Bayanlar ve Futbol

a Bugunlerde Bayanlar futbol Dunya Kupasi oynaniyor.  Futbolun hayatimizdaki yerini bilenler bu olayin erkekler icin olaninin ne kadar hayat durdurucu bir aktivite oldugunu da bilirler.  Aramizda seyreden var mi bilemiyorum, ama bayanlar da sessiz sakin bir sekilde bir Dunya Kupasi heyecani yasamaktalar su siralar.

Amerika'ya ilk geldigimde, ilk Cuma gunu derslerin cikisinda, yemyesil cim sahalarin uzerinde bir futbol macina basladik biz uluslararasi ogrenciler. Kucukken sokakaralarinda kucuk, sonmus plastik toplarla oynardik, araba gectikce kenara cekilir, araba kale icin kullandigimiz taslarin yerini oynatirsa arkasindan kizip bagirirdik.  Brezilyali bir arkadasim onlarin da kucukken plajlarda bezden yapilmis kucuk toplarla oynadiklarini, dalga geldikce kenara cekildiklerini, dalga kale icin kullandiklari taslarin yerini oynatirsa da arkasindan kizip bagiracak kimse olmadigi icin aynen duzeltip maca devam ettiklerini anlatmisti.  Bu yuzden, dev gibi, upuzun, yemyesil cim araziler Amerika'nin ilk hayran kaldigim ozelliklerinden biri olmustu onsekiz yasimda. Hayatimda Brezilyalilarin topu ne kadar iyi ayaklarinda sakladiklarini, Jamaikalilarin sahada ne kadar eglenceli olduklarini, Afrikalilarin topu ne kadar sevdiklerini, Almanlarin ne kadar disiplinli olduklarini ve de Fransizlarin devre arasinda fosur fosur sigara icmelerini ilk o gunlerde gordum. Sanki senelerce televizyon ekranlarinda seyretmis oldugumuz dunya insanlari sahada benim takimda, karsida, sagda solda yerlerini almislardi, ve ben de onlardan biriydim.

O ilk maclardan birinde bir de kiz geldi kenardan, ben de oynamak isterim dercesine.   Amerikaliydi.  Tek basina, oturdugu evin camindan bizi gormus olacak, giyinmis, gelmis ve de yer istiyordu.  Ben epey sasirdim bu olaya. Hayatim boyunca bildigim bir cok Turk bayan, futbolu belki uzaktan belki yakindan takip eder, ama oynamasina gelince genelde sahaya yanasmazdi.  Hatta "Ayy inanmiyoruuum, gene mi mac?" veya "Baslarim su maciniza, hep mac, mac, mac!" seklinde asiri tepkiler gosteren bayanlara da rastlamisligim vardir.  Bu gecmis tecrubelerim yuzunden, bu sari sacli mavi gozlu kiz rakip takima girdiginde oncelikle biraz "beyler yavas olalim, hani yazik" falan gibisinden yorumlar yapar gibi oldum.   Derken mac basladi, derken bu kiz bizden bir top kapti, defansta birine calimi basti, sutunu cekti ve gol oldu.  Sonra da takim arkadaslarina sarildi, golunu kutladi.  Misirli kaleci arkadasim Ahmed saskinligini Musluman kardesi benimle paylasmak icin yanima geldi ve de bu olayi Kahire'deki arkadaslarina anlatmak icin can attigini soyledi.  Yuzundeki saskin ifadeyi bir tek ben gordum.

Amerikali bayanlarin genc yasta en cok tercih ettikleri sporun futbol olusu enteresan fakat ayni istatistikleri erkeklerde de gorebilmek mumkun bu ulkede. Sonucta yaptigi her isi dogru durust yapan ve de sonuna kadar goturen bir ulke Amerika.  Ve de gencleri bugun bu spora el (ayak?) attiysa ilerde ADB milli takiminin daha cok can yakacagindan suphem yok.  Iclerinde o kazanma icgudusu ve sporu ciddiye alma mentalitesini surdurdukleri surece istedikleri kadar futbolu biz Eskikitalilardan yuzyillar sonra benimsemis olsunlar, cok farketmeyecek ilerde.

Zaten bayanlar Dunya Kupasi'nda en iddiali takim ABD su anda.  79,000 kisi hemen New York disindaki Giants Stadium'a toplanmis gectigimiz Cumartesi gunu takimlarini desteklemeye.  Az-buz bir rakam degil bu.  Danimarka'yi 3-0 yendikleri macin gollerini seyrettim, epey saglam bir takimlari var.  Golleri seyrederken aklimdan enteresan dusunceler gecti.  Mesela maclarda aynen erkekler maclarindaki gibi kavga cikar mi?  Yere tukurmeler aynen oluyor mu?  Ya tezahuratlar?  Hakemler aleyhine yapilan meshur tezahuratlarin bayanlar icin bir varyasyonu var mi??

Yaziyi gecen sene Dunya Kupasi sirasinda basima gelen bir olayi anlatarak noktalamak isterim.  Futbolun hayatimizda ne kadar onemli bir yer alabildigini bilenler cok iyi anlayacaklardir.

Ingiltere'nin Arjantin'e David Beckham'in kirmizi kart gorup elendigi macin ertesi gunu Turk Hava Yollari'nin Madison Avenue'daki ofisine ugradim, ucak bileti almaya.  Isten cikmisim ama kafamda biraz demin ugrastigim Excel modeli, biraz da onceki geceki maclar, gazetelerde, emaillarda cikmadan okudugum yazilar, Beckham ve nisanlisi Posh Spice falan var.  Bilgisayar basindaki hanfendi biseyler yaziyor, sorular soruyor falan, iyi guzel.  Kafam dopdolu, gozlerim hafiften kaymis, parmaklarim sacimda geziniyor, cevaplar veriyorum. Tarihleri verdim, Frequent Flyer muhabbeti, fiyatta anlastik, o da guzel. Aniden kadin sordu:

"Kirmizi kart mi?"

Birdenbire ruyadan uyanip yataktan yuvarlanmis gibi gozlerim acildi, kendime geldim.   "Anlayamadim??" diye sordum.

"Kart kirmizi mi?" diye tekrar sordu.

Gisede gulumseyerek bana bilet kesmekte olan bu hanfendinin gercekten de onceki geceki Beckham'in kirmizi kartiyla ilgili muhabbet baslatmakta oldugunu sandim bir an, icimden "Helal olsun be!" diyerek.  Tam "Valla bence kart kirmizi, ama yine de Ingiltere on kisilik futboluyla..." geyigine baslayacaktim ki kadin cok bekledigimi sezip tekrar sordu:

"Frequent Flyer kartiniz...rengi kirmizi mi?"

Anlamistim ki kadinin Beckham'la uzaktan yakindan ilgisi olmadigi gibi, benim de gercek dunyayla ilgim kalmamisti (megerse Turkish Airlines toplanan millere gore kart rengi degistirmis, kirmizi kart da bunlardan biriymis).  Sonunda biletimi alip ofise dogru yururken de belki bir-iki gun mac olmayacak olmasinin sagligim icin iyi bir sey oldugunu aklimdan kisaca gecirdim ve de kendimi ayni Excel modelinin derinliklerine biraktim.

Yalin Karadogan,
New York.
23 Haziran 1999

Konuk Yazarlar