Bashbug Alparslan Türkes'in Ardindan Türk Siyaseti ve "Azinligin Gücü"

 

5 Nisan sabahi MHP'nin ve Türkiye'de milliyetçi hareketin en büyük lideri Alparslan Türkes'i kaybettik. Cumhuriyet siyaset tarihinin Ecevit ve Demirel gibi büyük isimlerinden birisi tarihe karisti.

Türkes, askerlikten siyasete atildigi ilk yillardan bu yana Turanciligi (Ülkücülük) yani Pan-Türkizmi savunmus, hayatini tüm dünya Türklerini bir araya toplama ülküsüne adamisti. Cumhuriyetin ilk yillarindan 1989'a kadar bir tabu olan Türkiye disindaki Türkler konusu Türkes tarafindan siyaset ve kamuoyu gündeminde kendisine en büyük temsilcisini bulmustu. Türkes için hayatini feda edebilecek insanlar oldugu gibi onun 1980'lerden sonra degismis olan asiri-uçtaki milliyetçiligi ve demokrasi anlayisindaki eksiklikten sikayetçi olanlar da çikacaktir elbette.

Türkes'in vefati ile siyasette ne gibi degisikliklerin olabilecegi Türkiye ile yakinda ilgilenenler için bir soru isareti durumundadir. Merhum Türkes'in vefat ettigi sabahin ertesinde ayni gün Istanbul Harbiye'de "Demokrat Türkiye Partisi"nin il-merkez binasinin açilisinda baskan Hüsamettin Cindoruk'a benzer bir soru yöneltildi. Baskan Cindoruk bu soruya "Türkes'in vefatinin Türk siyasetinde bir degisiklik yaratacagini sanmiyorum" gibi son derece kesin bir cevap vermeyi tercih etti. Tesadüfen Istanbul'da bulunmamdan dolayi bu yeni olusuma tanik olmak istemis, düzenlenen basin toplantisina Turkiye Net adina katilmistim. Yeni bir olusum ve kendini kanitlama durumunda olan bir partinin liderinin dogrulugundan emin olamayacagi tahminler yürütmemesi, akillica verdigi bir karar olsa da altinci hissim Cindoruk'un da bu konuda endiselerinin oldugunu sezmemi söylüyordu...

Türkes'in ölümü ardindan MHP içindeki görüs ayriliklari ve partinin siyasi çizgisinin bir x-yönüne dogru farkliliga ugramasi Türk siyasetinin su anda içinde bulundugu satranç tahtasi benzeri yapida degisiklikler yaratabilir. MHP'nin yapacagi yeni hamleler koalisyon hükümetinin sagligi üzerinde hayati bir rol oynayabilir. Bu durumda MHP gibi siyasi sahnede sayisal olarak azinlikta olan gruplarin gücünün farkina varmamiz gerekmektedir.

Türkes'in ölümüne neden olan kalp krizinden birkaç saat önce Köksal Toptan'a "Türkiye'nin kurtulusunu merkez sagin birlesmesinde görüyorum" seklindeki beyani siyasi tikanmanin ve oy bölünmesinin nedenlerinin benzer bloklar içindeki bölünmeler oldugunu yeniden göstermektedir.

Gelecekbilimci Alvin&Heidi Toffler ikilisi 1995 senesinde Amerikan Kongresi Temsilciler Meclisi sözcüsü Newt Gingrich'in de önsöz yazmasi ile yayinladiklari "Creating a new civilization" isimli kitaplarinda "Azinligin Gücü" (minority power) diye yeni bir olgudan söz etmekteler. Toffler'larin Amerikan toplumu ve siyaseti ile ilgili vardiklari kani Türkiye ile bazi benzerlikler göstermektedir:

"Görmekte oldugumuz üzere bugün, endüstrilesmeyi arkamizda birakiyoruz ve bütünden parçaciklara dogru yol alan ve yogunlasan bir toplum haline geliyoruz. Bununla etkilesimli olarak her geçen gün bir çogunlugu ve hatta hükümete gelebilecek bir koalisyonu harekete geçirmek zorlasmakta-hatta imkansiz bir hale gelmektedir. MIT'de ögretim görevlisi olan siyaset bilimci Walter Dean Burnham; "Bugün Amerika Birlesik Devletleri'nde herhangi bir çesit olumlu çogunluk ya da baska birsey için yeterli altyapiyi göremiyorum." diyor." Alvin Heidi Toffler 1994&95, Creating a new civilization, Sayfa 92, Turner Publishing Inc.

ABD'nin içinde bulundugu durum tabii ki Türkiye'den farkli. Yine de dünya çapinda Soguk Savas sonrasi tablo içinde mikro gruplarin güçlerinin daha çok hissedildigini, azinliklarin seslerinin yükseldigini izlememiz mümkün. Toffler çiftinin "Azinligin Gücü" ismini verdikleri bu yeni olusum Amerikan toplumu, siyaseti ve gelecegini etkiledigi gibi farkli bir cografyada ve tarih yükümlülükte olan Türkiye'yi de etkilemekte. Hatta bu etkileme bir süredir birbirine benzer -kendini ayri görme ve korumak istegindeki- gruplasmalari parlamentoya da tasimaktadir. Büyüteç'teki diger iç siyaset yazilarimda da bahsettigim "oy bölünmesi" ana blok partilerinin bölünmüslügünden ileri gelmektedir. (DYP ile ANAP'in ayriligi, MHP'nin sag-merkez sag kanat içindeki kendi basina varligi, DSP ile CHP'nin birbirlerinden ayri olmalari, ve HADEP'in yasakliligi) Tüm bu ayrismalarin göbeginde de son MGK muhtirasindan sonra kimlik krizine yönelmis olan REFAH partisi bulunmakta.

Tüm bu ayrismis siyasi bloklar içinde bir tarafta kisisel uyusmazliklar, koltuk kavgalari devam etmekte (Çiller-Yilmaz)(Ecevit-Baykal), diger tarafta da görüs farkliliklari bulunmaktadir. Görüs farkliliklarinin kendilerini korumalari Türk Demokrasisi açisindan sart oldugu gibi bunu bir parti içinde de sürdürmeleri mümkündür. Bu nedenle ABD demokrasisinin atalarinin bundan ikiyüzyil önce belirledigi çogunluk demokrasisi gibi görünen fakat azinligin sesini de partiler içinde duyurabilen sistemin Türkiye'de de en kisa zamanda oturtulmasi Türk Demokrasisi'nin gelisebilmesi için hayati bir önem tasimaktadir. Bu sözünü ettigim sistem, milletvekillerine (Representative-Congressmen) yerel çikarlar sözkonusu oldugunda kendi partilerinden bagimsiz olarak hareket etme özgürlügünü kismen de olsa tanimaktadir. Iste bu sistem içinde seçmenler temsilcileri olan milletvekillerine tasimalari zorunlu olan sorumlulugu yükleyebilecek, temsilciler de gerektiginde partinin sayica çoklugundan güç alabilecek, yerel çikarlar ve ideolojik farkliliklar sözkonusu oldugunda da azinligin gücünü parlamentoda duyurabileceklerdir.

Tarih kitaplarinda okutulan Osmanli zamanindaki kültürel, dinsel ve etnik harmoni ezgilerinden gün geçtikte uzaklastigimiz bir çagda yasiyoruz... "Azinligin Gücü"nün sayisal bir çogunluk içerisinden duyurulmasi demokrasinin gelistirilmesi ve sivil toplumun daha derinlemesine yerlesmesi için gerekli bir girisim olacaktir. Bunun için Türk Toplumu, Türkiye'nin siyasetten sinifta kalmasini birbirine benzesen siyasi partilerin bir çati altinda, parlamentoda birlesmelerini destekleyerek engellemelidir. MHP gibi parlamentoya girmeyi seçim sistemindeki yüzdesel baraj yüzünden basaramamis birçok grup kendi seslerini en etkili olarak ancak bir diger olusumun içine katilarak fakat özbenliklerini koruyarak basarabilirler. Sagda ve soldaki bölünmelerin bertaraf edilmesiyle de çikar ortakligindan dogan koalisyonlarin kurulmasi böylelikle engellenecektir.

Mehmet Binay

8 Nisan 1997

Istanbul

 

©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).

 BÜYÜTEÇ Arsivi