

MELBOURNE SOHBETI
Merhaba sevgili Turkiye Net meraklilari!
Melbournedan, yani pek cogunuza gore dunyanin obur ucundan gelen bu yazilarimla Turkiye Netin konugu olacagim. Yedi yildir Avustralyadaki Turkce gazete ve radyolarda yayinlanan yazilarimdan bir derlemeyi bulacaksiniz bu kosede. Kimi zaman guncel, kimi zaman ucari bir keyifle yazilmis bu yazilarda Avustralyada yasayan Turkiye kokenli insanlarimizin guncelligini bulacaksiniz. Broadmeadows ya da Auburn semtlerinin neresi oldugunu, Pauline Hansonun kim oldugunu bilmeseniz bile, yine de uc asagi bes yukari sizin yasadiklariniza benzer duygular bulacaksiniz. Ornegin bu haftaki konumuz herkesi ilgilendiriyor. Ey Houstondaki, Ottawadaki, Manchesterdeki, Yeni Delhideki Turk vatandaslari! En son ne zaman layikiyla bir kese-lif yaptiniz bakalim? O yaban ellerinde, gobek tasinda belinizi kuturdetmeden nasil idare edebiliyorsunuz? Evet buyurun bu haftaki konumuza:
Hamamimiz eksik!
Kültürümüz Avustralyada yeterince temsil edilmiyor.
Simdi bir tek hamamimiz mi eksikti diyeceksiniz. Onca derdimiz varken, durduk yerde bir de hamam tartismasi baslatip toplumu terletmenin, daha fazla bölmenin alemi var mi yani..
Ancak ise bu acidan bakmamak lazim. Otuz yila yakin bir suredir Avustralyadan Turkiyeyi kurtarmaya calisan bizler, biraz da gundemimizi cesitlendirmeliyiz. Toplumumuza renk ve hareketlilik kazandiracak yeni projeleri bir bir gündeme getirmeye çalismamiz lazim. Biz burada yillardir toplumumuzun is hayatina hiz getirecek franchising falan gibi seyleri tartisirken, "bize özgü" isletmelerin bulunmadigi kafamiza dank ediverdi. Donerciligin pek bir ilgincligi kalmadi, onda cok da fazla israr etmemek lazim. Baska etnik gruplarin beceremeyecegi hangi isi kotarsak diye düsünürken, ilk akla gelen de tabi ki Avustralyada bir "Türk hamami" açma projesi oldu.
Bu is bize neler kazandirir, önce ona bakalim. Isletmecisine güzel para kazandirir, bu bir. Neden derseniz, Istanbula giden her turist, tarihi Cagaloglu Hamamina ugramadan edemez. Onun kubbeli, kurnali, göbek tasli bir benzerini Melbourneun gocmen mahallesi Brunswickin ortasina kondurdugumuzda, önceden Cagaloglu Hamamina gidip de tadi damaginda kalmis binlerce Avustralyali birer birer sökün eder.. Bir yandan kültürümüzü tanitirken, bir yandan da akacak paralari düsünün.. Para deyince aklima geldi; isin tabi bir de Japon turistleri çekme yönü var. Fotograf cekme hastasi Japonlarin, hamamin icinde de rahatca resim cekmesini saglayacak "bugulanmayan kameralar"in pazarlanmasi zaten basli basina bir sektor. Etnik kültür falan derken, iki kese, bir lif, yirmi dolar!. Bugulanmayan kamera dahil, hediyesi yuz dolar. Bunlar tabi bizim Avustralya dolari; siz kendinize gore hesap ediverin artik.
Ayrica zayiflama meraklilarina yönelik olarak göbek tasinda aerobik seanslari düzenlenerek, yepyeni bir endüstri baslatilmis olur. "Birakin nutri sistemi falan, en helal zayiflama yöntemi bizde!." seklindeki bir kampanyayi düsünebiliyor musunuz? Isi daha da saglama baglamak icin, sogukluk bolumune iki tane sabit bisiklet, birkac da yurume aleti eklediniz mi, tamam. Hamam, daha kuruldugunun haftasinda bütün televizyon kanallarinda haber olur, butun muhim current affairs sahsiyetleri gelip bedavadan isletmenin reklamini yapar.
Bu büyük projenin en önde gelen amaci da tabi ki Türk toplumuna hizmet. Burada ülkemizden uzakta büyüyen ikinci kusak, kültürümüzün temel taslarindan biri olan göbek tasi ile tanisir. Dus yapa yapa asimile olmus gençlik agiz tadiyla keselenip, liflenir. Isteyen baklavasi böregi ve de darbukasiyla gelip alem yapar, isteyen kese olup parmak parmak kir döker, isteyen de belini kütürdetircesine masaj yaptirir.
Tabi masaj deyince projenin bu asamadaki en büyük eksigi ortaya çikiyor. Avustralyada elli bin kadar oldugu belirtilen nüfusumuz içinde gerçek anlamda tellaklik yapacak bir babayigit çikar mi, bilemiyoruz. O yüzden hamamin arsasini bile almadan önce, derhal Göç Bakanligina basvurup, Sivas ya da Yozgatdan "skilled migration" kategorisinde elemanlar istetmek gerekiyor. Zaten daha önce Cagaloglu Hamamina gitmis olan Avustralyalilar, tasa yatani pelteye çeviren Kirkpinar eskisi bir tellak yoksa bir daha gelmezler hamamimiza.
Bu arada, hamam projesinde herhangi bir sorun cikmayacagini dusunmek de, biraz iyimserlik olur belki. O yuzden bunlara karsi simdiden hazirlikli olmakta yarar var. Bir kere hamamin bir yönetim kurulu olacaksa, ki olacak, ilk yil içinde baslayacak olan hiziplesme ve bölünmelere karsi tedbir almak gerekiyor. Carsamba günleri erkeklere mi, kadinlara mi olsun, ya da takunyalari burada mi yaptiralim, Türkiyeden mi getirtelim tarzi konularda mutlak sürtüsmeler çikacak ortaya. Hele hamamin iç adabina dair toplum kuruluslarimiz tek tek fikir beyan etmeye basladiginda mesele tamamen çigrindan çikabilir. Isin içine örf ve ananelerimiz gibi hassas bir konu girdigi için, pestemallerin boyundan, kurnalarin birbirine uzakligina, sabunlarin cinsinden, içerinin sicakligina kadar her konuda ihtilaflar belirebilir. Ayrica, buradaki ticari dehamizin bir devami olarak, hamamin kuruldugunun ertesi gunu uyanik bir vatandasimiz tam karsi kaldirimda bir hamam daha açabilir!. Maksat, birbirimizle rekabet etmek; ne anlarim ben Avustralyalinin ekmegiyle oynamaktan.. Diger tüm alanlarda örnekleri görülmediyse söyleyin.. Her neyse, ben sirf önceden hazirlikli olalim diye anlatiyorum bunlari..
Melbournea ugramis olanlariniz bilir. Buranin Kalamisi diyebilecegimiz St Kilda semtinde, vaktiyle kiyida kirik dökük bir bina vardi. Simdi yikip yerine eglence merkezi gibi bir sey yapiyorlar. Iste o köhne barakanin tabelasinda "Turkish Bath" yaziyordu! Rivayete gore yeni yapinin muteahhidi bu deniz suyu ile isleyen sozde hamami canlandirmak, yeniden isletmeye acmak istiyormus.
Eh burada "arazi mafyasi" falan gibi seyleri yapmak kolay olsaydi, adama gidip "indir ulan o tabelayi oradan" diyebilirdik. Bunu beremeyecegimize gore, derhal alternatifini hayata gecirmemiz, gercek bir hamami hizmete acmamiz gerekiyor. Haydi isbitirici girisimcilerimiz, ne duruyorsunuz?
© COPYRIGHT 1997, Turkiye Net (www.turkiye.net)