"TESETTÜR" VE KUR'AN |
|
|
Adina radikal dinci, islamci, kökten dinci (fundamentalist) denen akimlar, öze dönüs iddiasiyla kaynaklari tarihsel cercevesinden cikararak tahrif etmekle yetinmemekte, basta söylem (idiom) ve dis görümüne yönelik (symbol) özellikleri ön plana cikararak, farklilik larini vurgulamaktadir. Bence din, icsel kimliginden soyutlanmakta, dis sembollere dinsel anlamlar yüklenilerek toplumsal kutuplasma görsellestirilmektedir. Islam dinini bu amacla kullanan ideolojik gruplarin kadin baglaminda, Islamla özdeslestirdigi en önemli sembol basörtüsüdür. Kadinin örtünmesi (tessetür, tahaccüb) Allahin emridir diyenler, iddialarina kanit olarak iki Kuran ayeti gösteririler: Nur 31, Ahzap 59. Misirlli dincilerden Dr. Muhammad Ahmad al Muyassar 1995 yilinda yayimladigi ve el Ezer üniversitenin cikardigi fetvalari kaynak olarak kullandigi Islam anayasasi nin 14. maddesinde devlet, kadinlarin saclarini örtemekle mükelleftir der.(1) Müellif, Iran ve Suudi Arabistandaki farkli uygulamalara dikkat cekmeyi de ihmal etmez: Gördügümüz gibi Iranda her alanda kadinlarla erkekler arasinda bir karisiklik (ihtilat: bir arada bulunma) vardir. Oysa Suudi Arabistan da kadinlarin yüzleri genellikle örtülüdür. Fakat bunlar sonuca feri konulardir, özü degistirmez. Bunlar tartislabilir ve iclerinden uygun olani secilebilir.(2) Konunun
ne denli keyfi ve insan yorumu ürünü oldugu, bir el Ezher
fetvasinda tüm ciplakligiyla görülür. Ezher seyhi, örtünen bir Müslüman
kadininin yüzünü de bir nikapla (tül, pece) kapatmasi sartmidir, b,r
erkek karisini is bosanma noktasina gelse dahi yüzünü örtmeye
zorlayabilirmi? sorusuna su ilginc fetvayi veriyor: Yüzünü örtmek, son derece güzel bir kadin icin farzdir. Zira böyle bir kadin, yüzünü gösterdiginde siddetli zararşari olan bir fitne kopar. Görünmesinden büyük bir fitnenin kopabilecegi orta güzellikte bir kadinin yüzünü örtmesi ise sünnettdir. Alimler bu görüstedirler. Son derece güzel bir kadini kocasinin yüzünü örtmeye zorlamaya hakki vardir. Zira bu onun bir hakkidir ve kiskanclik sarttir. Nitekim sözüne uymadigi takdirde onu dövebilir. Fakat kadin güzel degilse, yani yüzün örtülmesi sünnet degilse, gösterilmesinde bir zarar olmayacagi icin, kadin yüzünü örtmeyebilir, kocasinin bu husustaki emrine kulak asmayabilir.(3) Cagdisi
bir kafa ve fantazinin ürünü olan, fakat Allah in buyrugu
olarak savunulan tesettürün görüldügü gibi siniri belli
degildir. Daha dogrusu, sinirlari belirleyen, Allah degil, Onun adina
ahkam kesen ulemadir. Asagida konuya iliskin vahiy delili
olarak aktarilan iki Kuran ayetinin klasik Kuran tefsirlerindeki
yorumlarini ele alacak, dinciligin kaynaklarla nasil bir iliskide oldugunu
gösterecegiz. I
Örtünmek dinin emridir diyen cevreler, din le seriati
kastederler. Dinin bir adinin da seriat oldugunu bildiren klasik
kaynaklar(4), böyle böyle bir takiyyeyi hakli cikarabiliyor. Nitekim
Islam ve Islam hukuku terimlerinin de günümüzde seriat
anlaminda kullanilmasi kural halini almistir. II
Kaynaklar Islamin ve imanin tarifini yaparlarken; tesettürü
ne imanin, ne de Islamin sarti kilmislardir.(5) III
Tesettürün dinin bir emri oldugunu kanitlamak amaciyla
Kurandan iki sureye gönderme yapan cevreler, sadece sözkonusu
ayetlerin tarihsel kontekstini göz ardi etmekle kalmiyor; bugüne dek
anlami üzerinde bir uzlasma saglanamamis Kuran ifadelerinin belli
cevrecelerele yapilan yorumu, dinin emri, Allahin kelami
olarak sunuyor. Bir baska ifadeyle, Kuran hükmü (nass) olarak sunulan,
gercekte, 9 ila 14. Yüzyil Kuran müfessirlerinin cogu kez birbiriyle
celisen yorumlardir. Dolayisiyla, tessetürün dinin emri oldugunu
kanitlamak amaciyla kullanilan ayetlerde, - kimilerine göre pece,
kimilerine göre türban olarak yorumlanan khimar ve cilbab ile, neyin
örtülmesi, neyin acikta kalabilecegi sorununda belirleyici olan ziyna ve
awra sözcüklerinin anlami son derece tartismalidir ve saygin Kuran
yorumlarinin hicbirinde konu aydinlatilmamistir.(6) Asagida sözde
tessetüre iliskin iki Kuran ayetinin önce cevirilerini verecek,
ardindan saygin Kuran tefsirlerindeki yorumlarini aktaracagiz. Nur
31: Mümin
kadinlara da söyle: Gözlerini bakilmasi yasak olandan cevirsinler,
IFFETLERINI de korusunlar. SÜSLERINI, kendiliginden görünen kismi müstesna
acmasinlar. Basörtülerini yakalarinin üstüne salsinlar. Süslerini
kocalari veya babalari veya kayinpederleri, veya ogullari veya kocalarinin
ogullari veya kizkardeslerinin ogullari veya Müslüman kadinlari veya
CARIYELERI veya erkekligi
kalmamis hizmetciler, ya da kadinlarin mahrem yerlerini henüz anlamayan
cocuklardan baskasina göstermesinlar. Gizlediklari süslerin bilinmesi
icin AYAKLARINI YERE VURMASINLAR. Ey inananlar! Saadete ermeniz icin
hepinizi tevbe ederek Allahin hükümüne dönün.(7) Aktardigimiz
tercüme, klasik dönem Kuran tefsirinin üzerinde ittifak saglanmamis
yorumundan ibarettir. Ayette büyük harfler ile gösterdigimiz sözcükler
a hicbir Kuran tefsirinde aydinlatilmamsitir, b ayetin günümüz
ahlak anlayisi ve Türk töreleriyle alakasiz bir toplumda indigini göstermektedir.
Örnegin iffetle cevrilen sözcük Kuran metininde kadinin cinsel
organi demek olan fuructur (tekili farc). Ayetin bambaska bir toplumda
indigini ele veren diger iki hussus ise, cariye sözcügü ve
ayaklarini yere vurmasinlar uyarisidir. Kastedilen, dönemin Arap
toplumunda kadinlar arasinda yaygin olan ayak bilezigidir.(8) Tefsirlerde
süsün (ziyna) ne oldugu konusunda da tam bir kaos hakimdir.
Süs kimine göre sadece kadinin elbisesi (9), kimine göre kadinin
sürmesi, sac boyasi, yüzügü ve yüzü(10), kimine göre sadeceyüzü
ve elleri(11), kimine göre gögüsü, saci ve ayak bilezigidir.(12) Burda
ilginc olan, ayetin hür kadinlarla cariyeleri birbirinden
ayirmasidir. Zira hür mümin kadinlarin tersine, cariyelerin gögüslerine,
kalcalarina, bacaklarina v.s. bakmak caizdir(13). Hanefi bilgini Ebu
Bekr el Cassas (ölümü 980) cok daha acik konusur: Bu ayet kadin köleler
icin gecerli olmayip sadece hür kadinlara hitap eder. Zira yabanci bir
erkegin kadin kölenin (ama), bacaklarina, kalcasina, sacina ve gögüsüne
bakmasi caizdir.(14) Sacin örtülmesi, Müslüman hür kadinlari, köle kadinlardan ayirmak maksadiyla öngörüyor. Nitekim el Cassasin eserinde su satirlari okuyoruz: Hz. Ömer cariyelere dayak atar ve onlara, basinizi acin! Hür kadinlara benzemeye calismayin! derdi.(15) Rivayetlerde,
erkek kölenin de, efendisi hür kadinin sacina bakmasinin caiz
oldugunu okuyoruz.(16) Kölelik,
cariyelik kurumunun kalktigi, basini örtmeyen kadinlara, kizlara hür
olmadiklari icin sokak ortalarinda tecavüz etmenin yasak oldugu uygar
ülkelerde yirmibirinci yüzyilda, Nur suresi 31. ayetini Müslüman
kadinlarin örtünme emri seklinde yorumlamak, uygarlik ve Kuran
cehaletinden kaynaklansa gerek. Gelelim tesettür baglaminda
basvurulan ikinci ayete: Ahzab
59: Ey Peygamber! Eslerine, kizlarina ve müminlarin kadinlarina, disari cikarken üstlerine örtü Almalarini
söyle; bu onlarin hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayi
inciltilmemelerini daha iyi saglar. Allah bagislar ve merhamet eder.(17) Cevirideki hür ve namuslu ifadesi, Kuran da gecmemektedir. Kuran sadece, bu onlarin taninmalari ve böylece inciltilmemeleri icin daha iyidir diyor.(18) Miladi 923te vefat eden Ibn Cerir et Taberinın yorumu, dinci cevrelerin ikinci Kuran delilinin de günümüz icin gecerli olmadigini ispatliyor: Yüce
Allah, peygamberi Muhammede (SAV) diyor ki: Ey Peygamber!
Eslerine,kizlarina ve inananlarin eslerine de ki, giyisilerinde köle
kadinlara benzemesinler, herhangi bir ihtiyaclari icin evlerini
terkettiklerinde saclarini, yüzlerini göstermesinler, tersine baslarina
carsaflarini gecirsinler. Ta ki, onlara el veya dille satasmak isteyecek
bir ahlaksiz , onlarin hür olduklarini görsün.(19) Ibn
Abbas, bu ayetin inis sebebi olarak, hür kadin, cariye gibi
giyinirdi, bunun üzerine Allah inananlarin kadinlarina, örtünmalerini
emretti diyor.(20) Katadenin rivayeti, ayet,n indigi toplumun böyle
bir uygulamayi zorunlu kildigini gösteriyor: Köle bir kadin sokakta
giderken, ona sarkintilik yaparlardi. Bunun üzerine Allah, hür kadinlara,
kölelerden farkli giyinmelerini emretti.(21) Ebu Salihin rivayeti
de ayni yöndedir: Medinede Peygamberin esleri ve diger kadinlar
geceleyin def i hacet icin evlerinden ciktiklari vakit, yolda
gelen gecen kadinlara laf atan, onlarla cilvelesmek isteyen erkekler
olurdu. Bunun üzerine Allah bu ayeti indirdi ki, kimin hür kadin, kimin
cariye oldugu anlasilsin.(22) Dönemin
Arap toplumunda cariyeler insan degil, mal sayildiklarindan ,
ugrayacaklari cinsel tacizin sadece mal üzerinden cezai yaptirirmi vardi.
Bu durum, IX. Yüzyildan
itibaren sekillenmeye baslayan seriat kaynaklarinda da degismeyecektir.
Zemahserinin yorumu, ayetin, dönemin ahlak anlayisi ve sartlarinin
tabi bir sonucu oldugunu ele
veriyor: Islam
dini gelmeden önce, Arap toplumunda köle kadinlari hür kadinlardan
ayirmak mümkün degildi. Kadinlar def i hacet icin disariya
hurmaliklara ciktiklarinda, gencler, haylazlik pesinde kosan adamlar,
cariyedir diye hür kadinlara da ilisirler, sonra da biz onun cariye
oldugunu sandik derlerdi. Bunun üzerine hür ve Müslüman kadinlara,
uzun sallara (rida) bürünmek, baslari ve yüzlari örtmek suretiyle
cariyelerden farkli giyinmaleri emredildi ki, kimse onlara sulanmasin.(23) Bununla birlikte Zemahseri, hür kadinlarin nerelerini, nasil örtmeleri konusunda farkli görüsleri oldugunu aktariyor. (24) El
Cassasa göre de ayet sadece Peygamberin esleri ve diger hür müslüman
kadinlar icin indirilmistir. Köle kadinlar ne saclarini, ne de yüzlerini
örteceklerdir. El Cassas, Ibn el Arabinin Nur suresi 31. ayeti
yorumlarken aktardigi rivayete dikkatlari cekiyor:Hz. Ömer (baslarini
örten köle kadinlara) dayak atarken, derhal basinizi acin, hür
kadinlara benzemeye calismayin!derdi.(25) Ayni rivayetin bir baska
eserde: Hz. Ömer örtünen, kapanan cariyelere dayak atar, onlara,
hür kadinlara mi benzemeye calisiyorsunuz?derdi versiyonuna
rastliyoruz.(26) IV
Kadinlarin saclarini, kimi kez yüzlerini örtmeleri, Islam öncesi
Arap toplumunda da rastlanan bir olgudur. Eski Arap siirinde, Islam öncesi
Arap toplumunda saygin siniflara mensup kadinlarin, kölelerle
karistirilmamak icin örtündükleri ne iliskin beyitler vardir.(27) V
Örtünme, Islamdan cok önce, helenik Bizans toplumunda,
Sasanilerde rastlanan bir olgudur. Antik Mesopotamyada saygin
kadinlar, kendilerini köle ya da ahlakca düsük kadinlardan
ayirmak amaciyla örtünürlerdi. Hayat kadinlarinin baslarini ve
saclarini örtmeleri yasakti. Keza Asur kanunlarina göre, köle
kadinlarin saclarini örtmeleri cezai yaptirimlarla yasaklanmisti.(28)
Hiristiyanligin ortaya ciktigi günlerde Musevi kadinlar baslarini ve yüzlerini
örtüyorlardi: Rebeka Ishaki görünce pecesini alip örtündü(29)
Eski Ahidin Isaya kıtabında: Rab o gün , bas sargilarini,
atkilari kaldirip atacak deniyor.(30) Kadini
fitne kaynagi ve erkekten düsük bir canli olarak gören anlayisa
Pavlusta da rastşiyoruz: Fakat bilmenizi isterim ki, her
erkegin basi Mesihtir ve kadinin basi erkektir. Mesihin basi ise
Allahtir. Basi örtülü olarak dua eden yahut peygamberlik eden her
erkek, basini kücük düsürür. Fakat basi örtüsüz olarak dua eden
yahut peygamberlik eden her kadin basini kücük düsürür. Cünkü eger
kadin örtünmüyorsa, saci da kesilsin;fakat kadina sac kesmek yahut tras
olmak ayip ise, örtünsün. Cünkü erkek, Allahin sureti ve izzeti
oldugu icin, basini örtmemelidir; fakat kadin erkegin izzetidir. Cünkü
erkek kadindan degil, kadin erkekdendir. Cünki erkek kadin icin degil ,
kadin erkek icin yaratildi. Bunun icin melekler sebebinden kadin, basi üzerinde
hakimiyet alametine malik olmalidir.(31) Sonuc Örtünmek
Allahin emridir diyen cevreler, yasama mercii gibi kullanmaya
yeltendikleri klasik Kuran tefsirlerini, fikih(seriat) kaynaklarini usulüne
uygun anlamaktan aciz olduklari gibi, dinin emri tessetüre iliskin
iki ayetin ilkin bagnaz hanbelihukukcusu Ibn al Cavzi (ölümü
1201) tarafindan uydurulmustur (32), 20. yüzyilda ise Suriye asilli
seriatci Mustafa Galayani (33), ardindan Müslüman Kardeslerden
Seyyid Kutb (34) (idam 1966) ve günümüzde de Suudi misyonerlerinden
Mustafa as Sabuni (35) tarafindan benimsenip propagandasi yapilan
yorumunu savunmaktadirlar. En saygin Kuran tefsirlerinde dahi kadinin
örtünmesi Allahin emridirifadesine rastlanmadigi gibi,
rivayetlerden anlasilan, ulemanin keyfine ve zevkine göre farkli dönemlerde
farkli hükümler yürüttügüdür. Kadinin yüzünü de örtmek gerekir
diyen birkac alim haric; günümüzden yüzyillarca önce yazilmis
Kuran tefsirleri sadece sacin örtülmesinden bahsederler ve bunun dahi
siniri belli degildir. Ilk bakista bu, kadinlarin basörtüsü takmalari
gerektigi yönünde biranlayis gibi görülebilir. Oysa, burda belirleyici
olan, (ulema) hükümün(ün) sebeb(illet)idir. Vaktiyle 7. Yüzyilda ! Müslaman kadinlara a basörtüsü takmalari emri, onlari köle kadinlardan ve cariyelerden ayirmak, daha dogrusu insanlar onlara, cariye ya da köledir diye cinsel tacizde bulunmasinlar diye vaz edilmis olabilir. Gene vaktiyle vazedilmis resim yasagi da bunun gibidir. Bu yasagin illeti de, insanlarin resmedilen seylere tapinabilecekleri endisesidir. Kaynaklar; illetin yok olan bir hükmü meydana getirebilecegini belirtirler. (36) Bunun tersi; bir hüküm , illetinin kalkmasiyla gecerliligini yitirecegidir. Nitekim, günümüzde kimse resimlere , fotograflara tapmadigindan, resim yasagi ndan sözedebilecek tek akili basinda alim yoktur. Ayni sekilde; köleleik, cariyelik kurumunun tarihe karistigi toplumlarda; hala 7. ila 14. yüzyil Arap toplumunda cariye sanilip igfal edilmesinler düsüncesiyle hür kadinlar i cariyelerden ayirmak amaciyla önermis zamanin kosullarina göre rasyonel sayilabilecek bir tedbiri, 1998yilinda Allahin buyrugu olarak savunmak, her seyden önce Kuran a ve Islam dinine hakarettir. Bellicikar
cevrelerincepropagandasi yapilan ithal tessetür ün kaynagi Arap/fars
dinciligi olmasina (37) ve en eski Arap kaynaklarinin, Türkün tarih ve
geleneginde kadini kapatmak gibi bir adetin bulunmadigini bildirmesine
karsin (38), cagdas Arap yazarlarindan biri, tessetürü ün Arap
toplumuna Türkler tarafindan sokuldugunu iddia etmisti. (39). Türkler
hakkinda, bas örtüsü namuslu kadinin sembolüdür diyen Alman
oryantalisti Rita Breuerin, Misirli, Iranli dincilerle agiz birligi
icinde, türban Islam kımliginin en önemli simgesidir(40)
diyebildigi, Die Zeit gibi saygin bir haftalik gazetenin üstelik Türk
dostu olarak tanitilan bas rektörü Theo Sommerin inanan Müslüman
kadinin basörtüsünden sözedebildigi(41) hatirlanacak olursa, Dogu
dincilerinin, batili dostlariyla birlikte, bir konuda daha uzlastiklarini
ibretle kabul etmeliyiz. Kaynaklar: (1) Muhammad Ahmad al Muyassar : Nahwa Dustur Islami, s.58, Kahire 1995. (2) A.g.e., s.60. (3) Ilzam az Zawc bin Niqab, Liwa al Islam, 4/1995, s.120 (4) As Sarif al Curcani: Kitabut Tarifat, s.111, Beyrut 1985. (5) Bakara suresi 177. ayetinde söyle buyurulur: Yüzlerinizi dogudan yana ve batidan yana cevirmeniz, iyi olmak demek degildir. Lakin iyi olan, Allaha ahiret gününe, meleklere, kitaba, pegamberlere inanan, Onun sevgisiyle, yakinlarina, yetimlere, düskünlere, yolculara, yoksullara, ve köleler ugrunda mal veren, namaz kilan, zekat veren ve ahitlestiklerinde ahidlarine vefa gösterenler, zorda, darda ve savas alaninda sabredenlerdir. Hz. Muhammed in Islam tanimi ise sudur: Islam bes sey üzerine kurulmustur: Allah tan baska Tanri olmadigina ve Muhammedin Onun elcisi olduguna taniklik, namaz kilmak, zekat vermek, hac ve Ramazan orucu (Buhari, Kitabul Iman2). Ayrica b.k.: Abdulqahir Ibn Tahir al Bagdadi: Kitabu Usulid Din, s.186 v.d., Istanbul 1928 . (6) Bk. Muhammad Ibn Carir at Tabari: Camiul Bayan an Tawili Ayil Quran, c.XIII, s.117 125, Kahire 1968; Ismail Ibn Kathir: Tafsirul Quranil Azim, c.III, s.293 v.d., Beyrut 1980; Calaluddin as Suyuti: ad Durrul. Manthur fit Tafsir bil Mathur, c.V, s.40 v.d., Kahire tarihsiz. (7) Kuran Kerim ve Türkce Anlami, s.352, Diyanet Isleri Baskanligi Yayinlari, Ankara 1987. (8) Tabari:c.XVIII, s.119. (9) A.g.e. c. XVIII, s.117. (10)A.g.e. c. XVIII, s.118. (11) A.g.e. (12) A.g.e. c. XVIII, s.120. (13) Mahmud Ibn Umar az Zamakhsari (vefati: 1144) : al Kassaf an Haqa iqit Tanzil wa Uyunil Aqawil fi Vucuhit Ta wil, c.II, s.383, Kahire 1948. (14) Abu Bakr al Cassas: Ahkamul Quran, c.III, s.390, kahire 1928. (15) A.g.e., c.III, s.391 (16) Abu Bakir Ibn al Arabi (vefati: 1148): Ahkamu- Quran, c.III,s.1361, tahkik: Ali Muhammad al- Bacawi, Kahire 1958. (17) Kur an i Kerim in Türkce Anlami, s.425. (18) zalika adna li-yurafna fa-la yu zayna. (19) Tabari: c.XXII,s.41 v. d. (20) A.g.e. (21) A.g.e., c.XXII, s.46. (22) A.g.e., c. XXII, s.47. (23) al - Kassaf, c.II, s.549. (24) A.g.e.,c.II,s.550. (25) Al Cassas: AhkamulQuran, c.III, s. 458. (26) Ibn al AhkamulQuran, c.III, s. 1575. (27) Ali al- Hasimi: al_ Mara fis Siril Cahili, s.79 v.d., Kahire 1972. (28) Fadwa el Guindi: Hijab, The Oxford Enclopedia of Modern Islamic World, c.II, s. 108, New York & Oxford 1995. (29) Tekvin, 24:65. (30) Isaya, 3:23. (31) Korintosularla I. Mektup, 11: 3 10. (32) Abul Farac Ibnu2l Cawizi: Zadul Masir fi Ilmit Tafsir, c.VI, s. 422, Beyrut tarihsiz. (33) Mustafa galayani: Nazarat fi Kitabis Sufur wal Hicab, s.68 v.d., Beyrut 1928. (34) Sayyid Qutb: Fi Zilalil Quran, c.VI, s.92 v.d., Beyrut 1976. (35) Muhammad as Sabuni: Tafsiru Ayatil Quran, c. II, s.154, 377 v.d., Beyrut 1981. (36) FahrettinAtar: Fikih Usulü, s. 134, Istanbul 1992. (37) bassam Tibi: Die Postkemalistische Türkei, Internationale Politik, Ocak 1998, s.1. Suriye asilli olan ve kökten dincilik üzerine cok sayida eseri olan tibi: ithal edilen, zira Türk karakteri tasimayan türban ifadesini kullaniyor: ... diese importierten, d.h. nichttürkischen Schleier... (38) Ibn Fadlan: Fi Wasfi2r Rihla ila Biladit Turk wal Khazar war Rus was iba, s. 92 v.d., tahkik: Sami ad Dahhan, Beyrut 1987. (39) Husayin Ahmad Amin: Dalilul _ Muslimil Hazin, s. 250 v.d., Kahire 1987. (40) Rita Breuer : Familienleben im Islam, s. 86, herder 1998. (41)
Theo Sommer: der Kopf zählt, nicht das Tuch, Die Zeit, 16 temmuz 1998.
Kerim |
|