M.Binay

REFAHYOL Koalisyonu Hangi Rejimle Zayifladi?

Aslinda bu yazi yerine NATO'nun genislemesinin kimlerin zararina yapildigini yazacaktim. TŸm bir 1996 boyunca devam eden ve Temmuz ayindaki Madrid zirvesine kadar ve sonrasinda da tartisilacak olan bu tarihi karari yazmak daha gerekli geliyordu bana. Fakat TŸrkiye'nin iinde bulundugu bu tabloda, 28 Subat'dan itibaren belirgin bir sekilde baslayan ve yarin son bulacak olan sŸreten de kamak dogru olamazdi...

28 Subat 1997, benim iin hem kisisel olarak hem de TŸrkiye aisindan šnemli bir tarihti. Avrupa'da uzun ve soguk kis aylarini geride birakip kendimi Ege'nin iliman iklimine birakmak Ÿzere TŸrk Hava Yollari'na atmistim o tarihte. AksamŸstŸ, Istanbul'da Dalaman uagina binmeden šnce Turkiye Net'in i siyaset yazari Ihsan Gšren ile bulusup TŸrkiye'nin iindeki durumu birer kahve esliginde konusmustuk. "Dšrt saattir ierideler" diyordu Gšren; "TC tarihindeki en uzun Milli GŸvenlik Kurulu toplantisi yapiliyor".

Ilerleyen saatlerde hemen hemen her yerde MGK toplantisi konusuluyordu. TŸm medya kanallari, bekleme salonlarindaki sohbetler ve uakta yan komsumun okudugu gazete sŸtunu MGK toplantisi Ÿzerineydi.

Toplantida alinan kararlar REFAH partisi baskanini terleten tŸrdendi. MGK toplantisinda agirligi hissedilen laikligin bekisi TŸrk Silahli Kuvvetleri, Erbakan'i baskanligini yaptigi partinin i organizasyonundan, Ÿyelerine, destek gšrdŸgŸ toplum kesimlerinin yasayis biimine ve siyaset anlasiyina kadar en ince ayrintilarina kadar sorgulamisti. Erbakan, sonradan imzaladigi MGK kararlari ile REFAH'in son seimlerdeki oy oranina ulasmasini saglayan toplum kesimlerinin bir ogundan vazgemeye zorlaniyordu.

***

Refahyol Koalisyonu, 28 Subat tarihli ve daha sonradan tekrarlanan MGK toplantilari ve dillerden dŸsŸrŸlmeyen darbe sšylentileri ile gŸn be gŸn zayiflatildi. Bu tablodan rahatsiz olan Siyasi Islami devlet rejimi haline getirmek isteyen Refah milletvekilleri demokrasiyi dillerinden dŸsŸrmeyip takiyye yapmadan edemiyorlardi. "Siyasi Islam referansimizdir" diyen Tayyip Erdogan, kisa bir sŸre šnce Almanya'da demokrasi sulari islenerek partisine zarar verildiginden hayiflaniyordu. Irak'ta hapishanelerde Kur'an'i ezberleyen mahkumlarin cezalarinin hafifletildigini keyifle anlatan Sevket Kazan, ayni yšnteme basvurmuyor muydu isine geldigi iin?

Peki Refah Partisi milletvekillerini ve ileri gelenlerini takiyye yapmakla sulayan TŸrkiye'nin demokratlari, Sincan'da laiklik ve AtatŸrkŸlŸk adina yŸrŸtŸlen tanklari alkislarken, ve Subat ayi MGK toplantisindan bu yana orduya her firsatta gšz kirparken takiyye yapmiyorlar miydi? Yani nabza gšre mi demokrasi serbeti veriliyordu islerine geldigi iin?

Iktidara gemek iin Refahyol'u, dogrusu ve yanlisi ile ayni tencerede kaynatan ANAP baskani Yilmaz, Refahyol'a gerekten inanmadigi iin mi, yoksa kendisi koltuga gemek iin mi siyasi polemigin yŸklŸ kronolojisini yaziyordu rekor denebilecek kisa zaman araliklarinda?

Laiklik ve Kemalizm ugruna demokrasi sulari islenirken sol kanadin baskanlari Ecevit ve Baykal neden susuyorlardi?

Her tŸrlŸ yolsuzlugun ve mafya entrikalarinin iine giren Susurluk kahramanlari ve halen ortaya ikarilamayan figŸranlari "Kemalizm ve Laiklik BasšrtŸsŸ" altinda kendi sekilci siyaset dinlerini yaratmadilar mi sonunda?

Bu siyasi kutuplasmanin tokadini yiyen halk da kendi iinde kimlik bunalimlarina girip en abuk tarafindan kendine bir isim ve kimlik takip-takistirirken, diger gruplara ve farkli olanlara da isim aramakta neden bu kadar az zorluk ekiyordu?

"Demokrasilerde šzŸmler tŸkenmez" sšzŸnŸn babasi Cumhurbaskani Demirel, bu sšzŸ TC siyaset tarihinin sayfalarinda imzalarken bu son sene iinde defalarca islenen demokrasi sularini mi kastediyordu acaba?

***

REFAHYOL, 18 Haziran gŸnŸ Basbakan Erbakan'in istifasi ile tarihe karisiyor. Bundan bir sene šnceki hŸkŸmet alternatifsizligi devam edecege benzer. Cumhurbaskani Demirel, parlamentonun durumunu tasvip etmedigini ve toplumda siyasi tabloya karsi olusan ters tepkilerden son derece rahatsiz oldugunu resmi olarak Mart ayinda Atv televizyonunda dile getirmisti (Atv-Siyaset Meydani/Ali Kirca).

Yeni hŸkŸmet alternatifleri puslu siyaset ufkunda taninamayacak halde. Solda birlik saglanamadigi gibi, ‚iller ile Yilmaz halen eski kisisel kavgalarina doyamamis durumdalar. Bu partilerden hibirisi yeni bir lider adayini da kendi bŸnyesinde ikaramamis durumda.

…nŸmŸzdeki zamanda TŸrkiye'nin siyasi kaderi yine Ankara'ya kalmis durumda. Ankara'dan mŸmkŸn oldugunca uzak kalarak ekonomide dinamizmi yakalayan isadamlari ve serbest piyasanin diger birimleri Ankara'yi kiskandirmasi gereken bir ilerleme iindeler. Sivil Toplum šrgŸtleri ve siyasi duyarliligi artan halk da inisiyatifi ele almanin gerekliligini kavramis durumda. Fakat su anda Ankara'dakiler disinda kimsenin beklemekten baska bir sansi yok.

DYP'nin agir topu, geenlerde bakanliktan istifa eden Necmettin Cevheri etrafinda kurulabilecek olan bir Seim HŸkŸmeti Cumhurbaskani tarafindan sempati gšrmekte. Fakat hibir alternatif bir sene šncesinde oldugu gibi sag ve sol iindeki ayriliklarin bitirilip, saglam bŸtŸnlesmelere gidis kadar saglikli olamaz. Yeni bir seim ise, yenilenen seim yasasi ile TŸrkiye'nin šnŸnŸ aabilir gibi gšrŸnŸyor.

Bu karmasik siyasi tabloda en istikrarli hareket eden birimi aradigimda karsimda TŸrk Silahli Kuvvetleri'ni buluyorum. TSK, MGK ile anayasal olarak kendisine verilen siyasete karisma hakkini elinden geldigince kullanmis durumda. Fakat maalesef Cumhuriyetin ve laikligin bekisi bu kurum, demokrasinin de bekiligi gšrevini Ÿstlenemiyor. Zaten bšyle bir gšrevi de yok aslinda! Karsilastirmali olarak TŸrkiye disina bakildiginda bšyle bir gelenegi de yok hibir ordunun. Nitekim TSK'nin istikrarli ve verimli alismasi da demokratik bir yapiya gereksinim duymadigi iin. Dogrusuna bakarsaniz "Siyasi Din" ile "Devlet"in ayrildigi gibi, "Siyaset" ile "Savunma"nin da ayrilmasi gerekir; eger dŸrŸste herseyin hakkini vermek isterseniz.

***

Sonu olarak 1996 yili sonunda yazdigim TŸrkiye96 yazisinin bir yerine dšnmek mecburiyetinde kaliyorum:

TŸrkiye Devleti ve insanlari olarak kendimizi tanimaya devam edelim. Tarihte ok az millete, šzel sartlar yaratildigi taktirde nasib olacak bir imkanla karsi karsiyayiz. 1995 Aralik ayi seimlerinden bu yana TŸrkiye kendi iindeki tŸm birimleri ile, siyasetisi, bŸrokrati, askeri, sokaktaki insani ile yeniden tanisma imkanini buldu. Siyasetilerle hŸkŸmet ve koltuk kavgalari iinde, yolsuzluklarin arkasindaki tanidik yŸzlerle gerek yŸzlerinde, birbiriyle kavga halindeki dŸsŸnce ve inan bloklari ile de keskinlesen kutuplasmalari iinde yeniden tanistik.

Degerli okurlar, sizlere itenlikle sormak isterim; bu bŸyŸk kavgayi disaridan seyrettiginizde hangi kesime ait hissediyorsunuz kendinizi?

TŸrkiyemiz iin šzŸm, uzlasmada ve hosgšrŸde degil mi?

Mehmet Binay

18 Haziran 1997

Frankfurt a.M.

©COPYRIGHT 1997 TURKIYE NET (Her hakki saklidir).

 BÜYÜTEÇ Arsivi