

BURANIN AYDINLARINDAN CEKTIGIMIZ!..
Avustralya ilginc gunler geciriyor bu siralar. Ekonomi ve politikayi dis finans cevrelerine tamamen endeksleme isinin sancilari hayatin her alaninda hissediliyor. Issizlik neredeyse herkesin basinda dev bir huyela gibi duruyor; hayat kalitesi giderek dusuyor, yardima muhtac kesimler kurtlarin onune atiliyor. Kuskun ciftci ise tasradan giderek yukselen bir irkcilik dalgasini pompaliyor. Ve bu irkcilik dalgasi pek yakinda aboriginiler, Asyalilar ve oteki tum gocmenlere carpmak uzere.
Gelgelelim, biz niye hala "gocmen" olarak kaldik, neden buradaki butunun parcasi olamadik sorusunun cevabini bulmakta da yarar var. Tamam, bizler gibi pek cok gocmen grup kaynasmamakta direndi, hala da direniyor. Ancak kaynasmamiza engel olan da bir grup var ortada. Bizleri yaklasan irkci saldirinin onunde yem olarak birakan, Avustralyanin daha hosgorulu, kulturel acidan daha zengin bir yer olmasinin onunde ciddi bir engel var. Bu ulkeyi kulturel acidan kurakliga mahkum edenler, bence aydinlar ve medya!. Evet, Avustralyanin dusunurleri, gazetecileri, yayincilari, sanatcilari, yazarlari, hepsi..
Biraz fazla ciddi gibi gelebilir bu iddia. En azindan ben de boyle bir suclamayi baska yerde gormus degilim. Ama, kusura bakmasinlar. Avustralyanin o begenmedigimiz politikacilari bile, aydinlarindan dahaileride. Is dunyasi, sokaktaki insan, herkes Avustralyanin tam olarak cokkulturlu bir yer olmasi icin hazir. Sadece tek bir ayak bagi var. O da aydinlar. Anglo-Amerikan kulturde patinaj yapan, dunyayi ondan ibaret sanan uyurgezerler.
Bu ulkede istediginiz aydinin ya da medya calisaninin sozlerine bakin. Bu adamlar icin dunya Amerika ve Ingiltereden ibarettir. Avustralya ise, maalesef onlara hala ayak uyduramayan bir somurgedir. Goruntude bir takim degisiklikler olmus aslinda; federasyon, kraliyetten gorece bagimsizlik falan gibi.. Ancak Avustralya bunlara gore hala kendi ayaklari uzerinde duramamaktadir. Bunlarin hepsi hayatinin belirli bir doneminde disari cikmis, ve solugu dogruca Londrada almistir. Orada ve Amerikada yasadiklari yillar boyunca hep Avustralyanin halinden utanirlar. Kendi aksanlarini begenmezler, kendi kulturlerini onlara gore biraz incelmemis bulurlar. Kafalar yontulup, buraya geldikten sonra da, Amerika ve Ingiltere hayranligi uzerlerine yapisir kalir. Dunyanin geri kalan kismini hor gorme pahasina..
Bu ulkede Ingilizceden baska bir dil konusabilen kac aydin var acaba, merak ediyorum. Ustelik, ozurleri kabahatlerinden buyuk: "en gecerli dil bizim anadilimiz oldugu icin zahmet etmiyoruz.." O yuzden de kafalar anadilin sinirlarina sikisip kaliyor. En cok okunan kitaplar listesine ceviriler nadiren giriyor. Avustralyadaki herhangi bir gazetenin siyaset sutununda Anglo-Amerikan politik cizgisi disinda herhangi bir bakis acisi goremiyorsunuz. Tek dogru odur, otekilerin sozunu etmeye bile degmez.
Kimse kendi yaptigi isin ABD ve Ingiltere disindaki bir ulkede nasil kotarildigini bilmez. Hersey bu iki ulkeyle karsilastirilir. Avustralyadaki herhangi bir sey Amerikadaki kadar basariliysa, bununla ovunulur. Daha ilerisi yoktur nasil olsa.
Bu tur aydin takimi, Avustralyadaki celiskisiz, rahat yasantinin bir urunu. Ancak nasil bu hale geldikleri beni pek fazla ilgilendirmiyor. Benim sorunum, onlarin bize verdigi zarar; cizdikleri Avustralya portresinde, baska kulturlere yer olmamasi. Anglo-Amerikan eksen disindaki herseyin "yabanci" kabul edilmesi. Ve maalesef kamuoyunu aydinlatma, kulturel cesitlilige onayak olma gorevi bu adamlara ait. Toplum boylesine tek sesli beslendigi surece de, degisik kulturler nasil sindirilecek, bilemiyorum. Aydinlar uykudayken, Avustralyada cokkulturlulugun yerlesmesi olanaksiz.
Begenmedigimiz politikacilar bile aydinlarin fersah fersah ilerisinde. Hepsi kraliyet donemden kalma kibiri bir yana birakmis, Asya ulkeleriyle omuz surtuyor. Is dunyasi deseniz, yine oyle. Hindistana mal satan, Laosda ihaleye giren, Turkiye uzerinden Orta Asyaya yaklasmaya calisan Avustralyali isadamlarini dusunun. Bunlar icin cokkulturluluk, estetik bir detay degil, hayatin gercegi. Asya ile ogrenci degisimi, bilgi akisi, ortak projeler tasarliyorlar. Onlarin dayatmasi sonucu buradaki ortaokullarda Japonca, Endonezyaca, Cince dersleri okutuluyor.
Burnundan kil aldirmayan aydinlar ise, 19. yuzyil Ingiliz edebiyatinda otlayip duruyor. Endonezya edebiyatini tanitmaya calisan, o dilden kitaplar cevirip yayinlayan aydin ise maalesef cikmadi daha.. Isadami parasini riske sokup, Vietnama yatirim yapiyor. Aydin ise, "satmaz" gibi sudan bir endiseyle, cagdas Vietnam eserlerine burun ceviriyor.
Cokkulturluluk, bu ulkenin somut bir gercegi. Avustralya, Asyali komsulari ile kaynasmak zorunda. Politika, ekonomi, guvenlik, ne acidan bakarsaniz bakin.. Boylesine belirgin bir gidise ise, aydinlarin tanik olmasi gerekir. Aydinin gorevi onculuktur.
Evet, bizler bu ulkenin cokkulturlu mozayiginde kendimize yer bulmak icin ugras veriyoruz. Karsimizdaki engellerin en onemlisi ise, simdilik irkcilar falan degil. Avustralyali aydinlarin topluma benimsettigi Anglo-Amerikan hayal dunyasi.. Asil kirilmasi gereken bu..
Melbourne/Haziran 97
© COPYRIGHT 1997, Turkiye Net (www.turkiye.net)