DOSTUMUZ ALMANYA YI TANIYALIM!

a

Federal Almanya’nin Türkiye’den farki, resmi ideolojinin ilkokuldan üniversiteye, „insan haklari“ örgütlerinden kiliselere sinmis ve benimsenmis olmasidir. Bizdeki kesmekesin tersine, Bonn/Berlin Cumhuriyeti, mükemmel bir sistemi oturtmasini bilmistir. Örnegin devlet televizyonlari (ARD ve ZDF) redaktörleri - konularina göre - senede en az iki sempozyuma katilir, neyin „dogru“, neyin „yanlis“ oldugunu ögrenir ve yayin politikalarini bu „dogru“lara göre bicimlendirirler. Sempozyumlari akademisyenler, devletin istihbarat uzmanlari birlikte düzenlerler. Ayni „imkanlar“dan özel kanallar da yararlanir. Alman televizyon kanallarinda son haftalarda yediden yetmise her agizdan Apo icin „Kürt lideri“ dendigine sasiranlarimiz icin söylüyorum. Sasirmayin. Mutlaka birileri, Serok hazretlerinin bundan böyle PKK sefi degil, Kürt lideri olarak anilmasi gerektigini telkin etmistir.

Basin acaba ne durumda? „seckin bir okuyucu kitlesi“ne sahip Süddeutsche Zeitung’un Istanbul muhabiri Wolfgang Koydl’a bakalim. Istihbarat konularinda uzmanlasmis Erich Schmidt-Eenboom’un kitabinda aktarilan bilgiler isiginda Sayin Koydl’i inceleyelim. 1952 Tübingen dogumlu Koydl „Devlet Gazetecilik Okulu“nu bitirdikten sonra, Münchner Merkur gazetesinde ise baslamis. Schmidt-Eenboom’un kitabinda, Münchner Merkur’un „ise yeni baslayan gazeteciler“in bir tür staj yaptiklari bir gazete oldugu söyleniyor. Schmidt-Eenboom, Münchner Merkur icin Alman Istihbarat Örgütü’nün (BND) „günlük dua kitabi“ diyor. Yani borazan.(1) Sayin Koydl daha sonra BBC hesabina calismis, Dpa’nin hem Moskova, hem de Kahire muhabirligini yapmis. Halen calismakta oldugu Süddeutsche Zeitung’taki sefi Josef Joffe, Süddeutsche Zeitung’a girmeden önce Ebenhausen Bilim ve Politika Vakfi’nda hizmet vermis. Bu vakif, Schimdt-Eenboom’a göre BND ile cok yakin bir iliskide. Simdi izin verirseniz basindan „akademik“ cevrelere sicrayalim.

Yukarida sözünü ettigimiz BND vakfinda calismayan ya da calismamis dogubilimci yok gibi! Onlardan en meshurlari, Prof. Udo Steinbach. Steinbach kim? Alman Disisleri Bakanligi’nin besledigi Hamburg Deutsches Orient-Institut’un baskani. Yasar Kaya’nin dostu, „Müslüman Almanyali“ projesinin sahibi. Sayin Steinbach’in Paris’te bir süre „albay“ rütbeli askeri atese olarak calistigini gecenlerde Essen’li bir profesör citlatmisti. Steinbach’in bir de ögrencileri var. Onlardan biri 1966 dogumlu Albrecht Metzger. Herr Metzger Steinbach’in dergisinde „bilimsel“ makaleler yaziyor(2); 1988-89’da Sam’da Arapca ögrenmis, 1992 yilinda da Istanbul’da kalmis. Bugün hem „sol“ yayinevlerinde „Kürt sorunu“na dair derlemeleri cikiyor, hem de katolik dergilerinde „Kemalizmin ne tür bir barbarlik oldugu“na dair makaleleri. Alman devletinin yetistirdigi ve calistirdigi Metzger diyor ki: „Türk ordusunun gözünde, iyi Kürt ölü Kürttür“.(3) 

Ýstanbul’a gelmisken, Susam Sokak’tan söz etmemek olmaz. Orada koskoca Alman Dogu Enstitüsü’nün (deutsches Orient-Institut) Ortadogu ve Kafkasya merkezi duruyor. Alman devletinin Ýstanbul’daki maasli elemanlarindan Günter Seufert „Türk ulusu diye bir seyin olmadigi“ni ispatlamaya calisirken, Karin Vorhoff „Alevilerin Sii olduklarini“ ispatliyor(!).(4)Michael Manikowski de, Eskisehir esnafinin „etnik dokusu“nu inceliyor(du) zira Ekim 1997’den beri Bundestag’ta Yesiller’in „Euroinfo“ servisinde calisiyor. Almanya’daki servis/basin/akademi ücgeninin bir baska mükemmel örnegini arzedeyim.

Habire Kemalizm’e yüklenen(5), Fethullah’i savunan(6), Recep Tayyip Bey’in „Ýslamci degil, Müslüman“ oldugunu duyuran(7), „Türkiye’de laiklerle Müslümanlar arasinda bir kültür savasi“nin sürdügünden dem vuran(8) Frankfurter Allgemeine Zeitung 26 Eylül 1998 tarihli sayisini sirf Khatemi reklamina tahsis etmisti.(9) Gazete, Molla Khatemi’nin özel olarak kaleme aldigi „essay“i birinci sayfadan duyurmus, „essay“ gazetenin kültür ekinde tam metin olarak yayimlanmisti. „Essay“i Almanca’ya cevirenler, Kemalizm alerjili „basdanisman“ Udo Steinbach’in Ýran kökenli asistanlari Navid Kermani ve Katajun Amirpur. „Sansasyon“u birinci sayfadan duyuran gazeteci ise, Frankfurter Allgemeine Zeitung’un istihbarat uzmani Udo Ulfkotte. 

Navid Kermani, - Almanya ile Islam alemi arasindaki iliskileri tesvik“ gayesiyle 1995 yili „Alman Yayincilari Baris Ödülü“nün Alman dogubilimci Annemarie Schimmel’e verilmesine önayak olan bir baska dogubilimci Stefan Wild’in ögrencisi. 1995 ödülü seriatcilara sicak bakan bir oryantaliste verilmis ve ödül töreninde bol bol „Almanya Islam’i sever“ reklami yapilmisti. Ayni servis ve kurumlarin „irsadi“ ile 1997 „Baris ödülü“ bu kez Yasar Kemal’e verilecek, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Kemalizm’e küfredilecekti. Nicin? Zira 1995’e „Islam“i olan askini ilan eden Almanya, bu kez de Kürtlere duydugu muhabbeti cümle alene duyuracakti. 

1971 dogumlu Katajun Amirpur ise, Hamburg’taki Steinbach kurumunun cikardigi Orient dergisinde, Iran Islam Cumhuriyeti’ninde „sivil toplumun ve hukuk devletinin varoldugu“nu kanitlamakla görevli bir genc kiz.(10) Amirpur, „Ortadogu’da etkin Islamci akimlarin, körükörüne Bati’yi taklit eden seckinlere karsi dogal ve otantik bir tepki“ oldugunu da kanitliyor (!).(11)Türkce bilmeyen Amirpur; Susam Sokak elemanlarindan Günter Seufert’in, Türkiye’yi etnik ve dinsel bir yamali bohca, Kemalizm’i ise, Sünni icerikli Türk irkciligi olarak tanimlayan „incelemesi“ni(12) Alman okuyuculara öneren bir „arastirici“.(13) Steinbach baglantili Amirpur’un tavsiye ettigi Seufert, „Türk hükümeti, kendi azinlik politikasindan dikkatleri uzaklastirmak amaciyla Cecen davasina destek veriyor“(14) derken, hocasi Steinbach ise „Türkiye, kendi topraklarinda yasayan bir azinliga benzer muameleyi reva gördügünden pek bir manevra imkanina sahip degildi“ diyordu.(15) „Türkiye’de sayilari dört milyonu bulan Kafkas azinlik, Kürtlerin aksine vatanperver olarak biliniyor, ama devletin Türklük edebiyati onlarin da sinirini bozuyor“.(16) 

Kissadan hisse yahut lafim bazi „aydinlarimiza“lere: Karsinizda tek merkezden emir alan, bilerek ya da bilmeyerek o merkezin direktiflerine uygun yazan, cizen bir ordu var. Bu sivil ordunun elemanlari Türkiye konusunda unisono bir korodur. Dogubilimcisi de, „gazetecisi“de ayni telden calmaktadirlar. Dertleri Türkiye’dir, cünkü Türkiye Cumhuriyeti ulus devlet yapisi ve laik sistemi yüzünden, Dogu’ya sarkmak isteyen Alman dostumuzun önüne cikmistir. Dertleri Türkiye’dir, zira ülkelerinde yasayan Türklerden kurtulamamalarinin hincini Türkiye’den cikarmaktadirlar. Önce onurlu olacaksiniz, sonra okuyacaksiniz ve hepsinden önemlisi okudugunuzu anlayacaksiniz. O zaman ne ulusumuzun en serefli gününde Koydl` lara Cumhuriyetimizi asagilatirsiniz, ne de Almanya’da kaptiginiz etnik gripin safrasini Türkiye’ye bulastirmaya calisirsiniz. 

 Kaynak:

(1)Erich Schmidt-Eenboom: Undercover, s.125 v.d., Köln 1998.
(2)Orient, 34/1993.
(3)Albrecht Metzger: Kurden, s.17, Lamuv 1996
(4)Istanbuler Almanach, s.1 v.d., 82 v.d., Ýstanbul 1998.
(5)Horst Bacia: Urteil gegen islamistischen Istanbuler Oberbürgermeister bestaetigt, FAZ, 25.9.1998
(6)Rainer Herrmann: Die Macht des Fethullah Gülen, FAZ, 15.4.1998
(7)Rainer Herrmann: Muslim, aber kein Islamist, FAZ, 26.9.1998.
(8)Wolfgang Günter Lerch: Türkischer Kulturkampf, 25.9.1998
(9)Chatami: Keine Religion ist im Besitz der absoluten Wahrheit, FAZ, 26.9.1998.
(10)Katajun Amirpur: Reforming the religious academies. Revolutionary establishment versus religious entlighment, Orient 3/ 1997.
(11)Katajun Amirpur: Sayyid Qutb. Kindheit auf dem Lande, Süddeutsche Zeitung, 23.3.1998.
(12)Günter Seufert: Cafe Ýstanbul. Alltag, Religion und Politik in der modernen Türkei, Beck’sche Reihe, München 1997.
(13)K. Amirpur: Sozial stimmig, Süddeutsche Zeitung, 25.5.1998.
(14)Günter Seufert: Hilfe für die Brüder, Das Sonntagsblatt, 26.1.1996.
(15)Udo Steinbach: Türkei im 20. Jahrhundert, s.265, Gustav Lübbe Verlag 1996.
(16)G. Seufert: Hilfe für die Brüder.

Ishak Arslan

Konuk Yazarlar