Orta Asya ve Hazar Denizi Petrolleri
Bundan onceki yazimda yeralti kaynaklari uzerinde oynanan
bir çesit Uluslararasi Poker Oyunu'ndan bahsetmistim. Bu yazimda
da petrol boru hatlarinin geçecekleri cografyalara; Rusya ve Turkiye'ye,
bir de Turkiye'nin basarisina direk etkisi olan Amerika'ya agirlik vermek
istiyorum:
Rusya pazarlik masasinda Hazar Denizi'nin hukuki açidan bir kapali
deniz, yani gol oldugunu savunuyor ve boylelikle de Hazar Denizi altindaki
yeralti kaynaklarinin bu denize kiyisi olan ulkeler arasinda esit paylarla
paylastirilmasini istiyor. Bu durumda ozellikle Kazakistan'in sinirlari
onundeki Tengiz Petrol Sahasi'na ve Azerbeycan'in onundeki petrol rezervlerine
(Sah Deniz) ortak olmak durumunda. Rusya için ikinci pazarlik konusu
da çikarilan petrollerin Kafkasya uzerinden (Grozni ve diger kriz
bolgeleri uzerinden) Rusya topraklarina ulasmasi ve Karadeniz'deki Novorosiisk
limanindan Akdeniz'e tasinmasi. Kazakistan'daki Tengiz Sahasi'ndan çikarilacak
petrolun de yine Rusya uzerinden Karadeniz'e ulastirilmasi soz konusu. Fakat
bu dogrultuda onemli bir sorunla karsilasilmakta. Karadeniz'e getirilen
petrolun deniz yoluyla tankerlerle Akdeniz'e getirilmesi gerekiyor. Bunun
için de Turkiye'nin elindeki Bogazlar uzerinden geçirilmesi
lazim. Bogazlarin çevresel yonden daha agir bir tasima yukunu tasiyamayacagi
bir gerçek. Ayrica da bu dogrultu butun yolu uzatmakta ve olayin
maddi yonu de buyutmektedir. Turkiye'nin komsusu ulkeler Bogazlar sorununa
bir çozum buldular. Rusya'nin Novorosiisk limanina boru hatlariyla
getirilen petrol, tankerlerle Bulgaristan'in Burgaz limanina getirilecek
ve ardindan da sadece birkaç yuz kilometrelik kisa bir yeni petrol
boru hattiyla Yunanistan'in ilk Ege limanindan da Akdeniz'e tasinacak. Kurnaz
bir plan degil mi? Dusunun bir kere Yunanistan'dan binlerce kilometre uzakliktaki
petrol ilk olarak Kafkasya'nin Rusya'ya bagli sallanmakta olan kuçuk
cumhuriyetlerini ve halen kriz bolgesi olan Çeçenistan'i asarak
Karadeniz'e ulastirilacak, ardindan tankerlerle ilkin Bulgaristan'a, daha
sonra da yeni bir petrol boru hattiyla Yunanistan'a ulastirilacak! Turkiye'yi
21.Yuzyil'in en onemli projelerinden birinin disinda birakmak için
oynanan guzel bir oyun!..
Bu yukarida sozunu ettigim projeyi AB(Avrupa Birligi) de destekliyor. Bu
dogrultunun tek kabul edilebilirligi Bulgaristan ile Yunanistan'in bati
için guvenilir ve tutarli demokratik devlet sistemlerine sahip olmalari.
Peki geleceginin ne olacagi halen kestirilemeyen Rusya ne olacak? Rusya'nin
Kafkaslardaki bazi topraklarini kaybedebilecegi ya da en azindan ayrilikçi
etnik terorist gruplar tarafindan bu boru hatlarina sabotaj uygulanabilecegi
de çok buyuk bir olasilik. Çikarilan petrolun Azerbeycan,
Ermenistan ya da Gurcistan uzerinden Turkiye'ye ulastirilmasi ve Kurt teroristlerin
hala aktif oldugu topraklar uzerinden Akdeniz'deki limani Ceyhan'a ulastirilmasi
alternatifinin Rusya alternatifinden çok daha tehlikeli olmadigini
dusunuyorum. Bu konuda yine Turkiye'nin bolgede guçlenmemesi için
uygulanan uluslararasi bir oyunun soz konusu oldugunu iddia ediyorum!
Ikinci alternatif Azerbeycan uzerinden Ermenistan ya da Gurcistan yoluyla
Turkiye'ye bir boru hatti insaasi. Turkiye'nin elinde halen 1991 senesinden
beri Korfez Krizi dolayisiyla kapali tutulan bir petrol boru hatti var.
Birkaç hafta once Birlesmis Milletler karariyla Irak'a uygulanan
ekonomik ambargo kalkti ve Irak'tan gunde 600 bin varillik bir petrol ihracati
basladi. Turkiye de senelik 350 milyon dolarlik tasima payini tekrardan
elde etti. Kafkasya'dan gelen petrol hatti bu halihazirdaki boru hattina
baglanabilir ve Ceyhan'daki uluslararasi limana ulastirilabilir. Bu hattin
da bazi dezavantajlari var tabii. Cografi olarak engebeli bir bolge olan
Dogu Anadolu'da halen bir PKK tehlikesi var ve bu tehlikenin onumuzdeki
senelerde de yok olmayacagi anlasilmis durumda. 2,5 milyar dolarlik bir
boru hattinin finansmaninin uluslararasi finans kurumlari ve garantor ulkeler
tarafindan sicak temaslarin bulundugu bir bolgeden geçmesi halinde
destek gormeyecegi bir gerçek. Fakat su anda soz konusu hiçbir
hattin kriz bolgeleri disindan geçmesi mumkun degil.
Turkiye finansman bulma sorununa bir alternatif getirdi. Boru hattinin kendi
topraklari içinden geçen butununun yapimini ve finansmanini
uzerine aldi. Boylelikle Turkiye direk yoldan uluslararasi finans kurumlarindan
ve diger ulkelerden borç almak zorunda da kalmayacak!? Peki Turkiye
iç politikasindaki sorunlar ve gun geçtikçe kotulesen
ekonomik sartlarinda boyle devasa bir projeyi hangi kaynaklarla finans etmeyi
dusunuyor? Buyuk bir ihtimalle yine dolayli yollardan borçlanmak
zorunda kalacak ve borçlanma durumunda da dogal olarak siyasi ve
ekonomik yonden guçlu buyuk bir devletin korumasi ve destegine de
ihtiyaç duyacak. Soguk Savas donemi ve sonrasi yakin tarih gozlendiginde
hepimizin aklina Amerika geliyor. Bu baglamda Amerika'nin tutumundan soz
etmekte fayda goruyorum:
Aslinda Amerika Turkiye'yi bu sahnede kopru ulke olarak belirlemis durumda.
Dil ve kulturel baglari ve de bolgedeki batili tutumu dusunulurse Turkiye
bu cografyada yegane bir baglanti koridoru olarak gorulebilir. Fakat Amerika
Rusya'nin da varligini goz onunde bulundurdugunda ikili bir oyun oynamak
mecburiyetinde. Zaman zaman Amerika Turkiye'yi uluslararasi platformlarda
yalniz birakmakta. Bunun nedeni Turk diplomasisi ve de Turk kamuoyu tarafindan
anlasilamamakta ve yanlis yorumlanmakta. Amerika'nin bu tutumunu Rusya'nin
yakin geleceginin tahmin edilemez olusuna bagliyorum. Baskan Yeltsin 16
Haziranda onemli bir rakip ile karsi karsiya. Komunist parti baskani ve
Rusya Federasyonu baskanlik adayi Zuganov basa geçerek parçalanan
Sovyetler Birligi'ni tekrardan bir araya getirme vaatleri veriyor. Ideolojik
bir sistemin çokusunden sonra karsilasilan geriye donuk nostaljik
ama utopik ozlemler tum Rusya'ya hakim.
Rusya'nin iç tutarliligi Orta Asya, Kafkasya ve Dunya barisi için
vazgeçilemez bir zorunluluk. Rusya'daki her turlu radikal milliyetçi
ya da komunist akim bolgenin barisini tehlikeye sokabilir. Bu yuzden dolayidir
ki Amerika ve Avrupa Rusya'da Bati yanlisi ve ulkeyi serbest piyasa ekonomisi
prensipleri dogrultusunda gelecege tasiyacak bir baskani ve siyasi gorusu
desteklemek mecburiyetinde. Kisacasi Amerika'nin ve Bati'nin boyle bir siyasi
lidere ihtiyaci var. Bu sebeblerden dolayidir ki Amerika ve Avrupa Rusya'yi
Orta Asya ve Transkafkasya petrolleri konusunda desteklemek zorunda. Bu
tabloya Amerika ve Avrupa devletleri açisindan bakildiginda Turkiye
bolgede potansiyel bir bolgesel guç olma durumunda oldugu gibi Turkiye'nin
bu gucunun Rusya ile bir turlu dengelenmesi gerekiyor. Rusya'nin zayif dusmesi
sonucunda Kafkasya'da su andakinden daha da fazla devletin turemesi Batili
devletlerin çikarlarina uymuyor. Soguk Savas donemindeki iki kutuplu
sistem çokmus olsa bile Dunya Super Guçleri mumkun oldugunca
az sayida oyuncunun katildigi bir oyunu tercih etmekteler.
Butun bu saydigim nedenlerin disinda bir de cagimizin onemli bir kuralini
da unutmamak gerekiyor. Ortaklarina muazzam bir siyasi ve ekonomik guç
verecek olan boylesine mega projelerde uluslararasi sirketler de var. Teknoloji
ve finansman gucunu elinde bulunduran tarafin kazançli çiktigi
bu turden ihalelerde Turkiye'nin ayrica ekonomik ve teknoloji yonunu de
kuvvetlendirmesi gerekmekte. Su ana kadar Turkiye pazarliklara Turk Petrolleri
Anonim Ortakligi ile katildi. TPAO devlet isletmesi olan, rentabiliteye
dayanmayan bir anlayisla yurutulen bir kurulus. Boyle bir isletmenin bu
turden uluslararasi projelerde basarili olabilecegine inanmiyorum
Ortada 200 milyar varillik bir petrol rezervi var. Bu rakkamlar goz onunde
bulunduruldugunda Orta Asya ve Transkafkasya'nin 21. Yuzyil'in Orta Dogu'su
olacagi suphe goturmez bir gerçek. Boyle bir tabloda Turkiye geçen
yazilarimda soyledigim gibi hazirliklarini ve girisimlerini iyi yapmak zorunda.
Turkiye'de halen Turk Dunyasindan sorumlu bir bakanlik yok. Boyle bir birimin
devlet mekanizmasinin içinde en kisa zamanda olusturulmasi kaçinilmaz
bir zorunluluk. Neyse sabirsiz olmayalim; Turkiye ilk once iç siyasetine
bir çeki duzen versin, en kisa zamanda tutarli ve programli bir hukumet
olusturulsun ondan sonra devlet adamlarimiz gerekli girisimleri yapacaklardir.
O zamana kadar da bu yazida sozunu ettigim pastadan bize ne kadar pay kalir
bilemem...
28 Haziran 1996
Frankfurt a.M.
©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).