/nil/images/kedinil2.jpg (5939 bytes)

Jewels
of the
Nil

TAKILIN BANA

Muzik: Nuket Duru Nostalji

Nasilsiniz bugun ? Isler, cocuklar, yemek, alisveris, aksam davetleri…ve geciyor iste gunler.

Biraz bana takilin. Sizinle gecmise bir yolculuk yapalim. Olsun, yapalim iste, hem biraz yuzumuze tebessum gelir, hem hafizamiza biraz jimnastik yaptirmis oluruz.

Turkiye'de televizyon diye bir sey yokdu o zamanlar. Annemler belki bir gun gelir dusuncesiyle Almanya'dan bir TV almislardi. Icki dolabi gibi bir seydi. Uzerinde anahtari vardi. Abimle ben hergun caktirmadan anahtari cevirir , gobekli camin icine kadar girer, acaba icinden cinler mi periler mi cikacak diye heyecanla beklerdik. Bir gun bir haber geldi. TRT TV yayini yapacakmis diye. Hangi gun oldugu haftalar once saptandi ve biz mahalledeki butun arkadaslarimizi eve cagirdik. Tabii annemlerde. Evde adeta parti vardi. Evet, TRT yayina basladi. Ilk yayini Almanca Dil Dersi…Halen hayatta olan bir Alman (Dunya Reiter olabilir..) atiyla geliyor ve bizlere Almanca ogretiyordu. Biz zaten biliyoruz diye kestirip atardik abimle. Bir saat surerdi bu yayin, sonra " Televizyonunuzu kapatmayi unutmayiniz" diye bir yazi ve ince tiz duduk sesiyle birlikte resmini tarif edemiyecegim garip yuvarlak sekil. Hmmm kac yasindaydim o zamanlar bakiiim, galiba 12 falan..Ne kadar da gerilerden basladim yazmaya?

Etiler'de otururduk. In cin top oynardi, gece kurtlar inerdi. Iki tane otobus kalkardi. Birisi 58 Etiler-Karakoy, digeri 59 Etiler-Taksim. Halen ruyamda gorurum o otobusleri. Herkes begendigi insani gorebilmek icin heyecanla duraklara bakar, aaa bugun gelmedi der, gizli askini icine gomer ve yoluna devam ederdi. Cok zevkliydi…Okula gitmek degil, o otobuste olmak, arkadaslari gormek ve donuste ise zincirini koparmis bir kole gibi serbest olmanin verdigi enerjiyle otobusun altini ustune getirmek. Hatirlarmisiniz paso diye bir sey vardi. Sari 50 kuruslar. Cok ozen gosterirdim pasomun yirtik pirtik olmamasina. Otobus dedimde birden aklima kotu anilar da geldi. Tiklim tiklim oldugunda kizlar iyi bilir, koca koca adamlar elleriyle nasil kistirirlardi bizi. Ayy bir kabus! One gitsen yer vermezler, saga sola kipirdayamassin, adamda sana yapistikca yapisir, bir tarafini dayardi. Benim okulum da Karakoy,Yuksek Kaldirim tarfindaydi. Saint Benoit Lisesinin onunden taaa Avusturya Kiz Lisesine yururduk.

O merdivenlerde kizlarin yasadigi hororda korkunctu. Sabahin korunde Clark Gabel, Fred Astaire gibi giyinmis, sapkali, uzun pardesulu garip adamlar gelirdi. Merdiven baslarinda beklerler tam biz yanlarindan gecerken fotoraf makinesinin resim cekme hiziyla tak tak pardesulerini acip kaparlardi. Guluyorum simdi tabii, ama cirilciplakti hepsi. Pardusuyle pantolan bir dikilmisti, disaridan kimse bir sey anlamazdi. Cigliklar, Nilgun kac geliyor sesleri hala kulagimda…

Nasil eglenirdik biz ? Hic simdiki zaman gibi degil.

En buyuk ozgurlugumuz Cumartesi gunleri Club 33, Hydromel, Skoc, Humty Dumty gibi diskoteklerin matinelerine gitmekti. Ne zevk alirdim arkadaslar. Cumartesi okul saat birde biter, haydii Istiklal Marsi torenine..Zaten sonunu hic bir zaman soylemeden, herkesin arasindan siyrilip firlardim disari. Uniformamin icine giyerdim diskoteklik elbiselerimi. Mini mini bir etek, diz kapagimin uzerinde corap cizmeler, kut burunlu ayakkabilar, dar bir kazak ve Nefertiti'nin kolyesi. Makyaj yok. Cikista kendimi tuvalete atar ve hemen ustumu degisirdim. Saat 14.30 Club 33 kapisinda bulusacaktik. Malum bilirsiniz…cikmak kelimesini. Kiminle cikiyorsun? Sunla bunla, ayyy o senden faydalanmak istiyor kizim…Cengiz calardi 33 de. Coook iyi muzik yapardi. Saat 18.30 a kadar atlar gibi tepinir, Pata Pata, War, Honky Tonky Woman, Sex machine' le o metal pisti cokertir, Marc Arjan, Tom Jones'la aglasir donerdik evimize..Daha neler yazabilirim…

Aksam evde anamizin babamizin gitmesi bekler, sarilirdik telefonlara..o sunu dedi, bu elimi tuttu, ben artik onunla cikmiyorum…Evet telefon dedim aklima sey geldi. Ne zordu degil mi yurt disiyla konusmak? Once bir numara aranir, gorusmek istedigin numara soylenir, acil mi, normal mi, yildirim mi secilir ve baslanirdi beklemeye…Sessizlikten sonra bir ciglik..bagliyorlar kosun…

Aaaa, birde meshur Adliye vardi dostlarim, burada yasayanlar cok iyi bilirler. Yengen, Pizza Pino, Divan Pub, Swiss Pup ..Karsida oturanlarinda Fenerbahce'si, Moda'si, Kalamis'i

Adliye'ye gitmek icin araba lazimdi. Onu bulmak icin ehliyetli birisi aranirdi. Valla sirf o yuzden ehliyetli ve arabali erkeklere itibar coktu. Caarrrt diye cekerdin arabani Adliye'ye. Bogaz gozunun onunde, ama bakan kim. Sagda kim var, arabasi ne marka, tanisalim mi? Caylar gelir, hemen titreyen ellerle birer sigara yakilirdi." Baksana, baksana bize bakiyorlar, cagiralim mi? "

Dusunuyorumda bom bostu yollar falan. Trafik diye bir sey hatirlamiyorum. Beni cok etkileyen bir olay Kennedy'nin vurulmasiydi.

Beyoglu'na hic gitmezdik, sadece antrenman icin ve Inci'de bir profiterol yemek icin giderdim. Korkardik Beyoglu'ndan. Birde Alman Lisesi, Avusturya Lisesi ve Galatasaray Lisesi'nin cikis saatleri cakisirdi, iste o da cok heyecan verirdi. Soooyle suzule suzule promenat yapardik kizlarla.Boyu boyumuza uygun yakisikli yuzler arardik. Maxi modasi vardi. Icimizde kivira kivira kisacik yaptigimiz mini etekler, uzerinde yerlere kadar surunen paltolar. Yakalarimizi kaldirirdik. Yolda, Emek sinamasinin sokaginda ki pub kafeye girmeden duramazdik. Orada music box vardi. Her seferinde Crayz Horses'I dinlerdim. Arkasindan Si tu savais combien j'taime, Angie ve Ilhan Irem…Sonra taksime gelir 59'a biner eve donerdim.

 

Yabanci sigara satilmazdi hatirlarsaniz. Sokaklarda , bilhassa Elmadag'da yol kenarlarinda gizli gizli Marlboro, Kent, Dunhill satilirdi. Bluejean almak icin Tophane'ye giderdik yada o zamanin cok modasi olan Marc Aryan gomlegin altina giyilen pacasi 45cm lik kadife pantolonlarimizi terziye diktirtirdik.

Her nedense yazlari daha bir hurduk. Yaz gelince Istanbul adeta bombos olurdu. Kare kare damali 55-56-57-58 model Chevrolet dolmuslar bile yok olurdu. Herkes giderdi bir taraflara..Kimisi Ayvali'ga, kimisi Kumburgaz'a, kimisi adaya..Zaten yazlikdan arkadaslar baska bir grup olurdu. Onun da heyecani tarif edilmez guzellikteydi. Yazlik diskolar unutlmayan asklarin baslangic yerleriydi. Ya o yazlik sinemalari hatirlar misiniz? Filiz Akin, Fikret Hakan, Cuneyt Arkin, Turkan Soray…agla babam agla, bir yandan citir citir bir fare gibi aycekirdegi yer, Uludag gazozu veya Bostay diye birsey icerdik. Yanliz gitmezdik sinamaya, bir buyuk olurdu hep basimizda , ama sinemada yine arkadaslarla otururduk.

Coca Cola 60 kurustu. Kapagi mantarliydi ve kaziyinca icinden bedava yazisi cikardi. O kapaklari biriktirir gider Camlik'ta erkeklerle yilan oyunu oynardim. Bir torbam vardi ici sakir sukur kapak dolu. Oyun diyince…ah ahhh, oyun hastasiydim. Bizim bahcenin garaji toprakdi ve abimle oraya bir miskethane kurmustuk. Giris bir Amerikan misketiydi. Mors, Kaptan, Cizgi oyunlari vardi. Toplu oyunlardan yakar top, istop ve voleybol oynardim. Ne bitmeyen tukenmeyen bir enerjim vardi. Sabahtan aksama kadar bahcenin duvarinda oturur, benimle top oynayacak mahalle cocuklarini kandirmaya calisirdim. 5-6 kisi olunca topumu cikartirdim. En sinir oldugum oyunsa uzun essek ve pantalon yirtmacaydi. Her oyun sonunda pantolum yirtilmis belim incilmis ve aglayarak donerdim eve. Bana " napalim kizim, sende git bebeklerinle oyna " derlerdi. Bir gun benimle bu oyunlari oynayan arkadasimla karsilastim. Kendisi koskoca bir holdingin basinda, patron masasinda oturuyor, gobeginden ceketini ilikleyemez bir halde purosunu iciyordu.

Bunlari okurken sizlerde dalip, bana takilip gitdiniz mi o gunlere? Daha neler vardir kimbilir arkadaslar. Fecri Ebcioglu, Mogollar, Erkin Koray…Mola pastanesi..dolmuslarda ki bozuk paranin durdugu sari bezler, 45 lik plak calan garip bir alet, Gelincik, Harman sigaralari, annemlerin gittigi Club X, Toma'nin yeri..Tarabya'daki balik lokantalari, ilk yapilan Turk arabasi Anadol.

Ne guzel degil mi? Canim gecmise donmek isteyince kuruyorum makinemi ve basliyorum seyretmeye. Hic beklentim yok tabii ki. Ama sorarsaniz eger bana, istermiydin o zamanda yasamak diye, hic dusunmeden evet derdim. En azindan o guzelim Etiler' I tekrar eski haliyle yasayabilmek icin.

Sevgilerle

nilgun

29 Nisan 1998

nsarar@turkiye.net

Önceki Yazilar

© COPYRIGHT 1998, TURKIYE NET (www.turkiye.net)