logo3.gif (29714 bytes)

 

n n

THE BLUES BROTHERS

blues1.jpg (6599 bytes) Istanbul kultur kokuyor aylardir. Gecen yazimda da bahsetmistim. Acik Hava, Aya Irini, Esma Sultan dolup tasiyor.

Gelin size bundan iki gun Cemil Topuzlu Acikhava Tiyatrosu'nda seyrettigim muhtesem konseri ve takim elbiseye sak diye oturan kravat misali konsere yakisan seyirciden bahsedeyim.

Saat 21:15 . Kapi da iceriye giremeyen herhalde 1000 kisi daha var. Butun biletler satilmis. Igne atsaniz …duser, ama bir kalem atsaniz insanlarin omuzlarina takilir.

Isiklar yaniyor. Turkiye'ye ilk defa gelen the Blues Brothers Jazz Band' in herseyi hazir gibi podyumda. Seyirci cok heyecanli, gorevliler bir oraya bir buraya kosusturuyor. Nerden baksaniz 6000 kisi var iceride.

6000 piril piril insan. Avrupa'da bulamayacaginiz kadar saygili, neseli, hos gorulu, zevkli, guler yuzlu, fedakar (cocuklarini da getirmis ana - babalar) ve jazz dan anlayan kadin erkek 6000 kisi. O cok sevdigim insan ugultusunu, sahneye cikan sunucu boluyor. Iyi aksamlar Istanbul diyor Turkce ve Ingilizce devam ediyor. Huzurlarinizda the Original Blues Brother's Jazz Band veeeee meshur giris muzikleriyle basliyor konser.

Harika caliyorlar ve herkes alkislarla eslik ediyor. Bes dakika sonra sahneye Tommy McDonnell geliyor. Tipik kiyafetini giymis. Siyah takim elbise, siyah sapka ve siyah gozlugu.

Bundan daha onceki geceler burada Temtations, Gilberto Gil ve George Benson'u seyrettim. Seyirciler cok hareketli olmasina ragmen konserleri oturararak izledi. Fakat bu konserde olaganustu bir atmosfer yasadim. Butun herkes ayaktaydi, dans ediyor , tempo tutuyor ve beraber soyluyordu.

Ilk cevirdikleri filmin unutulmayan muzigi " Sweet home Chigago " calmaya baslayinca, bende kendimi havalarda hissettim. Hele ara sira Chigago yerine Istanbul deyince Turk damarim sahlandi. O gece tabii ki herkes siyah gozlukleriyle gelmeliydi buraya. Unutanlar arasinda bende vardim, ama gencler unutmamisti. Birden sahnede " All Blues Brothers, please come to the stage…" cagrisina dayanamayan 2-3 genci gordum. Siyah gozlukler, takim siyah elbise ve ritmik danslariyla nese saciyorlardi.

blues2.jpg (4302 bytes)

Mc Donell bizlerle sahane bir diolog kurmustu. Cok sempatik, alcak gonullu ve samimi hareketler yapiyordu. Costukta cosuyorduk. Bir ara sahneden indi ve aramiza geldi. Uzun bir lokomotif yapti. Cuf cuf on taraflarda bir tur atti ve sahneye artik efsane olmus sarkici Eddie Floyd ' u cagirdi. Floyd hem filmin muziginden, hemde " Soul Man " ve " Knock On Wood " gibi sarkilari calarken beni 18 yasima goturdu.

Floyd sahne kenarinda gorevli olarak dans eden bir genc kizi iki kere sahneye aldi. Ikinci kere cagirdiginda genc kiza engel olmak isteyen polise hasin hasin bir bakis atti ki, kiz bir kanguru gibi hoplaya ziplaya Floyd'un gorkemli atmosferinin icinde buluverdi kendini.

Arkadaslar, bunlar gercek sanatkar bence. Samimi ve icten hareketleriyle seyirci ile bir olabilen humanist insan bunlar. Gurubun saksofonisti aradan sonra sahneye ay yildizli bir tisortle cikti. Buyrun iste..Ne derseniz deyin, kolay degil bu jesti yapmak. Alkis yagmuruna tutulunca, gulerek sunlari soylemeye calisiyordu.

Sizler de muhtesem seyircisiniz . Istanbul cok guzel bir yer. Dogrusu bu kadar ilgi ve sevgi beklemiyordum. Sizi seviyorum.

Tabii ki cok hoslaniyorum boyle haberlerden. Tekrar gururlaniyor, bir tavus kusu gibi kabariyorum Istanbul'da yasadigim icin. Konserler devam ediyor. Tito Puento geliyor, Stewie Winwood var sirada, tabii ya .

Uluslararasi Istanbul Caz Festivalini dort dortluk organize eden herkese tebrikler, saygilar ve sevgiler.

This is voice of Istanbul, I'm nilgun tuncay….

15 Temmuz 1998

ntuncay@turkiye.net

 

n n

onceki.gif (4429 bytes)