Bir Dakikalik KaranlikSekiz yasindayim. Yaz tatilinin son günlerini geçirdigim sahil kasabasinda, bahçede oynuyoruz. Yaninda kaldigim halam, gel diye çagiriyor eliyle isaret ederek. Çocuklar dagiliyoruz. Yukariya çikiyorum, avuçlarimda oynadigim kumlarin tozu. Televizyonda siyah-beyaz-haberler, bir askeri gösteriyorlar. Sonradan anlatiyorlar, ihtilal olmus. Ne demekse?, anlamiyorum. Kasabada sessizlik. Ailem Ankara'da. Ariyoruz. Bir dakika telefonun baglanmasini bekliyoruz. Mesgul...
Mevsim kis. Bütün bir günün Istanbulu'ndan yorulmus, vapurda kaptan köskünün arkasinda, bacanin sicakligina yaslanmis eve dönüyorum. Yasim onbes-onalti. Bir dakika için gözlerimi beni çevrelemis günlük islerden, sorumluluklardan ve sorumsuzluklardan ayirarak sisin içinde denizi seyrediyorum...
Bir aksamüstü ve arabalar ofisin yanindaki caddede siralanmislar, rush hour. Zaman uzun bir günün ardindan yavaslamis. Telefona sariliyorum; artik ezberledigim bir numara bu çevirdigim. Ilk olarak ne zaman isittigimi hatirlamadigim bir ses: "Nassin oglum?", diyor. O anda bir polis arabasi geçiyor, kirmizi mavi isiklari dönüyor ve sirenlerini de ölesiye açmis. "Siren sesi geliyor" diyor annem. "Buradan hep gelip geçerler", diyorum. Türkiye'den binlerce kilometre uzaktayim. Bir dakika içinde olup bitiyor hersey...
"Nedir
ki bir dakika? yirmidört-saatin içine bogulmus ve kendi disimizda
yasayip dururken", demeyin. Insanoglu/kizi bir dakika içinde
gözlerini açar yepyeni bir hayata, bir dakika içinde
kapayabilecegi gibi. Bir dakika içinde yeniden asik olabilir ya da
derinden sevdigi bir insandan ayrilabilir. Yine bir dakika içinde
kendini yabancisi oldugu bir rejimin içinde bulabilir, hayatinin
geri kalan kismini "Sibirya"da geçirmek üzere.
Yine bir dakikada anlatilir bazi seyler; saatlere, toplantilara, kitaplara sigmayan...
1996'dan 1997'ye tasidiklari var Türkiye'nin. Türk toplumunu derinden sarsan Susurluk kazasi ve ardindan ortaya çikan gerçekler. Bazi devlet erkanlari ile mafyanin, kanunsuzlarin baglantisi. Geçmisi ta 80'li yillara götürülen karanlik olaylar dizisi. Bir gün geçmediki o günden bu güne kadar olayla baglantili kisiler sorusturulmasin. Haberlerde yeni ayrintilar, yepyeni baglantilar ortaya çikmasin. Türk Toplumu vazgeçmedi kendinden yillardir gizlenen gerçekleri ögrenme isteginden. Eski yildan yeni yila tasidi tüm hayal kirikliklarini. Etrafinda olan bitene karsi "hadi-be-sen de" dememeyi ögrendi. Sormayi, merak etmeyi, cevap beklemeyi tercih etti.
Bugünlerde sessizlikten dogan ve dalga dalga yayilan bir kampanya var Türkiye'de. Her aksam saat dokuzda bir dakika süreyle isiklarini kapatiyor insanlar. Bir ay süreyle karanligi simgeleyen bir dakikalik karanlik yeniden yaratilacak. Her geçen gün daha aydinlik yarinlara dogru kuvvetlenen bir özlemle, büyük-küçük Anadolu sehirlerinin isiklari sönecek ve yeniden yanacak..
Unutmayin bir gün gelecek, saatler 23.59'u gösterecek. Ve bir dakika sonra kendimizi 21.Yüzyil'da bulacagiz. Sirtimizda geçmis yüzyildan kalmis yükler o zaman apaçik ortada olacak. Yükü en hafif olan en hizli ilerleyecek.
5 Subat 1997
Frankfurt a.M.
©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).