Susurluk Skandali'nin Düsündürdükleri
Susurluk'taki araba kazasinda olanlari tekrardan ozetlemeye gerek yok. Bu kaza sonrasinda acikliga kavusan ve hala sorgulanmaya devam edilen gercekler ve ihtimaller kamuoyunda demokratik bir ortamda medyanin da destegiyle kolayca kapatilamayacak bir skandala donustu. Belki de TC tarihinde ilk kez mafyanin ve yolsuzlugun devletin icine karistigi bir olay toplumun her tabakasinda boyle ayrintili bir bicimde tartisildi, sorgulandi. Ve aslinda Türkiye insani kendisini yoneten devleti, siyasetcilerini, hukuk sistemini, emniyet sorumlularini, kisacasi kendi icinde yasadigi ve bir uyesi oldugu toplumu sorguladi...
Su gectigimiz haftalarda Türkiye'de okudugumuz gunluk gazetelerde, seyrettigimiz televizyon haberlerinde, radyolarda, Türkiye disindaysak okudugumuz Avrupa basimi Turk gazetelerinde, takip ettigimiz yabanci medyada, Internet'de okudugumuz haber kaynaklarinda, Meltem News'da ve tartistigimiz forumlarda, newsgrouplarda her seferinde Susurlukgate vardi. Herkes konuyla yakindan ve ayrintilariyla ilgilensin ya da ilgilenmesin bu olayi duydu, uzerinde düsündü ve konustu. Türkiye'de alistigimiz devlet, siyasetci, emniyet sorumlusu gibi ulkemizin onemli temel taslarinin hepsinin yeniden sorgulanmasi hatta yeni bir kontrol sistemi cercevesine oturtulmasi gerektigi anlasildi: Hukuk Devleti'nin kismen islemedigi bir kez daha en acik bicimiyle ortaya cikti...
Ulkeleri ve toplumlarini bu derece sarsan ve çalkalayan olaylar, alisilagelmis degerler uzerinde yeniden dusunmeyi beraberinde getirir. Toplumlar bir anda karsilarinda inandiklari degerlerin coktuklerini, ozguvenlerini yitirme noktasina geldiklerini hissetmeye baslarlar. Ama bu turden kriz(bireysel ve toplumsal) anlari insanlari ve toplumlari bir araya getirir, bir araya getirmelidir! Ikinci Dunya Savasi'ndan yenik dusen bir Almanya ya da Japonya, savasin son yillari ve 1945 sonrasindaki toplumsal yenilginin ve kaybetmenin kompleksi ve hayal kirikligi olmasaydi acaba bu duruma gelebilir miydi?
Yukaridaki örnekleri bir genel kural olarak da kabul etmemek gerekir. Soguk Savas sonrasina baktigimizda 70 sene inandiklari degerlerin coktugunu ve yanlis oldugunu goren komunist devletler ve iclerinde yasayan toplumlarin her birinin farkli sosyo-psikolojik durumlar icinde bulunduklarini goruyoruz. Rusya toplumu halen eskiye olan bir tür nostaljik bakis ile liberal ekonomi taraftari olma arasinda gidip gelmekte, Büyüteç'in ana bölgesi olan Türk Devletleri'nde de ayni durum hissedilmekte. Son hafta zor iktisadi sartlar yuzunden Kazakistan'da gosteri yapan insan akimlarinin da aklinda o soru yok mu? Fakat diger taraftan bakildiginda iktisadi gelisimini son hizla gerceklestiren bazi Orta Avrupa eski sosyalist devletlerinde ve kucuk Baltik Devletleri'nde toplumlarin farkli bir ruh hali içinde olduklarini goruyoruz.
Anlasilan sadece bunalimlar ve kriz anlari toplumlari toparlanmaya, varolan degerlerini ve altyapilarini sorgulayip, yeniden yapilandirmaya, kisacasi degisime yeterli olamiyor. Genel ya da ayri ayri birimleri icindeki degisimlerin o toplumlarin tarihleriyle, gelenekleriyle, kisacasi kisilikleri ve benlikleriyle ile yakindan alakasi var.
Susurluk Skandali'nin toplumumuzda ne derece etkili oldugunu zamanla görecegiz. Susurluk olayi Türkiye'ye ve Türkiye Insani'na ya gerçekten yepyeni bir sorumluluk anlayisi ve içinde yasadigi topluma ve kendine karsi bireysel sorumlulugu ögretecek ya da tipki diger sayisiz yolsuzluk davasinin vurdumduymazlikla algilanmasi gibi zamanla ilgisizlik yaratacak.
Türklerin güzel atasözleri var...
Bunlardan biri de "It ürür, kervan yürür". It yüzyillardir ürümüs, kervan da itlere ragmen yürümüs. Tarihsel gerçekler gözönünde bulundurularak çikarilmis güzel bir atasözü bu.
Fakat çevresinde ve içinde ürüyen itler ile yürüyen bir kervan acaba 21.Yüzyil Dünya'sinda ne kadar hizli yol alabilir? Bu sorunun cevabi çok da açik degil mi?
15 Aralik 1996
Washington, D.C.
©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).