GÖRÜNEN KÖY...

a

Dünya’yı yerinden oynatan ithamlar ile başlayan Irak savaşı bitti dendi... Ancak savaş gerçekten şimdi başlamak üzere.

1977 de Amerika ve Fransa Humeyni’yi barındırarak ve ona her türlü imkânları sağlayarak ülkelerinde oturmasına izin vermişti. Ülkesine dönüşü hiç kimsenin beklemediği hareketleri ortaya çıkarırken, yalnız Orta-Doğu’nun dengelerini değil, İslam dünyasının ana hatlarını da değiştirirken, kurulu düzenlerin ve Batı dünyasının da düzenlerini etkilemeye başladı.

İkinci Irak savası öncesi ve sürecinde, propaganda makinesinin beynimizi ve gözlerimizi Saddam’ın kitle imha silahları ile yıkaması sırasında bazı gerçeklerin göz önünde tutulmadığını ve hatta bu savasın sonunda ABD’nin istediğinin aksine Orta-Doğu’da büyük değişiklikler olacağı ayan beyan açık idi.

O raddeye gelindi ve sınır aşıldı bile. Öncelikle kitle imha silahlarının hiç birisi söylendiği gibi bulunamadı. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in çaldığı savaş davul ve trompetleri de her geçen gün Irak’ı işgâl etmiş Amerikan askerlerinin yapmış olduğu ahmakça hareketlerden dolayı sönüyor.

Kendisini dünyanın polisi ilan etmiş olan bir ülkenin korumaya gidiyorum diye gittiği ülke’de ne halkı, ne de o ülkenin medeniyetlerini koruyamaması, ne de talanları önleyememesi bir güçsüzlük ifadesi değil de nedir?

İşgâl ettiği bir ülke’de ne politik ne de adli sistemin kalmaması, insanların onları sözde kurtarmaya gelenlere karşı dönmesinin nedenlerini irdeleyememenin bir serbestlik olması sözcüğü  tamamen abes ile iştigâl olmuyor mu?

Orta-Doğu’da istikrar’ın tamamen yok olmaya başladığı artık gözlerden kaçamayacak kadar büyük bir gerçek. Irak ikinci bir İran olma yolunda büyük adımlar ile ilerliyor. Saddam’ın zor ve kuvvet ile kurmuş olduğu dengeler ülkesi Irak, bugün yine Mollaların eline kaldı. Yarın bu mollalar hükümet’te olacaklardır. Amerika’nın kurmak istediği hükümet ve hükümetlerin de yaşam süreci bu mollaların isteklerine bağlı olarak yürüyecektir. Ama bu hükümetlerin yaşam süreçleri de kısa olacaktır.

Türkiye’nin de Güney doğu sınırında ikinci bir İran ve bir Kürt devleti kabullenmeyeceği de artık aşikâr olarak ortadadır. Amerika bu gerçekleri nasıl görecek? Amerika Irak’ta içine girmiş olduğu bu yeni batak’tan nasıl kurtulacak?

Bölge’ye başka askerlerin gelmesi bu dengeleri hiçbir şekilde yerine getirmeyecektir. Ancak Irak’ta sivil idarenin tekrar işe koyulması, servislerin en kısa zamanda da çalışır hale gelmesi belki de sonuç’ta değişik bir konum ortaya çıkarabilir.

Ne olursa olsun, Pandora’nın kutusu  açılmış ve kötülükler saçılmıştır. Toparlanması da aylar değil seneler isteyecektir.

Yıkılmış olan alt yapı’nın tekrar inşasının kimin parası ile yapılacağı ve bu inşaatları kimlerin yapacağı ABD tarafından belirleniyor. Irak’ın petrol gelirinin bu yönde kullanımı, sokaktaki aç, sefil, işsiz ve güçsüzler, hasta haneler de ki yaralıların ihtiyacı ve bu kuruluşların eksikleri için değil ama ülkenin yeniden yapılanması için kullanılmasına da başkaları karar veriyor. 

Peki genel kural kıran, döken, yıkan öder değil miydi? Ne oldu bu kural’a? ABD simdi de savaş harcamalarını da bu gelirden kapatmak için teşebbüste bulunmayacak mı? 150 Milyar doları aç bir halkın ekmeğinden nasıl alacak peki? Petrolüne el koyarak mı? 

Selçuk M. PERİN
22 Mayıs 2003   

smperin@brutele.be

Konuk Yazarlar