Gerçege
katlanmak zor geldiginde ya da belirsiz göründügünde hersey kaybolan bir aninin
pesinden kostugumuzu duyumsariz, yeniden yasatmak isteriz düsleri.Ve korktugumuzda
korkmaktan, kurallardan, yasamaktan, kendimizi yasayamamaktan... dönüp dolasir ayni yere
geliriz.Oysa çözüm: iç ritmini dinlemekten baska bir sey degildir. Bunu
ögrendigimizde hüznü hüzünle yasayabiliriz,aciyi aciyla,sevgiyi sevgiyle,endiseyi
endiseyle ve korkuyu fazla büyütmeden, bilerek, oldugu gibi yasayabiliriz.Güvensizligimizi yenmenin tek yolu sevgidir. Kendimize,diger
insanlara, canlilara, yasama duydugumuz sevgi. Hersey yasamin bir parçasi. Mutlulugun
icinde mutsuzluk da var, umut ve umutsuzluk da. Esas olan, zamani olumlu yönde
degerlendirmek ve niceli nitelemege bagli bence.
Korku, belirsizlik, umut, yalnizlik, aci, hüzün, süphe,
sanci, sevinç... Anidan bir kare önceki sicak gülümseme,donuk bir fotografin içindeki
öksüz özlem... Yasam bir film sahnesi gibi ve binlercesi ayni anda baslayip birbiri
pesisira oynayip duruyor imgelemimizde. Bazen yönetmenim,bazen de basrol oynuyorum; bazen
figüran, bazen seyirci ya da sonuna dogru hepsi birbirine karisiyor : Bir agaç...
gökyüzlü bir umut... çaglayanla coskulu bir gürleyis ... aglayan bir çift çocuk
gözünde kanayan bir iç bazen, çalilikta bir çiçek, çiçegin içinde yalnizlik...
ari bencili bir duygu ya da kirilgan bir kelebek...sevdayi karalttikça karaltan sevdigine
hasret bir genç kiz... dünyayi yerinden etmeye hazir ,deli yürek akisli yagiz bir
delikanli...
Insan olmaya büyüyen bir yürek... bir bilincin önünde
uzanan yol... Yaratmaya, aci çekmeye,degistirmeye, güzellestirmeye, paylasmaya, sevmeye,
varetmeye ya da özümüzden,kendimizden uzaklasip bir bitki gibi yasamaya, azalmaya,
tüketmeye, düsünmemeye, kolayi seçmeye, sürülesmeye, yozlasmaya, bezginlesmeye ve
giderek yokolusa uzanan bir yol... Evet, yasam varmak istedigimiz hedeflerle bizim
belirledigimiz bir yol . Kimi zaman kestirmeden varabiliriz, kimi zaman sansimiz yaver
gitmez, ama daha farkli kazanimlarla devam edebiliriz yolumuza.Yasama-k eylemi(sanati),
belirledigimiz hedefe ulasmamizdan çok, bu yola nasil vardigimizla, bunun için nasil
çaba gösterdigimizle daha ilintili geliyor bana.
Içimdeki gücü düsündükçe, bedenimi ve ruhumu
müthis bir heyecan (korku) kapliyor. Ayni anda varligin ve hiçligin içindesin;
gerçekten var olabilmek yahut bir hiç... Içinin Shakespeareli söylemi bu. Yapmak
istediklerin ve kendine engel olusun öteyandan, elini kolunu baglayan engeller dizisi.
Tüm insanlari içinde hissettiginde giderek bir agriya dönüsen yasam... Ama yalnizca
birey olmayi duyumsuyorsan, yavanliga ve bosluga sürüklenmektir giderek bunun sonu .
Kendini yalin ve bu yüzden güçlü hissedebildiginde insanlari anlayabilir veiçinde
yasatabilirsin.
Iç ve dis yasantimi dengeleyerek bunu saglamaya
çalişacak olan gene benim. Herşeyden arinmis ve kendini bulmus bir iç yasamin disa
çevrilmesi eylemidir bu . Oysa hep süphe degil mi bizi korkutan? Kendinize güvenin.
Kendinize güvenmek içinse ,kendinizi donatin; bilgiyle,emekle,sevgiyle ... askla,
kalemle, yürekle... neleri kusanmaniz gerekiyorsa ve...
Zira yasami sevmek ,baskalarini sevmek için önce kendini
sevmek ve tek basina güçlü ,mutlu ve üretken olmak gerek.
Bütün renkleriyle yasami hissedebilmeye ve
hissettirebilmeye ...
14 Ekim 1998
Hale Turan