Iç Baris

Uzun süredir ayni anin pesinde, düslerimde kendi dogusumu ariyorum, kendimi dogurusumu. Zaman  zaman   her sey  öyle  karisik  bir  hal aliyor ki,  yarattigim dünyanin özü ve boslugu arasinda  uzamsiz ve anlamsiz kaliyorum sanki. Gözümü   kapadigimda  neden  gördügümü  bilemedigim, ama  tuhaf   bir duyguyla izledigim karmakarisik renkler...  ya da söyleyemedigim diger yarisibir  cümlemin... boslukta çinlayip duran bir sözcük, bir bakis... çocukluk sakizimdaki geri gelmez limon kokusu... bazen de dehset hatta ..

Kaderin sifrelenmis aglari mi bunlar? Kaç kez degistiririz geçmisi, kaç  kez  ŒOperadaki Hayalet¹in korkulu  çigligiyla noktalanir düslerimizde gelecek ? su  iç  sesleri  kaç kez konusuruz   bazen kendimizden bile gizlece :

" Yok yok, bu böyle olmamali, olmayacak.."

" Ya olursa ?..."

" Nereye sürüklüyorum hayatimi böyle... Nereye sürükleniyoruz?
Toprak, irmak, rüzgar, çakil tasi ya da akinti... Hangisine yön vermeliyim; verebilir miyim, hangisiyim? Duygularim, mantigim, iradem yahut  aci çekme  ve mutsuz   olma  istegi  ruhumun, kendimi mutlu  etme bilincim sonra ? Hangisi; hangisini bu yarista kazandirmali hep  ve skoru sürekli koruyabilmeli? Oldugum gibi, istedigim gibi yasayabiliyor muyum Œben¹i, yoksa  gerçek  olan gün mü benim için, ya da daha genisletirsek belirlenmis olan düzen mi, sistem mi?

"Elbette ki hayir ! "

Saçmaligina bir son veremiyorsak günün ve o   hiç belli  etmeden sülük gibi  emiyorsa kanimizi; kendimize ayirdigimiz  zamanin içinde yoksak, nefes alamiyorsak... Yo yo kolaycilik degil bu, mazeret arama degil; çeliskileri asamayisimiz. Insan ütopyasiyla çelisebilir mi peki?   Insanlari  seviyorum , ama hepsini sevemem ki  ve  bu  benim insanligi sevmedigim anlamina  gelmez. Degisime inaniyorum, fakat  en yakin çevremi zi  bile  degistiremiyoruz bazen, yillarca  süren  bir   savasim bu, yasam, insan, etkilesim... Hepimizin yasantisi,olumlu - olumsuz   bu etkilesim  içinde. Umursa-madigimizi sanirken, adsiz hayaletler   bilinçaltimizi doldurur... Çabaliyorum, tecrübe  kazandikça   güçleniyorum. Insan  iliskilerinin kolay  oldugunu  kim iddia edebilir ki? Özledigin yasama, içindeki düsülküye ulasmanin azi, yari mi, siniri olabilir mi?Dinginlik ve yilginlik birakir mi pesimizi?En azindan sunu biliyorum: Kendi içimizde kararli ve tutarli olmazsak, yakamizin içinde gitgide kaybolusumuz olur gelecek. Bunu söylemek kolay belki, ama günle savasimlarinda utkuyu içinde hissetmek... iste  bu, o  kadar  kolay  degil bana  göre. Her satirda kendimle çelismem sirf bu yüzden.

Hele bir de  fiziken engellenmisseniz, bir bedensel  engelliyseniz  daha açica, kendi kendinize yetemiyorsaniz, ve Türkiye¹de yasiyorsaniz hersey... ama hersey  bir kaç kat daha zorlasacaktir.   Asil amacim, bunlari   anlatmakti aslinda ,karsilastigim zorluklari, yasama bakisimin nasil degistigini, gelistigi-ni ve zamanla nasil bir felsefe gözlügü olusturdugumu... hepimiz, birbirimizin  hayatindan bir seyler ögrenebiliriz çünkü. Ama bunlari yasamin içinde olan hiçbir seyden soyutlayamam, kendimi soyutlamadigim gibi. Bu yazimda kisaca sunun altini çizmek istiyorum; ne halde olursak, ne kadar  zor durumda  olursak  olalim, her sey  insanin   beyninde ve yüreginde basliyor.Önce iç yasamimizi huzur ve dengeye oturtmak ve kendimizle barisik olmak zorundayiz. Bunun için  de,  kendi ruh kabimizi   doldurmak  ve varolus amacimizin içinde olmak,bir sekilde üretmek ve paylasmak zorundayiz. Insani anlamak,yasadigimiz toplumun sosyo-politik, ekonomik, kültürel durumunu ve en  ince  ayrintisina  kadar  bireyi  ve evrenseli yakalamak, iyilestirmek, daha dogruya, daha güzele  ulastirmak  ve   ortak  bir  payda  altinda   birlestirmek zorundayiz.

Bu ortak payda her sey olabilir, çok genis ve insanligin ütopyasi olmali bu bence, bir yönetim biçimi belki. Ben buna sanat demek istiyorum çünkü. En zor ve en güzel sanat, yasama sanati.

Insanoglu, dogaya hükmedisinin en azi kadar hükmedebilse hiç degilse nefsine. Tüm bilimlerin  birliginde  çözümleyip   ayristirsa  birim birim içini. Varolabilmenin asil yolu Œsanat'la bütünlesip, senteze ulastirabilse yasamini, yasami. Varlik  ve  hiçlik   gibi  varolan bütün  degerlerin renkli izdüsümleri, dogru  ve yapici iletisimin ortaya  çikardigi bir  kendiligindenlikle sifreleniverse   kavramlara, objelere! Kapkati  bir  nesne  bile, özel  bir   dille  kendini söylemez mi bize? Dilin içindeki sifreyi dogru algilayacak olansa yürek gözüdür. Ah, o  bir  tek  dili  konusabilir   miyiz  oysa?

Kendimizi ve yasami algilayip anlamlandirislarimizin   al ve akyuvarlaklaridir sanat! Sürekli savasir içimizde, kendimiz olmamizi saglar. Varolusumuzu  sürdüren  en yüce  yanimizdir  yaratici yanimiz.

" Yaratabildigimiz ve yasayabildigimiz hersey bizim;bizim olan herseyi paylasip çogaltabildigimiz sürece dostlarim. Yillarin içimizdeki  tatli kirmiziligi çogaltmasi ve ön plana çikarmasi dilegiyle -hep- ! ...           

23 Ekim 1998

Hale Turan

Konuk Yazarlar