KAHIRE 

  Seyahat etmeyi sevenler veya uzak diyarlari merak edenler icin kaleme alacagim gezi yazisi serisinin birincisine, bir konferans nedeni ile ziyaret etmis oldugum Kahire ile basliyorum. Sizlere ilginc ayrintilar vermek istiyorum, umarim keyif alirsiniz. 

Ucagimiz Kahire’ye indikten sonra otelimize bir an once varmak arzumuz pasaport polisi tarafindan engellendi. Ingilizce bilmeyen gorevli beklememizi isaret etti. Hic bir puruzumuz yoktu, vize gecerlilik tarihimiz acikca belirtilmisti. Hele yol arkadasimin bu tür konularda obsesiyonu oldugundan, butun yol boyu pasaportunun sayfalarini kontrol edip durmustu. Ayni ucakla gelmis, sakalli olduklarindan din egitimi almaya geldiklerini tahmin ettigim diger vatandaslarimiz sadece burusuk bir belge gostererek beklemeden gectiler. Sonunda sadece ben ve endiseli arkadasim kaldik. Bir odacinin pasaportlarimizi oda oda dolastirdigini izledim, sonra o, kordonlu uniforma giymis birisine teslim etti. O kiside pasaportlarimizi lutfeder bir tavir icinde bize iade etti. Baktik,  onceden Istanbul’daki konsolosluklarinin verdigi vize suresinden bir kac gun daha kisa sureli bir kalis limiti koymuslar. Sanki Almanya’ya gocmen isci geldik. 

Terslikler tek basina gelmez, valizlerimizi aldiktan sonra; guya korsan bir taksiciye rastlamayalim diye yetkili taksi agentasi oldugunu dusundugumuz bir kontuardan taksi kuponu aldik. Birisi onumuze dustu, kapi onunde degilde, park yerinde kulustur bir araca bindik. On koltukta soforun yaninda birisi oturuyordu. Tahmin ettigimiz gibi otele varinca extra ucret talep ettiler. Ama oyle bir hayir cevabi  vermis olmaliyiz ki hemen savustular. 

Sonraki gunler hayli sofor tanidik, hepsi konuskan ve arkadas canlisi idiler. Dostlugunuzu kazanmak icin ellerinden geleni yapiyorlar, sonrada sizi anlasmali  olduklari parfum, hediyelik esya, resim saticisina goturmeye calisiyorlardi. Ama asil insan sarraflari; Ali El Hariri carsisinin tuccarlari idi.

Turk oldugunuzu hemen anliyorlardi siz hic Turkce konusmasanizda. Haydi yuksek elmacik kemiklerim ve esmer tenim ile ben neyse-baska ulkelerde beni hep diger Akdeniz’lilere benzetmislerdi - ama arkadasim hicte tipik bir Turk sayilamazdi. Cok sasirtici. Turk kimliginiz Misir da ister istemez üzerinde dusundugunuz bir olgu olarak  ortaya cikiyor. Baska ulkelerde irkiniz, aidiyetiniz hic onemli degildir, siz sadece bir yabancisinizdir. Ama buralarda Turk olusunuz onem tasiyor, bazen olumlu, dostca, bazen olumsuz, mesafeli. Nasir rejiminin milliyetci politikasi halki Turklerin eski somurgecileri olduguna inandirmis. Is toplantilarinda, uzak mesafeli duruslar gorursunuz hic neden veremediginiz... Bir firmanin Kahire’deki temsilcisi, bu konunun altini kalin cizgilerle cizdi. Bazen yerel muhataplari ile iliskilerinin, sirf kimliginden oturu pek yapici gozukmediginden sikayet etti ama Guney’e Nil vadisine yaptigi seyahatlerde, o yore insaninin, naif ozelligi ve gelip gecici ideolojilerden uzak kalmis olmasindan oturu onyargisizca yaklastigini, kendisini buyuk ilgi sevgi ve saygi ile karsiladiklarini, kendini sanki bir Osmanli beyi gibi hissettirdiklerini anlatti. 

Rejimin Turk kimligine karsi onyargisi Ingilizce basilmis sehir rehberinde gorulebiliyordu Kahire’nin tarihini anlatan bolumde. Sanki sehrin tarihinde hic Memluk veya Osmanli bulunmamisti - 800 senelik bir sure - , hic Turk varligini akla getirecek bir kelime kullanilmamisti. Sadece bir camiinin yapim emrini Sultan verdi diyordu bir yerde. Hangi Sultan? Otelden cikis yaparken resepsiyondaki beyaz tenli, yuzhatlari daha keskin cizgili kiza, birazda gozlerini kacirmamasindan cesaret alarak, Turklere benzedigini söyledim. Sicak bir gulumseme ile cevapladi, iltifat kabul etmisti. Dedelerim olabilir gibi birseyler söyledi. Iste boyle Misir insani Turk’leri sevsinmi dovsun mu bilmiyor. 

Kahire sehir trafigi berbat durumda. Yogun. Sinyalizasyon gorulmuyor, sicakla birlikte eksost kirliligi dahada belirgin. Soforler kurallara uymuyorlar, herhalde ceza uygulanmadigindan olacak. Kusurlu soforü, ceza terbiye eder. Bunlarsa trafik polisini fuuvt, fuuuvt diye girgira aliyorlar, yanlarindan gecerken. Hayat yayalar icin cok tehlikeli. Yaya gecidi yok, kirmizi isik yok, yayaya saygi yok. Yayalar kendilerini yola atip binbir cambazlikla karsiya gecmeyi basariyorlar. Sizse bir karsiya gecebilmek icin 15 dakika bekliyorsunuz. Hic kaza gormedim ama bence bu durum bir nufus planlama yontemi olabilir. Cunku kaldirimlarda hantal hantal yururken gordugum beyaz entarili delta koyluleri, korkarimki cadde gecmeye kalkarlarsa, telef oluyorlardir.

Yerli halk ogleden sonra Nil nehrinin Bati kiyisindaki cay bahcelerine golge dusunce buralara kaciyorlar.Gece, kalabaliklar cekirdek citlatarak yine nehir boyunca piyasa yapiyorlar. Kafelerde rengi kirmizi tarcina benzeyen ama baharli kokusu yollara yayilan bir cay iciyorlar. Insanlar sakin ve munis gozukuyorlar. Bu tezatla bizim insanimizin ne kadar gergin ve sert oldugunu anlamaniz mumkun oluyor. Mevsim Mayis basi olmasina karsin sicaklik 32 C yukseliyor ogle sonrasi. Ama sabahlari nehir boyunca bir sis iniyor. Nehir kiyisindan bakinca, sadece gezi gemilerini goruyorsunuz, sis ortusu altinda kendinizi sanki Kuzey Avrupa nehirlerinin kenarinda hissediyorsunuz. Bu mevsim, col ikliminin yegane cicekli mevsimi olmali,bakimli yerlerde  bugenville’ler pembe mor; kaldirim kenarlarinda Kibris akasyasi agaclari masmavi acmis. 

Buyuk nufusu ile Misir’in Turkiye icin iyi bir pazar olabilecegi soyleniyor, caddelerde yuksek vergiye ragmen Tofas in kus isimli otomobilleri var, muteahhit firmalarin is alabilecegi soyleniyor. Hizmet sektoru bakir. Sehirde bir elin parmagindan az fastfood cu var. Oyleki Mc Donalds’in kapisinda limuzinler bekliyor sanki Paris’de taninmiþ bir gourmet restoranina gidilirmis gibi. Sehrin en cazip yerinde bir Yunan fastfood restorani berbat bir doner satiyor. Eminimki, lahmacun, doner ve kebapcilarimiz Kahire lilere gercek agiz tadinin ne oldugunu ogretebilirler, buralarda yer edinebilirler. Hele dondurma sektoru cok is yapabilir, en iyi otellerde bile iyi bir dondurma bulunmuyor.Bununla birlikte is yapmakta bir gucluk, Misir serbest piyasa duzenine henuz hazir olmamali,Hilton otelinde bir ofisin kapisinda bir tabela gordum, -Hukumetle Iliskiler Md. - Acaba burokratik iliskiler cok guc, karmasik, mudahaleci mi. 

Bu yazida herkesin yazdigi gibi piramitleri, eski Misir, Kahire nin ekzotizmini anlatmadim. Buna bir sebep de; bu sehirde kendinizi pek yabanci hissetmiyorsunuz, sanki burada daha önceden bulunmussunuz gibi bir his yasiyorsunuz.

C. Ozder 

  Konuk Yazarlara Geri Dönus