Orta Dogu'da Yenilikler ve
Korfez Savasi'nin arkasindan Kuzey Irak'ta yeni olusum izlendi.
Savasta Bati'nin Kuzey Irak'taki Kurtlere koruma ve ozerklik sozu vermeleri
ve 1992 yilinda da yapilan yerel secimlerle Kurt parlamentosunun kurulmasinin
ardindan bolgedeki Kurt varligi daha resmi ve ozerk bir nitelik kazandi.
Celal Talabani (KYB - Kurdistan Yurtseverler Birligi) ve Mesut
Barzani (KDP - Kurdistan Demokratik Partisi) onderliginde iki grup olarak
birlesen Kuzey Irak Kurtleri, Kurt Parlamentosu'nu esit uye sayisi ile kurdular.
Fakat bu iki sahsiyet etrafinda gelisen olaylar ve Kurt Otonom Bolgesi'nin
gun gectikce de daha resmi ve de uluslararasi nitelik kazanmasiyla bu iki
lider arasindaki koltuk kavgasi ve ayriliklar da cogaldi.
Ozellikle ambargoya karsi Turkiye ile yapilan kacak ticaretden alinan vergiler
konusunda buyuk anlasmazlik cikti. Karsilikli yolsuzluk iddialari ile baslayan
sorunlar, iki partinin Irak disinda Washington'da ayri ayri ofislerini (temsilcilige
benzer bir yapida) acmalari ile dis politikada da ayriliga gitti. Sonunda
1994 yilinda KDP ve KYB arasinda sicak bir catismaya donusen anlasmazlik
iki yil surdu ve binlerce kisinin olumune yol acti.
Iki yil suren bu kanli catismanin ardindan Amerika yonetiminde baslayan
ateskes gorusmelerinde en cok tartisilan konu yine gumruk gelirlerinin ve
ateskesin korunmasi oldu. 1996 yili Mayis ayinda Irak ile BM (Birlesmis
Milletler) arasinda baslayan gorusmeler sonucunda Irak'in dis pazarlara
petrol satisinin belirli bir miktarda (senelik 2 milyar dolar) serbest birakilma
karari alindi. Bu gelirin 300 milyar dolarlik bir kismi da Kuzey Irak Kurtleri'ne
BM tarafindan yardim olarak verilecekti; nitekim Irak petrolunun buyuk bir
kisminin Turkiye'nin Yumurtalik limanina tasindigi boru hatti jeostratejik
onemi olan Kuzey Irak'tan gecmektedir. Barzani (Kurdistan Demokratik
Partisi) Irak Petrol Bakani ile petrolun tasinmasindan elde edilecek gelirden
alacagi pay uzerinde de gorusmelerde bulundu.
Agustos ayinin sonunda KDP ile KYB, Londra'da yeni bir ateskes anlasmasini
gorusmek uzere bir araya geldiler. KYB adina gorusmelere gelen Adnan Muftu,
anlasmaya vardiklarini soylese de ertesi gun KYB tanklari Erbil'e giriyorlardi.
KYB'nin ve lideri Talabani'nin Iran tarafindan desteklendigini ve Iran kuvvetlerinin
de Kuzey Irak topraklarini gectiginin aciklayan KDP Lideri Barzani, bunlarin
uzerine Bagdat'dan yardim istedi. Son zamanlarda bir hayli zayiflamis olan
ve uluslararasi gucunu aktuel bir duruma getirmek isteyen Saddam Huseyin
bu durumdan yararlandi ve hemen askeri guclerini Kuzey Irak'a gonderdi.
Saddam'in kuvvetleri, Erbil'i ele gecirdiler; Talabani onderligindeki KYB'yi
safdisi biraktilar ve Barzani'nin (KDP) hemen hemen tum Kuzey Irak'a hakim
olmasina yardim ettiler.
Israil-Arap Baris Sureci'nin, Israil'in yeni muhafazakar Netanyahu hukumeti
ile yavaslamaya girmesi, Suudi Arabistan ile Amerika'nin iliskilerinin beklendiginden
daha tatsiz bir seyirde olmasi, Turkiye'de Islamist Basbakan Erbakan'in
yeni "Islam Ulkeleri ve Iran" politikasi ve Irak'a karsi
uygulanan ekonomik ambargonun hafifletilmemesi gibi konulardan dolayi Orta
Dogu'da Amerika'nin ratingi son zamanlarda azalmisti. Saddam kuvvetlerinin
de Barzani tarafindan Kuzey Irak'a cagrilmasi ve akibinde Saddam rejiminin
BM kararlarini ihlal ederek Kuzey Irak'taki siyasi tabloyu Barzani lehine
degistirmesi sonucunda ABD Baskani Clinton, Irak'a karsi askeri bir darbeye
karar verdi. Cunku Amerika'nin bolgede Barzani ve Talabani'ye yeterince
ilgi gostermemesi, Barzani'nin Bagdat'a, Talabani'nin ise Tahran'a yaklasmasina
neden olmustu. Clinton, 5 Kasim'daki Baskanlik Secimleri oncesinde dis politikada
kazanacagi basarilarin secimlerde kendisine iyi puan katacagini bildiginden
dolayi Irak'daki bu yeni gelismeyi kullanip, askeri kuvvetlerini Saddam'i
devirmek icin harekete gecirdi. Boylelikle hem Irak'ta ve Kuzey Irak'ta
ve Orta Dogu'da ihtiyacini duydugu ratinge kavusabilecekti.
Fakat halen sona ermemis olan bu harekat hemen hemen hicbir Bati ulkesi
ve Orta Dogu ulkesi tarafindan onaylanmadi. Cunku su anda Irak'in butunlugu,
Orta Dogu'da ozellikle Iran Rejimi'ne karsi onemli bir denge unsurudur ve
bu da bolge ulkeleri tarafindan oldugu gibi Bati ulkeleri tarafindan da
bilinmektedir.
Arap-Israil Barisi Irak'taki bir "Guc Boslugu"ndan yara alabilir.
Amerika onderliginde "Devlet Teroru"ne karsi (Suriye-Iran)
olusturulmaya calisilan Bati ve Demokrasi yanlisi "Israil-Turkiye
Ittifaki"na Urdun de katilmalidir. Amerika'nin Urdun ile olan iliskileri
Korfez Savasi'ndan sonra Urdun'in savas suresince Irak yanlisi olmasi yuzunden
zayif kalmistir. Urdun Krali Huseyin'in Arap Ulusu icindeki milli ve tarihi-dini
rolu Orta Dogu Barisi acisindan onemlidir ve Amerika tarafindan Orta Dogu
Baris Sureci'nde ve Irak'taki bir olasi guc boslugunda iyi kullanilmalidir.
KDP lideri Mesud Barzani'nin Talabani'yi (KYB) son askeri ve siyasi gelismelerle
safdisi birakmasi ve bu basarisi icin Saddam Huseyin'e yaklasmasi onun Kuzey
Irak Kurt Otonom Bolgesi'ne tamamen hakim olmasi anlamina gelmektedir. Bundan
sonra bir sure hem Amerika hem de Bagdat Rejimi, hem Turkiye hem de Orta
Dogu ulkeleri ile Bati Ulkeleri Kuzey Irak ile ilgili meselelerde karar
ve pazarlik masalarinda Barzani'yi karsilarinda bulacaklardir. Bu yeni gelisme
ile Kuzey Irak'taki siyasi cekisme ve liderlik savasi Barzani'nin liderligiyle
sona ermistir; ve Kuzey Irak'in uluslararasi niteligi bundan
sonra guclu bir liderlik ile daha da pekisecektir.
Fakat butun bunlarin gerceklesmesi ve yururlukte kalmasi PKK'nin Kuzey Irak'taki
varligi ve calismalarina da baglidir. Barzani'nin, Abdullah Ocalan'a (PKK
lideri) olan yaklasimi hem Kuzey Irak'in yeni duzeni hem de kendi liderliginin
saglamligi acisindan kritik bir onem tasimaktadir.
16 Eylül 1996
Istanbul
©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).