BEYAZ GÖMLEKLI MELEKLER

Muzik: Mozart


Cocuklar, saat valla sabahin ucu;.." To be or not to be " der gibi bogusuyorum kendimle. Yazmaliyim. Ama hemde yatmaliyim. Yarin sabah erkenden beyaz gomlekli meleklerle bogusmak icin top fit olmaliyim. Anliyormusunuz kimden bahsediyorum ?

Babam cerrah, kocam cerrah , ama ben yinede onlardan bahsedecegim. Evet, tabii, dogru. Insanlarin hayatini kurtarmasina kurtariyorlar, kirik cikiklari hallediyorlar, yaralari sarip dikiyorlar..ama be kardesim ne dil dokuyor insan yahu?

Ne kadar zor agizlarindan laf almak. Bittim, yoruldum, terledim, her turlu yolu denedim, ama su Capa'daki doktorlarla bir turlu anlasamadim.

Anlatacagim canim meraklanmayin, once sizleri yine kendi tarzimda yavas yavas isitmak istiyorum. Evet. Oturdunuz mu ekranin karsisina ? Hah tamam, bakin perde aciliyor iste. Bu sefer ki filim biraz uzun olacak. Vaktiniz varsa okuyun, yoksa baska zaman okursunuz. Pisssssst basliyor. Hisirdamayin.

9 mart Pazar. Saat 11.00. Zirrrrrr telefon. " Nilgun, baban banyoda dustu. Kalkamiyor. Kos gel hemen " Derhal abimede haber veriyorum. Evler arasindaki mesafe 5 dakika. Annemdeyim. Manzara dehset verici. Yerde , taslarin uzerinde babam yuzu kana bulanmis sekilde yatiyor. 85 yasinda. Kulaklari agir isitir.

" Bacagim, bacagim " diyor, sag bacagini tutuyor, baska bir soz cikmiyor agzindan. Kaldirmaya calisiyorum. Olmuyor. Abim geliyor. Beraber yataga kaldiriyoruz. " Eyvah Nilgun " diyor " eger yine kalca kirigi ise mahfolduk. " Neyse, bekliyoruz. Cok agrisi var. Alni yarilmis. Dikis gerekiyor. Saga sola kosusturuyoruz, bir doktor, bir eczaci falan aramak icin...nafile. Yok. Karar veriyoruz, ambulans cagirip Capa'ya goturelim. Rontgen cekilsin. Sol bacagina da Capa'da kalca protezi yapilmisti.

Tatuuu tatuuuambulans geliyor. Apartmanda 30 tane kafa goruyorum. Ambulansin soforu "beni takip et " diyor. Ne takipdi be...muthis birseydi. Adam 170 km ile gidiyor ve bana arkamdan gel demis, aman tanrim, ne zor isti..Yaptim gerci, kuyrugu gibiydim.

Yer Capa. Ortopedinin acili. Rontgen cekiliyor veeeee evet , kalca kirigi, sag kalcasida gitmis. Ameliyat, protez vesaire vesaire..Erkek musademe odasina atiyorlar babami. 85 yasinda, Turkiye'ye 30 sene hizmet vermis emekli bir operator doktor. Umrundami hademenin, hemsirenin. Pohh, diyordur icinden, ben parami alirim, isimi yaparim.

Evet peoples, cok yaklastim. Geliyorum. Sira geliyor bizim meshur meleklere...

Dr. Melek Beyaz. O beyaz giysisi olmasa valla ayirt edemiyecegim hademe mi, hasta bakici mi.?Genc bir doktor. Asistan oldugu belli. Ustu basi bakimsiz. Rutin bir sekilde muayene ediyor babami. " Yatacak, yarin yatak bosalirsa ust kata alacagiz ve sonrada ameliyat olacak. Bu gece burada kalmasi lazim. "

Gozlerim kurbaga gozu gibi disari firlamis sekilde...." ama burada nasil birakabilirim bu yasli insani.."diyorum. Cevap yok. " Peki doktor bey ne zaman yukari cikar? " " "Bilmiyorum. Yatak bosalinca. " " Ne zaman bosalir? " " Bilmiyorum, hem ne olur sanki bosalmasa, burada 10 gun kalan cok insan oldu? " Yasadilar mi? " diyor soruyorum ironik bir sekilde..Cevap yok. Abime neden Capa'ya geldik diyorum. " Burada cok iyi ameliyat yapan doktorlar var. Cok ileri tip burada " diyor.

Koridorda bir kasinti hava esiyor. Bir kosusturma, bir isguzarlik ki anlatamam sizlere..Gereken ilaclari hemen temin ediyoruz. Nedir bilin bakalim gereken ilaclar. Voltaren ve Novalgine. Ama inanirmisiniz her gelen hastaya. Iki tanede serum. Pat hemen serum takiliyor. Bedeli aninda 3,5 milyon. Hasta yakini panikten zaten ne dersen alici..

Aslinda cocuklar hikayem cok uzun. Valla cok uzun billa cok uzun. Hemen bitirirsem hic birsey anlamazsiniz. Devam ediyorum tamam mi? Ufleyip, puflemeyin. Okuyun ne olur..lutfen okuyun. Insanlarimizin hayvandan beter bir sekilde tedavi edilislerini, gordukleri muameleleri, cektikleri cileleri, izdiraplari, Turkiye'nin, Capa gibi bir hastanenin icler acisi, goz yasi dokturucu durumunu okuyun. Beni yanliz birakmayin bu duygularimla..paylasin benimle hadi..Birkac satir yazin sizde, faks cekin.

Alnindaki yarayi dikiyorlar. Bir bakici tutuyoruz. Geceligine 3 milyon istiyor. Elimiz mahkum " peki " diyoruz. Gozu ciksin paranin o anda. Pis bir battaniye atiyor hademe babamin ustune. Yooo yooo, hademe deyip gecmeyin sakin. O doktordan daha cok bilgili, senden benden daha akilli...Ona soracaksin herseyi, herseyden o sorumlu. Isminin anlamini hic bir zaman kavramamis. Haaa, unutmadan yazayim. Bu hastanede " siz " diye bir kelime yok haa. " Emir ve sen kelimesi var. Soyle mesela: " Git, bekle, otur, getir, yaptir.."

Babam kaliyor orada. Oda urin kokuyor. Duvarda 4 tane karafatma goruyorum. Panik halde bir saga bir sola kosusturuyorlar. Igrenc manzara, bulanti verici. Kendimden nefret ediyorum babacigimi burada birakiyorum diye.

Ertesi sabah. 10 mart Pazartesi. Babam olu gibi yatiyor. Hemen Dr. Melek Beyaz' in odaya benzer yerine gidiyorum. " Yukarida oda bosalmadi. Burada kalacak. Ne zaman bosalir hic belli degil." Deliye donuyorum. Olamaz boyle bir sey. Saat 12.00. Ne yapmaliyim ben simdi, baska hastaneye? Hayir, burasi operator yonunden, teknik acidan en ilerlemisi..

" Doktor Bey diyorum, biraz konusabilirmiyiz? " Odana git, beni bekle , ben gelirim " diyor. Suklum puklum donuyorum odaya. Beynim durmadan calisiyor. Ne yapsamda, nasil yapsamda...Bekle bekle, ne gelen var ne giden. Tekrar ayni sorular, tekrar ayni cevap. Kafamin tasi atiyor. " Siz bana emir veremessiniz ve lutfen benimle sen diye konusmayin " diyorum. " Ozur diliyor. O anda dinggg ediyor benim ampul. Acaba? Acaba bu insanlara kopek muamelesi ( ...kopekleri cok sevdigimden, o bilinen muameleyi hic ama hic yapamam) mi yapmak lazim? Sonucda yukarida bos yatak yok. Olmuyor . Almiyorlar. Lutfen diyorum, lutfen, babam cok yasli, burada dayanamaz. Ustelik sizin agabeyiniz, meslektasiniz...Bu ozel bir durum. Hergun boyle vakkalar olmuyor. Lutfen sizden rica ediyorum. Bir oncelik taniyin.

Turkiye'de her deligi acan, herseyi cozumleyen, milleti dejenere eden bir sey vardir. Hepimiz biliriz bunu. BayTorpil. Evet hatirladiniz mi o kelimeyi? Nasil? Akliniza birden bire bin tane olay geldi dimi? Ders gecemeyen cocuklarin yardimcisi, imzalanmayan evraklarin babasi, acilmayan kapilarin anahtari,olmazi olur yapan, vicik vicik bir sistem..Torpil..Kusura bakmayin, bende ona muracaat etmek zorunda kaldim. Ama hic merak etmeyin, demek ki o kadar kuvvetli degilmis. Yine cok durust yoldan hallettik derdimizi.Devam ediyorum.

Hadi buyrun . Saga sola telefonlar basladi. Falanca falancayi aradi. Allahtan cep telefonum vardi yanimda. Bir suru telefonlar. Yok. Olmuyor. Bos yatak yok. Bu arada annem " biz neden ortopedinin sefine haber vermiyoruz " diyerek, direk yoldan babamin yatmasi gereken bolumu ariyor ve o bolumun sefini baglatiyor. Doc.Dr. Mehmet Demirhan. Kendisi annemle son derece saygili konusuyor ve " hanimefendi benim bunlardan hic haberim yok. Elimden gelen herseyi yapmaya calisacagim. " diyor ve yarim saat sonra sokaktan daha pis yerde, yani acilde bir telas basliyor. Tum islemler ve babamin odaya alinmasi 10 dakika suruyor. Bir sihirli degnek pat diye bos bir yatak yapiyor.

" Bir adim daha ilerledik " diyorum icimden ve bende babamla beraber odaya cikiyorum. Oda uc kisilik. Bir yatak bos. Hosgeldiniz diyor hastalar. Sorular, sorular...Simdi ikinci adimi atmak uzere kafami toparlamaya calisiyorum. Agrisi cok. Hemen ameliyat olmasi lazim. Dayanamaz yoksa. Hic birsey yemiyor. Serum var kolunda. Sira bana geliyor. Mehmet Bey'in odasina gidip kendisiyle konusuyorum. Kibar bir insan. " Ancak persembe gunu ameliyat edebiliriz " diyor. Birsey soyleyemiyorum. Neden israr etmedim neden durumu daha acik anlatamadim? Bu isi kocama birakiyorum, doktorun telefonunu veriyorum. Iki cerrahin konusmasina birakiyorum. Aradan bir saat geciyor. Ses seda yok.

Saat 18.00. Eve donmek uzere hazirlanirken bir asistan giriyor iceriye. " Demirhan Bey babanizi yarin ameliyata aliyor. Lutfen tum gereken malzemeleri alin. Yarin ameliyat edecegiz. Almanya'dan bir telefon gelmis. Ozel bir durum. " Ohhh diyorum, oldu. Demek bir cerrah diger cerraha durumun vahim oldugunu anlatmis. Digeride anlamis. Ikinci adimda atildi. Neyse arkadaslar babam sali gunu ameliyat oluyor.

Ben bazen cok safim galiba. Doktor gelecek diyorum, bana kendini tanitacak, ameliyat hakkinda bilgi verecek, takriben kac saat surecek anlatacak, risikolarini bildirecek, kabul ettigime dair kagit imzalatacak...Ooooo yahu Nilgun, sen Turkiye'desin. Neler bekliyorsun Allasen? Sali sabahi heyecanla geldim hastaneye. Saat sabahin 7 sinde ordaydim. Ogleden sonra iki de babami aldilar. Ikibucuk saat surdu. Bunlari ancak hersey bittikten sonra ogrendim.

Hemsirenin agzindan cikan kelimeler sanki altin arkadaslar. Bir soru soramiyorsun. Cevabi bir tukuruk gibi ucuyor havada. Suratsiz hepsi. Gulmek en zor is onlar icin. Damara bir takim igneler yapiyor, soruyorum; cevap yok. Yahu kardesim nedir yaptigin? Nicin soylemiyorsun bana? Belki bir alerjisi var...Hart hurt hart hurt...dovecekler insani. Yine saftorik bir sekilde doktoru bekliyorum. Gelsin, gecmis olsun desin, birseyler soylesin diye yahu, iyi gecti, kotu gecti, sunu yapsin, sunu yapmasin....cok sey mi istiyorum ?

Babam derin uykudayken ufak bir teftise cikiyorum. Ben hakkimi kopara kopara alirken, suskun puskun oturan hastalara goz atiyorum. 16 yasinda bir cocuk. Kalcadan amputasyon yapilmis. 28 yasinda bir genc sevdigi kizi kacirmis ve kizin amcasindan bacagina 5 kursun yemis. Ayak Einstein'in deneyleri gibi..Salonda bir telefon var. Devamli zir zir caliyor. Bazen aciyorlar, bazen acik birakiyorlar. Hademeler devamli bagirarak emirler yagdiriyor. Disari cikma be kardesim, kapat su kapiyi...Odalar havasiz. Yatak carsaflari kanli, pis. Zaten carsaf falan vermiyorlar ki, herkes kendisi getiriyor.

Birde evrak kosusturmasi.Bir ilac aliyorsun, faturayi - eger bulabilirsen o doktoru arkasindan tin tin tin kosarak - imzalatiyorsun, sonra onaylatiyorsun..Bir binadan oteki binaya kosusturuyorsun. Kim kime tum tuma derler ya..aynen. Sekreterler isini zorlastiriyor. Kendi aralarinda kikir kirkir, ama senin isini yaparken kaslar catiliyor. Ciddi muessese...

Yemek vakti. Babamin corba icmesi lazim. Yemegi dagitan hademeden " bana yanliz etsuyu verirmisiniz lutfen, baska bir sey istemem " diyorum. Yarim kepce dokuyor. Birazdaha diyorum. Vermiyor. Kendi elimle almaya kalkiyorum, elimden kepceyi cekiyor. Yere dokuluyor. Tekrar deniyorum. Yine ayni sey. Var gucumle bagirarak bas hemsireyi cagiriyorum. O anda 3 hemsire birden geliyor yanima. Sinir krizi gecirerek anlatiyorum. Hemsire korkmus zaten benden, veriyor. Nazi kampimi kardesim burasi ya..

Visitede doktora bir mahsuru yoksa babami cikarmak istedigimi soyluyorum Cuma cikabilir diyor. Cok seviniyorum. Evde daha iyi bakacagim yuzde yuz bir gercek. Odada bir yatak bosaliyor. Yerine genc bir tip talebesi beyaz gomlegiyle geliyor.Omuzundan ameliyat olacakmis. Acil falan degil. Hayret ediyorum. Gece yatiyor, ertesi gunu ameliyat.Ama o asagida, babamin kaldigi yerde 3 tane acil bekleyen insan var. Biliyorum artik onlara neler soylendigini. Sizlerde biliyorsunuz...

Babamin taburcu olmasini beklerken okudugum kitapdaki bir kac cumle bana tekrar enerji veriyor. Diyor ki " Yasayabildiginiz her seyi yasayin, bunu yapmamak buyuk bir hatadir. Hayatinizi yasadiginiz surece, ne yaptiginiz onemli degil. Bunu yapamazsaniz baska ne yapabilirsiniz ki? Sunu hic unutmayin, kaybedilen bir an asla geri gelmez. Dogru zaman yasama sansiniz olan her andir. ...Yasayin!"

Cuma. Ambulans geliyor. Bay bay Capa...bay bay beyaz gomlekli melekler..Allahim beni, bizi sizin elinize bir daha hic dusurmesin. E5 otoyolundayim, hava nefis. Gunes tum sizilarimi aliyor ve beni zafer kazanmis bir insan gibi aydinlatiyor. Mozart dinliyorum, Violinkonzerte no. 3&4&5 ....

Kimseye haksizlik etmek istemem, bunlar dusunce bile olsa, hayir. Belki bizim insanimiz bundan anliyor diyeceksiniz, belki hemsireler, doktorlar, bizim halkimiza laf anlatmaktan bikmis diyeceksiniz, belki aldiklari paraya bak Nil, kim calisir diyeceksiniz...Yok yok kabul etmiyorum. Zaten hukumetten devamli samar yiyorlar, zaten fakirlikten ac susuz geziyorlar, birde hastalik yakaliyor onlari. Sonra hastane sefaleti..Hadi ben akademik bir insanim, ya onlar? Okuma yazma bilmeyen , kendilerini hastane personeline birakan garibanlar ? Odada yatan cocuk bir gun boyunca pansuman yapilsin diye bekledi. Annesi en sonunda gidip doktora sordu. Cevap : "Cok konusmayin, atarim sizi hastaneden..." Bana rica ettiler, ben gidip konustum tekrar.

Madem butun bunlara dayanamiyorlar, yapmasinlar doktorluk, hemsirelik. Insan hayati bu, insanin en aciz kaldigi zaman bu, paranin degeri olmadigi zaman bu. O anda hasta sevgi bekliyor, ilgi bekliyor, anlayis bekliyor, aciklama bekliyor. Ben demiyorum ki doktor gelsin saatlerini hastanin yaninda gecirsin, ama hepiniz bilirsiniz Avrupa'da , Amerika'da bu isler nasil. Evet tabii, neremiz ilerlemis ki, bu yonumuz eksik kalmis.

Iste bende bu yuzden bu konuya deginmek istedim. Kafadan uydurmadim, yasadim ve yine sizlere aynen aktarmaya calistim. Paylasmak istedim. Bugun benim babam, yarin sizlerin annesi, baska bir gun bir yakininiz..

Ne kaybederler biraz guler yuz gosterseler, neleri eksilir biraz konussalar, yol gosterseler, bas bas bagirmak yerine tatli dille , sabirla anlatsalar ? Turkiye'de insanlik oldu mu? Yardimlasma oldu mu? Hasta hastaya yardim ediyor, bir hastanin refakatcisi diger hastaya da yardim ediyor. Ama bir vazifeli hemsire asla. Pofur pofur hepsi. Doktorlar ise beyaz gomlekleri icerisinde birer dev sanki.

Belki bu satirlari okuyan doktor arkadaslar vardir icinizde..Bana dusuncelerinizi yazarmisiniz, cok sevinirim.

Babam gayet iyi. Yuruyor yavas yavas. Benimde hayatim tekrar normale dondu. Gecti gitti. Ihtiyarlik cok zor. Biliyorsunuz dimi? O yuzden ........Yasayin ! Kendiniz olun! Eglenin! Sevin...Olum bize bu kadar yakin ve hayatta bir o kadar kisa.


© COPYRIGHT 1997, TURKIYE NET (www.turkiye.net)



Nilgün'e mesaj...

Nilgün'ün bu kösede daha önce yayinlanmis yazilari...