Nevin Eracar Basar - AURA

 

iSTANBUL - 27 EKiM 1997

Merhaba!

Sizlere birseyler soylemeye baslamak icin uzun bir kulucka donemi yasadim. Bir turlu baslayamadim! Nedense?!..

"Nedense?" bunu gercek bir soru olarak dusunursek pek cok yanit olasiligi var. Benim  nedenlerimi dusunuyorum. Yazmaya baslamak kolay degil. Nedense!? Oysa sozcukler konusurken ne kolay dokuluveriyor agzimizdan. Ama yazdigimizda kalici oluyor. Peki   yazmadigimda kalici olmuyor mu? Elbette oluyor.

Bir soz agizdan ciktiginda, onu isitenlerin kulaklarindan, fiziko-simik bir ajan olarak merkez sinir sistemine giriyor, ve belirli bir anlam (kod) ile bir yerlere yerlesiyor. Omur boyu orada kaliyor. Bazen bir cekmecemizde unuttugumuz eski bir resim ya da bir parca kagit veya bir esya gibi. Biz onun varligini unutmus gibi oluyoruz. Ama o, orada duruyor. Kendi cevresindeki cagrisimlarla, icine yerlestirdigi anlamla birlikte. Sozler, duyuldugu anda bir anlam ifade ediyorsa bir yapi ile baglaniyor ve oyle saklaniyor. Sonra gunun birinde ilginc  bir zaman ve mekanda bir sozcuk, bir varlik, bir ses, bir bicim ya da yasanti onu miknatis gibi cekiveriyor. Birden karsilasiyorsunuz bu gecmis ani ile. Bazen hos, bazen degil.

Yazdigimizda durum biraz daha farkli. Artik yasam boyu hesabi sorulabilir. Sizin olmadiginiz yerde de var olmaniza sebep olur. Hem de siz olmadan. Bu yuzden yazdiklarimi, yazacaklarimi ciddiye aliyorum.

Ekrandaki sozlerim sizlere bensiz ulasacak. Yani bedenimin dili, sesimin tonu, yuzumun katkisi olmadan. Simdi biraz onemli sozlere donelim istiyorum. Anlamlari ile yasamimiza kulaklarimizdan girip bizi "biz" yapan sozlere ve etkilerine. Sozler dilin birincil araclari.  insanlararasi iliskide cok onemli. Ancak sozlerin etkisi biriyle yuz yuze konusuyorsak baska, tip'da baska oluyor.  Cunku "ne soyledigimiz" kadar, belki ondan daha cok, "nasil  soyledigimiz de" onemli.

Sozler, sozcukler (kelimeler) icin "bizi biz yapan" demistim. Evet! Bebekligimizden baslayarak once anne sonra baba, ardindan digerleri, bize ulasirken dili de kullaniyorlar. Dil ve anlam bebekte karsilikli bulundugu anda iletisim basliyor. Karsilikli bulunmasi sozluk anlamlarinin anlasilmasi degil. Konusma sirasinda bedenden, yuzden, sesten giden mesajlar. Bu ayri ve daha etkin bir dil. Bebek bununla olusturuyor iliskiyi. Kendine iliskin ilk anlamlar bu dil ile olusuyor. Bu noktada "yargi" dan soz etmek durumundayim. Cunku hic kimse, -bebegini cok seven anne- babalar da dahil duygularini proglamlayamiyor. Hatta cogu kez farkinda olmuyor duygularinin. Bebegini emziren anne 5 dakika once komsusu ya da kaynanasi ile yaptigi tartismanin bedenine nasil yansidigindan habersiz. Bebek anne bedenindeki bu bio-elektrik degisimi ya da gerginligi bedenine aliyor ve bu negatif elektrigi kendine ilskin bir bilgi olarak sakliyor. Yasam boyu kuracaginiz ikili iliskilere baslangic olusturan bu ilk temel iliskide kendimizi nasil algiliyorsak, baskalari ile kurdugumuz iliskilerde de kendimize oyle bir yer ve anlam taniyoruz. "Beni sevmiyor galiba!" , "Onun gozunde benim degerim ne?" gibi kusku ve kaygilarimiz cogunlukla erken donemlerde edindigimiz, aldigimiz izlenimlerden geliyor.Yargi gibi!. Ve cogunlukla da yasam boyu degismiyor. Taa ki biz bu duygularin farkinda olana dek.

***

Simdi sunu farkediyorum:

- Okudugum yazida birden fazla tema vardi!....icice!....

- Sozler onemli, ama nasil soylendikleri daha da onemli.

- Siz bunlari okurken benim yuzum ve sesim uzaklarda, bu yuzden anlatamama kaygim var.

- Siz de, sizde uyanan dusunce ve karisikliklari ya da yasamimizdan cagrisimlari yasayabilirsiniz.

Hoscakalin!

Nevin

 

© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)