

KOYDEN INDIM SEHIRE
Avustralyada cennette yasiyormusuz da, haberimiz yok..
"Sydneyde ulasim sorunu yok. Hava kirliligi en az düzeyde, yiyecek ve içecek bollugu, beslenmeyi sorun olmaktan çikarmis. Fazlasi bedava dagitiliyor."
Bu satirlari her okuyusumda kafam karisiyor; daha once defalarca okumus olmama ragmen yine allak bullak oluverdim. Yanilmis olamam, kuskuya yer birakmayacak bir sekilde buradan, yani Avustralyadan bahsediliyor bu kupurde.
"Ayri bir kita, ayri bir güzellik, ayri bir bolluk ve temizlik ülkesi." Gecenlerde eski gazete kesiklerini karistirirken elime gecti bu yazi. 28 Haziran 1992 tarihli Cumhuriyet gazetesinden kesmisim. O siralar Avustralyaya geleli birkac yil olmustu; yazida bahsedilen ayrintilara sasirdigim icin olacak, kesip bir taraf koymusum. Hatirlarsaniz Cumhuriyetin pazar gunleri pek okunan bir "Dis muhabirlerden" sayfasi vardi. Hala devam ediyorlar mi, bilemiyorum. Bu benim kestigim yazi da oradan iste.. Basligi "AVUSTRALYA NE UZAKDOGU NE UZAKBATI". Yazarini tanimiyorum, Ali Riza Balaman adinda birisi. Daha sonralari, bir yerlerde ogretim uyesi oldugunu duydum. Ustad, hazir buraya gelmisken, "jetlag"ini bile atlatmadan derledigi gözlemlerini, gazeteye acele gönderivermis. Hani Sydneyde sahit oldugu bu ilginclikleri kimse kacirmasin diye. Ve bu Sydney mektubu, Berlin, Singapur, ve Stockholmden gelen öteki mektuplarla birlikte yine feci bir "ecnebi rüzgari estirmis sayfalarda.. Cumhuriyet gazetesinde bu tür bir köse yanilmiyorsam onbes-yirmi yil kadar önce basladi. Onceleri Nedim Gürsel, Nilgün Cerrahoglu ve Ragip Duran gibi kalemlerin keyifli bir dille yazdigi, derinlikli bir gözlem gücünü yansitan mektuplari bir hayli okur topladi. Ancak zamanla isin sekli degisiverdi. Sonralari yazan pek cok kisi bu yazi tarzi tarzinin cilkini cikarmaya basladi. Ustelik bu pazar kosesi, Kapikuleden burnunu disari cikaran herkesin, geride biraktigi dostlarina çalim attigi yazilarla dolmaya basladi. Ve bu tür bir okur kitlesinin -maalesef- bollugu yüzünden, Cumhuriyetin bu sayfasi uzun yillar devam etti.
Istanbuldan uçakla iki saat uzakliktaki baskentlerin umumi mahallelerini arsinlayan bu sila uzmanlarindan ne gözlemler okumadik ki: "parklarda çifler öpüsüyor, ama hiç dönüp bakan yok.." Bu aslinda "ben aval aval bakiyorum" anlamina geliyor.. "Yollar tertemiz, güleryüzlü insanlar, birbirlerini selamliyor.." Dünyadan habersiz, kendine güvensiz, ve sürekli yurt disina kapagi atmanin düslerini kuran Türk yari-aydinlarinin bu tür sig gözlemleri aslinda, köyden ilk kez sehre inip, yüksek binalara sasiran köylünün tavri ile bir faklilik göstermiyor. Gittigi ülkeyi henüz tanimadan, ilk kez gördügü yüzeysel farkliliklara çarpilip, bu saskinligini geride biraktigi arkadaslari ile paylasmaya çalisan bu entellektüellerimiz, ise biraz da arak nostalji ile derinlik katmaya çalisiyorlar. 28 Haziran 1992 tarihli ayni sayida bu kez Sansin Durak isimli biri genel kültürü ile bizleri soluksuz birakiyor: "Singapur sokaklarinda Somerset Maughamin ayak izlerini arayacagim. Bulmak da zor olmayacak; Somerset adi ya bir caz bar ya da bir meyhane olarak çikar karsiniza..". Singapur gibi rengarenk bir Dogu metropolune gidip de, sömürge yillarinin anilarini aramak bir beceri olsa gerek.
Ali Riza Balaman dostumuz hala buralarda degil sanirim. Ama Avustralyada biraz daha yasadiktan sonra bir mektup daha yazsaydi inanin pek sevinecektim. Ne bileyim, en azindan biraz farkli seyleri gozleme sansi olabilirdi. Sydneyde pekala trafik sorunu oldugunu, beyaz eldivenli, güleryüzlü bayan otobüs soförlerinin ozel kutlamalara has bir istisna oldugunu, Avustralyanin içinde bulundugu ekonomik açmazi, dizboyu issizligi falan gözlemleyip kagida dökse, hepimiz biraz bilgilenecektik. Hele hele birakin 1992 yilini, simdi gelip yazmaya kalksa kimbilir daha neler gorecekti. Butce kesintileri yuzunden daha seyrek temizlenen sokaklar, kilitlenmis trafik, ofkeden barut ficisina donmus soforler, yollarda aylak aylak gezinen issiz gencler ve daha neler neler.. Aslinda benimkisi yine oturdugu yerden ona buna laf yetistirmek. Sana ne birader, isteyen istedigini yazar.. Hersey gibi bu da bir arz-talep isi. Türkiyede pazar sabahlari gazetelerini açip, disaridan yazilmis bu tür yazilari "Bak yahu, millet nerelerden, neler yaziyor; biz hala buraya cakildik kaldik." diye hayiflanarak okuyan kitleler var oldukça, kimbilir daha ne mektuplar gelecek gazetelerimize..
Melbourne-7.3.97
© COPYRIGHT 1997, Turkiye Net (www.turkiye.net)