logo3.gif (29714 bytes)

 

n n

GÜNES DOGARKEN, BABAM BATIYORDU

17 Temmuz Cuma. Izmir'e ucuyorum. Oradan kiriklarimi topluyorum ve dogru Bodrum'a.

babam(sm).jpg (6039 bytes) Heyecanliyim tabii, ben hep heyecanliyim zaten. Ilk defa ailemle beraber bir arkadasimin evinde yan gelip yatacagiz. Etliye sutluye karismiyacagiz, keyfimize bakacagiz. Kocamla basliyoruz anlasmalar yapmaya, bak kavga etmek yok, huzur kacirmak yok, herseye yardim edecegiz, mumkun oldugu kadar gorunmez, gicik olunmaz sekile girecegiz..

Tatil basliyor, deniz, sorumsuzluk, spor, gunes… evet gunes, hemde Bodrum gunesi.Hadi kapatin gozlerinizi , ruhunuzla okuyun bunlari ki, sizi de gotureyim oraya.

Bodrum'a 25 km uzaklikla tepelerin uzerine oturmus cok sirin, cok mutavazi evleri dusunun. Senesinin 8 ayini burada gecirenle, 3 ay kalan veya ara sira ugrayan canlilarin evleri arasindaki farklar hemen goze carpiyor. Tepeye cikiyoruz. Yerlesme fasli, bavullari atma, evi gezme demeye kalmadan, muthis bir deniz manzarasi dolaniyor ayaklarima. Ayak bileklerim, diz kapaklarim , karin boslugum ve oradan direk kalbime tirmaniyor bu haz. Herseyi birakiyorum.Duvarin uzerine oturup masmavi, benim rengim maviyi bir nefeste cekiyorum icime. Havada ki katiksiz, tertemiz oksijen kanimdan vucuduma yayiliyor.. Kocaman oldugumu hissediyorum. Her uzvum buyuyor sanki. Butun dunyayi icime alabilir, tum canlilari sevgimle bogabilirim diye haykirmak geliyor icimden.

Ne kadar guzelsin sen Turkiye, ne kadar alcak gonullusun. Senin dogan herseyi affediyor. Sana bakmiyoruz bile, ama sen bize hep kucak aciyorsun. Eteklerindeki tozlari, yapisan pislikleri temizlemiyoruz bile, ama sen bize yinede dayaniyorsun. Kiyilarin yukselmis naylon torbalardan, siselerden, tenekelerden, ama sen yinede

bizi serinlemeye cagiriyorsun. Sen sadece benim olmaliydin, benim ve benim gibi seni sevenlerin. Bas tacimiz yapardik seni, Zeus' u misafir ederdik, Athena'ya asklarini en romantik sekilde yasatirdik.

Sabahlari enfes bir kahvaltiyla gunumuze basliyorduk.Taze mis kokulu koy dometeslerini, kutur kutur salataliklari, buz gibi karpuzu buyuk bir keyifle indiriyorduk midemize. Heryerde huzur vardi. Buzdolabinda, cekmecelerde, aynali dolapta, yatakta, yastikta. Nereyi acsam huzur, nereye baksam huzur, ne duysam huzur. Kahvalti biter, masa ekipce toplanir, denize inen iner, kalan kalir, uyuyan uyurdu.

Hepimiz sporcu oldugumuz icin sporsuz bir gun gecmesini hic istemezdik, birimiz wind surf, birimiz su kayagi, birimiz basketbol. Plaj kenarinda medeni bir toplum, kendi hallerinde gunlerini geciren emekli insanlar, hemen arkasinda her an karninizi doyurabileceginiz sirin bir lokanta..daha ilerde bakkal, cakkal..Daha ne istiyoruz dimi?

Birde eskiden, coook eskiden tanidigim, butun bu guzellikleri beraber yasadigim, el ele yurudugum, kendimi sonsuz bir guvenle omuzlarina saliverdigim, beni hic sevilmedigim kadar seven, beni hic korunmadigim kadar koruyan, yasantimi kolaylastiran, bir dedigimi iki etmeyen , hayatimdaki butun yukleri bas parmagiyla hoop diye uzerimden alip atan, guclu, sevgi dolu, bagislayan, masmavi bir ruh dolasiyordu etrafimda.

Dokunamiyordum, sadece beni sefkatle oksadigini hissediyordum; konusamiyordum, sadece sevgi sozleri fisildadigini duyuyordum; goremiyordum, sadece beni koruyan ve uzerimden hic ayirmadigi tedirgin bakislarini hissediyordum, uyuyamiyordum, sadece geceleri yatagimda ates gibi yanan vucudumun isisina ve arzusuna direndigini biliyordum.

Dagilmistim, nerede oldugumu ne sormak ne de ogrenmek , herseyin oylecene kalmasini, hic bitmemesini istiyordum. Kimsenin nazari degsin istemiyor, dilimin ucuna kadar gelen sirrimi, hikayemi, hislerimi dalgalara , kayalara anlatiyordum.

Ne kadar mutluydum. Etrafinda dolasan bu HIC beni nasil da ucurmustu goklere…

25. Temmuz cumartesi gunu sabahin besbucugunda mideme giren bir sizi ile uyandim.

Dogru en yukseklere , Bodrum Gunesi'nin bana gunaydin diyerek simsicak kucaklamasini hissetmek uzere, onu karsilamaya gittim. Sarilmadi bana o gun, isitmadi beni. Teselliyi mavi denizimde alirim o zaman diye simarik bir cocuk gibi biraktim kendimi yokus asagiya. 80 kiloyu gum diye attim denize. Derinlikler cekmek istedi beni. Direndim. Bende o zaman oksijenimi cekerim dedim. Kus kus oturdum sezlonguma. Derin bir nefes aldim, o da kalbimi acitti. Goklere ucmak istedim, HIC' imi istedim, gelmedi. Nasil da direniyordum dunyaya gecis yapmamak icin. Kuculmustum. Kulaklarimda ki muzik hizlanmis, gozumde dunyevi hayattan kopuk kopuk resimler canlanmisti. Gercekler butun kollariyla heryerimi sarmaya baslamisti bile. Elimdeki " Olumun Otesi " adli kitabin besinci sayfasindaydim ki, cep telefonum caldi.

Annem bitkin bir sesle, " nilgun, babani kaybettik " dedi. Muzik durdu. Filim bitti. Cit cikmiyordu. Gozlerim karardi. Yuku tasiyamiyordum. Coktum. Tek hissettigim aciydi.

Ozluyorum seni baba. Cok ozluyorum hemde. Isik olup yukseldigini, yukarida huzur dolu oldugunu hissediyorum. Ama yinede bana uzulme kizim, sakin aglama guzel kizim, diyen sozlerini, masmavi bakislarini ariyorum. Bana son kez sarilmak , buz gibi vucudunu isitmami ve dudaklarimdan seni seviyorum babacigimi duymak istedigini ve son sozunun kizim nerde oldugunu da biliyorum.

Yetisemedim sana.

Evet sevgili arkadaslar, uzun zaman yazamadim sizlere bu olaydan sonra. Yara her gecen gun iyilesir, acim azalir diye dusunurken, ruhuma verecegi tarifi zor hasari hic aklima getirmemistim. Sevenlerini kaybedenler kulubune beni de alabilirsiniz artik..

Sevgilerle

nilgun
ntuncay@turkiye.net

20 Aralik 1998

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net

n n

onceki.gif (4429 bytes)