
ÇEÇENISTAN'DA BASKANLIK SEÇIMLERI
VE
KUZEY KAFKASYA'NIN GELECEGI
Afganistan Sendromu
1996 Eylül'ünde Bakü'de
yaptigim bir görüsmede Milli Halk Cephesi Ikinci Baskani Ali Kerimov,
"Çeçenistan'daki maglubiyet Rusya'nin imkanlarini bir
kederde azaltdi. Menim düsünceme göre, Çeçenistan
maglubiyeti Rusya'da ikinci Afganistan sendromu yaratacag." demisti.
1994 senesi Aralik ayinda baslayan
Rusya - Çeçenistan Savasi 21 ay sürerek Sovyetlerin dagilmasindan
sonra ortaya çikan en önemli krizlerden birini yaratmistir.
Bu savas 50,000 kisinin ölmesine ve Çeçenistan'in da
harabe haline gelmesine neden olmustur. Rus Ordularinda da 4,400 askerin
ölümüne yol açan savas, Rus televizyonunda ve gazetelerinde
tüm siddeti ile Rus halkina tanitilmistir. Yeltsin Hükümeti'nin
siddet kullanmasi ve Rus ordusuna da büyük darbe getiren bu savas
Rus halki içinde hükümete karsi antipati yaratmistir. (Burada
Rus halkinin dikkatinin tarafsiz olarak gerçeklere çekilmesinde
medyaya karsi sansürün azalmasinin rolü unutulmamalidir.)
Halk içindeki hosnutsuzluga
ragmen asiri milliyetçi ve Neo-komünist siyasetçiler
Yeltsin Hükümeti'nin Çeçenistan'a karsi uyguladigi
siyaseti ve askeri gücü yetersiz bulmaktadirlar. Ordu içinde
de görüslerin çatistigi, birligin saglanamamasi Çeçenistan'da
yasanan bozgunun Rusya'da bir ikinci Afganistan Sendromu yarattigi görüsünü
kanitlamaktadir.
Çeçenlerin Bagimsizlik
Savasi
Çeçenlerin Rus isgaline
karsi direnisi 19. Yüzyilin ortalarina kadar gitmektedir. 100 seneyi
askin bir süredir Rus isgalinde yasayan ama boyun egmeyen Çeçen
halki 1991 senesinde Sovyetlerin dagilmasi ardindan kendi bagimsizligini
da ilan etti. Hiçbir devlet tarafindan bagimsizligi taninmayan Çeçenistan,
bunun üzerine daha önce Sovyet ordularinda görev yapmis Johar
Dudayev önderliginde Rusya'ya karsi bagimsizlik iddiasini ve direnisini
devam ettirdi. Dudayev defalarca Rusya tarafindan devrilmek istenmis fakat
sonunda basarisiz sonuçlanan ihtilal girisimlerinden sonra Rus Ordusu,
1994 Kasim sonunda Çeçenistan'a girmistir.
1996 kis aylarinda bir Rus roket
füzesi ile öldürülen Johar Dudayev'in ardindan Yandarbiyev'in
liderliginde ve sayisiz gerilla grubu destegi ile Çeçenler
savasi bilfiil kazanmislardir. 1996 yaz aylarinda zamanin Rus Milli Güvenlik
Konseyi baskani Alexander Lebed ile Maskhadov arasinda ateskes anlasmasi
imzalanmis, ülkenin bagimsizligi üzerinde daha sonra konusulmak
üzere ilk bes senelik bir özel bagimsiz-otonom statü verilmistir.
(Çeçenlerin direnisi ilk bastan beri mutlak bagimsizlik oldugu
düsünüldügünde bu baris antlasmasinin da geçerliligi
ancak oyalayici olabilecek degerdedir.)
Türkiye'deki Kafkas Diasporasi
ve Ankara'nin Tutumu
Türk Hükümeti, Çeçen
sorununun baslangicindan bu yana iki gerçek ile karsi karsiya kalmistir:
Rus Çari II. Aleksandr'in
1864'de Kafkasya'ya karsi savas açtigini ilan etmesinden sonra Kafkasya'nin
onlarca sayidaki etnik müslüman gruplari Osmanli Imparatorlugu'na
göç etmeye baslamislardir. Türkiye'deki Kafkasyalilar günlük
dilde Çerkezler olarak bilinseler dahi hepsinin ortak noktasi etnik
ve dilsel çesitliligi ile Babil Kulesi'ni andiran Kafkasyali olmak
ve müslümanliktir. Kafkasyalilar (Çerkezler, Çeçenler,
Dagistanlilar, Karaçaylar, vb.) Anadolu'da kendi köylerini kurmuslar
ve uzun bir süre diger toplum gruplarina kapali kalarak öz kimliklerini;
kültürlerini ve dillerini koruyabilmislerdir. Kafkasyalilar Kafkasya'da
olanlara karsi duyarli kalmis, Sovyet döneminin sona ermesinden sonra
da Kafkaslardaki demokrasi hareketlerini maddi ve manevi manada desteklemislerdir.
Rusya'nin Çeçenistan'a savas açmasindan sonra Türk
medyasinda gösterilen korkunç görüntüler de Kafkas
diasporasini bu konuda daha duyarli hale getirmis, genel olarak Türk
kamuoyu Rusya'ya karsi tutum almis ve Çeçenleri maddi olarak
desteklemistir. Bu süre zarfinda Kafkasya-Çeçen dernekleri
araciligi ile Çeçenistan'a gayri resmi kaynaklara göre
sadece 1995'de 10 milyon dolar civarinda maddi ve insani yardimin gönderildigi
iddia edilmektedir.
Diger taraftan Çeçenistan'in
hala Rusya Federasyonu içinde olmasi nedeniyle Rusya içislerine
girmesi diger devletleri konuya tarafsiz kalmaya mecbur kilmistir. Türk
Hükümeti de kamuoyundaki tüm Rusya karsiti tutuma ragmen
soruna direk olarak karsi tavir almamayi tercih etmistir. Bunun aksi uluslararasi
hukukta bir baska devletin bütünlügüne karsi yapilmis
bir saldiri anlamina gelmektedir.
Tüm resmi politikaya ragmen
Türk Hükümeti'nin gayriresmi olarak Çeçen direnisini
destekledigi ve yardimda bulundugu da bilinmektedir. Türkiye'nin hem
Kafkasya kökenli vatandaslarina hem de genel kamuoyuna karsi ilgisiz
kalmasi beklenemez. Ayrica Türkiye'nin Kafkaslar'daki etki alanini
genisletmesi için (Rus Emperyalizmi ve Petrol Meseleleri) Türkiye
yanlisi Çeçenistan'a da ihtiyaci vardir.
Yukarida saydigim noktalara karsi
Türk Hükümeti resmi siyasetini Rusya ile anlasma ve isbirligi
içinde götürmek mecburiyetindedir. Türkiye'nin elinde
Çeçen Karti oldugu gibi, Rusya'nin elinde de Kürt-PKK
Karti bulunmaktadir.
Baskanlik Seçimleri ve
Sonrasi
Yaz aylarinda Lebed ile Maskhadov
arasinda imzalanan ateskes anlasmasi ardindan Ocak ayinin son haftasinda
yapilan Baskanlik Seçimleri Çeçenistan'da yeni bir
dönemin baslangici manasina gelmektedir. Moskova'ya karsi askeri direnisin
kazanildigi bu uzun savas ardindan bagimsizliga dogru atilacak adimlarin
planlanmasi ve siyasi pazarligin yapilmasi zorunludur. Bu nedenle Çeçenistan'in
ikinci varolus savasi da baris sartlari içinde devam edecektir.
Geçtigimiz seçimlerde
arabulucu kisiligi ve bagimsizlik savasindaki askeri basarilari ile taninan
Aslan Maskhadov oylarin yaklasik %59'unu aldi. Onun hemen arkasindan gelen
Shamil Basayev %23'lük oy potansiyeli ile Çeçenistan
siyasetinde önemli bir rol oynamaya devam edecegini kanitladi. Basayev
bundan önce 1995 yilinda Güney Rusya'da bir grup Rus vatandasini
rehine almis ve Moskova'ya siyasi baski yapmak istemisti. Bundan önceki
devlet baskani Yandarbiyev'in diger adaylar arasinda %10'luk bir oy orani
ile basari gösteremeden seçimden çiktigi görülmektedir.
Bu durumda Yeni Baskan Maskhadov'un bagimsizlik taraftari olsa da, arabuluculuk
yönü ve becerisi Çeçen halkinin Rusya ile savasi
degil, anlasmayi tercih ettigini gösteriyor.
Bu asamada Çeçen
Halki ve yeni seçilen baskan kayitsiz sartsiz bagimsizligi isterken,
Rusya'da her firsatta bagimsizliga karsi oldugunu yineliyor. Rusya bagimsizlik
taraftari olsaydi bes senelik on devreyi ön sart olarak kabul ettirmezdi.
Bes sene sonra Kuzey Kafkasya'yi elinden çikarmamaya kararli Rusya
bugünkünden daha güçlü olabilecegi gibi yeniden
elde etmeye kararli oldugu Avrasya Liderligi ve dünyanin da sayili
liderinden olma istegini de gerçeklestirebilir. (Bes senelik ilk
devre Rusya için zaman kazanmak amaciyla verilmis bir karardir.)
Maskhadov liderligindeki Çeçen
Halkinin diledigi bagimsizlik pazarliginin hangi avantaj ve dezavantajlara
bagli olacagini tahmin etmek zor oldugu gibi, bagimsizligin verilmemesi
ya da savsaklanmasi durumunda sicak temasin yeniden olusacagi da bir olasilik
olarak kalmaktadir.
Yeni Baskan Aslan Maskhadov, görevi
devraldiktan sonra önemli sorunlarla karsi karsiya kalacaktir. 1991'den
bu yana süren mücadele ve 21 ay süren bir savas ülkenin
tüm altyapisini yerlebir etmistir. Bunun disinda Rus Ordularina karsi
yapilan savas tek parçadan olusturulmus bir milli Çeçen
ordusu tarafindan kazanilmamistir. Tüm Çeçenistan'da
gerilla gruplari kismen birbirlerinden bagimsiz olarak savasmislar, hatta
bazilari Dudayev'in birliklerine katilmayi da reddetmislerdir. Bu tabloda
yeni baskan Maskhadov iç güvenlik ve istikrar için ülke
çapina dagilmis gerilla kuvvetlerini kendi siyasi baskanligi altinda
toplamalidir.
Diger taraftan ülkedeki altyapinin
insaasi, endustrinin, rafinerilerin ve halihazirdaki boru hatlarinin da
tamir edilmesi zorunludur. Çeçenistan ekonomisi su anda birkaç
yerel harabe rafineri ve dis yardimlarla islemektedir.
Çeçenistan, Kafkasya
ve Hazar Denizi Jeopolitikasinda Anahtar Bölge Durumundadir
Azerbaycan Petrolü 50 seneden,
Orta Asya ve Hazar Denizi Petrolleri de 100 seneden uzun bir süre yeraltindan
çikarilip, dünya pazarlarina tasinacak potansiyeldedirler*.
Daha önceki yazilarimda da belirttigim üzere bu potansiyel Avrasya'yi
ve özellikle de Hazar Denizi Jeopolitigini 21.Yüzyilin'in odak
noktasi durumuna getirmektedir.
Çeçenistan, Hazar
Petrolleri'nin Rusya'ya ulastigi yol üzerinde yer aliyor. Erken Azeri
petrolünün Novorosiisk'e tasinmasi Rus devlet sirketi Transneft
tarafindan üstlenilmistir ve bu boru hatti sirasiyla Azerbaycan, Dagistan,
Çeçenistan, Kabardino-Balkarya, Stavropol ve Krasnodar bölgeleri
üzerinden geçiyor. Fakat Transneft sirketi ile Çeçen
petrol yetkilileri arasinda onarim hususunda anlasmazliklar vardir. Transneft,
hattin onarimini üstlenebilir fakat siyasi gelecegini Rusya Federasyonu'ndan
ayrilmak üzere planlayan Çeçenistan'da yapilacak bir
yatirim Ruslar için ne derece stratejik bir karar olur? Eger Rusya
Çeçen boru hattinin onarimini üstlenmeye hazir olursa,
Çeçenistan'in elinden çikmasini da ihtimal disi birakiyor
demektir.
Rusya Için Çeçenistan
Disinda Baska Alternatifler Var mi?
Azeri Erken Petrolü'nün
tasinmasinin maddi kazanci gelecek senede (1998) 2 milyon ton petrol kapasite
ile 32 milyon dolar civarindadir. 2000 yilinda tasinan petrol orani 15 milyon
tona çiktiginda Rusya bu tasimadan yilda 240 milyon dolar kazanmayi
beklemektedir. Çeçenistan için her halikarda kisa vadede
bu tasimadan büyük gelir elde edilmesi beklenemez. AIHC (Azerbaijani
International Handling Company) bu karisik duruma alternatif rotalar olarak
Gürcistan ve Türkiye-Ceyhan hattini katmayi halen düsünse
bile bu iki ek hat da ek boru hatti insasi gerektirmektedir. Çeçenistan'in
çevresinden geçecek baska alternatif hatlar da varolan hatlarin
onarimindan daha pahali tutmaktadir. (onarim 55 milyon dolar, yeni hat 200
milyon dolar civarinda)
Türkiye Kafkasya'da Sansini
Kaybetti mi?
Eylül ayinda yine Bakü'de
petrol meselelerinde uzman bir görevliye, Çeçenistan'daki
barisin, Türkiye'nin Kafkaslarda petrol konusunda sansini kaybetmesi
manasina mi geldigini sormustum:
Gerçekten de Çeçenistan'daki
savas Kuzey Kafkasya'yi emniyetsiz kildigi için Kafkasya'nin güneyine
dogru gidecek (Akdeniz - Iran Körfezi) boru hatlarinin da yapiminin
tercih edilmesi ihtimalini yükseltmekteydi. Bu durumda Çeçenistan'in
Rusya ile Maskhadov baskanliginda uzlasmaya gitmesi hatta Tataristan gibi
tamamen ekonomik bagimsizligina önem veren bir konuma gelmesi Güney
Boru Hatlari'nin ihtimalini azaltacaktir. Fakat Çeçenistan
ile Tataristan arasinda tarihi farklar bulundugu gibi Çeçenistan,
Tataristan gibi Rusya'nin ortasinda degil, Rusya'nin etki alaninin inceldigi
Kuzey Kafkasya gibi sinirlari son halini almamis bir politik/ekonomik satranç
tahtasinda bulunmaktadir.
Çeçenistan'da baskanlik
seçimleri Ruslarla anlasmaya hazir Maskhadov tarafindan kazanildigina
göre Türkiye'nin etkisi azaliyor gibi görünebilir. Seçimler
süresince Türkiye'den gelen maddi destegi düsünürsek
Türkiye'nin, özellikle de Kafkas Diasporasi'nin Çeçenistan'daki
etkisini devam ettirmeye niyetli oldugunu görmekteyiz. Türk Hükümeti
yeni baskan ile iyi iliskiler içinde olmali, maddi destegini devam
ettirmelidir. Türkiye, bunun yaninda Bati ülkelerinin en önemli
etki silahlarindan biri olan sivil toplum örgütlerini, NGO'larini
(Hükümet-Disi-Örgütler) tüm Kafkasya'da ve diger
Türk Devletlerinde daha aktif hale getirmelidir. Devletlerin resmi
olarak giremedigi yerlerde dolayli olarak NGO'lari araciligi ile nasil etkili
olabildiklerini son senelerde Kuzey Irak'ta gördük.
Türkiye, kendi sivil toplum
örgütlerine daha çok önem vermeli, etki alanini bu
örgütler araciligi ile genisletmelidir.
Önümüzdeki yazimda Amerika'nin Kafkaslar'da,
Azerbaycan'da oynadigi ikili siyasete deginecegim.
Dipnot:
* Istatistikler, ABD Kongre
üyeleri için düzenlenmis bir rapordan alinmistir. Istatistiklerin
kaynagi; "U.S. Geological Survey" ve "Oil and Gas
Journal".
Mehmet Binay
1 Subat 1997
Frankfurt a.M. |