Turkiye Cumhuriyet'i Kuskuyla KutladiCumhuriyet Ataturk'un ve de Turkiye'yi kuran diger nice devlet buyuklerinin ve Turk insaninin bizlere biraktigi buyuk bir mirastir. Buyuklerimiz 600 yillik bir imparatorlugun kullerinin ardindan eskisine nazaran kucuk bir toprak butunlugunde, onlarca sayidaki degisik etnik insan gruplarinin barindigi ve bir arada yasayan ve yasamak zorunda olan ortak bir vatan kurmuslardir.
Yine her seneki gibi torenler yapildi, TRT radyo ve televizyonlarinda "Cumhurbaskani Suleyman Demirel, Anitkabir'de gunun onem ve anlamini belirten dusuncelerini Anitkabir defterine yazdi, Basbakan Necmettin Erbakan, Basbakan Yardimcisi ve Disisleri Bakani Tansu Ciller ve Devlet Erkanlari,... vs." gibilerinden haberleri duyurdular (sadece degisen siyasi kisiliklerin isimlerini degistirerek), ilk ve orta okul ogrencileri torenlere katilip, yazdiklari siirleri onlerindeki topluluga duygu dolu haykirislarla okudular, insanlar evlerinin pencerelerine ve balkonlarina bayraklarini astilar, tatilden istifade etmek icin buyuk sehirlerden ayrildilar ya da evlerde rahat bir gun gecirdiler.
Her seneki gibi yine Cumhuriyetimizin kurulusu torenlerle kutlandi. Simdi neden bu yazinin basliginda "kuskuyla kutlandi" gibi bir ekleme kullandigimi sorabilirsiniz. Iste gozlemlerim:
Turk Siyaseti 1995 senesi Aralik ayinda yapilan secimlerin ardindan tam bir kaos yasadi. Ayni icecegin farkli bardaklarda servis edilmesine benzeyen ikiye bolunmus sag kanat, liberal-demokratik ANAP ve Dogru Yol partileri birbirlerine yakin %20'ser civarinda oy oranina ulastilar. Muhalefetteki ANAP, iktidardaki Dogru Yol'dan fazla oy aldi. DSP ve CHP %10'larda kaldilar. Secimin esas kahramani ise Refah Partisi idi. Refah, cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Islami parti olarak secimlerde en cok oy oranina ulasti.
1996 senesinin ilk alti ayinda karisiklik devam etti. Parlamentoda hukumetin kurulmasi icin gereken yuzde ellilik oran saglanamadi. DYP ve ANAP koalisyonu ile hukumet kuruldu fakat kisisel bazdaki gorus ayriliklarindan dolayi yasamadi. En sonunda Erbakan Tansu Ciller ile koalisyon kurulmasi konusunda anlasti. Refahyol koalisyon hukumeti kuruldu. Daha onceden Refah partisinin Turk demokrasisi icin bir tehlike oldugunu ve koalisyona razi olmadigini bildiren Ciller, Erbakan ile yanyana koltuga yeniden oturdu. Turkiye cumhuriyet tarihinin ilk Islamci Basbakanina sahip oldu.
Islamci Basbakan Erbakan, ilk dis gezisini Dogu'ya dogru Iran'dan baslatarak yapinca tum dunyada Turkiye'nin yeni bir dis siyaset cizgisi takip edecegi, Avrupa ve ozellikle Amerika ile ittifaktan uzaklasacagi ve Islam Dunyasi Liderligi'ne oynayacagi spekulasyonlari daha da saglamlasti.
Libya gezisinde Albay Kaddafi ile yasanan buyuk fiyasko, Refahyol hukumetine karsi guveni sarsti. Suclu Erbakan ve Refahyol hukumeti olarak belirlendi. Erbakan Turkiye'ye dondukten sonra Refah Partisi beklenilenin aksine parlamentoda demokratik sartlarda gensorudan kurtuldu. Refah Partisi Kurultayi basariyla tamamlandi. Parti icinde guven ortami yeniden kuruldu.
Refah Partisi Turkiye'de su anda kendi icindeki ayriliklari en asgari oranda tutabilen (nedenleri tartisilabilir), tum Turkiye'de en verimli ve organize bicimde calisan parti durumunda. Dolayisi ile Turkiye'nin gun gectikce agirligi artan bir realitesi.
Refah partisi otuz senelik bir siyasi akimin mirascisidir. Erbakan liderliginde, 1980 ihtilalinin demokraside actigi yaralarin kismen sarilmasinin ardindan bir uc gorus olarak parlamentoya girip kisa bir surede alternatif bir parti durumuna gelmistir.
Siyasi Islam'in Turkiye'deki demokrat temsilcisi Refah Partisi'nin seriat ve teokratik bir devlet anlayisini mi savundugu yoksa demokratik bir ortamda muhafazakar Islamci temelleri esas alan bir demokrasi anlayisini mi izlemek istedigi yolundaki kararsizlik ve kuskular bugun de surmektedir. Ozellikle iktidara geldikten sonra Turkiye'nin Refah'i secmemis %78'i arasinda laikligin ve demokrasinin gelecegi acisindan kuskular ve korkular baslamistir. Halk icinde Iran benzeri bir rejim devriminin gelmesinden korkulmaktadir. Turkiye'nin tolerans uzerine kurulu demokratik yapisinin bozulmasindan ve 73 senelik medeni ulke olma yolunda atilan adimlarin da bir cirpida yerle bir edileceginden korkulmaktadir. Refah ve Islamci kesimin alt-gruplarina bakildiginda kismen, gercekten korkulasi radikal-ortodoks bir cevre karsimiza cikmaktadir. Refah Partisi'nin de genel olarak Batili bir demokrasi anlayisini istemedigi, Turk-Islam Toplumu'na uygun bir yeni kimlik ve model arayisi icinde oldugu gozlenmektedir. Fakat Turk Toplumu'nun tumu musluman olmadigi gibi musluman olan cogunlugunun da hepsi dindar ya da Refah'in temelini olusturan Sunni Islam'in anlayisini benimsemis degildir (orn. Alevi cogunluk). Bu nedenle inanc ozgurlugu ve yasam stilinde yapilacak her turlu kisitlama ya da yasaklamadan korkulmaktadir. Fakat bu turden korkular soz konusu oldugunda akla getirilmesi gereken bir esas bulunmaktadir:
...ve oyle de kalmalidir. Ozellikle Erbakan'in Libya Gezisi'nin ardindan kuvvetlenen askeri darbe soylentileri ve Refahyol Hukumeti'ndeki catlamalar ardindan Refah partisi imajini yeniden gozden gecirmistir. Parti Kongresi'nde Ataturk'un resmi bas kosede oldugu gibi, Bati ile Ittifaktan da bolca soz edilmistir. Refah Partisi Alevi siyasi cevrelerle de irtibata gecmis, parti bunyesine ve programi kapsamina Alevileri de katmaya calismaktadir. Ayrica muhafazakar-dindar kesimden olmayan kisilikleri de bunyesine aldigi gozleniyor. Refah ile dogrudan baglantili ya da sadece sempatizan olan Islamci medya da programlarini ve ekiplerini cokseslilige daha uygun bir cehreye sokma girisimindedir.
Bir diger elestiri ve kusku butun bu yeni imaj arayislarinin gelecek secimlerde mutlak demokratik cogunlugu ele gecirmek ve ardindan da Turkiye'yi hizla bir Islam Devleti'ne dogru goturmek icin yapildigidir. Refah'in ust kademelerinde kapali kapilar ardinda neler planlandigini tahmin etmek mumkun degil ama bu turden uzun vadeli bir planin Refah gibi organize ve disipline bir enstitusyon tarafindan yapilabilecegi fikri inanilir olabilir. Fakat bu sadece bir spekulasyondur ve su anda dogrulugunu kanitlamak da mumkun degildir.
Su anda gercek olan Refah'in Turk Demokrasisi'nin bir parcasi oldugudur. Refah Partisi secimlerde %22'lik cogunlugu ele gecirmis, solda ve sagdaki buyuk bolunmeler yuzunden de bu az cogunluk ile koalisyon hukumetinin etkili parcasi olabilmistir. Turkiye'nin ozellikle sag-liberal kanadindaki bolunmusluk halk arasinda Refah'a gecislere yol acmaktadir. Refah Partisi'nin aldigi oylarin bir kismi da bir Kurt Partisi'nin yoklugundan faydalanmis olmasindan kaynaklanmaktadir. Bu nedenle Turkiye'de sag ve sol kanadi kendi icinde birlesmeli, daha verimli ve programli calismalidir. Aksi taktirde Refah'in yukselisi onlenemeyecektir.
29 Ekim tarihinde cumhuriyetimizin 73.Yildonumu kutlandi. Cumhuriyet bayrami arifesinde Turkiye'de evlerin, resmi binalarin ve dukkanlarin daha onceki senelerde gormedigim kadar coklukta bayraklarla suslenmis oldugunu gordum. Ister istemez Turk insaninin bilincaltinda cumhuriyetin kaybedilebilecegi korkusunun olustugu aklima geldi...
Refah'in secilmesi Turk secmenlerinin elinde oldugu gibi, demokratik secim ortaminin da bir sonucudur. Ayrica Refah Partisi'nin daha merkezi sagda yeralma istegi ve ugraslari da daha ilimli bir kimlige burunmek zorunda oldugunun isaretidir. Demokratik ve toleransa dayali bir Refah partisi Turk Demokrasisi'nin daha da guclenmesine yardim edecektir. Refah Partisi'nin radikal bir kimlige burunmesi durumunda secildigi gibi yeniden parlamentoda muhalefet ve azinlik durumuna dusmesi de Turk secmenlerinin elindedir. Turkiye'nin Afganistan benzeri bir ulke durumuna gelmesi Turk secmeninin ve sag ile sol partilerinin elindedir. Turkiye icinde yasayanlarin aktif bir siyasi bilinc ile demokrasiye sahip cikmalari, Turkiye disinda yasayanlarin da kendi yasadiklari toplumlarda Turkiye'yi tanitarak ve ulkeler arasindaki baglari en azindan kisisel bazda kuvvetlendirerek Turkiye'nin uluslararasi yerini ve saygisini pekistirmeleri gerekmektedir.
Demokrasilerde bugun ve gelecek halkin elindedir. Bu nedenle de Refah'tan korkulmamasi gerektigine inaniyorum. Fakat bir tehlike aninda Turk toplumunun butun fertlerinin sorumluluklarinin ve gorevlerinin bilincinde olmasi Turkiye Cumhuriyeti'nin ayakta kalmasi acisindan zorunlu ve sarttir.
Birlikte daha nice Cumhuriyet Bayramlari'na...
29 Ekim 1996
Istanbul
©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).