|
BIR SEY YAPMALI; AMA NE? |
|||
|
Kendini yok et Çok uzak degil,yaklasik bir ay önce cezaevlerinde ölen insanlarin annelerinin acidan yorgun düsmüs yüzleriyle doluydu gazete sayfalari. Bugünlerde kimlikleri farkli olsa da ölen polislerin annelerinin yüzleri yansiyor sayfalara. Çekilen acinin legal ya da illegal bir sebebinin olmasi ölüme karsi duyulan acinin niceliginde hiçbir degisiklik yapmiyor. Aglayan yüzleri gazetelerde,ekranlarda ya da sokakta gördüklerinde kaç kisi yokmus gibi davranip devam edebiliyordur yoluna? Galiba azimsanmayacak kadar çok kisi. Son birkaç aydir Türkiye'de yasanan olaylardan ötürü kendimi tamamen kaybolmus hissediyorum. Tek basima oldugum mekanlar hariç insanlarin arasina karistigim her mekanda sayisiz hayalet eslik ediyor bana. On yillardir bu ülkede yasanan yüzlerce(ki belki daha fazla) fail-i meçhulün rahatsiz çigliklarini sikça tasiyor kulaklarima mezarlardan esen rüzgarlar. Her sey bir zombie kabusuna dönüsebilir yakin bir zamanda.Topragin altina ve toplumsal bilinçaltinin kör karanligina gömülüp unutturulmak istenen tüm cesetler,olaylar hiç beklenmedik bir anda asid yagmurlarina dönüsüp yagdigi her seyi eritebilir. Bir ülkenin varligini devam ettirebilmesi için genç kusaklara gereksinimi oldugu safsatasiyla yetistirildim. Ben ve benim gibi milyonlarcasi kurumlarin çogunun kucak açip bizleri beklemedigini bir sekilde kesfettik. Dönüp arkama baktigimda gördügüm tek sey, bu ülkede ne zaman gençler bir sey yapmak isteseler ya da dürüst birileri iktidarin içine sizsa sisko ve yasliliktan agizlari kokan sahislarin ayaklari altinda hamamböcekleri gibi ezildikleri oldu. Yaziya basladigim görüntüye annelerin acidan donuklasmis yüzlerine döndügümde midemde müthis bir aci hissediyorum. Bir anne için çocugunun cesedinin legal ya da illegal olmasinin çok bir sey degistirmeyecegini düsünüyorum. "Sehit"olarak nitelendirilmelerinin, "Büyük"lerin cenaze namazlarinda önlerde saf tutmalarinin ya da sadece analarinin sahip çiktigi cenazeler olmalarinin arasinda zaman geçtikçe; yoklugun dayanilmazligi yüreklerinde kök saldikçahiçbir fark kalmiyor.Makyaj akiyor ve geriye donuk ve bembeyaz suratlar kaliyor. Gözlerini "Icraatin Içinden"serisiyle dünyaya açmis bir kusagin tipik bir temsilcisi olarak hissettigim tek sey yogun bir tiksinti duygusu. Bir zamanlar birilerinin sadece toplumsal ego adina hareket ettiklerine inanmam ne kadar güçse bugün toplumsal olanin bireyselin arka bahçesine gömülüsüne sahit olup sesimi çikaramamam da o kadar dehset verici bir his. Susturulan sesler ve öldürülen bedenler ne kadar mezarliklarda tecrit altinda tutulmaya çalisilsalar da kurbanlarin "Neden?"diye soran son bakislarina eslik eden çürümüs ceset kokusu toplumsalin bilincine derin çeltikler atmakta....ki yaralar geçse de izler asla geçmiyor! Bir sey yapmali;ama ne? |
|||