ve kurtarma calismalarinin  diger mimarlari ise FM bandindan yayin yapan radyolardi. Bunlarin cogu normal yayinlarini birakarak 24 saat yardimi koordine ettiler. Nerede neye ihtiyac var, kim nereye gidiyor, nereden ne zaman yardim konvoyu kalkiyor duyurdular. Hele bir grup aydin tarafindan yürütülen anonim bir radyo olan acik radyo, gercek bir kriz masasi, harekatin merkezi ve beyni gibiydi. Bu tesbitim samimi ve dogrudur. Askeri birlikler ise geleneksel disiplinleri ile kurtarma calismalarinda aktif olarak bulundular. Merkezi otorite ise tamamen zafiyet gösterdi. Koordinasyon saglayacak beyinler yoktu, sehirlerde kuruldugu söylenen kriz masalari calismiyordu. Persembe günü is yerimizden yardim icin Gölcük'e gitmis olan arkadaslarimiz kriz masasinin bulunmadigini, yardim malzemesi dagitimi yerini kendilerinin belirledigini söylediler. Yine isitiyoruz: Adapazari'nda belediyenin kriz masasina basvuran kizli erkekli bir genc grubunu, kriz masasindaki kisi refüze ediyor, size ihtiyacimiz yok diyor (genclerden erkeklerin kulaklarinda küpe var, karsilarindaki tasra önyargisini gecemiyorlar.) Ama bu gencler ters yüz edip gitmektense kendi insiyatifleri ile kaliyorlar, okul bahcesinde bir cadir kurup sokaklardan ailesini kaybetmis, yalniz cocuklari topluyorlar. Iste hepsini yazmaya yer yetmez bu gibi örnekler sivil insiyatifin gücünü gösteriyordu.

Bu arada, Adapazari yakinlarinda hasar görmemis köylerde kahvelerde tavla oynayan duyarsiz insanlar görüldü! Tikanmis trafikte herkes gibi beklemeye razi olmayip karsi seride cikan ve bu seridi de trafige kapayip yardim ulasimini engelleyen cok sayida bencil sürücü görüldü. Trafik polisleri bunlari sadece izlemekle yetinirken, ortaya cikan eli sopali gencler gerekli otorite ve düzeni sagladilar! Yagma ve hirsizlik olaylari görülmekle birlikte baska ülkelerdeki depremlere kiyasla daha azdi.

Rus gönüllü grubu Emercom'dan W. Legoskin: "Hükümetin özel bir sorunu olmali, burada devlete ait bir caba görmemek bizi sasirtti" dedi. Fransiz Securiste Francais Croix Blanche grubu hastane kapisindan  yardima ihtiyac  olmadigi savi ile geri cevrildiklerini ama kendilerinin sokak hastanesi kurarak yaralilara yardima basladiklarini söylediler. Yine sokak hastanesinde uykusuz yorgun yara saran genc doktor ve hemsire gördük, kendilerine "herseyin yolunda oldugunu söyleyen" siyasi bir demeci hatirlatan TV muhabirinin kiskirtmasina karsi cevap yerine gözyaslarina boguldular. Ne güzel insanlardi. Bu yazida amacim devletimi kinamak degildi, aci icinde tenkitde aci olabiliyor, ama herkes bilmeli ki, uzun vadede soluklu, yaralari saracak yardimi yine devlet yapacaktir.

Ayrica sunu söylemeliyim, kaymakam, belediye baskani ve bunlarin altindaki bircok yönetici; artik bu zayifligi unutmasinlar ve bundan sonrasinda sivillere kibirle yaklasmasinlar.

Cengiz Ozder

Konuk Yazarlar

aa