Sehirde Yasam: Sukran
Gunu Raki Sisesinde Balik Olma Uzerine
| a | Pennsylvania'da okuldayken, thanksgiving
denen sukran gunlerinde Domino's Pizza bile kapali oldugundan, ailesinin
yanina gitmemis diger Turk ve yabanci arkadaslarla Wawa adli sandvicciden
adet yerini bulsun diye, biraz espriyle karisik, mayonezli hindi
sandvicleri yerdik. Orada calisan kadinlar biraz utanarak, sikilarak
bize "Happy Thanksgiving" diyip gonlumuzu almaya calisirlardi.
Long weekend'de bazen Chicago'ya, Cornell'e, New York'a gelirdik.
Thanksgiving olmasina ragmen New York'taki kalabalik, hareketlilik ve
hizli yasam buyulerdi bizi.
Dun gece, yine thanksgiving'de, bu sefer tatil yuzunden hayalet sehri andiran New York'da West Village mahallesinde Anglers & Writers denilen restoranda hindi yedik. Buyuk Amerikan ailelerinin ve de o tip sofra muhabbetlerin olmadigi, kisik isiklari ve de etraftaki enteresan ciftlerle birlikte "new age" bir sukran gunu oldu. Koyu kahverengi soslar icinde yuzen hindiler bol bol taze ekmek ve su gibi akan kirmizi sarapla birlesince tum masa ahalisinin yavas yavas nasil mayistigini tahmin edersiniz. Yemek kisminin en ilginc tarafi ise biz tatlilarimiza yumulmusken kapidan iceriye aktor Kevin Spacey'nin girmesi oldu. Basindaki siyah bereyle artik iyice dokulmus olan saclarini kapatiyordu ilk girdiginde. Trassiz surati sanki yeni uykudan uyanmis gibiydi. Yanindaki genc, yakisikli "arkadasiyla" ilgili dedikodular aldi goturdu bizim masayi aninda. Benim de aklima iki sene onceki Oscar konusmasi geldi. Kendisini kucukken tiyatro okuluna goturen annesine el sallayip tesekkur etmisti. Ailesine duskun, sakin bir imaj birakmisti seyredenlerin gozunde. Oysa bu aile gununde mutevazi bir sekilde bir arkadasiyla clam chowder ictigini gormek sanki Hollywood imajiyla alakasi olmayan bir adam goruntusu birakti. Hani disardan bakinca gulumseyen, mutlu, zengin aktor, ama asil yasamda buruk, hayata kus dusuncesi... Biraz da sarabin etkisiyle, elbette gidip konustum. Ne kadar buyuk bir hayrani oldugumu ve de Chris Walken'in Han Solo taklidi yapisini (Saturday Night Live programini seyredenler bilir) ne kadar begendigimi soyledim ilk once. Guldu, ama gozleri bos bos bakiyordu. Bu sefer uykudan uyanmis gibi degil de sabahtan beri icmis gibiydi. Derken Turkiye'de ne kadar meshur oldugunu, filmlerinin cok iyi para yaptigini falan soyledik. Tam masamiza donerken de aynen soyle dedim: "And by the way, Kaiser Soze is not Turkish. Trust me, I know." Bu seferki gulumsemesi sabahtan beri icmis gibi degil de, sabahtan beri muhabbet ediyormusuz gibiydi. Seven'daki sakin katil birdenbire gitmis yerine LA Confidential'daki hizli polis sefi gelmisti. "Not Turkish," diye mirildandi gulumseyerek, sonra da "Happy Thanksgiving, guys" diyerek elimizi sikti. Restorandan cikista Steam: the Turkish Bath diye cevirdikleri Hamam filmine gittik. Buralara oyle pek Turk filmi gelmez, o yuzden TimeOut dergisindeki super elestirisinden sonra boyle bir kalabalik gormek sevindirdi bizi. Filmin Italyan-Turk yapimi olmasi da umrumuzda degildi. Istanbul sahneleri, hamam dumanlari arasinda, ustune harika muzikler eklenince, yine bizim sarap sagolsun, cok keyifli bir film seyretmis olduk. Film Italyan bir genc adamin Istanbul'un buyulu atmosferine kapilip cinsel tercihleri konusunda bir nevi uyanisini anlatiyor. Bizi aninda tekrar aciktiran Turk kahvalti sofralari, inanilmaz komik bir sunnet sahnesi, ve de Beyoglu sokaklari goruntuleriyle birlesince ne kadar begendigimizi anlatmaya kelimeler yetmiyor. Filmin bir sahnesi de var ki aklima aninda tum futbol muhabbeti yaptiklarim geldi. Yazmadan edemeyecegim, Fenerli dostlar kusura bakmasin. Italyan gencini Turk dostlari hemen maca goturuyorlar. Ali Sami Yen'de Cimbom oynuyor. Sari-kirmizi tribunlere zoom yapmis yonetmen Ferzan Ozpetek. Tezahuratlarin da sesini acmis sonuna kadar. Zaten icimiz dolmus eslik etmeye hazirken birdenbire yirmibesbin kisi filmin ortasinda "Feeneerbaahce koopeegine.... Feeneerbahceee koopeegineeee..." diye sarkilara basliyor. Biz de etraftaki Amerika'lilarin saskin bakislari arasinda soylemeye basladik yumusak yumusak. Derken salonun arkalarindan bir-iki Turk grubu daha eslik etti. Ses o kadar yukseldi ki, etrafimizda sandigimizdan ne kadar cok Turk oldugunu farketmis olduk. Ayni sey bir dugun sahnesinde aktorler halay cekerken de oldu. Ne kadar sarkiya, turkuye, tezahurata meyilli bir millet oldugumuzu Union Square'deki, cogu homoseksuel, ucuk Amerika'lilara da gostermis olduk boylece. New York'ta bugun gibi guzel, gunesli Kasim gunleri oldugu surece, sukran gunu sonrasi Cuma gunu iste bulunmak cok da koymuyor adama. Hele tum patronlar tatil almissa, tum okumak istedigim yazilari okuyup, dun geceyi boyle uzun uzun anlatabilme vakti bulunca... ...Bir de raki sisesinde balik olsam. (Arsiv'den; Kasim 1998'de, ucyuzaltmisbes gun kadar once yazilmis bir yazi...) Yalin
Karadogan, |