Iran'da Rejim Çözülüyor
mu?Iran'daki gelismeler özellikle Islam Devrimi ardindan Türkiye'de daha da yakinda takip edilmeye baslandi. Kendi içinde çalisan yepyeni bir sistemi yaratmak için yapilan devrimin ardindan tüm Islam ülkeleri oldugu gibi Türkiye de özellikle laik ve demokratik yapisi ile Iran'daki gelismeleri yakindan izledi.
Geçen haftaki Mayis 1997 baskanlik seçimleri Iran Islam Cumhuriyeti açisindan önemli bir gelisme olarak ele alinmalidir.
Bu baskanlik seçimine toplam 238 adaydan sadece dördü katilabildi. 12-üyeli-anayasa-konsili tarafindan içlerinde 9 kadinin da bulundugu 234 aday veto karari ile seçim öncesinde adayliktan uzaklastirilmisti. Seçimleri %70'lere varan bir çogunlukla kazanan Muhammed Hatemi, elit siyasi-dini tabakadan gelen fakat 1992'de kültür bakani iken gösterdigi liberal yaklasimdan dolayi görevinden uzaklastirilmis bir siyaset adamidir. Hatemi iki sene Almanya'da yasamistir, Almanca ve Arapça bilmektedir. Parlamentoda sol kanat ve teknokrat reformistler tarafindan destek gören Hatemi ayrica genç nüfus tarafindan ve kadin seçmenlerden büyük oranda oy almistir. Iran analistleri onu Tocqueville'in ve Alman Felsefesi'nin ögrencisi diye tanimlamaktadirlar. Hatemi siyasi kariyerine ve seçim programina bakildiginda Iran'da liberal hareketin dogmasi için umut isiklari yakmaktadir. Fakat Hatemi iyimser yaklasimlara ragmen Iran'daki molla rejiminin çözülmesini saglayabilir mi? Birlikte izleyelim:
Ülkenin iktisadi durumuna bakildiginda tüketicilerden alinan bilgilere göre temel besin maddeleri geçtigimiz iki sene zarfinda iki katina ulasmis, yerli yapim tasima araçlarinin da fiyatlari 1995'e nazaran iki katina çikmistir. Tüm devlet sübvansiyonlarina ragmen hayat pahaliligi tüm halk tarafindan hissedilmektedir. Petrol fiyatlari son iki yilda eskiye oranla %40'lik bir artis göstermis Iran'da. Iran'da yasayan yabanci diplomatlarin ve isadamlarinin verdikleri demeçlere göre uygulanan devlet güdümlü ekonomi politikasi sadece en fakirlerin korunmasi için degil daha da agirlikli olarak dini bir siyaset anlayisiyla yogrulmus günlük yasam sartlarinin devam ettirilmesi için uygulanmakta.
Iran, öncelikle ABD'nin gözünde uluslararasi terörün alenen destekleyicisi. Bu nedenle 1995'den bu yana ABD tarafindan ekonomik ambargolara tabii tutulmus. Iran ayni zamanda, Rusya ile nükleer teknolojide ticari iyi iliskiler içinde. Gizli istihbarat servisleri ülkenin potansiyel bir askeri nükleer güç olabileceginden söz etmekteler. Diger taraftan Iran, Rusya ile birlikte isbirligi içinde Kafkaslar'daki güçler oyununun oyuncularindan birisi. Hazar petrollerine talip ve hukuksal anlasmazliklarin da destekleyicisi (Hazar'in deniz mi, göl mü oldugu konusu...). Orta Asya Cumhuriyetlerinde ise önceleri dini-siyasi etki çabalariyla baslayan daha sonralari siyasi ve iktisadi kimlige dönüsen bölgesel güç olma çabalarinda.
Iran'daki etnik azinliklar ülkeye önemli sorunlari ve potansiyel kriz kaynaklarini da beraberinde getirmekteler: Azeriler, Kürtler, Ermeniler, Balûçiler, Türkmenler ve Araplar Iran'in nüfüsunun önemli bir bölümünü teskil etmekteler. Sadece etnik Azeri nüfusu (merkezleri Tebriz olarak) %30'larda seyretmekte. Ülkenin özellikle ticaret çevrelerinde etkili olan Azeriler, kendilerine uygulanan baskilar ve kültürel haklardan yoksun olduklari için de Hatemi'yi desteklemekteler. Batida yer altan Kürt bölgeleri kendi içinde bir hukuk sistemini yaratmis durumda (Iran PKK'yi desteklese bile, kendisi için de tehlike unsurudur). Ülkenin Güneydogusu'nda yer alan Balûçistan ise Güney Asya'nin en önemli uyusturucu geçitlerinden birisi ve senelerdir etnik ayaklanmalarin ve isyanlarin merkezi. Pakistan ile Iran arasinda olusturulacak petrol ve dogal gaz hatlari bu bölgeden geçmek durumunda.
Molla Rejimi'nin ilk yillarindan bu yana en büyük muhalifi ise Mücahiddin Kuvvetleri. Islam Devrimi'nin hemen sonrasinda ortaya çikan bu direnisin askeri kuvvetleri Iran sinirinin diger tarafinda, Irak'ta barinmakta. Siyasi-entellektüel merkezi ise Paris'te.
Islam rejiminin halk tarafindan çogunlukla kabul görmedigi ve hosnutsuzluk yarattigi biliniyor. Fakir ve orta tabaka halk için ekonomik sartlar Sah Dönemi'ne nazaran daha iyi görünse bile, genel anlamda Iran'da iktisadi devrim öncesine nazaran durum daha kötü durumdadir. Demokrasi ve hürriyetten bahsetmeye zaten gerek yok. Fakat Islam Devrimi arkasindan büyüyen genç nesil seçim yasini asmis ve Islam Devleti Rejimi içinde büyümüs. Orta yas ise yeni rejimin isteseler de istemeseler de uygulayicilari durumunda. Ülkede bürokrasinin ve günlük hayatin tüm ayrintilarina sizan yeni Islam devleti sistemi ve anlayisi, temellerini ve oto-kontrolünü yerlestirmis bir mekanizma durumundadir.
Iran'daki Islami devlet mekanizmasi ülkenin köklerine yerlesmistir ve bu mekanizma da kolay kolay kendisini asindirmayacaktir. Bu mekanizma içinde kendi evlerinde istedikleri hayati yasamaya alismis halk, son seçimlerde degisim taraftari oldugunu gösterse bile bu sistemle birlikte yasamayi ögrenmeyi seçmistir. Iran'daki olasi bir yeni devrim, daha uzun vadeye yayilan ve yavas yavas gelisen bir hareket olacaktir. Kendi terimlerinde liberal yaklasimli yeni baskan Hatemi öncelikle içinden çiktigi Islam devletinin birimlerine bagliligini kanitlamak zorundadir. Bunun da ötesinde baskan olarak özellikle dis iliskilerde dini Rehber Hamaney'in gölgesinde kalmak durumundadir. Iran'da olusmus siyasi sistem her siyasi ve bürokratik kadronun en üstüne Dini Rehber'i, Hamaney'i yerlestirmistir.
Molla rejiminin kisa vadede farkli bir kimlige dönüsmesi, uzun vadede de çözülmesi ve demokratik bir rejimle degistirilmesi durumunda Iran bölgedeki etkisini ve dünya ekonomisindeki yerini daha da saglamlastiracaktir. Ülkenin zengin dogal kaynaklari ve Orta Dogu-Türkiye-Kafkaslar-Orta Asya ve Güney Asya arasindaki jeostratejik konumu, ekonomik gelisimini ve siyasi etkisini artirabilmesi için en iyi sartlari da yaratmaktadir. Buna ek olarak Islam Devrimi arkasindan tüm dünyaya göç eden Iranlilar'in da geri dönerek bu ülkede yapacaklari yatirimlar ya da gerçeklestirecekleri tersine beyin göçü, ülkenin daha da güçlenmesine neden olacaktir. Iran, Türkiye'nin sahip olamadigi büyük oranda entellektüel ve egitim seviyesi yüksek bir diasporaya sahiptir. Iran Diasporasi, ülkenin uzun vadede en büyük kaynaklarindan biri durumuna gelecektir.
Bu sartlar gözönünde bulunduruldugunda, 1996 yazinda Basbakan Erbakan'in Tahran'dan baslayarak Dogu'ya baslattigi ziyaret ve yeni dis siyaset ekolü, öncelikle ekonomik iliskiler bazinda devam ettirilmelidir. Iran ve Türkiye'nin gelistirecekleri isbirligi, iki ülkenin jeopolitik konumlari gözönünde bulunduruldugunda reddedilemeyecek ve ihmal edilemeyecek degerdedir (Erbakan-Çiller koalisyon hükümetinin dis politikada basardiklari en önemli basarilar Dogu ziyareti ile Türk Dis Politikasi'na eklenmek istenen bu yeni ekol ve Kuzey Irak'ta kazanilan basarilardir).
Iran'da Molla Rejimi kisa vadede yok olmayacak olsa da degisim rüzgarlarinin liberal yönde esmeye baslamasi Iran ve Iran disinda yasayan Iranlilar için kisisel haklar ve demokrasi açisindan umut vericidir. Bundan sonra hersey Hatemi'nin Baskan olarak ne tür bir çizgide gidecegine baglidir. Hatemi, Iran'da kendini iki önemli bloga kabul ettirmek zorundadir:
a) Kendisini seçen degisim taraftari halk tabakalari (%70'e varan bir oran), ve
b) Içinde büyüdügü ve ülkenin iplerinin esas sahibi ve dizginleyicisi olan Siyasi Islam Mekanizmasi.
Iran'daki son seçimlere ve genel tabloya Türk Dünyasi açisindan bakildiginda ise karsimizda firsatlar ile engellerin birlikte varolusu çikmaktadir:
Iran, ikibin yildir süregelen, kendi içinde bir dünya olusturma gelenegini bu yüzyilin sonunda da sürdürmeye devam etmektedir. Turan'a karsi kendi kimligini ve özerkligini koruyabilmis olan Iran, bu bölge üzerindeki etki alanini Soguk Savas sonrasinda eline geçen yeni tarihi firsatlar ile degerlendirme çabasinda. Bu firsat ayni zamanda bölgeye kültürel ve kismen soy baglari ile Türkiye'ye de sunulmus durumda. Iran'in Orta Asya'ya 1990'larin ilk yillarinda sözü edilen Siyasi Islami yerlestirme olasiligi su anda kendini iktisadi ve siyasi etkilesme çabalarina çevirmis durumda. Her halikarda Büyüteç'in omurga kemigi olan Kafkaslar ve Orta Asya açisindan Türkiye ve Iran, birer rekabet ve ortaklik iliskisi içindeler. Uluslararasi iliskilerin duygusalliktan uzak, yazili olmayan kanunlari bu anlamda devam etmek durumunda. Çok aktörlü Yeni Dünya Düzensizligi'nde bir devletin ya da tarafin bu Poker Oyunu'nu mutlak bir zaferle kazanmasi sözkonusu degil. Bu nedenle çok-tarafli oyunlarin gelisimlerini, pastadan alinan onlarca parçayi da birlikte izlemeye ve hazmetmeye devam edelim.
29 Mayis 1997
Frankfurt a.M.
©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).