Avrupa Gozlugunden Memleket Manzaralari 

a a

Iki ay Stuttgart-Almanya’da calistim. Yurek yakan deprem faciasi Almanya suresinin sonuna denk geldi. Herkes gibi biz de derinden etkilendik, yaralandik, uzulduk,  kizdik, kaybettigimiz yakinlarimiz icin agitlar yaktik. Deprem ertesi insan manzaralari,  devletin ve belediye sisteminin ne kadar hirsiz-ugursuz-devleti icerden kemiren cetelerinin gaspinda olusu, halki soyan parti yandaslarini,  katil-ugursuz-hirsiz  ve iskencecilere affi zorlayanlari, iskence goren bebeleri – sairleri-yazarlari hapiste tutan kalin derili devlet mekanizmasini,  1930lar Hitler Almanyasina tas cikartacak kurt kafali doktor etiketli Saglik Bakani’nin yedigi haltlari bile unutturdu. Ofke ile yazi yazmak, bazen hedefin sasmasina neden oldugu icin biraz beklemeyi uygun buldum. Bu yazida yirmi bin canin yitmesine, ulkenin bes yil geriye gitmesine neden olan lackalasmis devlet duzenine, militan ve hirsiz partilerin rant alanina donusmus belediye ve yozlasmis devlet yapilasmasina deginmeyecegim. Zira pislik tum ulkenin ve dunyanin gozleri onune serildi, halk nefretini kustu. Devletin lagim dolu kanallarini deprem, cikan kokular da halkimizin burnunu patlatti. 

Bu yazida Almanya’ki insanlarimizin durumunu, ve Turkiye’nin Avrupadan gorunusunu yazmaya calisacagim.

Avrupadaki yurttaslar kendilerini toplumdan soyutlanmis hissediyorlar. Bu kani iscilerden unuversitede doktora yapanlara kadar yaygin. Hepsinin ortak sikayeti: “Almanlar bizi disliyorlar”, veya “Hollandalilar nazik ama bize kesinlikle kaynasmiyorlar” ekseninde dugumleniyor. Bizim koyden bir gurup genc beni bir Alman kahvesine goturdu. Aralarinda tek Alman yoktu, ama diger masalar tamamen Almanlar tarafindan doldurulmustu. Kahveye Anadolunun dort bir yanindan gelen yurttaslar hep bizim masaya dolustu, ve bizim masa gittikce buyudu. Genclerin hepsi soyutlanmaktan sikayet etti. Yuksek sesle kahkahalar attilar, soverek tartistilar, kendi aralarinda Kurt – Turk-Laz-cerkez  takilmalari yaptilar, siyasetcileri yerden yere vurdular. Etraftaki Alman masalar da yavasca bosalmaya basladi.  Biraz gozlemleyince, yuksek ogretim gormus, Almanya’da dogup buyumus gencler bile artik soyutlanmayi benimsemisler, ve etrafa bosveren, Turkiyede, hele bizim koylerde  kesinlikle yapmayacaklari ve yapamayacaklari tavirlari Almanya’da sergilemekten kacinmiyorlar. Bir umursamazlik kulturu edinmisler. Dogal olarak bu tavir da onlari Avrupa toplumundan daha da fazla dislayip,  kisir donguye donusmus. Lisan, egitim sonucu kazanilmis bir meslek sahibi olmayan isciler ise cogunlukla iki guruba ayriliyor. Genc kesimde kin ve nefret dolu, acimasiz, kavgaci, topluma kizgin, benlik problemleri ile catisma hakim. Avrupada yetisen bu gencler daha cok ev ile disardaki toplum kulturu ve kurallari arasindaki ucurumun urunu. Evdeki tutucu, hosgorusuz, dayak, feodal tore ve din baskisi,  disardaki Avrupa yapisi ve Avrupa genclerinin yetismesi ile taban tabana tezat. Hatta Turkiye’de ortalama bir aile yapisindan cok daha geride kalmis bir sertlik ve tutuculukla yetistirilmeye calisilan genclerin epey buyuk bir kismi silahli soygun, eroin pazarlamasi ve kluplerde kavga cikartmaya hazir dinamit lokumlari gibi etrafta dolasmaktalar. Epey genc tamamen lumpenlesmis, toplumdan soyutlanmis, topluma kuskun. Birkac sene once Cumhuriyet’de, gecen yaz da Hurriyet’de yukardaki yazdiklarimi dogrulayan roportajlar cikti. 

Bir gurup genc ise kendilerini degisik militan guruplarin icersine atarak benlik saglamis. Bunlar sirasi ile PKK, Hizbullah ve Tarikatlar,  Dev-Sol, ve Ulkucu Genclik. Kizginliklarini bir dava ugruna siddete donusturerek orten bu genclerin ortak hedefi Turkiye. PKK ve dinci gurup Cumhuriyeti hedeflemis, ulkucu gurup da kendilerinin disindaki herkesi Turk dusmani saymis. Ama ortaklasa verdikleri  zararlarin hedefi Turkiye, ve Avrupadaki soyutlanmaya ivme kazandiran hareketler. Bu gurup hic bir zaman Turkiyeýe donmeyecegi halde tum ugraslari Turkiye ile. Kendilerinin Avrupada kabul edemeyecegi seriat, irkci ve totaliter rejimleri Turkiyeýe yakistiriyorlar… Ulm sehrinde bir radyo dinledim. Radyo Dev-Solcu 20-25 militan tarafindan calistiriliyor. Baslari bir donerci imis. Duyduklarim kargaya gulerken peynir dusurtecek kadar sacma ve komik. Ama neden ? Donerci vatandas ulkeden ayri kalmasinin hincini, 12 Eylulden sonra kendisine karsi yapilan anti-demokratik haksizliklari ve iskenceyi, Almanyadaki yalnizligini ve soyutlanmasinin hincini   bu sekilde bosaltiyor... PKK li gencler Kurdistani kurtarmak icin eroin satisi ve dukkanlardan harac toplama islerini, Ulkucu gencler de rakip eroin cetesi ve “para karsiliginda birilerini benzetme” isi ile mesguller. Kaplan tayfasi da dinsiz Cumhuriyeti yikmak icin normalde gunah sayilan her turlu halti “seytana karsi seferberlikte olduklari icin” yemekteler.

1960larda gelmis vatandaslar militan derneklerden uzak, ama gittikce kabuguna cekilmis, gettolarda izole olmus, ve gittikce cikisi tarikatlarda arayan buyuk bir kitle haline gelmis. Milli Gorusculerin (yani Erbakan tayfasinin) en buyuk gelir kaynagi da bu buyuk kitle. Her camiinin etrafi tarikata bagli alisveris merkezlerine donmus. Buyuk paralar donuyor caminin etrafinda. Her tarikatin ismi de kontrolu altinda tuttigu dukkanin ustunde yazili. Jet Pa gibi bir dolandirici tarikatci, Turkiyede her turlu pislikleri yazildigi halde, bu kitleden milyarlarca mark topluyabiliyor. Genel merkezleri Stuttgartda ufak bir buro, ve ici bos. Tarikatlar kara para aklamak icin akla gelmedik yontemleri ve kisileri kullaniyorlar. Birisi ile tanistirildim. Bir yil icinde, 26 yasinda olan oglu, “koseyi donmus”. Ne yaptigini bilen yok, ama isci emeklisi babasi  Miami, Los Angeles, Chicagolari “Limuzin” ile dolasmis.  “Oglan sagolsun, kizin ‘BeMeVe’sini de Mersedese cevirdi gecen hafta…”  Bana anlatilan Alevi kokenli bu ailenin oglu  Fethullahcilarin parasini aklamakta, ve epey komisyon almakta. “Oglan, vururlar diye korkudan bir iki saatligine geliyor, pancurlar kapaniyor ve hizlica kaciyor”. …

Bir sirketde Alman Muhendis soyle soyledi bana: “Iki hafta once Istanbula is gorusmesine gittim. Oradaki insanlar normal”  deyip Avrupadaki vatandaslarimizin “anormal”oldugu mesajini iletti… Kendisine uzun uzun sosyal uyumsuzlugun nedeninin hem iscilerimizi “gecici kole gibi goren Alman Hukumetleri” , hem de onlari doviz makinesi gibi satan Cumhuriyet hukumetleri oldugunu anlatmaya calistim, ama nafile. Siradan Avrupali sokakda gordugune, bir de Hollanda’da resmi istatistiklerin gosterdigi “Her uc Tuk vatandasindan birisi eroin kacakciligi yapiyor”mesajlarina bakiyor. Onlar icin Turkler “ne olur ne olmaz,  bulasilmamasi gereken”insanlar. Kizlar “dayak yeriz sonra” diye Turk erkeklerinden, Avrupali erkekler de “dayak yeyip belki olduruluruz bile” deyip Turk kizlarindan uzak duruyorlar. Genclerin disindakiler ise zaten gettolarina cekilmisler, soyutlanmislar.  1960larin Anadolu koylerine kapanmis iscilerimizin cocuklari ise, liseyi zor bitirmekte. Anadoluda koku kurumakda olan kiz kacirmayi Almanya-Hollanda’da dahi oralarda buyumus cocuklar yapmaktalar. Namus kirlenmesin diye de kiz evlatlari hizlica nikahlaniyor,  cocuklugumda bizim koyde oldugu gibi.  Avrupaya Anadoludan gelinler “satiliyor”. Kizlar, aileleri tarafindan zengin “Alamanyali” iscilere resmen “nikahli olarak satiliyor”, kor olasi ekonomik zoruklar ise temel nedeni. Haci ve Fethullahci  olan uzaktan bir kuzenim, yilin yarisini akil hastanesinde geciren ogluna, bizim koylerden bir kiz satin almis. (Bizim oralarda evlenmeye kiz satin aldi derler, baslik parasi donmedigi halde). Kiz oglani hic gormemis, zira oglan hastanede. Sebep: oglan Alamanyali, kizi ise birisi koyde kacirip “almamis”(evlenmemis). … Koralasi feodal kultur, on dokuz yasindaki genc kizin omur boyu yasamini bastan zehir etmis.

Doktora yapan, Almanya’da buyumus  bir gurup  asistan ile topluca ogle yemegine gittik : “Almanlar ile ortak hic bir yanimiz yok. Biz onlarin lisanini, kulturunu anliyoruz, ama yine de Turkuz diye bizden uzak duruyorlar…” diye yakindilar. Hele  bir tanesi Almanya dogumlu ve annesi Alman babasi Turk…ve kendisi ulkucu olmus…

Avrupada en basarili gurup, ailesi aydin veya cagdasligi ozumsemis olan gencler. Evde dayak yemeyen, “ulan gavurun kizi – oglu ile ne karisiyorsun diye zilgit yemeyen gencler ise hem Turkiye kokenli olduklarini unutmamislar, hem de toplumda oldukca basarili, uyumlular. Bunlarin arasinda da Turkiye’de buyuyup okuyanlar cogunlukta… Bu gencler folklor oyunlari, demokrasi tartismalari, saz ve siir gosterileri, Anadolunun degisik yorelerinden el sanatlari sergileri, fotograf sergileri ile hem memleketin hasretini gideriyorlar, hem de bulunduklari sehirlerde Turkiye’deki kultur mozaigini tanitma gucune ulasmislar. 

Bu iki aylik tecrubem cok degisik oldu. Kisa sureli seyahatlerimde bizim hisimlarin ve hemsehrilerin evlerini ve kahvelerini ziyaret etmekten vaktim olmazdi. Bu defa, isden arkadas, epey Alman muhendis bizi evlerine davet ettiler. Turkiye tarihini, cografyasini, Anadolunun mozaigini, sokakda hor gordukleri  insanlarimizin ne kadar gururlu ve ilkeli kokenleri oldugunu, ulkedeki politik problemleri benden bikmadan dinlediler… Ama beni baskalarina tanistirirken de “Kuzey Amerikadan Muhendis ” demeyi de ihmal etmediler, benim hemen arkasindan “Kuzey Amerikada yasayan ama ayni Almanyadaki koyluler gibi, Turkiyenin ufak bir Anadolu koyunde buyumus, okuma yazma bilmeyen bir ana ile ilkokul dorduncu sinifi yoksulluktan  zor bitirmis koylu sapkasi diken bir terzi babanin oglu,  ve tamamen Turkiye’de egitilmis bir Anadolulu ” oldugumu her defasinda gururla ilan edecegimi  bildikleri halde…

Avrupadan yuregimde derin bir aci ile dondum yine. Almanya’ya mevsimlik irgat olarak gonderilen, yaris atlari gibi dislerine kadar bakilip suruden secilen insanimiza Cumhuriyet hukumetleri nasil sahip cikmis ? Altinci yuzyili hedef gosteren yobaz hocalarla… Lisan, kultur, tarih ogretmenleri ile degil… Militan partiler de iktidari zapt ettiklerinde ulkucu ve yobaz derneklerle, teror tayfalari da harac ve saldiri ile cullanmislar iscilerimizin ustune… Turkiyedeki acliktan – issizlikten kacan insanlarimiz yem olmus bu tayfalara, cogu da sinmis korkudan. Turkiyedeki her iskence ve cagdisi politik baski,  Avrupada Turkiyeyi hedef alan kizgin, kuskun, kin dolu militan guruplar dogurmus (PKK, Dev Sol). Ama biraz anlayisla konusunca hepsinin ozlemi, Avrupa’da ikinci sinif yasamaktansa,  Turkiyede birinci sinif vatandas olarak yasamak. Montreux’da ufak bir doner bufesi calistiran bir vatandas ozetleyiverdi. “Abi ben Kurdum. Memleketde bana kimse ikinci sinif vatandas olarak davranmadi, ama burada kole gibiyiz. Bana solcu Kurt dediler, kizdim buraya geldim. Yalan agabey, aslinda ekmek parasiydi, yoksulluktu, kendimi aldatmayayim.  Benim yegen ise ulkucu, her sene Turkes’in elini opuyormus namussuz. Gecen yaz gittigimde bakanlikta beni arkadaslarina PKKli dayim diye tanistirdi kerata… Ulen kerata has be has Kurt,, nasil ulkucu olmus namussuz? Agabey, biz nasil ayriliriz, Kurtten ulkucu cikarsa bir memleketde biz nasil ayrilabiliriz  Agabey ? Ulan su durzuler (politikacilar) Kurtlere saz ve soz hakki verseler, teror dursa ve is – ekmek- as imkani dogsa,  bu lanet olasi Avrupa’da neden ikinci sinif vatandas olarak yasayalim Agabey ? Cebimde ac kalmayacak, coluk-cocugu mektebe gonderecek para biriksin, ertesi gun memlekete donecegim Agabey. ” 

Bizim Anadolu’nun insanindan kafatasci cikmaz. PKK’nin basi yari Turk, ulkucu militan Kurt… Bizim oralarin insanina,  “Merhaba” dedigin anda yuzleri guler, cayini – kahvesini icmeden ayrilamazsiniz yanindan. Yeter ki merhaba diyenler hirsiz-ugursuz-din taciri-kafatasci-eroin kacakcisi-katil olmasin. Avrupa’daki insanlarimizin ise karsilastiklari cogu “sozde kitle orgutleri” bu tayfalardan. Turk ve Kurt kafatascilari, onbes yil kan akittiktan sonra bile Anadoluyu ikiye bolemedi. Turkiye’de sadece Orta Asya’dan degil, Kurt, Arab, Bosnak, Arnavut, donmeler, Gurculer, Pomaklar, Cerkezler… Anadolu bir pota olmus, karismisiz kardes olmusuz. Secdeyi 6. Yuzyilin Arab kulturune, 8. Yuzyilin Ergonakonuna, 20. Yuzyilin Hitler ve Stalinlerine sermek, kan akitmaktan, aci cektirmekten, ulke halkinin 21. Yuzyil seviyesine ulasmasini yavaslatmaktan baska neye yaradi ?

 Depremin sorumlusu kokusmus devlet duzeni uc milyon insanimizi Avrupada da ikinci sinif insan durumuna dusurmus. Sorunlarin temelinde hirsiz ve ugursuz cetelerin, feodal koylumuzun sirtindan gecinen din-irk taciri  rantcilarin, ve Cumhuriyetín “medeniyet, hukuk, yurtseverlik, cagdaslik” temel  taslarini kemiren, adli ve sosyal adalet mekanizmasini darma dagin yapan kokusmus duzen. Depremin de, PKK – Hizbullah-Dev-Sol, Ulkucu Mafia-Hirsiz /Ugursuz tayfalarin beslenme  kaynagi da Avrupaki insanlarimizin dislanmasnin de nedenleri ayni…

Deprem acaba degistirecek mi halkin yazgisini ? Osman Durmus gibilerden Saglik Bakani, hizmet vermekle zorunlu oldugu vatandasa tokat atandan Vali, iskenceci-hirsiz tayfadan adalet bekcisi, Cavit Caglar gibilerden Cumhurbaskaninin aile efradi, Ciller’den demokrasi  kahramani, FP gibi din tacirlerinden insan haklari savunucusu, A. Cakicidan ulkucu efe, S. Bucak ve Agar gibi kacakci-katil tayfanin  milli kahraman olarak goruldugu muddetce ulke  21. Yuzyila emekleyerek yaklasacak. Ne yazik ki surunen  sistemin altinda yine yoksul halkimiz kalacak, taa ki bu hastaliklari sistemden temizleyip halkin secenegi olmaktan cikartincaya kadar. O gunleri halk zorlamakta, o gunler her turlu ulumalara, huhulara, silah –bomba seslerine karsin yaklasmakta. Tarihin tekerlegine comak sokulamaz kuralini cagdisi tayfalar ogrendigi anda ulkenin aydinliga kosan tekerlekleri daha da yaglanacak.

Kemal Anadolu

Not: Umarim hic bir zaman vahseti, gayri insani tavirlari, karanligi, iskenceyi, hirsizligi, katilligi, insan yakmayi, kafatasciligi,  insan bogazlamayi, savunma durumuna dusmem. Dustugum an insan kavramindan  ayrilmis sayilirim.  Acaba kimler vahseti savunma zorunlugunu hissederler ? Vahseti yapanlardan baska  vahseti kim savunabilir ?

Konuk Yazarlar