| a |
Selçuk M. PERİN 3 Temmuz 2003 İrfan yuvalarını satmaya karar verdi hükümetimiz! Orada burada okullarımızı satmaya karar verdi. Şehir merkezlerindeki okulların satışı arazi spekülasyonu değil de nedir? Peki bunları satmaya karar verdiniz. Anladık! Yerine ne getireceksiniz? Satıldıkları zaman o sınıfları ellişer, ellişer dolduran çocukları nereye koyacaksınız? Gidecekleri yerler var mı? Başka okul binası bizler bilmeden bir gece de inşa mı edildi? Yoksa bunları da depremde yıkılan binaların müteahhitlerine verecek, dağ başında ulaşımı zor yerlere yeni okullar mı dikeceksiniz? Bu irfan yuvalarından sizler, sizlerin yakınları, bizlerin yakınları, eşlerimiz, bugün bizi idare edilenler çıkmadı mi? Bunların bir hakkaniyeti, bir söz hakkı yok mu? Bu okullar gidecek peki yerine ne konulacak? O yörelerde çok yer var da bu yörelerde ikâmet eden, yaşayan çocukların öğrenim yuvalarını satacaksınız, yıkacaksınız, yerine köy okulları mı yapacaksınız? İmkânları olmayan binlerce çocuğu, zaten binlercesi sokaklarımızda dileniyor, bir de toplu taşımacılıkla okullara mı taşıyacaksınız? Bu çocukların ailelerinin imkânları ne ona bir baktınız mı? Yenilerini yapmadan böylesine bir girişime girmenin ne mantığı var hâla anlamış değilim! Ama vardır bir hesabınız... Ne hesapsa! Ama devletin kasalarını bugün için doldurup, yarın oradan gittiğinizde cebiniz dolu, başınız dik mi gideceksiniz? Zaten eğitim sisteminin çökmekte olduğu, iki, üç hızlı bir eğitimin var olduğu, doğudakinin kitabının kaleminin olmadığı, batıdakinin sınıflarında yer olmayan bir sistem içerisinde okumaya çalışan bu genç dimağlara bir de sizler mi vuracaksınız? Benim devletimin ileri gidebilmek için bir tek görevi var. O görev kutsal! O görev asırlardan beri süregelen bir eğitim sistemini en iyi şekilde sürdürmek ve bu ülkeye faydalı olacak insanlar, eğitilmiş dimağlar yetiştirmek. Bu görevden imtina etmeye karar vermiş bir hükümet, okulları arsaları için satmaya karar vermiş bir hükümet bu ülkenin gerçeklerini göremeyen bir hükümettir. Kendimizi yenilemek, ilerlemek ve diğerlerini yakalamak ancak ve ancak eğitimi sistemimizin iyi çalışmasını sağlayarak ve iyi öğretmenler yetiştirerek, talebelerimize iyi eğitim vererek olacaktır. Sizler hükümet olarak okullarımızı satacaksınız, arsasını is yeri, otopark, alış veriş merkezi yapacaksınız, güzel de bu iş yerlerinden, otoparklardan, alış veriş merkezlerinden kimler nasıl faydalanacak? Bırakın okulları yerlerinde, irfan yuvalarının yenilerini kurun, yerleşim merkezlerinde yeni okullar kurun, sınıflardaki talebe sayısını azaltın, iyi öğretmeler yetiştirin, yeni nesli kazanın. Bırakın bu spekülasyonları. Bu gün bunları satmaya kalkıyorsunuz, yarın Kuleli Askeri Lisesini, öbür gün Heybeli adada Deniz Harp okulunu, daha öteki gün de Ankarada Harp okulunu, sonra iş merkezlerinin ortasında diye Istanbul, Maslaktaki Harp akademilerini, Yeşilköydeki Hava Harp okulunu da mı satacaksınız? Buna da Ordu ve halk müsaade edecek. Güldürmeyin beni. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Üç kuruşluk sakız ile şeytan yapıştırmaya. Hükümete %34 oyla geldiniz ve çoğunluğu temsil ettiğinizi sanıyorsunuz? Yanlış, bir teki oyu ile oraya geldiniz. Gözlerinize kum atıp kendinizi aldatmayın. Hesap sorulma vakti daha gelmedi ama yaklaşıyor. O zaman da bu yaptıklarınızın bir hesapa, bir kitapa uymadığı ortaya çıkacaktır. Türkiyenin malî sorunlarını iki okul, üç arsa satarak çözeceğinizi sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Endüstrilerimizi yenileyecek, devlet işletmelerini yüksek randımanla çalışır hale getirecek, kâr eder hale getirecek ve başlarına da bu işlerden anlayan adamları getireceksiniz. Hani var ya THYnin başına İETTnin müdür¨nü getirmeniz gibi olmayacak. Şimdi takkenizi önünüze koyunuz! Önce ne yaptık, sonra ne yapacağız diye düşünmeye başlayınız. Okul satmakla bütçe sorunlarını çözemezsiniz. Başka yöntemler var. Devlet olun, akıllı devlet, yoksa size yol görünüyor. |