Orta Asya ve Hazar Denizi Petrolleri
üzerinde Poker Oyunu
II. BÖLÜM


Bundan onceki yazimda yeralti kaynaklari uzerinde oynanan bir çesit Uluslararasi Poker Oyunu'ndan bahsetmistim. Bu yazimda da petrol boru hatlarinin geçecekleri cografyalara; Rusya ve Turkiye'ye, bir de Turkiye'nin basarisina direk etkisi olan Amerika'ya agirlik vermek istiyorum:

Rusya pazarlik masasinda Hazar Denizi'nin hukuki açidan bir kapali deniz, yani gol oldugunu savunuyor ve boylelikle de Hazar Denizi altindaki yeralti kaynaklarinin bu denize kiyisi olan ulkeler arasinda esit paylarla paylastirilmasini istiyor. Bu durumda ozellikle Kazakistan'in sinirlari onundeki Tengiz Petrol Sahasi'na ve Azerbeycan'in onundeki petrol rezervlerine (Sah Deniz) ortak olmak durumunda. Rusya için ikinci pazarlik konusu da çikarilan petrollerin Kafkasya uzerinden (Grozni ve diger kriz bolgeleri uzerinden) Rusya topraklarina ulasmasi ve Karadeniz'deki Novorosiisk limanindan Akdeniz'e tasinmasi. Kazakistan'daki Tengiz Sahasi'ndan çikarilacak petrolun de yine Rusya uzerinden Karadeniz'e ulastirilmasi soz konusu. Fakat bu dogrultuda onemli bir sorunla karsilasilmakta. Karadeniz'e getirilen petrolun deniz yoluyla tankerlerle Akdeniz'e getirilmesi gerekiyor. Bunun için de Turkiye'nin elindeki Bogazlar uzerinden geçirilmesi lazim. Bogazlarin çevresel yonden daha agir bir tasima yukunu tasiyamayacagi bir gerçek. Ayrica da bu dogrultu butun yolu uzatmakta ve olayin maddi yonu de buyutmektedir. Turkiye'nin komsusu ulkeler Bogazlar sorununa bir çozum buldular. Rusya'nin Novorosiisk limanina boru hatlariyla getirilen petrol, tankerlerle Bulgaristan'in Burgaz limanina getirilecek ve ardindan da sadece birkaç yuz kilometrelik kisa bir yeni petrol boru hattiyla Yunanistan'in ilk Ege limanindan da Akdeniz'e tasinacak. Kurnaz bir plan degil mi? Dusunun bir kere Yunanistan'dan binlerce kilometre uzakliktaki petrol ilk olarak Kafkasya'nin Rusya'ya bagli sallanmakta olan kuçuk cumhuriyetlerini ve halen kriz bolgesi olan Çeçenistan'i asarak Karadeniz'e ulastirilacak, ardindan tankerlerle ilkin Bulgaristan'a, daha sonra da yeni bir petrol boru hattiyla Yunanistan'a ulastirilacak! Turkiye'yi 21.Yuzyil'in en onemli projelerinden birinin disinda birakmak için oynanan guzel bir oyun!..

Bu yukarida sozunu ettigim projeyi AB(Avrupa Birligi) de destekliyor. Bu dogrultunun tek kabul edilebilirligi Bulgaristan ile Yunanistan'in bati için guvenilir ve tutarli demokratik devlet sistemlerine sahip olmalari. Peki geleceginin ne olacagi halen kestirilemeyen Rusya ne olacak? Rusya'nin Kafkaslardaki bazi topraklarini kaybedebilecegi ya da en azindan ayrilikçi etnik terorist gruplar tarafindan bu boru hatlarina sabotaj uygulanabilecegi de çok buyuk bir olasilik. Çikarilan petrolun Azerbeycan, Ermenistan ya da Gurcistan uzerinden Turkiye'ye ulastirilmasi ve Kurt teroristlerin hala aktif oldugu topraklar uzerinden Akdeniz'deki limani Ceyhan'a ulastirilmasi alternatifinin Rusya alternatifinden çok daha tehlikeli olmadigini dusunuyorum. Bu konuda yine Turkiye'nin bolgede guçlenmemesi için uygulanan uluslararasi bir oyunun soz konusu oldugunu iddia ediyorum!

Ikinci alternatif Azerbeycan uzerinden Ermenistan ya da Gurcistan yoluyla Turkiye'ye bir boru hatti insaasi. Turkiye'nin elinde halen 1991 senesinden beri Korfez Krizi dolayisiyla kapali tutulan bir petrol boru hatti var. Birkaç hafta once Birlesmis Milletler karariyla Irak'a uygulanan ekonomik ambargo kalkti ve Irak'tan gunde 600 bin varillik bir petrol ihracati basladi. Turkiye de senelik 350 milyon dolarlik tasima payini tekrardan elde etti. Kafkasya'dan gelen petrol hatti bu halihazirdaki boru hattina baglanabilir ve Ceyhan'daki uluslararasi limana ulastirilabilir. Bu hattin da bazi dezavantajlari var tabii. Cografi olarak engebeli bir bolge olan Dogu Anadolu'da halen bir PKK tehlikesi var ve bu tehlikenin onumuzdeki senelerde de yok olmayacagi anlasilmis durumda. 2,5 milyar dolarlik bir boru hattinin finansmaninin uluslararasi finans kurumlari ve garantor ulkeler tarafindan sicak temaslarin bulundugu bir bolgeden geçmesi halinde destek gormeyecegi bir gerçek. Fakat su anda soz konusu hiçbir hattin kriz bolgeleri disindan geçmesi mumkun degil.

Turkiye finansman bulma sorununa bir alternatif getirdi. Boru hattinin kendi topraklari içinden geçen butununun yapimini ve finansmanini uzerine aldi. Boylelikle Turkiye direk yoldan uluslararasi finans kurumlarindan ve diger ulkelerden borç almak zorunda da kalmayacak!? Peki Turkiye iç politikasindaki sorunlar ve gun geçtikçe kotulesen ekonomik sartlarinda boyle devasa bir projeyi hangi kaynaklarla finans etmeyi dusunuyor? Buyuk bir ihtimalle yine dolayli yollardan borçlanmak zorunda kalacak ve borçlanma durumunda da dogal olarak siyasi ve ekonomik yonden guçlu buyuk bir devletin korumasi ve destegine de ihtiyaç duyacak. Soguk Savas donemi ve sonrasi yakin tarih gozlendiginde hepimizin aklina Amerika geliyor. Bu baglamda Amerika'nin tutumundan soz etmekte fayda goruyorum:

Aslinda Amerika Turkiye'yi bu sahnede kopru ulke olarak belirlemis durumda. Dil ve kulturel baglari ve de bolgedeki batili tutumu dusunulurse Turkiye bu cografyada yegane bir baglanti koridoru olarak gorulebilir. Fakat Amerika Rusya'nin da varligini goz onunde bulundurdugunda ikili bir oyun oynamak mecburiyetinde. Zaman zaman Amerika Turkiye'yi uluslararasi platformlarda yalniz birakmakta. Bunun nedeni Turk diplomasisi ve de Turk kamuoyu tarafindan anlasilamamakta ve yanlis yorumlanmakta. Amerika'nin bu tutumunu Rusya'nin yakin geleceginin tahmin edilemez olusuna bagliyorum. Baskan Yeltsin 16 Haziranda onemli bir rakip ile karsi karsiya. Komunist parti baskani ve Rusya Federasyonu baskanlik adayi Zuganov basa geçerek parçalanan Sovyetler Birligi'ni tekrardan bir araya getirme vaatleri veriyor. Ideolojik bir sistemin çokusunden sonra karsilasilan geriye donuk nostaljik ama utopik ozlemler tum Rusya'ya hakim.
Rusya'nin iç tutarliligi Orta Asya, Kafkasya ve Dunya barisi için vazgeçilemez bir zorunluluk. Rusya'daki her turlu radikal milliyetçi ya da komunist akim bolgenin barisini tehlikeye sokabilir. Bu yuzden dolayidir ki Amerika ve Avrupa Rusya'da Bati yanlisi ve ulkeyi serbest piyasa ekonomisi prensipleri dogrultusunda gelecege tasiyacak bir baskani ve siyasi gorusu desteklemek mecburiyetinde. Kisacasi Amerika'nin ve Bati'nin boyle bir siyasi lidere ihtiyaci var. Bu sebeblerden dolayidir ki Amerika ve Avrupa Rusya'yi Orta Asya ve Transkafkasya petrolleri konusunda desteklemek zorunda. Bu tabloya Amerika ve Avrupa devletleri açisindan bakildiginda Turkiye bolgede potansiyel bir bolgesel guç olma durumunda oldugu gibi Turkiye'nin bu gucunun Rusya ile bir turlu dengelenmesi gerekiyor. Rusya'nin zayif dusmesi sonucunda Kafkasya'da su andakinden daha da fazla devletin turemesi Batili devletlerin çikarlarina uymuyor. Soguk Savas donemindeki iki kutuplu sistem çokmus olsa bile Dunya Super Guçleri mumkun oldugunca az sayida oyuncunun katildigi bir oyunu tercih etmekteler.

Butun bu saydigim nedenlerin disinda bir de cagimizin onemli bir kuralini da unutmamak gerekiyor. Ortaklarina muazzam bir siyasi ve ekonomik guç verecek olan boylesine mega projelerde uluslararasi sirketler de var. Teknoloji ve finansman gucunu elinde bulunduran tarafin kazançli çiktigi bu turden ihalelerde Turkiye'nin ayrica ekonomik ve teknoloji yonunu de kuvvetlendirmesi gerekmekte. Su ana kadar Turkiye pazarliklara Turk Petrolleri Anonim Ortakligi ile katildi. TPAO devlet isletmesi olan, rentabiliteye dayanmayan bir anlayisla yurutulen bir kurulus. Boyle bir isletmenin bu turden uluslararasi projelerde basarili olabilecegine inanmiyorum

Ortada 200 milyar varillik bir petrol rezervi var. Bu rakkamlar goz onunde bulunduruldugunda Orta Asya ve Transkafkasya'nin 21. Yuzyil'in Orta Dogu'su olacagi suphe goturmez bir gerçek. Boyle bir tabloda Turkiye geçen yazilarimda soyledigim gibi hazirliklarini ve girisimlerini iyi yapmak zorunda.

Turkiye'de halen Turk Dunyasindan sorumlu bir bakanlik yok. Boyle bir birimin devlet mekanizmasinin içinde en kisa zamanda olusturulmasi kaçinilmaz bir zorunluluk. Neyse sabirsiz olmayalim; Turkiye ilk once iç siyasetine bir çeki duzen versin, en kisa zamanda tutarli ve programli bir hukumet olusturulsun ondan sonra devlet adamlarimiz gerekli girisimleri yapacaklardir. O zamana kadar da bu yazida sozunu ettigim pastadan bize ne kadar pay kalir bilemem...

Mehmet Binay

28 Haziran 1996

Frankfurt a.M.

©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).

 BÜYÜTEÇ Arsivi