
| GURBETCILIK AVUSTRALYA'DA BIR BASKA..
Evet, yalan degil. Gurbetcilik burada bir baska. Turkiye'ye
ucakla seyahatin suresinin, Istanbul-Van arasi otobus yolculugu ile ayni oldugu,
biletlerin ise 1200 Amerikan dolarindan basladigi bir yer dusunsenize.. Bizlere soracak
olursaniz, gurbetcilik aslinda bu. Oyle Almanya'da falan, her yaz Turkiye'ye gitmecesine
yasamaya gurbetcilik demiyoruz biz.
Zaten burada ilk kez tanisan iki Turk'un birbirine sordugu ilk soru hep aynidir: 'Ne zamandir buradasin?' Bu soru biraz da, 'Sen nereden dustun buraya'yi barindirir icinde.. Cevaplari duysaniz bir! 25 yildir hic geri donmemisini mi ararsiniz, ancak bes-alti yilda bir izne ayrilabilenleri mi.. Herneyse, bu uzak, bu guzel, carklarin yavas dondugu bu rehavet ulkesinde, geriye donup baktigimizda neler, neler goruyoruz. Yillar gectigi halde hala yadirgadiklarimiz, cabucak alistiklarimiz, ve de ne yaparsak yapalim, deli gibi ozledigimiz bir yigin sey var burada.. |
| YADIRGADIKLARIMIZ.. Evet, Avustralya'da bazi seyleri hep birlikte yadirgadik. Bunlarin bazilarina hala da alismakta gucluk cekiyoruz. Kimisi de herhalde omur boyu bize tuhaf gelmeye devam edecek. Ne mi bu yadirgadigimiz seyler? - Her seyden once, mevsimlerin, aylarin degisik olmasini yadirgadik Avustralya'da; Agustos boceklerinin Aralik ayinda otmesini, Temmuzun ortasinda soba yakmayi, yeni yili yazin kutlamayi.. - Kuzey yarikurenin pek cok ulkesinden gelenler gibi, biz de Avustralya'da trafigin bize gore ters yonden seyretmesini yadirgadik burada. Baslangicta sinyal vermek isterken silecekleri calistirdik, karsidan karsiya gecerken kendimizi bir tuhaf hissettik, arabaya binerken yanlis kapiya anahtar vurduk.. Valhasili, aradan gecen onca zamana ragmen her trafige cikisimizda, bu iste bir yanlislik varmis gibi geliyor pek cogumuza.. - Trafikte seyrederken, her onune gelenin arabasinin icinden bize parmak cikarmasini yadirgadik. Agiz tadiyla kufur edememeyi, bu ve buna benzer durumlarda istedigimiz tepkiyi gosterememeyi yadirgadik. - Sadece bu tur mamul maddeler degil; bu topragin dogasini, hayvanlarini da yadirgadik baslangicta. Tek tek elle siyah-beyaza boyanmis gibi duran, ve 'magpie' adi verilen kargalari, evlerimizin daminda gezinen possumlari, manavlardaki tuhaf meyve ve sebzeleri, devamli kabuk doken okaliptus agaclarini her goruste, yabanci topraklarda oldugumuzu hatirladik. - Insanlari da yadirgadik burada. Kimisinin salcali ya da yapiskan bir sey yedikten sonra, husu icinde ve zevkle parmaklarini yalamasini ibretle seyrettik. Hep birlikte biryerlerde birsey yiyince, herkesin ille de kendi hesabini odemeye calismasini yadirgadik. Bencilligin pek dogal bir tavir olarak kabul gormesi tuhafimiza gitti. Herkesin kendinden buyuklere ismiyle hitap etmesini, saygi-sevgi anlayisinin bizim anladigimizdan biraz farkli olusunu yadirgadik. - Ivir-zivir daha pek cok seyi; gazete kagidinin insanin ellerini boyamasindan, esnafin daha aksam olmadan kepenkleri indirmesine kadar, bir yigin gundelik ayrintiyi yadirgadik bu ulkede. Kimbilir daha neler gorecegiz dedik kendi kendimize.. |
| PEKI YA
ALISTIKLARIMIZ? Bu arada bir de, bu ulkede alistigimiz seyler var. Aslinda Avustralya'ya geleli beri, ne cok seye hic farkinda olmadan alisivermisiz. Ilk geldigimizde dikkatimizi ceken, ancak sonradan bakip da gormedigimiz seyler, burada edindigimiz huylar var bir yigin. Bunlarin hepsi, hepimiz icin gecerli degil belki, ancak gelin biz yine affiniza siginip, bir liste sunalim: - Avustralya'da beton gormemeye ve yesil renge alistik.. - Carsi-pazari daha ilk gunden farkli bulduk burada. Turkiye'den gelen mallari satan dukkanlar olsa bile, baska bir cok yerden alisveris etmek zorunda kaldik. Biz geldigimizde Turkiye'de henuz baslamamis olan, ve hep yan yan giden supermarket arabalarina alistik. Ve bu alisverisler sirasinda Turkce diline en buyuk armaganimizi sunarak, gittigimiz carsilari 'yas market' ve 'kuru market' diye siniflamaya alistik. - Araba surme aliskanliklarinin degismedigini iddia edecek var mi aramizda acaba? Bir kere Avustralya'da herseyden once klakson calmadan araba kullanmaya alistik. Oyle ki, hepimiz en son ne zaman klaksona bastigimizi bile hatirlayabiliyoruz. Sadece bu degil tabi; kirmizi isikta durmaya, yayalara yol vermeyen suruculere sinirlenmeye hep burada alistik. - Yabanci bir ulkede kendi dilimizden yayin yapan radyo dinlemeye alistik. Hani kazara devletin etnik toplumlara yaptigi yayin kesilse, gidip hepbirlikte hakkimizi arayacagiz. Turkiye'de farkli etnik ya da dini azinliklarin boyle haklara sahip olmasini aklimiza bile getiremezken, Avustralya'da bize hosgorulu davranilmasina fena halde alistik. - Hep onumuze cikarilan o 'asimilasyon' umacisi var ya. Kim ne derse desin, biz burada bir yere gitmeden once telefon etmeye alistik. Telefonda 'kimsin?' diye hitap duymamaya, kartvizit verirken arkasini cizmemeye alistik.. - Evimizin su ya da elektrigi gecici olarak kesilecegi zaman, ya da yollar tamirat icin kapanacagi zaman onceden haber verilmesine alistik. Hasbelkader elektrigimiz kesilse, ya da birisi evimizin onunde cukur esmeye baslasa, bize daha onceleri yabanci olan bir isyan duygusuna kapilmaya alistik. - Avustralya'da politikacilarla senli-benli olmaya alistik. Kimisine ismiyle hitap etmeye, yanyana fotograf cektirmeye, telefonda dogrudan konusmaya, onlardan mektup almaya, secim zamani gelip bizzat kapimizi calmalarina alistik. - Kim ne derse desin, 72 milletten insanla birarada yasamaya alistik. Bir yanimizda Hirvat, oteki yanimizda, Makedonyali komsu olmasina, ust katta oturan Bengaldeslilerin pisirdigi yemegin keskin kokusuna alistik. - Avustralya'da, Melway ya da UBD gibi sehir rehberleriyle her adresi kolayca bulmaya da alistik. Turkiye'ye her donusumuzde, insanlarin adresleri tarif ederken neden bu kadar zorlandigini dusunduk. Herkes bize 'yorgancinin ordan saga doneceksin..' gibi tarifler verirken, Avustralya'daki sehir rehberlerine ne kadar kolay alistigimizi farkettik - Daha neler neler; evlerde 'parfum partileri' yapmaya, yollarin camurlu olmamasina, cimenlerin ustunde yan gelip futbol maci seyretmeye, hep bu ulkede alistik.. |
| VE DE
OZLEDIKLERIMIZ.. Bu arada tabi bir de, ozlediklerimiz var. Hepimiz farkli kokenden geliyoruz belki; ama uc asagi, bes yukari benzer seyleri ozluyoruz. Gerci herkes cocuklugunun gectigi sokaklari, bahceleri ozler; ama bizimki farkli, biz gurbetciyiz. Biz o anilarin yaninda, baska bir yigin ayrintiyi da ozluyoruz. Gorece refahin oldugu tuketim toplumuna gelmis olmamiza ragmen, burada bir turlu bulamadigimiz ne cok sey var. Ve cogunu hic bulamayacagiz burada; ozleye ozleye omur tuketecegiz. Ben saymaya baslayayim, siz eksik kalanlari kendiniz ekleyiverin, oldu mu? - Sokaklardan gecen isportacilarin bagirmasini ozledik. Kalabalik kaldirimlari, bu kaldirimlarda yuruyen insanlarin yuzundeki capcanli ifadeyi, uzaktan birbirine bagiranlari ozledik. - Ezan sesini ozledik. - Cinaralti kahvelerinin golgesini, buralarda birisinin size sormadan gelip masaya cay birakmasini ozledik.. - Esnafin bize, 'Bendeki pek taze degil, siz bir de bitisikteki dukkana bakin' demesini ozledik. Kapitalist dunyanin kapkac duzenine henuz kapilmamis, tevekkul sahibi insanlari.. Hepsinden ote, carsi-pazarda pazarlik etmeyi ozledik!.. - Isyerinde merdiven basina cikip, 'Huseyin oglum, iki cay getir!.' diye bagirmayi ozledik.. caycinin topladigi markalari, sirf muhabbet icin ugrayan dostlari, evimize zamansiz gelen misafirleri ozledik. - Kalabalik yerlerde, bizden uzakta duran insanlarin bile aralarindaki konusmalari anlamayi ozledik. Ingilizceyi ne kadar iyi bilirsek bilelim, kendi dilimizden fisiltilari, uzaktan gelen haykirislari, her yoreye ozgu Anadolu sivelerini ozledik.. Evet, saymakla bitmiyor ozlediklerimiz. Daha once de dedigimiz gibi, bunlar gibi daha kimbilir neler neler farkinda olmadan burnumuzda tutuyor. Ne diyelim, gurbetciligi yasayan, boyle ayrintilara da katlanir herhalde.. Melbourne / Aralik 97 © COPYRIGHT 1997, Turkiye Net (www.turkiye.net) |